Galatasaray Efsaneleri: Mehmet Leblebi

Barlas Sicimoğlu 06.10.2016

Sarı-kırmızılı formayla yüzlerce efsane, adlarını altın harflerle tarihe yazdırdı. Bu kez 1920'li yılların gol makinesi Leblebi Mehmet'i hatırlıyoruz.

Galatasaray Efsaneleri: Mehmet Leblebi
Galatasaray Efsaneleri: Mehmet Leblebi
1928 Olimpiyatları'ndaki Mısır maçı öncesi. Mehmet Leblebi, üst sıranın en sağında, Macar antrenör Toth Bela'nın hemen solunda. (Kaynak: cezasahasi.net)
1928 Olimpiyatları'ndaki Mısır maçı öncesi. Mehmet Leblebi, üst sıranın en sağında, Macar antrenör Toth Bela'nın hemen solunda. (Kaynak: cezasahasi.net)

Galatasaray efsaneleri dizimizin ilkinde Cici Necdet’ten bahsetmiştik. 1930’ların fırtına sağ açığı olan Cici Necdet’ten sonra yine aynı dönem sayılabilecek zamanların, tam olarak belirtirsek, Cici Necdet’in devrinden yaklaşık 10 sene öncesinin fırtınası bir ismi kaleme alıyoruz. Cumhuriyetin ilk yıllarında, futbolun bu yeni kurulan ülkede, yeni yeni boy göstermeye başladığı bir dönemde üç büyükler, henüz ülke sathına yayılmamış semt takımları olarak boy gösteriyorlardı. Bünyelerinde top koşturan çok değerli yetenekler, o yıllarda İstanbul ahalisine futbol aşkını aşılamakta önemli rol oynuyorlardı. İşte o yeteneklerden biri, “leblebi” kadar bir çocuktu.

Mehmet, henüz 14 yaşındadır ve genç takımın oyuncusu olarak izlemeye geldiği bir Galatasaray – Altınordu maçında, takım eksik olduğu için Galatasaray antrenörü Yusuf Ziya Öniş tarafından alelacele A takıma alınır. O Maçta tam 3 gol birden atar. Maç sonunda takım galip gelmesine rağmen diğer oyuncuların performansını beğenmeyen Yusuf Ziya, Mehmet’i de yanına alarak soyunma odasına girer ve “şu leblebi kadar çocuktan utanın” diye çıkışır. Ve o tarihten itibaren küçük Mehmet’in lakabı “leblebi” oluverir.

Galatasaray efsaneleri dizimizin ilkinde Cici Necdet’ten bahsetmiştik. 1930’ların fırtına sağ açığı olan Cici Necdet’ten sonra yine aynı dönem sayılabilecek zamanların, tam olarak belirtirsek, Cici Necdet’in devrinden yaklaşık 10 sene öncesinin fırtınası bir ismi kaleme alıyoruz. Cumhuriyetin ilk yıllarında, futbolun bu yeni kurulan ülkede, yeni yeni boy göstermeye başladığı bir dönemde üç büyükler, henüz ülke sathına yayılmamış semt takımları olarak boy gösteriyorlardı. Bünyelerinde top koşturan çok değerli yetenekler, o yıllarda İstanbul ahalisine futbol aşkını aşılamakta önemli rol oynuyorlardı. İşte o yeteneklerden biri, “leblebi” kadar bir çocuktu.

Mehmet, henüz 14 yaşındadır ve genç takımın oyuncusu olarak izlemeye geldiği bir Galatasaray – Altınordu maçında, takım eksik olduğu için Galatasaray antrenörü Yusuf Ziya Öniş tarafından alelacele A takıma alınır. O Maçta tam 3 gol birden atar. Maç sonunda takım galip gelmesine rağmen diğer oyuncuların performansını beğenmeyen Yusuf Ziya, Mehmet’i de yanına alarak soyunma odasına girer ve “şu leblebi kadar çocuktan utanın” diye çıkışır. Ve o tarihten itibaren küçük Mehmet’in lakabı “leblebi” oluverir.

"Leblebi kadar çocuk"

"Leblebi kadar çocuk"

Leblebi Mehmet’in hayat hikayesi ise Kırklareli’nde başlıyor. O dönemdeki adıyla Kırkkilise’de tüccar Salim Bey’in oğlu olarak 1908 yılında dünyaya gelen Mehmet, çocukluğunu Balkan Savaşlarının buhranlı ortamı içerisinde geçirir. Orta öğrenimini almak üzere geldiği Mekteb-i Sultani’de futbol yeteneğiyle kendisini gösterir. Genç takımda top koştururken golcülüğüyle dikkat çeken Mehmet, kendisine “leblebi” lakabını armağan eden Altınordu maçından sonra ise henüz 14 yaşında, A takıma yükselir. İsterseniz bu maçın hikayesini, Leblebi Mehmet’in kendi ağzından dinleyelim: “Galatasaray ikinci takımında oynarken ufak tefek bir çocuktum… O kadar ufak ve cılızdım ki, idareciler beni takıma koyarken, ufak bir çarpmaya maruz kalarak bir yerim kırı­lacak diye korkar ve mütemadiyen topa fazla girmememi ısrarla tavsiye ederlerdi. Bir maç yapıyorduk, topu on sekiz içinde yakaladım. Önümdeki iki hasım oyuncuyu atlattıktan sonra, kaleci ile karşı karşıya kaldım. Tam gol atmaya hazırlanırken, bizim iri kıyım Salla Fehmi beni iterek golü attı. Bu itme, hafif olmasına rağmen beni düşürmüştü. Maçtan sonra soyunma odası­na gelen Yusuf Ziya Bey, Salla Fehmi'ye: "Ne diye Mehmet'i iterek topu ayağından aldın. Leblebi kadar çocuk, senin itişine dayanabilir mi? Ya sakatlansaydı" diye çattı. İşte Yusuf Ziya Beyin beni "Leblebi kadar çocuk" diye vasıflandırmasından sonra arkadaşlar bana ‘Leblebi’ lakabını taktılar... Ben de bu lakabı hiç bir zaman yadırgamadım ve nihayet soyadı olarak aldım.”

