Güvercin Kadar Basit Yılan Kadar Kurnaz: Şampiyon Portekiz!

Ertuğ Alagöz 11.07.2016

Euro 2016 final karşılaşmasında Portekiz ev sahibi Fransa'yı Eder'in harika golüyle 1-0 mağlup ederek şampiyon oldu.

4 Temmuz 2004, yer Portekiz'in başkenti Lizbon. Portekiz kendi evinde oynadığı turnuvada finalde Yunanistan'a 1-0 mağlup oluyor ve ayağına kadar gelen kupayı Yunanistan'a, hem de kendi ülkesinde teslim ediyor. Maç bittiğinde ağlayanlardan biri de Cristiano Ronaldo. O zamanlar henüz 19 yaşında, genç ve gelecek vaat eden bir futbolcu olan Ronaldo gözyaşlarına hakim olamıyor. Yunanistan ise katı savunma anlayışıyla ve düşük skorlu galibiyetlerle turnuvayı şampiyon tamamlıyor. O günden sonra oynanan 4 turnuvanın hiçbirinde savunmasıyla ön plana çıkan bir takım varlık gösteremiyor. Ancak 12 yıl sonra o ruh, zamanında Yunanistan'ı da çalıştırmış Fernando Santos'un önderliğinde Portekiz'de modernleştirilmiş ve geliştirilmiş bir halde vücut buluyor. Portekiz kendi sahasında kaybettiği finalden tam 12 yıl sonra finalde ev sahibini yenerek savunmasıyla öne çıktığı turnuvayı şampiyon tamamlıyor. 12 yıl önce üzüntüden ağlayan o Ronaldo ise bu kez mutluluktan gözyaşlarını tutamıyor.

4 Temmuz 2004, yer Portekiz'in başkenti Lizbon. Portekiz kendi evinde oynadığı turnuvada finalde Yunanistan'a 1-0 mağlup oluyor ve ayağına kadar gelen kupayı Yunanistan'a, hem de kendi ülkesinde teslim ediyor. Maç bittiğinde ağlayanlardan biri de Cristiano Ronaldo. O zamanlar henüz 19 yaşında, genç ve gelecek vaat eden bir futbolcu olan Ronaldo gözyaşlarına hakim olamıyor. Yunanistan ise katı savunma anlayışıyla ve düşük skorlu galibiyetlerle turnuvayı şampiyon tamamlıyor. O günden sonra oynanan 4 turnuvanın hiçbirinde savunmasıyla ön plana çıkan bir takım varlık gösteremiyor. Ancak 12 yıl sonra o ruh, zamanında Yunanistan'ı da çalıştırmış Fernando Santos'un önderliğinde Portekiz'de modernleştirilmiş ve geliştirilmiş bir halde vücut buluyor. Portekiz kendi sahasında kaybettiği finalden tam 12 yıl sonra finalde ev sahibini yenerek savunmasıyla öne çıktığı turnuvayı şampiyon tamamlıyor. 12 yıl önce üzüntüden ağlayan o Ronaldo ise bu kez mutluluktan gözyaşlarını tutamıyor.

Güvercin Kadar Basit Yılan Kadar Kurnaz: Şampiyon Portekiz!
Güvercin Kadar Basit Yılan Kadar Kurnaz: Şampiyon Portekiz!

Turnuva öncesinde konuşurken herhalde hiçbirimiz Portekiz'in yarı finale kadar bile gelebileceğini tahmin etmemiştik. Öyle ya, son dünya şampiyonu Almanya ve harika bir jenerasyon yakalayan ev sahibi Fransa'nın yanında İngiltere, İspanya gibi yeniden yapılanan takımlar ve İtalya gibi turnuva kurdu bir takım vardı. Ancak Portekiz gruplardaki başarısızlığının karşılığını bu saydığım takımların hiçbiriyle finale kadar eşleşmemeyi garantileyerek aldı. İşin ilginç tarafı, turnuva eğer eski statüsünde olsaydı, grubunda 3 maçta 3 beraberlik alıp 3. olan Portekiz gruptan bile çıkamayacaktı. Ancak onlar hem gruptan çıktılar, hem büyük takımlardan uzakta kaldılar ve finalde de ev sahibi Fransa'yı yenerek şampiyon oldular. Fransa ise iki senedir bütün konsantrasyonunu bugün için harcamasına karşın, kendi evinde İzlanda maçı haricinde neredeyse hiçbir maçta iyi bir futbol ortaya koyamayarak şampiyon olma şansını kaçırmış oldu.

