Hanlar ve Pasajlarla Beyoğlu - 1

Adil Fide 05.07.2016

Detaylara inerek gezmeyi sevenlerin bir haftada bitiremeyeceği Beyoğlu’nu bölge veya temalara ayırmak elzem. 'Hanlar ve Pasajlar' ise başlamak için iyi bir tercih.

Farklı din ve mezheplerin ibadethaneleri, birçok ülke ve bölgeden restoranlar, kent ve kültür temalı müzeler… Beyoğlu’nu anlamak için takip edilebilecek temaların sadece ilk örnekleri. Semte 19’uncu asrın ikinci yarısından itibaren karakterini veren han ve pasajlar, belki de buradaki birikime nüfuz etmenin öncelikli bir aşamasıdır. Batılı modern hayatın mimari birim ve üslupları geleneksel İstanbul’un karşı yakası Pera’nın bugün Taksim dediğimiz yere doğru genişlediği alanı dönüştürmüş. Bu kent dokusunun arasında gezerken, hem estetiğine şahit olup hem de bu tarihi ve toplumsal birikim üzerine düşünmek mümkün. Eski çağlardan beri var olan kentsel ticari yapıların bu modern versiyonu 1800’lerin ilk yarısında Paris ve Londra başta olmak üzere batı başkentlerinde şekillenmişti. Aynı asrın ikinci yarısında İstanbul’da da örnekleri görünmeye başladı. Burada bahsi geçen Paris’teki orijinal örnekleri arasındaki bir rota ile buradan da başlayabilirsiniz.

Farklı din ve mezheplerin ibadethaneleri, birçok ülke ve bölgeden restoranlar, kent ve kültür temalı müzeler… Beyoğlu’nu anlamak için takip edilebilecek temaların sadece ilk örnekleri. Semte 19’uncu asrın ikinci yarısından itibaren karakterini veren han ve pasajlar, belki de buradaki birikime nüfuz etmenin öncelikli bir aşamasıdır. Batılı modern hayatın mimari birim ve üslupları geleneksel İstanbul’un karşı yakası Pera’nın bugün Taksim dediğimiz yere doğru genişlediği alanı dönüştürmüş. Bu kent dokusunun arasında gezerken, hem estetiğine şahit olup hem de bu tarihi ve toplumsal birikim üzerine düşünmek mümkün. Eski çağlardan beri var olan kentsel ticari yapıların bu modern versiyonu 1800’lerin ilk yarısında Paris ve Londra başta olmak üzere batı başkentlerinde şekillenmişti. Aynı asrın ikinci yarısında İstanbul’da da örnekleri görünmeye başladı. Burada bahsi geçen Paris’teki orijinal örnekleri arasındaki bir rota ile buradan da başlayabilirsiniz.

Taksim Anıtı ve maksemin önünden İstiklal’e girdiğinizde, biri solda Parmakkapı sokaklarının arasında, diğeri az ileride İstiklal Caddesi’nin üzerinde iki han binası gelir. Sırasıyla soldaki Parmakkapı sokaklarını birleştiren geçişli bina Afrika Han, diğeri de Ağa Camii’nin yanındaki Rumeli Han olarak bilinirler. Bu satırların yazıldığı sıralarda geniş çaplı bir restorasyon sürecinde olan bu iki yapı, II. Abdülhamid döneminin çok önemli simalarından biri olan mabeynci Ragıp Paşa tarafından yaptırılmışlar. Madencilikten ilk rakı fabrikasına kadar birçok girişimin sahibi Ragıp Paşa’nın izine İstanbul’un sivil mimarisine merak duyup da rastlamayan yoktur. Beyoğlu’nda yaptırdığı üç binaya da imparatorluğun o sırada hala üzerinde durduğu Rumeli, Afrika ve Anadolu coğrafyalarının ismini vermiştir.

