Her Halimizle Güzeliz!

Elif Nas Ünal 25.08.2016

Bize dayatılan tüm vücut güzelliği kalıplarını yıkmaya hazır mısınız?

Medyanın, toplumun ve hatta komşu teyzelerimizin sayesinde herhangi bir konuşmanın içinde “güzellik” kelimesi geçtiğinde hepimizin aklında az çok aynı şeyler canlanıyor. Bir kadının güzel sayılması için öncelikle incecik olması gerekiyor. Küçükken oynadığımız Barbie bebekler, arkadaş ortamlarında farz olan “diyet” muhabbetleri, kadın arkadaşlarımızın neredeyse hepsinin mutlaka “2-3 kilo fazlası” olması, magazin haberlerinde gördüğümüz “selülitli” ünlüler, her yaz öncesi mucizevi bir şekilde ortaya çıkan yepyeni diyet tarifleri, Victoria’s Secret mankenlerinin üflesek uçacak oldukları gerçeği ve bunlar gibi daha milyonlarca örnek… Nasıl bir baskıyla karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız? Neredeyse hiçbirimiz kendimizi gerçekten güzel hissetmiyoruz. Kendimizi sevmiyoruz, vücudumuzun herhangi bir bölgesini sürekli değiştirmeye çalışıyoruz ve bir türlü içinde bulunduğumuz deriyle uyum içerisinde yaşayamıyoruz. Peki, neden? Neden medyanın, toplumun ve “kahrolası” güzellik algısının ardından sürükleniyoruz? Çünkü kendimizi olduğumuz gibi kabul etmekte ve aynaya baktığımızda gördüğümüz bedeni sevmekte zorlanıyoruz.

Zayıf olmak, aslında hiçbir şeyi değiştirmemesine rağmen, herkes için mutlaka ulaşılması gereken bir nokta. Kate Moss’un seneler önce yaptığı “Hiçbir yemek zayıf olmak kadar iyi hissettirmiyor” açıklaması nasıl bir girdabın içerisinde olduğumuzu en iyi şekilde açıklıyor. Yaratılan vücut güzelliği algısı ve zayıflığın bir zorunluluk olduğu düşüncesi, bulimiya ve anoreksiya gibi yeme bozukluklarını her geçen gün artırıyor. Her gün bir başka kadın “kilo mu aldın sen?” sorusunu duyup depresyona giriyor ve kendini bir türlü olduğu gibi kabullenemiyor. Her gün bir başka çocukla okulda “şişko” diye dalga geçiliyor ve bu durum milyonlarca çocuğun psikolojisini uzun yıllar onarılmayacak şekilde bozuyor.

Her Halimizle Güzeliz!

Neyse ki son yıllarda, özellikle Amerika’da vücut güzelliği algısı yavaş yavaş da olsa değişmeye başladı. Gittikçe yayılan ve medyada kendine yer bulmaya başlayan “Body positivity movement” (vücut pozitifliği hareketi) kadınlara “vücudunuzu sevin ve onu olduğu gibi kabul edin” mesajını veriyor. Önceliğin “zayıflamak” olmaması gerektiğinin ve vücut yapısının sağlıklı olmakla hiçbir alakası olmadığının altını çizen hareket, çeşitli kampanyalarla tüm vücut güzelliği ve zayıflık klişelerini teker teker yerle bir ediyor.

Her yıl incecik mankenlerle karşımıza çıkan Sports Illustrated’ın bu yılki bikini özel sayısında ilk defa 46 beden model Ashley Graham kapaktaydı. Kendini vücut aktivisti olarak tanımlayan Graham, vücut güzelliği algısının olumlu yönde değişmesi için birçok farklı kampanyanın içinde bulundu ve farklı vücut yapısına sahip kadınlar için kendi markasını yarattı.

Her Halimizle Güzeliz!

Yoğa eğitmeni Jessamyn Stanley, kendini vücut aktivisti olarak tanımlayan ve vücut güzelliği algısını yıkmak adına birçok insana ilham vermiş başka bir örnek. Öğrencilerine yoga yaparken nasıl göründüklerini değil, nasıl hissettiklerini sormalarını öğütleyen Stanley’nin Instagram sayfasının güzelliğini incelemenizi tavsiye ederim.

Kendimizi "gerçekten" iyi hissetmenin birçok farklı yolu var. Ancak, bunlardan en önemlisi, içinde bulunduğumuz bedeni sevmek ve onu her haliyle ve tüm şekilleriyle kabul etmek. Zayıf olmak zorunda değilsiniz, asla veremediğiniz o 3 kiloyu vermek zorunda değilsiniz ve size “çirkin” olduğunuzu ima eden insanları ciddiye almak zorunda değilsiniz. Kendinizi ve vücudunuzu şu anki haliyle sevin ve insanlardan onay almayı beklemeyin. Unutmayın, güzel olup olmadığınıza karar verebilecek tek insan sizsiniz.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.