Esasen maçtan önceki günlerde final hakkında konuşurken en mantıklı senaryonun uzatmalar olduğu düşüncesindeydim. Nitekim Fransa'nın yaklaşık 20 dakikalık beklenen ilk baskısı atlatıldıktan sonra, maçta yavaş yavaş tempo düşerken, Portekiz de yavaş yavaş oyunda denge kurdu. Tabi bunun belki de en önemli sebeplerinden biri de Ronaldo'nun çıkması ve Portekiz'de sistemin değişmesi oldu. Evet Ronaldo dünyanın en iyilerinden biri ve ülkesi adına en önemli futbolcu. Ayrıca aylardır, hatta belki de yıllardır beklediği maçta gözyaşları içinde oyunu terk etmek zorunda kalması kuşkusuz pek çok futbolsever için yürek burkan bir görüntü oldu. Ancak Portekiz tek forvete dönerek sahaya daha iyi yayılmayı ve daha kompakt oynamayı başardı. Fransa'nın etkisi kırıldıktan sonra ise maçın, eğer büyük bir hata olmazsa uzatmalara gideceği daha ilk yarının sonlarına doğru belli olmuştu.

Turnuva öncesinde konuşurken herhalde hiçbirimiz Portekiz'in yarı finale kadar bile gelebileceğini tahmin etmemiştik. Öyle ya, son dünya şampiyonu Almanya ve harika bir jenerasyon yakalayan ev sahibi Fransa'nın yanında İngiltere, İspanya gibi yeniden yapılanan takımlar ve İtalya gibi turnuva kurdu bir takım vardı. Ancak Portekiz gruplardaki başarısızlığının karşılığını bu saydığım takımların hiçbiriyle finale kadar eşleşmemeyi garantileyerek aldı. İşin ilginç tarafı, turnuva eğer eski statüsünde olsaydı, grubunda 3 maçta 3 beraberlik alıp 3. olan Portekiz gruptan bile çıkamayacaktı. Ancak onlar hem gruptan çıktılar, hem büyük takımlardan uzakta kaldılar ve finalde de ev sahibi Fransa'yı yenerek şampiyon oldular. Fransa ise iki senedir bütün konsantrasyonunu bugün için harcamasına karşın, kendi evinde İzlanda maçı haricinde neredeyse hiçbir maçta iyi bir futbol ortaya koyamayarak şampiyon olma şansını kaçırmış oldu.

Esasen maçtan önceki günlerde final hakkında konuşurken en mantıklı senaryonun uzatmalar olduğu düşüncesindeydim. Nitekim Fransa'nın yaklaşık 20 dakikalık beklenen ilk baskısı atlatıldıktan sonra, maçta yavaş yavaş tempo düşerken, Portekiz de yavaş yavaş oyunda denge kurdu. Tabi bunun belki de en önemli sebeplerinden biri de Ronaldo'nun çıkması ve Portekiz'de sistemin değişmesi oldu. Evet Ronaldo dünyanın en iyilerinden biri ve ülkesi adına en önemli futbolcu. Ayrıca aylardır, hatta belki de yıllardır beklediği maçta gözyaşları içinde oyunu terk etmek zorunda kalması kuşkusuz pek çok futbolsever için yürek burkan bir görüntü oldu. Ancak Portekiz tek forvete dönerek sahaya daha iyi yayılmayı ve daha kompakt oynamayı başardı. Fransa'nın etkisi kırıldıktan sonra ise maçın, eğer büyük bir hata olmazsa uzatmalara gideceği daha ilk yarının sonlarına doğru belli olmuştu.

Güvercin Kadar Basit Yılan Kadar Kurnaz: Şampiyon Portekiz!
Güvercin Kadar Basit Yılan Kadar Kurnaz: Şampiyon Portekiz!

