Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları

Barlas Sicimoğlu 05.09.2016

Galatasaray, özellikle sona doğru transfer dönemini hayli hareketli geçirdi. Gelen ve giden oyuncuların bu sene mevcut kadroya neler kazandırdıklarını değerlendirdik.

Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları
Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları

Yıllardır çilek tadında oyun ve oyunculara alışan Galatasaray için geçen sezon, adeta keçiboynuzu reçeli festivali gibiydi. Yıllardır her mevkide en az bir yüksek standartlı oyuncuya ve her bir mevki için bol alternatif görmeye alışan Galatasaray taraftarları, geçen sene kadronun erozyona uğramasını büyük bir hüzünle izledi. Ama bu transfer döneminde Galatasaray taraftarları hiç beklemediği gelişmelere tanıklık etti. Özellikle transfer döneminin son günlerinde artan ivmeyle birlikle, yeni transferler Galatasaray’a gönül verenleri memnun etmiş gibi görünüyor. Galatasaray’dan ayrılanlar arasından bazıları ise taraftarlar arasında adeta yeni transfer yapılmışçasına bir keyif yarattı. Geçen sene kiralık olarak gidip bu sene dönenler, aralarından döner dönmez satılık olanlar tekrar gidenler, sözleşmesi bitenler, gitmemekte direnenler, son ana kadar gelecek mi diye beklenenler vs. derken, Galatasaray takımı son derece hareketli bir transfer dönemini geride bıraktı. Hatta oyuncuları transfer eden yöneticilerin bile bu transfer döneminden önce makamlarına “transfer olduğunu” söylesek herhalde yanlış olmaz. Biraz tekerleme gibi olsa da, Cimbom’un bu karmaşık oyuncu alım - satım dönemini ve kazanç ve kayıplarını sizler için yorumladık.

Yıllardır çilek tadında oyun ve oyunculara alışan Galatasaray için geçen sezon, adeta keçiboynuzu reçeli festivali gibiydi. Yıllardır her mevkide en az bir yüksek standartlı oyuncuya ve her bir mevki için bol alternatif görmeye alışan Galatasaray taraftarları, geçen sene kadronun erozyona uğramasını büyük bir hüzünle izledi. Ama bu transfer döneminde Galatasaray taraftarları hiç beklemediği gelişmelere tanıklık etti. Özellikle transfer döneminin son günlerinde artan ivmeyle birlikle, yeni transferler Galatasaray’a gönül verenleri memnun etmiş gibi görünüyor. Galatasaray’dan ayrılanlar arasından bazıları ise taraftarlar arasında adeta yeni transfer yapılmışçasına bir keyif yarattı. Geçen sene kiralık olarak gidip bu sene dönenler, aralarından döner dönmez satılık olanlar tekrar gidenler, sözleşmesi bitenler, gitmemekte direnenler, son ana kadar gelecek mi diye beklenenler vs. derken, Galatasaray takımı son derece hareketli bir transfer dönemini geride bıraktı. Hatta oyuncuları transfer eden yöneticilerin bile bu transfer döneminden önce makamlarına “transfer olduğunu” söylesek herhalde yanlış olmaz. Biraz tekerleme gibi olsa da, Cimbom’un bu karmaşık oyuncu alım - satım dönemini ve kazanç ve kayıplarını sizler için yorumladık.

Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları
Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları

Galatasaray'a 7 Yeni Transfer

İlk olarak Cimbom’a bu sene dahil olan oyuncuları ele alalım. Galatasaray’ın bu sene sözleşme imzalayarak kadrosuna kattığı toplam 7 oyuncu bulunuyor. Kiradan dönen Bruma’yı da dahil edersek, Galatasaray’ın mevcut kadrosunda geçen sezon hazır bulunmayan 8 oyuncu olduğunu görüyoruz. Geçen sezonu en hafif ifadeyle “rezalet” geçiren bir kadrodan sadece 8 oyuncunun değişmesi ilk bakışta kadro derinliğinde ve konsantrasyonunda pek bir şey değişmeyeceği izlenimini verebilir. Kaldı ki, transfer sezonunun büyük bir kısmında bu değişim daha az sayıda kalmış ve görüntüde daha “geçen sezon” ağırlıklı bir kadro yer almış, bu da haliyle Galatasaraylı taraftarları üzüntüye ve endişeye sevketmişti.