Taksim Anıtı ve maksemin önünden İstiklal’e girdiğinizde, biri solda Parmakkapı sokaklarının arasında, diğeri az ileride İstiklal Caddesi’nin üzerinde iki han binası gelir. Sırasıyla soldaki Parmakkapı sokaklarını birleştiren geçişli bina Afrika Han, diğeri de Ağa Camii’nin yanındaki Rumeli Han olarak bilinirler. Bu satırların yazıldığı sıralarda geniş çaplı bir restorasyon sürecinde olan bu iki yapı, II. Abdülhamid döneminin çok önemli simalarından biri olan mabeynci Ragıp Paşa tarafından yaptırılmışlar. Madencilikten ilk rakı fabrikasına kadar birçok girişimin sahibi Ragıp Paşa’nın izine İstanbul’un sivil mimarisine merak duyup da rastlamayan yoktur. Beyoğlu’nda yaptırdığı üç binaya da imparatorluğun o sırada hala üzerinde durduğu Rumeli, Afrika ve Anadolu coğrafyalarının ismini vermiştir.

Rumeli Han’ın girişinde Osmanlıca, Fransızca (Cité Roumeli) ve Yunanca (Agora Rumelias) ismiyle birlikte kemerin üzerinde açılış tarihi 1312 (1894) olarak geçer. Bodrum, zemin ve çatı dahil sekiz katlı üç bloktan oluşur. Blokların sonları Mahyacı ve Öğüt sokaklara açılır. 1400 metrekare alan üzerine inşa edilmiş yapılarda zemin kat dükkanlardan teşekkül iken, üst katlarda 100 ila 300 metrekarelik dairler mevcutmuş. Ancak son 30 yılında muhtemelen bütün daireler işyeri idi. Yüz yıl önceki kayıtlardan zemin kattaki dükkanların içinde tuhafiye, kuaför, bisikletçi, bakkal, piyano akortçusu (!) olduğu görülebiliyor. Bunların arasından hayatta kalan son dükkan, mevcut otel inşaatı başlamadan önce çıkarılan Rebul Eczanesi idi. “Grand Pharmacie Parisienne” 1895’te Paris’ten İstanbul’a demiryolu inşasında çalışan babasını ziyarete gelen genç bir eczacı, Jean Reboul tarafından açılmış. Artık bina korunurken hafızadan ödün verilen örneklere bir yenisi olarak eklenmiş durumda.

Rumeli Han’ın girişinde Osmanlıca, Fransızca (Cité Roumeli) ve Yunanca (Agora Rumelias) ismiyle birlikte kemerin üzerinde açılış tarihi 1312 (1894) olarak geçer. Bodrum, zemin ve çatı dahil sekiz katlı üç bloktan oluşur. Blokların sonları Mahyacı ve Öğüt sokaklara açılır. 1400 metrekare alan üzerine inşa edilmiş yapılarda zemin kat dükkanlardan teşekkül iken, üst katlarda 100 ila 300 metrekarelik dairler mevcutmuş. Ancak son 30 yılında muhtemelen bütün daireler işyeri idi. Yüz yıl önceki kayıtlardan zemin kattaki dükkanların içinde tuhafiye, kuaför, bisikletçi, bakkal, piyano akortçusu (!) olduğu görülebiliyor. Bunların arasından hayatta kalan son dükkan, mevcut otel inşaatı başlamadan önce çıkarılan Rebul Eczanesi idi. “Grand Pharmacie Parisienne” 1895’te Paris’ten İstanbul’a demiryolu inşasında çalışan babasını ziyarete gelen genç bir eczacı, Jean Reboul tarafından açılmış. Artık bina korunurken hafızadan ödün verilen örneklere bir yenisi olarak eklenmiş durumda.