İkinci yarıda da benzer bir oyun şekli devam ederken Portekiz top kontrolünü iyice kaybetmeye başladı. Bunun üzerine Fernando Santos da harika ve cesurca bir hamleyle turnuvanın yıldızlarından orta saha oyuncusu Renato Sanches'i çıkardı ve santrfor Eder'i oyuna aldı. Bu hamleyle birlikte rakip yarı sahada çok daha fazla top tutan, faul alan ve 3. bölgede de daha tehditkar olan Portekiz'e karşılık Fransız teknik adam Didier Deschamps taktik hamlelerde oldukça yetersiz kaldı. Portekiz hocası ne yaptığını bilen bir anlayışla kenarda takımını yönetirken, Deschamps ise bu hamlelere cevap veremedi. Sonuçta maç beklendiği gibi uzatmalara kaldı. Yine de turnuva boyunca beklenenin uzağında kalan Gignac'ın Pepe'yi adeta bakkala gönderdiği pozisyonda top direkten geri gelmese, belki de Fransa şampiyon olacaktı. Gignac ve Fransızlar sanırım bunu uzun yıllar hatırlayacak.

Uzatmalarda ise daha dengeli bir futbol oynandı diyebiliriz. Fransa Sissoko'nun şutları ve baskın oyunuyla etkili olmaya çalışırken, organizasyon anlamında pek fazla bir şey ortaya koyamadı. Portekiz ise kontrataklarda bir nebze yavaş kalınca ikinci uzatma devresine de 0-0 girildi.

Beklenen gol 108'de Eder'in attığı harika şutla, kimsenin beklemediği bir anda geldi. Mario Gomez'in Galatasaray'a attığı golün bir benzerini daha uzaktan atan Eder, Fransız savunmasının bile beklemediği bir şut çıkardı. Topu aldığında etrafında bir tane bile Portekizli olmayan Eder, Fransızlar ondan o mesafede şut çekmesini beklemeyince rahat bir şut imkanı buldu ve fırsatı muazzam bir şekilde değerlendirerek takımını öne geçirdi. Oyuna sonradan giren Martial ise son anlarda takımını golden etti ve sonucunda Portekiz, tarihinde ilk kez bir turnuvada şampiyonluk yaşamış oldu.

İkinci yarıda da benzer bir oyun şekli devam ederken Portekiz top kontrolünü iyice kaybetmeye başladı. Bunun üzerine Fernando Santos da harika ve cesurca bir hamleyle turnuvanın yıldızlarından orta saha oyuncusu Renato Sanches'i çıkardı ve santrfor Eder'i oyuna aldı. Bu hamleyle birlikte rakip yarı sahada çok daha fazla top tutan, faul alan ve 3. bölgede de daha tehditkar olan Portekiz'e karşılık Fransız teknik adam Didier Deschamps taktik hamlelerde oldukça yetersiz kaldı. Portekiz hocası ne yaptığını bilen bir anlayışla kenarda takımını yönetirken, Deschamps ise bu hamlelere cevap veremedi. Sonuçta maç beklendiği gibi uzatmalara kaldı. Yine de turnuva boyunca beklenenin uzağında kalan Gignac'ın Pepe'yi adeta bakkala gönderdiği pozisyonda top direkten geri gelmese, belki de Fransa şampiyon olacaktı. Gignac ve Fransızlar sanırım bunu uzun yıllar hatırlayacak.

Uzatmalarda ise daha dengeli bir futbol oynandı diyebiliriz. Fransa Sissoko'nun şutları ve baskın oyunuyla etkili olmaya çalışırken, organizasyon anlamında pek fazla bir şey ortaya koyamadı. Portekiz ise kontrataklarda bir nebze yavaş kalınca ikinci uzatma devresine de 0-0 girildi.

Beklenen gol 108'de Eder'in attığı harika şutla, kimsenin beklemediği bir anda geldi. Mario Gomez'in Galatasaray'a attığı golün bir benzerini daha uzaktan atan Eder, Fransız savunmasının bile beklemediği bir şut çıkardı. Topu aldığında etrafında bir tane bile Portekizli olmayan Eder, Fransızlar ondan o mesafede şut çekmesini beklemeyince rahat bir şut imkanı buldu ve fırsatı muazzam bir şekilde değerlendirerek takımını öne geçirdi. Oyuna sonradan giren Martial ise son anlarda takımını golden etti ve sonucunda Portekiz, tarihinde ilk kez bir turnuvada şampiyonluk yaşamış oldu.

Güvercin Kadar Basit Yılan Kadar Kurnaz: Şampiyon Portekiz!
Güvercin Kadar Basit Yılan Kadar Kurnaz: Şampiyon Portekiz!