Ama Ağustos ayı Cimbom’a bereketli geldi. Serdar Aziz alındıktan sonra suskun kalan Galatasaray yönetimi, Ağustos başında Eren Derdiyok ve Tolga Ciğerci transferleriyle atağa kalktı. Devamında gelen Cavanda ve Josue, takımda yavaş yavaş bir kadro derinliği oluşmasına yol açtı. Transferin son gününde Sigthorsson (orijinalini yazarsak Sigþórsson) ve De Jong’un takıma dahil olması, hem taraftarı hem de Riekerink’i bir hayli keyiflendirdi. Bu oyuncuların, eski oyuncularla sene içerisinde ne kadar “takım” olabileceğine hep birlikte şahit olacağız ama bireysel olarak bakıldığında, ayrı ayrı Galatasaray formasını taşıyabilecek kalibrede isimler olduğuna sanırım hemfikir oluruz. Özellikle Eren Derdiyok’un Galatasaray formasıyla lige son derece formda bir başlangıç yapması ve mevkisinde herhangi bir rakibinin bulunmamasıyla, yerinde bir transfer olarak takıma direkt ilk 11’den giriş yaptığını söyleyebiliriz.

Drogba yerine...

Galatasaray’da Drogba’nın gidişiyle yavaş yavaş yitirilmeye başlayan, en son Umut’un tamamen formdan düşüşüyle esamesi bile okunmayan rakip ceza sahasında hava topu hakimiyetiyle ilgili meziyetler, Eren ile sarı kırmızılı ekibe geri dönmüş gibi gözüküyor. Eren Derdiyok’un mevkisine yoldaş olarak, transferin kapanmasına saatler kala parçalı formayı giymiş olan İzlandalı Kolbeinn Sigthorsson’un da Derdiyok kadar olmasa da hava hakimiyeti olan bir oyuncu olduğunu belirtelim. Sigthorsson, Ajax’ta oynadığı yıllarda top saklama özelliğiyle ve mücadeleci gücüyle kendini göstermişti. İzlandalı oyuncuyu en son Euro 2016 son 16 turunda İngiltere’yi yıkan golüyle hatırlıyoruz. (Bir sonraki Fransa maçında da skor kaydetmesine rağmen, herhalde Kolbeinn de İngiltere zaferinin mimarı olarak anılmak isteyecektir.) Oyun özelliklerine bakacak olursak, Sigthorsson kesinlikle Galatasaray ileri hattı için bir kazanç. Tabii hava topu hakimiyeti konusunda sorunu çözen Galatasaray’da, hâlâ Burak’ın sırtı dönük top alışlarını onun gibi yapabilen bir forvet oyuncusu olduğunu söylemek biraz zor. Eren Derdiyok, görüntüdeki ilk 11 oyuncusu olarak, Scarione ile yakaladığı uyumu Sneijder (veya Josue) ile yakalayıp oyununu geliştirirse bu sıkıntı da ortadan kalkacaktır.

Galatasaray'a 7 Yeni Transfer

İlk olarak Cimbom’a bu sene dahil olan oyuncuları ele alalım. Galatasaray’ın bu sene sözleşme imzalayarak kadrosuna kattığı toplam 7 oyuncu bulunuyor. Kiradan dönen Bruma’yı da dahil edersek, Galatasaray’ın mevcut kadrosunda geçen sezon hazır bulunmayan 8 oyuncu olduğunu görüyoruz. Geçen sezonu en hafif ifadeyle “rezalet” geçiren bir kadrodan sadece 8 oyuncunun değişmesi ilk bakışta kadro derinliğinde ve konsantrasyonunda pek bir şey değişmeyeceği izlenimini verebilir. Kaldı ki, transfer sezonunun büyük bir kısmında bu değişim daha az sayıda kalmış ve görüntüde daha “geçen sezon” ağırlıklı bir kadro yer almış, bu da haliyle Galatasaraylı taraftarları üzüntüye ve endişeye sevketmişti.

