“Hayatının Erkeği” Olduğunu Nasıl Anlarsın?

Venüslüler Ekibi 31.05.2018

İlişkinin sürekliliği konusunda nasıl karar verilir ki? “Birbirimizin gözlerine baktık ve birlikte yaşlanacağımızı anladık” mı diyor insanlar?

Şimdiye kadar ilişkiler hakkında yüzlerce yazı okuduk ama “İşte bu adam, benim hayatımın erkeği” dediğimiz an konusunda fazla bilgi yok. Gözlerde bir ışık mı görüyoruz, aynı şeylerden mi hoşlanıyoruz, bizi güldürünce onu sonsuza kadar seveceğimizi mi anlıyoruz? Cidden, nasıl oluyor bu işler? Caroline Donofrio bu soruyu onlarca kişiye sormuş ve aldığı ilginç cevapları A Cup Of Jo’da yayınlamış. Biz bir kısmını paylaşıyoruz, sizin aydınlanma anınızı da yorumlara bekliyoruz.


“Birbirimizin şakalarına güldük.”

İkimiz de yakın zamanda aynı bilim kurgu serisini okumuştuk. Eşim her zaman bu nedenle “O” olduğumu bildiğini söyler. Ben de onun “O” olduğunu biliyordum çünkü kimse beni onun kadar güldürmemişti ve şimdiye kadar hiçbir erkek esprilerime onun kadar gülmemişti. Biz, birbirimiz için mükemmel birer dinleyiciydik.


http://www.somdbride.com/


“Bu bir seçimdi.”

Belki sadece kelime anlamlarıyla ilgili gibi gelecek ama “bilmeyi” unutun. Belki bazı insanlar bunu yaşamıştır ama ben ne zaman “O” olduğunu bildiğimi düşünsem hayal kırıklığına uğradım. İlişki devam etmedi. Eşimdeki fark ise, “O” olduğunu “bilmek” hissiyatının yanı sıra, gerçekten aradığımız ilişkiye sahip olabileceğimizi hissetmemdi. İlişkimizin bize uyum sağlayacağını ve birlikte değişmemize olanak tanıyacağını hissettim. Bence birinin “O” olduğunu bilmek, sevgi konusunda yapılan bir seçimden öte, hayat konusunda yapılan bir seçim.


“Kaçınılmaz olduğunu hissettim.”

Eşimde Çin Mahallesi otobüsünde tanıştım. Normalde tanımadığım insanlarla konuşamayacak kadar utangacım, bu nedenle kulaklıklarımı takmış, yüzümü cam tarafına dönmüş, kucağımda işlerimle, kısacası çevreme bir duvar örmüş şekilde oturuyordum. Ama o yanıma oturdu ve kendimizi yol boyunca konuşurken bulduk. Buna ilk görüşte aşk diyemem; daha çok “tabii yani” veya iyi anlamda kaçınılmazlık gibi tanımlayabilirim. Sadece ilk konuşmamızdan itibaren bu kişinin hayatımda önemli bir rolünün olacağını ve bir bakıma “O” olduğunu hissettim.


“Bir takım olduk.”

Ben, kafanda aniden bir ampulün yandığı o aydınlanma anlarından birini yaşamadım. Biz sadece birlikte olma sürecinden geçip zamanla bir takıma dönüştük: Biz Takımı, Tuhaflar Takımı, Bu Akşam Dışarı Çıkmayıp Evde Film İzleyelim Takımı gibi bir şey. Birlikteliğimizin başlarındaki o saadet dolu zamanda (birbirinizi dünyanın en güzel, kusursuz seks tanrıları gibi gördüğünüz ve tanışmadan önce, ta ki ruh eşiniz size hayatın anlamını açıklayana kadar etrafta zombiler gibi amaçsızca dolaştığınızı düşündüğünüz dönem) harika vakit geçirdik ve bir anda aşık olduğumuzu fark ettik.

Birkaç ay sonra, ilişkinin daha az heyecan verici ama daha rahat evresindeydik ve artık tüm hatalarımıza ve eksikliklerimize rağmen, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışan iki insan olduğumuzu biliyorduk. Başka bir şansımız kalmamıştı. Bir takım olmuştuk ve hayat, birlikte anlam vermeye çalışmamız gereken müthiş, eğlenceli, saçma, korkutucu, kafa karıştırıcı, hüzünlü bir şeye dönüşmüştü.


“Her şeyin daha güzel olmasını sağladı.”

Onunla birlikte olmak, gerçek yaşamdan tatile çıkmışım gibi hissettiriyordu.




“Hiçbir sorum yoktu.”