Üstte ön cephe detayı ve altta binanın uzaktan görüntüsü



Üstte ön cephe detayı ve altta binanın uzaktan görüntüsü


Tekrar açıldığında otel olması beklenen hanın İstiklal üzerindeki ön cephesi enine kesme taş kaplıdır. Bu taraftaki giriş kapısının etrafı barok-rokoko olarak da tanımlanacak şekilde çok süslüdür. Aslında içeriye girerken tavan ve koridorda da devam etmektedir. Çifte iyon başlıklı sütunlar, deniz kabuğu motifleri, dolamalar, yapraklar derken kalabalık bir görüntüsü vardır. Her katta farklı pencere tipi ve cephe boyunca üç adet çıkma vardır. Eskiden bu pencerelerin hepsinin önünde tahta panjurlar mevcutmuş. En soldaki çıkmanın tepesinde kasnaklı bir kubbe var. Zamanında binanın şapeline aitmiş.

Tekrar açıldığında otel olması beklenen hanın İstiklal üzerindeki ön cephesi enine kesme taş kaplıdır. Bu taraftaki giriş kapısının etrafı barok-rokoko olarak da tanımlanacak şekilde çok süslüdür. Aslında içeriye girerken tavan ve koridorda da devam etmektedir. Çifte iyon başlıklı sütunlar, deniz kabuğu motifleri, dolamalar, yapraklar derken kalabalık bir görüntüsü vardır. Her katta farklı pencere tipi ve cephe boyunca üç adet çıkma vardır. Eskiden bu pencerelerin hepsinin önünde tahta panjurlar mevcutmuş. En soldaki çıkmanın tepesinde kasnaklı bir kubbe var. Zamanında binanın şapeline aitmiş.

#citeroumelie #rumelihan #İstiklalCaddesi #istanbul #stairs #marble
Seda Sezgin (@szgnseda1) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#citeroumelie #rumelihan #İstiklalCaddesi #istanbul #stairs #marble
Seda Sezgin (@szgnseda1) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
Parmakkapı sokakların arasındaki Afrika Han geçidinin tam ortasından yukarısının görünümü ve altta Rumeli Han'ın iç detayları olarak merdivenleri ve bir tavan işlemesi
Parmakkapı sokakların arasındaki Afrika Han geçidinin tam ortasından yukarısının görünümü ve altta Rumeli Han'ın iç detayları olarak merdivenleri ve bir tavan işlemesi

İstiklal’den yürürken solda görünen Atlas Pasajı aslında bir pasaj değil! Buradan İngiliz Konsolosuğu'na kadar olan bölge 1870’te yandıktan sonra, Agop Köçeyan isimli bir zatın evi olarak yapılmış. Bugün pasaj olarak kullandığımız kısmı da evin altındaki ahır, yani garaj imiş. 1930’larda geçirdiği dönüşümü takiben sinema, tiyatro ve bar gibi unsurlara yer açılmış. Yolun karşısındaki Halep Pasajı ise Halepli bir tüccar tarafında 1885’te inşa ettirilmiş. Pasajın arkasında uzun süre faaliyet sürdüren sirk ile tanınmış. 1900’lerin başında tiyatroya çevrilen ikinci yapı şehrin hala klasik ve büyük sahnelerinden birisidir. Hemen yandaki Çiçek Pasajı ise aralarında en meşhuru desek yeridir.

İstiklal’den yürürken solda görünen Atlas Pasajı aslında bir pasaj değil! Buradan İngiliz Konsolosuğu'na kadar olan bölge 1870’te yandıktan sonra, Agop Köçeyan isimli bir zatın evi olarak yapılmış. Bugün pasaj olarak kullandığımız kısmı da evin altındaki ahır, yani garaj imiş. 1930’larda geçirdiği dönüşümü takiben sinema, tiyatro ve bar gibi unsurlara yer açılmış. Yolun karşısındaki Halep Pasajı ise Halepli bir tüccar tarafında 1885’te inşa ettirilmiş. Pasajın arkasında uzun süre faaliyet sürdüren sirk ile tanınmış. 1900’lerin başında tiyatroya çevrilen ikinci yapı şehrin hala klasik ve büyük sahnelerinden birisidir. Hemen yandaki Çiçek Pasajı ise aralarında en meşhuru desek yeridir.