Ama Ağustos ayı Cimbom’a bereketli geldi. Serdar Aziz alındıktan sonra suskun kalan Galatasaray yönetimi, Ağustos başında Eren Derdiyok ve Tolga Ciğerci transferleriyle atağa kalktı. Devamında gelen Cavanda ve Josue, takımda yavaş yavaş bir kadro derinliği oluşmasına yol açtı. Transferin son gününde Sigthorsson (orijinalini yazarsak Sigþórsson) ve De Jong’un takıma dahil olması, hem taraftarı hem de Riekerink’i bir hayli keyiflendirdi. Bu oyuncuların, eski oyuncularla sene içerisinde ne kadar “takım” olabileceğine hep birlikte şahit olacağız ama bireysel olarak bakıldığında, ayrı ayrı Galatasaray formasını taşıyabilecek kalibrede isimler olduğuna sanırım hemfikir oluruz. Özellikle Eren Derdiyok’un Galatasaray formasıyla lige son derece formda bir başlangıç yapması ve mevkisinde herhangi bir rakibinin bulunmamasıyla, yerinde bir transfer olarak takıma direkt ilk 11’den giriş yaptığını söyleyebiliriz.

Drogba yerine...

Galatasaray’da Drogba’nın gidişiyle yavaş yavaş yitirilmeye başlayan, en son Umut’un tamamen formdan düşüşüyle esamesi bile okunmayan rakip ceza sahasında hava topu hakimiyetiyle ilgili meziyetler, Eren ile sarı kırmızılı ekibe geri dönmüş gibi gözüküyor. Eren Derdiyok’un mevkisine yoldaş olarak, transferin kapanmasına saatler kala parçalı formayı giymiş olan İzlandalı Kolbeinn Sigthorsson’un da Derdiyok kadar olmasa da hava hakimiyeti olan bir oyuncu olduğunu belirtelim. Sigthorsson, Ajax’ta oynadığı yıllarda top saklama özelliğiyle ve mücadeleci gücüyle kendini göstermişti. İzlandalı oyuncuyu en son Euro 2016 son 16 turunda İngiltere’yi yıkan golüyle hatırlıyoruz. (Bir sonraki Fransa maçında da skor kaydetmesine rağmen, herhalde Kolbeinn de İngiltere zaferinin mimarı olarak anılmak isteyecektir.) Oyun özelliklerine bakacak olursak, Sigthorsson kesinlikle Galatasaray ileri hattı için bir kazanç. Tabii hava topu hakimiyeti konusunda sorunu çözen Galatasaray’da, hâlâ Burak’ın sırtı dönük top alışlarını onun gibi yapabilen bir forvet oyuncusu olduğunu söylemek biraz zor. Eren Derdiyok, görüntüdeki ilk 11 oyuncusu olarak, Scarione ile yakaladığı uyumu Sneijder (veya Josue) ile yakalayıp oyununu geliştirirse bu sıkıntı da ortadan kalkacaktır.

Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları
Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları

Nigel De Jong ilaç gibi gelecek

Orta saha takviyeleri, Bruma dahil, Galatasaray’ın bu sene çehresini değiştirecek transferler olabilir. Nigel De Jong ve Tolga Ciğerci, eğer beraber oynar ve Galatasaray’da Felipe Melo ve Selçuk İnan’ın yakaladığı uyumun benzerini tuttururlarsa, Galatasaray oyununun merkez alanı geçen sezona göre iki yönlü oynama konusunda çok keskin bir güçlenme yaşayacaktır. (Ne tesadüftür ki Selçuk, Melo’yla kurduğu uyumun neticesinde kaptanlığa kadar yükseldiği takımında, benzer bir uyum sonrası yedek oturmak zorunda kalabilir.) Özellikle Nigel De Jong, ilerlemiş yaşına rağmen, o mevkide geçen sene stoperden bozma Donk ve Chedjou’yu görmekten bıkan Galatasaray taraftarlarına ilaç gibi gelecek.