Önceki ilişkilerimin aksine kafamda, onunla olmak isteyip istemediğim konusunda derinden gelen, rahatsız edici sorular yoktu. Anlaşmazlıklarımız birer ayrılık tehdidi değildi – birlikte devam edeceğimizi düşünüyorduk. Eşimle çıktığımız dönem, cümlenin sonundaki noktayı görmediğim tek zamandı.


“Planlar yaptı.”

Eşimle birlikteliğimizin ilk ayında, Sevgililer Gününden iki hafta önce bana rezervasyon yaptırdığını söyledi. Çok planlı olduğunu ve buna bayıldığımı düşündüm; onunla evleneceğimden kesinlikle emindim.


“Hayatımı onsuz düşünemedim.”

20’li yaşlarımızda, birkaç yıldır birlikteyken, ilişkimize Ross ve Rachel gibi bir ara verip başka insanlarla çıkmayı, dışarıda neler olduğunu keşfetmeyi düşündüm. Sıkıldığımdan değil – tam aksine – sonsuza kadar birlikte olabileceğimiz düşüncesinden biraz korkmaya başlamıştım. Bu konuya daha fazla kafa yordukça, şöyle bir seçim yapabileceğimi gördüm: Bazıları gayet düzgün insanlar olan başkalarıyla çıkıp ona dönebilir ve onun gerçekten “O” olduğunu görebilirdim VEYA, başka insanlarla çıkabilir ve ona bir daha hiç dönemeyebilirdim, çünkü hayatına devam ediyor olurdu. Bu senaryoları düşününce anladım ki, böyle bir riske giremeyecektim. Sadece bunu düşünürken bile gözlerimin dolduğunu fark ettim. Böylece “O” olduğunu anladım. Asla vazgeçemeyeceğim birine sahip olduğumu gördüm.




“Hala bilmiyorum.”

İlişkimin “doğru” olduğunu anladığım anı tanımlayamam çünkü hala bazı günler pek de emin olmadığımı hissediyorum. 8 yıldır beraberiz – 4 kez taşındık, 2 iş değişimi ve bir düğün yaşadık. Buna rağmen, bu konuda bir otorite olduğumu düşünmek bana zor geliyor. Şüphe, benim hayatımın bir parçası. Bu kadar büyük bir şey hakkında kesin bilgiye sahip olabileceğimden emin değilim.

Bunu bir kenara bırakırsak, ben sevginin her zaman bir duygudan ziyade davranış olduğunu düşündüm. İlişkime, her gün birbirimiz için yaptığımız küçük şeyler sayesinde güveniyorum. Mesela dün, gülmeye çok ihtiyaç duyduğum bir anda eşim bana komik bir kedi videosu gönderdi. Bir şekilde, tam da o zamanda gerekli olduğunu bilmişti. Hiçbir zaman fazla romantik bir insan olmadım ama o an bana çok özel geldi.


“En nazik olanı oydu.”

Daha önceden alışmış olduğum çılgınlıklar eşimde yoktu. Nazik biriydi. Mesela, ilişkimizin ilk zamanlarında, kız arkadaşlarım hafta sonunu benim evimde geçireceği için, evime sürükleye sürükleye bir şişme yatak getirmişti. Yaptığı, inanılmaz önemli bir şey değildi ama beni şaşırtmıştı, çünkü daha önceden birlikte olduğum hıyarlar böyle bir şeyi teklif bile etmezdi. O zaman “O” olduğunu anladım.


“İlk görüşte aşktı.”

Bu duyguyu, hissettiğim kesinliği kelimelerle anlatmak zor, çünkü eşime aşık olmamı sağlayan özellikleri düşününce, pek çok kişinin de bu karakteristikleri taşıdığını görüyorum; ama gerçekten, tanıştığımız ilk akşam, onun “O” olduğunu anladım. Sahip olduğu enerji, ondan her yana yayılan pozitif güç, ona aşık olmamı sağladı. Söylediği şeyleri ve benim söylediklerime verdiği cevapları sevdim. Birlikte kolayca gülüyor ve birbirimizi anlıyorduk. Tanıştığımız akşam evlenebilecek olsaydık, bunu hemen o akşam yapardım.




“Her konuda daha iyi hissettim.”

Kısaca anlatmak gerekirse, onunla tanışmamdan kısa süre sonra, hayatımdaki her şey daha iyi oldu. Kendimi onun gözünden görmeye başladım – Daha eğlenceli, daha güzel, daha akıllı hissettim. Onun yanındayken daha iyiydim. Birbirimizin en iyi yönlerini ortaya çıkardık. Hayatımın o anları daha ilginç ve paylaşmaya değer gelmeye başladı. Artık hiçbir şey ürkütücü değildi. Sadece, bu adam yanımda olduğu sürece her şeyin iyi olacağını tüm benliğimle hissediyordum.

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.