#atlaspasajı #kültürveturizm il müdürlüğü salon tavan süslemeleri. #beyoğlu #tezyinat #ornament #istiklalcaddesi
@abdulhamitavsar tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#atlaspasajı #kültürveturizm il müdürlüğü salon tavan süslemeleri. #beyoğlu #tezyinat #ornament #istiklalcaddesi
@abdulhamitavsar tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
Atlas Pasajı'nda tavan. (Kadraj için özür, telefonla bu kadar oldu 😐)
Ceren Balcan (@cerenbalcan) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
Atlas Pasajı'nda tavan. (Kadraj için özür, telefonla bu kadar oldu 😐)
Ceren Balcan (@cerenbalcan) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
Atlas Pasajı'nın tavan süslemeleri ve altta ise Halep Pasajı içerisinde Ses Tiyatrosu
Atlas Pasajı'nın tavan süslemeleri ve altta ise Halep Pasajı içerisinde Ses Tiyatrosu
#istanbul | 🎭 ses 1885 ortaoyuncular tiyatrosu
C a n K. (@rasitcank) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#istanbul | 🎭 ses 1885 ortaoyuncular tiyatrosu
C a n K. (@rasitcank) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

“Çiçek Pasajı” adının, 1917 Rus Devriminden kaçan Rus asilzadelerinin burada sattığı çiçeklerden geldiği söylenir ama burayı anlamak için Naum Tiyatrosu olduğu zamanları hatırlamak gerek. Bugünkü yapı, girişte de belirtildiği üzere 1876’da inşa edilmiştir. Ama ondan önce 1840’lardan beri Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz’in opera izlemeye buraya, Suriyeli Hristiyan bir tüccar olan Michel Naum’un yaptırdığı salona geldiği biliniyor. Özellikle Abdülmecid’in cömertliği, birçok dünya çapında şefin buraya gelmesinde etkili olmuş gibi. Özellikle cumaları, daha çok Müslümanlara yönelik olan içerikler de hazırlanırmış. 1850’de İstanbul’a gelen Gustav Flaubert de bu salonda bir temsil izlemiş. Daha fazla uzatmayalım ama klişe tabiriyle doğu-batı etkileşiminin izlerini sürüyorsanız, hayaleti de buralarda bir yerlerde olmalı.


Çiçek Pasajı (Cité de Pera) ön cephesi ve altta L-biçimli geçitten detay


“Çiçek Pasajı” adının, 1917 Rus Devriminden kaçan Rus asilzadelerinin burada sattığı çiçeklerden geldiği söylenir ama burayı anlamak için Naum Tiyatrosu olduğu zamanları hatırlamak gerek. Bugünkü yapı, girişte de belirtildiği üzere 1876’da inşa edilmiştir. Ama ondan önce 1840’lardan beri Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz’in opera izlemeye buraya, Suriyeli Hristiyan bir tüccar olan Michel Naum’un yaptırdığı salona geldiği biliniyor. Özellikle Abdülmecid’in cömertliği, birçok dünya çapında şefin buraya gelmesinde etkili olmuş gibi. Özellikle cumaları, daha çok Müslümanlara yönelik olan içerikler de hazırlanırmış. 1850’de İstanbul’a gelen Gustav Flaubert de bu salonda bir temsil izlemiş. Daha fazla uzatmayalım ama klişe tabiriyle doğu-batı etkileşiminin izlerini sürüyorsanız, hayaleti de buralarda bir yerlerde olmalı.