Açıkçası bu şampiyonluk sportif anlamda Ronaldo'ya mal edilebilir mi, tartışılır. Zira Portekizli yıldız, bana kalırsa, Euro 2012'de takımına çok daha büyük bir katkı sağlamış, ancak şampiyon İspanya'ya penaltılarla mağlup olunup yarı finalde turnuvaya veda edilmişti. Bununla birlikte kaptanlık görevini ise harika icra etti ve takımına gerçekten çok iyi önderlik etti. Mental anlamdaki katkısı muazzam olan Ronaldo, her bir takım arkadaşını ateşlemekten geri durmazken, uzatmaların devre arasında Eder'le olan konuşması da gözden kaçmadı. Sonrasında şampiyonluğu getiren golü atan Eder maç sonu yaptığı açıklamada Ronaldo'nun kendisine "Çalışmaya devam et. Sana inanıyorum, golünü atacaksın" dediğini ve bunun ona büyük bir güç verdiğini söyledi. Turnuvada ve bu maçta Portekiz adına diğer öne çıkan isimler ise kuşkusuz Pepe ve Rui Patricio oldu. Pepe ön yargıların aksine turnuvanın en iyi stoperi olurken, Rui Patricio da gösterişsiz ama fazlasıyla iyi bir kaleci olduğunu bütün Avrupa'ya gösterdi. Griezmann ise bana göre turnuvanın en iyisi olurken, aynı zamanda bu kupayı en çok hak edenlerden biri olduğunu düşünüyorum. Ancak takım olarak en çok hak eden Portekiz şampiyon oldu dersek hiç de yanlış sayılmaz.

Esasen Portekiz'in turnuvadaki oyununu ve şampiyonluğu en iyi bu oyununun mimarı olan Fernando Santos açıklıyor: "Güvercin kadar basit, yılan kadar kurnaz oynadık." Gerçekten de Portekiz sabırlı, basit ama etkili futboluyla ve ayrıca şansının da yardımıyla şampiyon olmayı başararak geride güzel bir hikaye bıraktı. Fransa ise yeni jenerasyonuyla bir sonraki turnuva olan 2018 Dünya Kupası'nı şimdiden beklemeye başladı.

Açıkçası bu şampiyonluk sportif anlamda Ronaldo'ya mal edilebilir mi, tartışılır. Zira Portekizli yıldız, bana kalırsa, Euro 2012'de takımına çok daha büyük bir katkı sağlamış, ancak şampiyon İspanya'ya penaltılarla mağlup olunup yarı finalde turnuvaya veda edilmişti. Bununla birlikte kaptanlık görevini ise harika icra etti ve takımına gerçekten çok iyi önderlik etti. Mental anlamdaki katkısı muazzam olan Ronaldo, her bir takım arkadaşını ateşlemekten geri durmazken, uzatmaların devre arasında Eder'le olan konuşması da gözden kaçmadı. Sonrasında şampiyonluğu getiren golü atan Eder maç sonu yaptığı açıklamada Ronaldo'nun kendisine "Çalışmaya devam et. Sana inanıyorum, golünü atacaksın" dediğini ve bunun ona büyük bir güç verdiğini söyledi. Turnuvada ve bu maçta Portekiz adına diğer öne çıkan isimler ise kuşkusuz Pepe ve Rui Patricio oldu. Pepe ön yargıların aksine turnuvanın en iyi stoperi olurken, Rui Patricio da gösterişsiz ama fazlasıyla iyi bir kaleci olduğunu bütün Avrupa'ya gösterdi. Griezmann ise bana göre turnuvanın en iyisi olurken, aynı zamanda bu kupayı en çok hak edenlerden biri olduğunu düşünüyorum. Ancak takım olarak en çok hak eden Portekiz şampiyon oldu dersek hiç de yanlış sayılmaz.

Esasen Portekiz'in turnuvadaki oyununu ve şampiyonluğu en iyi bu oyununun mimarı olan Fernando Santos açıklıyor: "Güvercin kadar basit, yılan kadar kurnaz oynadık." Gerçekten de Portekiz sabırlı, basit ama etkili futboluyla ve ayrıca şansının da yardımıyla şampiyon olmayı başararak geride güzel bir hikaye bıraktı. Fransa ise yeni jenerasyonuyla bir sonraki turnuva olan 2018 Dünya Kupası'nı şimdiden beklemeye başladı.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.