Hollanda Milli Takımı’nda, Manchester City’de ve Milan’da geçirilen yıllar De Jong’u daha teknik ve derinlemesine bir oyuncu yapmadı belki ama 2010 Dünya Kupası Finali’nden de hatırlayacağımız o sert ve yıldıran "çapa"lık görevini, ligimizde Galatasaray için fazlasıyla yerine getirecektir. Tolga Ciğerci, ilk maçlardan da gördüğümüz üzere beklentinin üzerinde bir performansla lige giriş yaptı ama bu formunu ne kadar süreyle devam ettirir, bir öngörüde bulunmak zor. (Dileğim bir Galatasaraylı olarak sezon sonuna kadar sürdürmesi.) De Jong - Tolga, alternatif olarak De Jong - Selçuk ikilileri Galatasaray’ı güçlendirecektir. Josue Bursaspor’dan da bildiğimiz üzere hem şut özellikleri hem derinlemesine pas özellikleri olan, hücum yetileri yüksek bir oyuncu. Akhisar maçında Sneijder ile uyumları olumlu olmuştu. Galatasaray’ın mevcut santrforlu düzeninde Josue, Sneijder’i ne kadar kesebilir bilinmez ama olur da oyun santrforsuz biçime dönerse Josue - Sneijder ikilisi, Tolga - De Jong ikilisinin önünde ve kanatlardan Podolski, Yasin, Sinan, Bruma dörtlüsünün iki tanesiyle, yine iş yapabilen bir ikili olacaktır. Serdar Aziz ise stoperde Hakan Balta ile milli maçlarda uyumlu bir görüntü ortaya koymuştu. (Euro 2016 elemelerinde deplasmanda 1-1 biten Hollanda maçını hatırlayalım.) Aynı uyumu kulüp takımında da göstermemeleri için bir sebep yok. Cavanda ise Trabzonspor’da ilk gösterdiği oyununu ortaya koyarsa, sağ bek olarak dinamik ve etkili. Yani Galatasaray’ın yeni sezon transferlerini, kazanç olarak nitelendirmemiz gayet olası.

Nigel De Jong ilaç gibi gelecek

Orta saha takviyeleri, Bruma dahil, Galatasaray’ın bu sene çehresini değiştirecek transferler olabilir. Nigel De Jong ve Tolga Ciğerci, eğer beraber oynar ve Galatasaray’da Felipe Melo ve Selçuk İnan’ın yakaladığı uyumun benzerini tuttururlarsa, Galatasaray oyununun merkez alanı geçen sezona göre iki yönlü oynama konusunda çok keskin bir güçlenme yaşayacaktır. (Ne tesadüftür ki Selçuk, Melo’yla kurduğu uyumun neticesinde kaptanlığa kadar yükseldiği takımında, benzer bir uyum sonrası yedek oturmak zorunda kalabilir.) Özellikle Nigel De Jong, ilerlemiş yaşına rağmen, o mevkide geçen sene stoperden bozma Donk ve Chedjou’yu görmekten bıkan Galatasaray taraftarlarına ilaç gibi gelecek.