Çiçek Pasajı (Cité de Pera) ön cephesi ve altta L-biçimli geçitten detay


5 Haziran 1870 günü büyük bir yangınla bütün muhitle birlikte yanan tiyatronun yerine 1876’da açılan Cité de Pera, 24 dükkan üstüne 18 daireden oluşuyordu. İlk bahsettiğimiz çiçekçiler Cumhuriyet devrinde restoran ve meyhanelerin pasajı doldurmasıyla buradan ayrılmış ama isimleri kalmış. İstiklal üzerindeki giriş dükkanlarından biri olan zamanın meşhur Degüstasyon Lokantası, pasajın içine de sandalyeleri atıp bugüne kadar gelen haline öncülük etmiş. İç taraftaki çıkışın karşısında Avrupa Pasajı'nı göreceksiniz.

Avrupa Pasajı da yine 1870 yangınından sonra tiyatro ve çiçek bahçesinin olduğu alanın bir bölümüne Ermeni Ohing adlı bir işadamı tarafından mimar Pulgher’e yaptırılmış. 56 metrelik bir koridorun iki yanına bir cam-metal çatı bağlanmış binalardan teşekkül etmiştir. Kayıtlar ilk 22 dükkan bulunan pasajın yapımında Malta ve İtalya’dan getirilmiş taşların kullanıldığından bahsediyor. İlk yapıldığında gaz lambaları ile aydınlatılıyormuş. Orijinal halini koruyan ikinci kat cephelerinde plasterler ve önlerinde klasik tipte heykeller bulunan nişler dikkat çeker.


Pasaj içi dükkanlar ve altta niş ve heykellerin arasından tavan

5 Haziran 1870 günü büyük bir yangınla bütün muhitle birlikte yanan tiyatronun yerine 1876’da açılan Cité de Pera, 24 dükkan üstüne 18 daireden oluşuyordu. İlk bahsettiğimiz çiçekçiler Cumhuriyet devrinde restoran ve meyhanelerin pasajı doldurmasıyla buradan ayrılmış ama isimleri kalmış. İstiklal üzerindeki giriş dükkanlarından biri olan zamanın meşhur Degüstasyon Lokantası, pasajın içine de sandalyeleri atıp bugüne kadar gelen haline öncülük etmiş. İç taraftaki çıkışın karşısında Avrupa Pasajı'nı göreceksiniz.

Avrupa Pasajı da yine 1870 yangınından sonra tiyatro ve çiçek bahçesinin olduğu alanın bir bölümüne Ermeni Ohing adlı bir işadamı tarafından mimar Pulgher’e yaptırılmış. 56 metrelik bir koridorun iki yanına bir cam-metal çatı bağlanmış binalardan teşekkül etmiştir. Kayıtlar ilk 22 dükkan bulunan pasajın yapımında Malta ve İtalya’dan getirilmiş taşların kullanıldığından bahsediyor. İlk yapıldığında gaz lambaları ile aydınlatılıyormuş. Orijinal halini koruyan ikinci kat cephelerinde plasterler ve önlerinde klasik tipte heykeller bulunan nişler dikkat çeker.


Pasaj içi dükkanlar ve altta niş ve heykellerin arasından tavan

Buradan ister İstiklal üzerinde devam edin, ister sağdan Meşrutiyet Caddesi'ni tercih edin, her halükarda Hazzopulo Pasajı'na geleceksiniz. Yine bu iki caddeyi birbirine bağlayan geçidin bir üçüncü kapısı da ortadan Rum Ortodoks Kilisesi’ne açılır. 1871’de İstanbullu bir Rum olan M. Hacopulo tarafından açıldığı bilgisi vardır. Diğer büyük gösterişli pasajların aksine mütevazı, neo-klasik üslupta bir girişi vardır. Beş kapılı üç bloktan oluşur. Dükkanların kayıtlarına bakıldığında ekseriyetinin giyimle ilgili olduğu anlaşılıyor. Terziler, kunduralar, manifatura, şapkacı dükkan ve atölyeleri hemen göze çarpıyor. Meşrutiyet tarafına yürürken, soldaki binada geniş daireler varken, sağdaki binada genelde tek odalar mevcuttur. Eskiden otel, pansiyon ya da bekar odaları olarak kullanılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Buranın belki de en büyük tarihi mirası, modern tarihimizde büyük ağırlığı olan Namık Kemal’in İbret Gazetesi’ni çıkardığı bu pasajdan tutuklanarak sürgüne gönderilmesidir.

