Gültekin Emre: "Şiir, neredeyse okurunu yitirmekte olan bir tür"!

S. Emre Özcan 25.09.2016

Gültekin Emre kimdir, nerede yaşıyor, şiir kitapları ne zamandan beri basılıyor? Gültekin Emre şiirlerinde hangi konulara yer veriyor? İşte cevapları...

Gurbette Bir Şair: Gültekin Emre

Çağdaş Türk edebiyatının önemli şairlerinden biri olan Gültekin Emre, 1951 yılında Konya’da doğdu, Akhisar Lisesi’nde öğrenim gördü. 1974 yılında Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Çevirmenlik, Sol ve Onur Yayınları’nda düzeltmenlik yaptı, Milli Kütüphane’de çalıştı.

1980 yılından beri gurbette, Berlin’de yaşıyor Gültekin Emre, orada öğretmenlik ve yayın yönetmenliği ile uğraşıyor. Bir şair için en zor süreçlerden biri olmalı memlekete duyulan hasret, Nazım Hikmet bu hasreti buram buram solumuştu. Peki Gültekin Emre’de bu duygu nasıl dallanıp budaklandı, şiirleriyle bu ayrılık arasında bir paralellik kurulabilir miydi, ilk şiirlerinde Gültekin Emre hangi konulardan bahsediyordu? Kendisi bu konuyla ilgili 2016 yılındaki bir röportajında (Kafkaokur, Sayı 12) şunları söylüyordu:

Gültekin Emre:

1980 yılının şubat ayında ilk kitabım olan ‘Kurşuni Bir Siperde’ yayımlandığında ben yurt dışına çıkmak üzereydim. O kitapta yer alan şiirler Türkiye’nin 1970’li yıllarında yazılmış şiirlerdi. O dönemdeki Türkiye’nin kaos ve korku ortamını yansıtıyorlardı. Hem gelişen baskı hareketine karşı bir tavır vardı, hem de gencecik bir şairin içinde bulunduğu Ankara ortamının, kendi çevresinin havası da var. Türkiye Yazıları dergisinde yayımlandı ilk şiirim (…) Ben yurt dışına gidince işim zorlaştı tabi. Hiçbir zaman kopukluğum olmadı Türk edebiyatından. Her gün beni saran kucaklayan, beni şiire boğan ortamdan gurbete gittim. Başka bir dil, ortam, mekan, mimari, tarih ve yaşam biçimi… Bocaladım tabi. Şiirimi kurmaya çalışırken bir bocalama dönemi geçirdim.

Ama şiire olan inancından vazgeçmez Gültekin Emre, orada kendine yeni bir dil, yeni bir şiir evreni oluşturmaya başlayacaktır. Bu biraz zaman alacak, mekan değişikliği onu biraz yavaşlatacaktır ama yazmaktan asla vazgeçmeyecektir.

Gültekin Emre:

İkinci kitabım ‘Bizsiz Gibi’ bu nedenle 3 yıl sonra yayımlandı (…) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra erkek nüfusun azaldığı, kadınların yalnız kaldığı bir Berlin’de köpeğiyle yaşayan kadınların dünyasına girmeye çalıştım şiirlerimde. Türk işçilerin dünyasına girmeye de çalıştım. Aynı zamanda kendi dünyama girip gurbetlik duygusunu çevreye yayılarak yaşamaya, şiire dökmeye gayret ettim. Derken 1993 yılında yayımlanan ‘Siyaha Elveda’ kitabımda kendi şiirimi bulduğumu düşünüyorum.

Gültekin Emre:

"Şiir okurunu yitirmekte olan bir tür" mü?

Ama Siyaha Elveda çıkmadan önce üç şiir kitabı daha basılmıştır Gültekin Emre’nin: 1985 yılında Gece Düşleri, 1989’da Aşk ve Minyatürler ve 1990 yılında Düşkuyusu (ki bu kitabıyla 1991 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü kazanmıştır). Siyaha Elveda’dan sonra ise, 1998’de Taşı Sula, 1999’da Kanun Hükmünde Şiir, 2005 yılında da seçme şiirlerinden oluşan Melez basılmış ve günümüze kadar birçok türde kitabı yayınlanmıştır. En son YKY’dan Yürü Dur Boya adlı şiir kitabını çıkartmış, şiir yazmaya olan tutkusunun asla dinmeyeceğini bir kez daha kanıtlamıştır. Peki şiire böyle vurgun bir şair neden şiirin artık okurunu yitirdiğini düşünmektedir? Onu bu umutsuzluğa düşüren nedir? Kendi ağzından dinleyelim:

“… Çünkü günümüzde şiire bakış biliyorsunuz ki diğer edebiyat dallarından daha geride. Şiir neredeyse okurunu yitirmekte olan bir tür.”

Peki duvarlara şiirler yazıldığı, sosyal medyada her gün yüzlerce, binlerce şiirin paylaşıldığı bir dönemde bu böyle mi gerçekten:

Ortama göre, şaire göre değişiyor. Zamana göre de değişiyor. Ama giderek yayınevleri şiir kitaplarını daha az yayımlıyor. İkincisi, kitabevleri şiir kitaplarını raflara koymak istemiyor. Vitrinlere koymuyorlar, istemiyorlar. Şiir, şair ve kitap ilişkisini böyle bir ortam içinde derinlemesine sürdüren çok az insan kaldı. Çoğu genç şairler, reklam aracı olarak şiiri kullanıyor. Çok kötü bir piyasa da oluştu; parayla kitap basma gibi. Hızla çoğalan ve enflasyona dönüşen bir piyasa oluştu. Bir zamanlar şiir yıllıkları vardı. Bunu Mehmet Fuat başlattı Yeni Dergi’de. Derken başka yıllıklar da çıkmaya başladı. Sonra hepsi yok oldu. Almanya’da 35 yıldır yıllık basan tek bir yayıncı var. Enflasyona gerek yok.

Gültekin Emre:

Bence Gültekin Emre’nin bu haklı nedenlerini göz önüne alarak elimizden geldiğince şiiri, şiir okumayı ve şiir yazmayı daha etkin, aynı zamanda daha yetkin hale getirmeliyiz. İşe tam şu anda, Gültekin Emre’den mısralar alıntılayarak başlamalı ve şiirden, şiir okumaktan asla vazgeçmediğimizi göstermeliyiz. Evet, işler her zaman tıkırında olmaz ama edebiyatseverler sayesinde şiiri her daim yaşatabiliriz:

“Bir oyun başlayacak orda, bir oyun
Sahnenin ortasında sen olacaksın
Bir başına sen ve doğmamış kızın
Anlatacaksın ona dünyada başına
Gelecekleri günlük güneşliklerde
-Yani işler her zaman tıkırında olmayacak-
Ne denir aşkı on ikiden vuranlara
Ah, yüreğinde imkansız çiçekler taşıyan
Bir kadınsın sen o uzun uzaklarda”

(Zarif Sırat Köprüsü)


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.