Hollanda Milli Takımı’nda, Manchester City’de ve Milan’da geçirilen yıllar De Jong’u daha teknik ve derinlemesine bir oyuncu yapmadı belki ama 2010 Dünya Kupası Finali’nden de hatırlayacağımız o sert ve yıldıran "çapa"lık görevini, ligimizde Galatasaray için fazlasıyla yerine getirecektir. Tolga Ciğerci, ilk maçlardan da gördüğümüz üzere beklentinin üzerinde bir performansla lige giriş yaptı ama bu formunu ne kadar süreyle devam ettirir, bir öngörüde bulunmak zor. (Dileğim bir Galatasaraylı olarak sezon sonuna kadar sürdürmesi.) De Jong - Tolga, alternatif olarak De Jong - Selçuk ikilileri Galatasaray’ı güçlendirecektir. Josue Bursaspor’dan da bildiğimiz üzere hem şut özellikleri hem derinlemesine pas özellikleri olan, hücum yetileri yüksek bir oyuncu. Akhisar maçında Sneijder ile uyumları olumlu olmuştu. Galatasaray’ın mevcut santrforlu düzeninde Josue, Sneijder’i ne kadar kesebilir bilinmez ama olur da oyun santrforsuz biçime dönerse Josue - Sneijder ikilisi, Tolga - De Jong ikilisinin önünde ve kanatlardan Podolski, Yasin, Sinan, Bruma dörtlüsünün iki tanesiyle, yine iş yapabilen bir ikili olacaktır. Serdar Aziz ise stoperde Hakan Balta ile milli maçlarda uyumlu bir görüntü ortaya koymuştu. (Euro 2016 elemelerinde deplasmanda 1-1 biten Hollanda maçını hatırlayalım.) Aynı uyumu kulüp takımında da göstermemeleri için bir sebep yok. Cavanda ise Trabzonspor’da ilk gösterdiği oyununu ortaya koyarsa, sağ bek olarak dinamik ve etkili. Yani Galatasaray’ın yeni sezon transferlerini, kazanç olarak nitelendirmemiz gayet olası.

Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları
Gelen Ağam, Giden Paşam: Galatasaray'ın Transfer Dönemi Kazançları

Florya'dan ayrılanlar

Tabii bir takıma gelen oyuncular kadar, o takımdan giden oyuncular da mevzubahis takımın transfer hareketleri içerisinde yer alıyor. Normalde giden oyuncuların sessiz bir şekilde yeni takımına transfer olduğuna şahit oluruz, ama bu sezon Galatasaray’da giden oyuncular da en az gelenler kadar gündem yarattı. Özellikle vaktinde yapılan özensiz kontratların ceremesini bu sene çekti Cimbom. Tabii Umut, Tarık, Olcan, Donk, Bilal ve Sercan’ın gidişine Galatasaraylıların üzüldüğünü pek söyleyemeyiz. Özellikle geçen sezonun kötü kahramanları olan bu isimler, gerçek o ki yeni sezonda takımda kalsalardı kendilerini taraftara geri kabul ettirme konusunda epey sıkıntı yaşayacaklardı. Galatasaray seyircisinin son yıllarda kulüp aktiviteleri üzerinde bir hayli etkin olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumun, taraftarın fikrini belirtebilmesi ve kulübün gerçek sahipleri olarak kulüp idarecilerine niyetlerini gösterebilmesi açısından olumlu tarafları olduğu gibi, baskıcı ve negatif ortam yaratma olarak olumsuz tarafları olduğunu da düşünüyorum. Geçen sene başında gerçekten kariyerinde dönüm yaratacak düzeyde keskin bir formsuzluğa giren Umut Bulut’un, bu formsuzluktan çıkamayışını biraz da kurulan bu baskıcı ortamın etkisi olarak görüyorum. (Tabii ki başına gelen o son derece talihsiz olayı atlamak mümkün değil, tekrardan Kemal Bulut’un ve o olayın tüm merhumlarının mekanı cennet olsun.)