Buradan ister İstiklal üzerinde devam edin, ister sağdan Meşrutiyet Caddesi'ni tercih edin, her halükarda Hazzopulo Pasajı'na geleceksiniz. Yine bu iki caddeyi birbirine bağlayan geçidin bir üçüncü kapısı da ortadan Rum Ortodoks Kilisesi’ne açılır. 1871’de İstanbullu bir Rum olan M. Hacopulo tarafından açıldığı bilgisi vardır. Diğer büyük gösterişli pasajların aksine mütevazı, neo-klasik üslupta bir girişi vardır. Beş kapılı üç bloktan oluşur. Dükkanların kayıtlarına bakıldığında ekseriyetinin giyimle ilgili olduğu anlaşılıyor. Terziler, kunduralar, manifatura, şapkacı dükkan ve atölyeleri hemen göze çarpıyor. Meşrutiyet tarafına yürürken, soldaki binada geniş daireler varken, sağdaki binada genelde tek odalar mevcuttur. Eskiden otel, pansiyon ya da bekar odaları olarak kullanılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Buranın belki de en büyük tarihi mirası, modern tarihimizde büyük ağırlığı olan Namık Kemal’in İbret Gazetesi’ni çıkardığı bu pasajdan tutuklanarak sürgüne gönderilmesidir.

Beauty... 👒
Hazal Paşa (@hzlps) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
Beauty... 👒
Hazal Paşa (@hzlps) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
Pasajın içinde geçen asırdan bir hatıra olarak şapkacı ve altta geçidin yukarıdan görünümü


Pasajın içinde geçen asırdan bir hatıra olarak şapkacı ve altta geçidin yukarıdan görünümü


1980’lerden beri süren sahiplik davaları sonunda ortaya çıkan yeni varis ile pasajın kaderi de değişebilir. Güncel hayatın merkezindeki Hazzopulo’nun Beyoğlu’nun yeni otel ve AVM dalgasına kapılıp kapılmayacağını bugünlerde görebiliriz. Geçitler arasında orta alanı en genişlerden biri ve üstü açık olduğu için de durup dinlenmek için de en iyi tercih olabilir.

1980’lerden beri süren sahiplik davaları sonunda ortaya çıkan yeni varis ile pasajın kaderi de değişebilir. Güncel hayatın merkezindeki Hazzopulo’nun Beyoğlu’nun yeni otel ve AVM dalgasına kapılıp kapılmayacağını bugünlerde görebiliriz. Geçitler arasında orta alanı en genişlerden biri ve üstü açık olduğu için de durup dinlenmek için de en iyi tercih olabilir.

