İnsan Eğitmek Ciddi Bir Husustur

Ece Tuğran 24.08.2016

Eğitim öğretimin değerini bilen ve bilmeyeni karşılaştıralım.

İnsanlar doğduktan itibaren eğitim ve öğrenime ihtiyaç duyar. Günümüzde çocuklar için bu süreç, çalışan anne sayısının artışıyla 2-3 yaşında başlasa da devletin kanununa göre 66 ayını dolduran çocuklar ilkokul birinci sınıfa yazılır. Yaklaşık 6-7 yaşındaki çocuklar kendilerine tamamen yabancı bir ortamda, yabancı insanlarla birlikte öğrenmeye başlar. Bu süreç çocuk alışana kadar birçok açıdan zordur. Zor olduğu kadar çocuğun hayatına hem akademik hem psikolojik açıdan yön veren çok ciddi bir konudur.

İnsan Eğitmek Ciddi Bir Husustur

Bu konu devlet tarafından nasıl algılanır?

Genel olarak eğitim ve öğretim sisteminin düzgün işlemesi için devlet tarafından gerçekleştirilen şu üç madde yeterli görülür:

  1. Okul, öğretmen, kitap gereksiniminin karşılanması
  2. Her sınıfa göre bir müfredat hazırlanması
  3. Eğitim ve öğretim sistemi içindeki birey ve makamları düzen içinde tutması için denetleyiciler atanması

Bu maddeler ilk bakışta eğitim ve öğretim sisteminin düzenlenmesinde yeterli gibi gözüküyor. Fakat eğitimin gelişmişlikle doğru orantılı olduğunu düşünürsek, bu maddeleri yerine getiren tüm ülkeler neden aynı gelişmişlik düzeyinde değil?

İnsan Eğitmek Ciddi Bir Husustur

Bu durumda karşımıza iki seçenek çıkıyor: Ya eğitim ve öğretim sistemi için gereken bu maddelerin uygulamaları aksatılıyor, ya da bu üç madde etkin bir eğitim öğretim sistemi için yeterli değil.

Birinci seçenek için ülkemize bakalım. “Gelişmekte olan ülke” sıfatıyla tanınan Türkiye’nin özellikle doğu bölgelerinde halen eğitim öğretim sistemi oturtulamadı. Okulsuz köylerden, öğretmen atanmayan okullardan ve bu sebeplerden ötürü okula gidemeyip okuma yazma bilmeyen, üniversiteyi hayal bile edemeyen çocuklardan bahsediyorum. Batıdaki durum doğu kadar vahim olmasa da devletin tüm çalışmalarına rağmen eğitim öğretim sistemi devlet tekelinde değil. Özel okulların sayısı günden güne artıyor, bunun yanı sıra dershanelere, özel derslere, etüt merkezlerine yığınla talep var. Hatta görüyorum ki eskiden özellikle sınav dönemindeki lise öğrencileri bu takviyeleri tercih ederken artık her yaştan öğrenci (ilkokul dahil) sadece okula gitmeyi yeterli bulmuyor. Açıkça görülen şu ki, ülkemizin eğitim öğretim sisteminde ciddi sıkıntılar var.

İnsan Eğitmek Ciddi Bir Husustur

İkinci seçeneği irdelemek için karşılaştırmamın ikinci elemanı Finlandiya’yı ele alalım. Finlandiya en yukarıda sıraladığım üç maddeden birincisini eksiksiz uyguluyor, yani devlet öğrencilerin tüm eğitim öğretim masraflarını karşılıyor. Fakat Finlilerin az sonra ayrıntılı olarak bahsedeceğim eğitim sistemlerine baktığımda ikinci ve üçüncü maddenin lafının bile edilmediğini, genel algıya zıt olan çok farklı bir sisteme sahip olduklarını söyleyebilirim.

Bu durum ikinci seçeneğimizi doğruluyor gibi, düzgün ve etkili işleyen bir eğitim öğretim sistemi için üç maddeden fazlasını yapmak gerek.

Takdir edilesi bir eğitim öğretim sistemine sahip Finlandiya'daki bu işleyişten biraz bahsetmek istiyorum.

  • Finlandiya’da özel okul diye bir kavram bulunmuyor, tüm eğitim öğretim sistemi devlete ait. İşin içine para girmeyince malum, okullar arası rekabet de yok, öğrencileri yarıştırma sevdası da yok. Okulların başarı düzeyi birbirine çok yakın, elbette bunun bir sebebi de öğrencilerin başarılarına göre sınıflandırılmaması. Finlilerin eğitim sistemlerinin temeli olan “herkes için eşit imkanlar sağlamak” prensibine uygun olarak, tüm çocuklar zeka seviyeleri ve akademik başarıları ne düzeyde olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.
  • Finlandiya’da öğretmen yetiştiren fakülteler tıp fakültesine denk bir eğitim veriyor. Geleceğin öğretmenleri en az 5-6 yıl eğitim alıyor ve bununla da yetinmiyorlar; neredeyse tüm öğretmenler en az master derecesine sahip.
İnsan Eğitmek Ciddi Bir Husustur
  • Devletin belirlediği bir müfredat elbette var fakat çok basit ve genel bir çerçeve çizmekle yetiniyor. Asıl yetki öğrencilerinin durumuna göre kendi müfredatlarını belirleyen donanımlı öğretmenlerde.
  • Finlandiya’nın eğitim sisteminde herhangi bir denetleme bulunmuyor. Öğretmenler kararlarını kendileri veriyorlar ve bu konuda devletin öğretmenlerine güveni tam.
  • Öğrenciler günde 4 saat ders görüyor. Bu 4 saatin 1 saat 15 dakikasını teneffüs yaparak geçiriyorlar. Ayrıca haftada iki saat seçecekleri mesleki alanla ilgili uygulamalı dersler alıyorlar.
  • Eğitim sistemi, Finlandiyalı çocukların bağımsız yetişmesini destekliyor. Öğrenciler okul hayatlarının ilk altı yılında not diye bir kavramı tanımıyorlar. Hiçbir ülke geneli sınava tabi tutulmuyorlar. Çocuklar okula yürüyerek veya bisikletle kendileri gidip geliyor, ders çalışacakları zamanı kendileri seçiyorlar. Öğrencilere ödev verilmiyor, eğer bir öğrencinin ekstra çalışmaya ihtiyacı varsa öğretmenler bunu bireysel olarak öğrenciyle hallediyor.
İnsan Eğitmek Ciddi Bir Husustur

Finlandiya’ya şöyle bir bakınca ülke olarak eğitim öğretim sistemi algımızda ve uygulamamızda değişmesi gereken çok şey olduğunu düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.