Galatasaraylılara sorduğunuz zaman büyük çoğunluğu benim görüşüme katılmayacaktır, ama ben kontratı kulüp için biraz daha makul seviyeye getirilmiş ve mental olarak destek verilmiş bir Umut Bulut’un acil durumlarda (mesela gole çok ihtiyaç duyulan ve forvetsiz kalınan dakikalar) bir alternatif olarak kenarda iş yapabileceğini düşünüyordum. Neticesinde bir zamanlar Schalke deplasmanında attığı golle takımını Kupa 1’de çeyrek finale taşımış, A Milli Takım'ın çok yakın zamana kadar ilk 18 kadrosuna giren ve Fransa Ligi tecrübeli bir oyuncu Umut Bulut. Fakat külfetli kontratı, geçen seneki formu ve bu sene kontratında çok direnmesi nedeniyle kayıp olarak da değerlendiremem. Gönderilen oyuncuların arasında ise, şahsi fikrime göre mental olarak düzelmiş bir Umut ve biraz Bilal dışında Galatasaray’ın ihtiyaç duyduğu veya yedek bile olsa yararlanabileceği bir oyuncu olmadığını düşünüyorum. Öte yandan geçen sezon olmayan ve bu sezon hazırlık kampına gelip, sonrasında başka takımlara transfer olan oyuncular da mevcut. Alex Telles ve Blerim Dzemaili, mevkilerinde pek fazla alternatifleri olmadan Florya’dan ayrıldılar. Dzemaili, De Jong gelene kadar takımda ciddi bir ihtiyaç durumundayken transfer olmuştu. Alex Telles ise Porto’ya gitmeseydi, Carole ile rekabet edebilecek ve Carole’ü de bu rekabetle üst düzeye taşıyabilecek performansı gösterebilirdi. Bu iki oyuncunun gidişinin kadro derinliği olarak kayıp olduğunu düşünüyorum. Ama yönetimin argümanı da bu oyuncuların bonservisleri yüksek miktarda gönderilmeleri ki, mevcut mali durumda ona da saygı duyarız. Emrah Başsan, bir tane resmi maça dahi çıkmadan Rizespor’a kiralandı. Zenginleşen orta saha kadrosunda şans bulması zaten çok zordu. Denayer ise bir sene daha aslan olabilirdi ama, Guardiola’nın vetosuna takıldı. Eğer geçen seneden ayrılan bir oyuncu olarak değerlendirirsek, yokluğunun bir kayıp olduğunu söyleyebiliriz. Ama geçen seneki sağ bek denemelerinin, genç oyuncunun gerçek mevki konsantrasyonunda bir sıkıntı yarattığını da Belçika - Galler Euro 2016 çeyrek final maçında görmüştük. Stoper mevkisine odaklanmış bir Denayer, Galatasaray’da her daim şans bulabilir.

Florya'dan ayrılanlar

Tabii bir takıma gelen oyuncular kadar, o takımdan giden oyuncular da mevzubahis takımın transfer hareketleri içerisinde yer alıyor. Normalde giden oyuncuların sessiz bir şekilde yeni takımına transfer olduğuna şahit oluruz, ama bu sezon Galatasaray’da giden oyuncular da en az gelenler kadar gündem yarattı. Özellikle vaktinde yapılan özensiz kontratların ceremesini bu sene çekti Cimbom. Tabii Umut, Tarık, Olcan, Donk, Bilal ve Sercan’ın gidişine Galatasaraylıların üzüldüğünü pek söyleyemeyiz. Özellikle geçen sezonun kötü kahramanları olan bu isimler, gerçek o ki yeni sezonda takımda kalsalardı kendilerini taraftara geri kabul ettirme konusunda epey sıkıntı yaşayacaklardı. Galatasaray seyircisinin son yıllarda kulüp aktiviteleri üzerinde bir hayli etkin olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumun, taraftarın fikrini belirtebilmesi ve kulübün gerçek sahipleri olarak kulüp idarecilerine niyetlerini gösterebilmesi açısından olumlu tarafları olduğu gibi, baskıcı ve negatif ortam yaratma olarak olumsuz tarafları olduğunu da düşünüyorum. Geçen sene başında gerçekten kariyerinde dönüm yaratacak düzeyde keskin bir formsuzluğa giren Umut Bulut’un, bu formsuzluktan çıkamayışını biraz da kurulan bu baskıcı ortamın etkisi olarak görüyorum. (Tabii ki başına gelen o son derece talihsiz olayı atlamak mümkün değil, tekrardan Kemal Bulut’un ve o olayın tüm merhumlarının mekanı cennet olsun.)