Hazzopulo İstiklal caddesi üzerinde bulunan pasajlardan bir tanesidir. Pasajın sözlük anlamı ise içinde dükkanlar bulunan, üstü açık ya da kapalı çarşı. Eskinin AVMleri yani (bir İstinye Park olamazlar tabi 😒), içinde restaurant, manifaturacı, terzi, hediyelik eşyacı, oyuncakçı, kuyumcu, sahaf gibi birçok dükkan bulunuyor, ne arasan var. Belki en önemlisi meşhur Mustafa Amca'nın çay ocağı da bu pasajda bulunuyor. Pasajın tarihi ise şöyle; Son yirmi beş yılda ismi üç kez değişen pasaj Danişment veya Han Geçidi olarak da biliniyor. Pasajı kimin yaptırdığına dair üç ayrı Hacopulo soyadlı Rum tebalı Osmanlı vatandaşının ismi geçiyor. Bunlar Tüccar M.Hacopulo, banker ve Adalar’ın eski belediye başkanlarından Kiryako John Hacopulo, Galata bankerlerinden Yorgo Zarifi Hacopulo. Ancak tüm kaynaklar pasajın yapımının 1850’lilerde başladığı ve 15 Nisan 1871’de törenle açıldığı noktasında hemfikir. Yapının, ortası avlulu T biçiminde bir geçidi ve üç ana kagir binası bulunuyor. Üç girişi bulunan pasajın bir girişi Meşrutiyet, diğer girişi İstiklal caddelerinden. Üçüncü giriş ise Panayia İsodion Kilisesi’ne ait. Zamanında, Jön Türkler bu pasajda buluşuyor, Ahmet Mithat Efendi’nin evi ve matbaası bu pasajda bulunuyor. Namık Kemal ve Ahmet Mithat bu pasajda tutuklanarak sürgüne gönderiliyor. Ahmet Haşim de pasajın müdavimleri arasında yer alıyor. 1800’lü yılların sonunda İstanbul’un en iyi ve saygın mağazaları da bu pasajda bulunuyor. Kaynak: http://goo.gl/R1lo9a #hazzopulo #pasaj #passage #Hacopulo #istanbul #istiklalcaddesi #beyoğlu #beyoglu #turkey #architecture #history #canertas #canon #eos5d #grafitti @pegasusairlines @cokgezenlerkulubu #bahardaitalyadaolsam bolanya, milano ve roma
Can Ertaş (@canertas) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
Hazzopulo İstiklal caddesi üzerinde bulunan pasajlardan bir tanesidir. Pasajın sözlük anlamı ise içinde dükkanlar bulunan, üstü açık ya da kapalı çarşı. Eskinin AVMleri yani (bir İstinye Park olamazlar tabi 😒), içinde restaurant, manifaturacı, terzi, hediyelik eşyacı, oyuncakçı, kuyumcu, sahaf gibi birçok dükkan bulunuyor, ne arasan var. Belki en önemlisi meşhur Mustafa Amca'nın çay ocağı da bu pasajda bulunuyor. Pasajın tarihi ise şöyle; Son yirmi beş yılda ismi üç kez değişen pasaj Danişment veya Han Geçidi olarak da biliniyor. Pasajı kimin yaptırdığına dair üç ayrı Hacopulo soyadlı Rum tebalı Osmanlı vatandaşının ismi geçiyor. Bunlar Tüccar M.Hacopulo, banker ve Adalar’ın eski belediye başkanlarından Kiryako John Hacopulo, Galata bankerlerinden Yorgo Zarifi Hacopulo. Ancak tüm kaynaklar pasajın yapımının 1850’lilerde başladığı ve 15 Nisan 1871’de törenle açıldığı noktasında hemfikir. Yapının, ortası avlulu T biçiminde bir geçidi ve üç ana kagir binası bulunuyor. Üç girişi bulunan pasajın bir girişi Meşrutiyet, diğer girişi İstiklal caddelerinden. Üçüncü giriş ise Panayia İsodion Kilisesi’ne ait. Zamanında, Jön Türkler bu pasajda buluşuyor, Ahmet Mithat Efendi’nin evi ve matbaası bu pasajda bulunuyor. Namık Kemal ve Ahmet Mithat bu pasajda tutuklanarak sürgüne gönderiliyor. Ahmet Haşim de pasajın müdavimleri arasında yer alıyor. 1800’lü yılların sonunda İstanbul’un en iyi ve saygın mağazaları da bu pasajda bulunuyor. Kaynak: http://goo.gl/R1lo9a #hazzopulo #pasaj #passage #Hacopulo #istanbul #istiklalcaddesi #beyoğlu #beyoglu #turkey #architecture #history #canertas #canon #eos5d #grafitti @pegasusairlines @cokgezenlerkulubu #bahardaitalyadaolsam bolanya, milano ve roma
Can Ertaş (@canertas) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.