Galatasaraylılara sorduğunuz zaman büyük çoğunluğu benim görüşüme katılmayacaktır, ama ben kontratı kulüp için biraz daha makul seviyeye getirilmiş ve mental olarak destek verilmiş bir Umut Bulut’un acil durumlarda (mesela gole çok ihtiyaç duyulan ve forvetsiz kalınan dakikalar) bir alternatif olarak kenarda iş yapabileceğini düşünüyordum. Neticesinde bir zamanlar Schalke deplasmanında attığı golle takımını Kupa 1’de çeyrek finale taşımış, A Milli Takım'ın çok yakın zamana kadar ilk 18 kadrosuna giren ve Fransa Ligi tecrübeli bir oyuncu Umut Bulut. Fakat külfetli kontratı, geçen seneki formu ve bu sene kontratında çok direnmesi nedeniyle kayıp olarak da değerlendiremem. Gönderilen oyuncuların arasında ise, şahsi fikrime göre mental olarak düzelmiş bir Umut ve biraz Bilal dışında Galatasaray’ın ihtiyaç duyduğu veya yedek bile olsa yararlanabileceği bir oyuncu olmadığını düşünüyorum. Öte yandan geçen sezon olmayan ve bu sezon hazırlık kampına gelip, sonrasında başka takımlara transfer olan oyuncular da mevcut. Alex Telles ve Blerim Dzemaili, mevkilerinde pek fazla alternatifleri olmadan Florya’dan ayrıldılar. Dzemaili, De Jong gelene kadar takımda ciddi bir ihtiyaç durumundayken transfer olmuştu. Alex Telles ise Porto’ya gitmeseydi, Carole ile rekabet edebilecek ve Carole’ü de bu rekabetle üst düzeye taşıyabilecek performansı gösterebilirdi. Bu iki oyuncunun gidişinin kadro derinliği olarak kayıp olduğunu düşünüyorum. Ama yönetimin argümanı da bu oyuncuların bonservisleri yüksek miktarda gönderilmeleri ki, mevcut mali durumda ona da saygı duyarız. Emrah Başsan, bir tane resmi maça dahi çıkmadan Rizespor’a kiralandı. Zenginleşen orta saha kadrosunda şans bulması zaten çok zordu. Denayer ise bir sene daha aslan olabilirdi ama, Guardiola’nın vetosuna takıldı. Eğer geçen seneden ayrılan bir oyuncu olarak değerlendirirsek, yokluğunun bir kayıp olduğunu söyleyebiliriz. Ama geçen seneki sağ bek denemelerinin, genç oyuncunun gerçek mevki konsantrasyonunda bir sıkıntı yarattığını da Belçika - Galler Euro 2016 çeyrek final maçında görmüştük. Stoper mevkisine odaklanmış bir Denayer, Galatasaray’da her daim şans bulabilir.

Cimbom’un transfer dönemine şöyle bir göz attık. Genel olarak gelenleri ve gidenleri bir teraziye koyacak olursak, Galatasaray bu transfer döneminden kazançlı çıktı diyebiliriz. Mevcut kadro, eski oyuncular ile yeni gelenlerin güzel bir kimya oluşturabileceği bir kadro. Biz Galatasaraylılar olarak gelenlere hoş geldiniz derken, gidenlere de yolları açık olsun diyelim. Gelenlerden de gidenlerden de memnunuz. Ne demişler; gelen ağam, giden paşam!

(Yazıdaki tüm görseller, Galatasaray'ın resmi twitter adresi @GalatasaraySK'dan alınmıştır.)

Cimbom’un transfer dönemine şöyle bir göz attık. Genel olarak gelenleri ve gidenleri bir teraziye koyacak olursak, Galatasaray bu transfer döneminden kazançlı çıktı diyebiliriz. Mevcut kadro, eski oyuncular ile yeni gelenlerin güzel bir kimya oluşturabileceği bir kadro. Biz Galatasaraylılar olarak gelenlere hoş geldiniz derken, gidenlere de yolları açık olsun diyelim. Gelenlerden de gidenlerden de memnunuz. Ne demişler; gelen ağam, giden paşam!

(Yazıdaki tüm görseller, Galatasaray'ın resmi twitter adresi @GalatasaraySK'dan alınmıştır.)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.