Leblebi Mehmet’in hayat hikayesi ise Kırklareli’nde başlıyor. O dönemdeki adıyla Kırkkilise’de tüccar Salim Bey’in oğlu olarak 1908 yılında dünyaya gelen Mehmet, çocukluğunu Balkan Savaşlarının buhranlı ortamı içerisinde geçirir. Orta öğrenimini almak üzere geldiği Mekteb-i Sultani’de futbol yeteneğiyle kendisini gösterir. Genç takımda top koştururken golcülüğüyle dikkat çeken Mehmet, kendisine “leblebi” lakabını armağan eden Altınordu maçından sonra ise henüz 14 yaşında, A takıma yükselir. İsterseniz bu maçın hikayesini, Leblebi Mehmet’in kendi ağzından dinleyelim: “Galatasaray ikinci takımında oynarken ufak tefek bir çocuktum… O kadar ufak ve cılızdım ki, idareciler beni takıma koyarken, ufak bir çarpmaya maruz kalarak bir yerim kırı­lacak diye korkar ve mütemadiyen topa fazla girmememi ısrarla tavsiye ederlerdi. Bir maç yapıyorduk, topu on sekiz içinde yakaladım. Önümdeki iki hasım oyuncuyu atlattıktan sonra, kaleci ile karşı karşıya kaldım. Tam gol atmaya hazırlanırken, bizim iri kıyım Salla Fehmi beni iterek golü attı. Bu itme, hafif olmasına rağmen beni düşürmüştü. Maçtan sonra soyunma odası­na gelen Yusuf Ziya Bey, Salla Fehmi'ye: "Ne diye Mehmet'i iterek topu ayağından aldın. Leblebi kadar çocuk, senin itişine dayanabilir mi? Ya sakatlansaydı" diye çattı. İşte Yusuf Ziya Beyin beni "Leblebi kadar çocuk" diye vasıflandırmasından sonra arkadaşlar bana ‘Leblebi’ lakabını taktılar... Ben de bu lakabı hiç bir zaman yadırgamadım ve nihayet soyadı olarak aldım.”

Gencecik yaşta elde ettiği Galatasaray formasını, kulübün unutulmazları arasına girecek şekilde değerlendirir, Mehmet. 1924 yılında oynadığı bir Fenerbahçe maçında öylesine bir performans gösterir ki, Fenerbahçe’nin kurucularından olan ve o dönem Fenerbahçe forması giyen Galip Kulaksızoğlu’nu futbolu bırakma noktasına gelecek kadar isyan ettirir. Galatasaray’ın, Beşiktaş’ı tarihinde ilk kez yendiği, 31 Temmuz 1925 tarihinde oynanan karşılaşmada da Leblebi Mehmet, rakip filelere 3 gol birden bırakacak ve Galatasaray maçı 6-1 kazanacaktır. Kariyeri boyunca hem Fenerbahçe, hem Beşiktaş filelerine 7 gol birden bırakan Mehmet’in kariyer rekoru ise 1925 yılında Taksim Stadında oynanan Vefa maçında olur. Galatasaray’ın inanılmaz bir farkla, tam 20-0 kazandığı bu maçta Mehmet, tam 14 gol kaydederek ulaşılamaz bir rekorun sahibi olur. “Bir maçta en çok gol atan oyuncu” olarak hala kırılamayan bu rekor, Leblebi Mehmet’in kariyerinin özeti gibidir.

Gencecik yaşta elde ettiği Galatasaray formasını, kulübün unutulmazları arasına girecek şekilde değerlendirir, Mehmet. 1924 yılında oynadığı bir Fenerbahçe maçında öylesine bir performans gösterir ki, Fenerbahçe’nin kurucularından olan ve o dönem Fenerbahçe forması giyen Galip Kulaksızoğlu’nu futbolu bırakma noktasına gelecek kadar isyan ettirir. Galatasaray’ın, Beşiktaş’ı tarihinde ilk kez yendiği, 31 Temmuz 1925 tarihinde oynanan karşılaşmada da Leblebi Mehmet, rakip filelere 3 gol birden bırakacak ve Galatasaray maçı 6-1 kazanacaktır. Kariyeri boyunca hem Fenerbahçe, hem Beşiktaş filelerine 7 gol birden bırakan Mehmet’in kariyer rekoru ise 1925 yılında Taksim Stadında oynanan Vefa maçında olur. Galatasaray’ın inanılmaz bir farkla, tam 20-0 kazandığı bu maçta Mehmet, tam 14 gol kaydederek ulaşılamaz bir rekorun sahibi olur. “Bir maçta en çok gol atan oyuncu” olarak hala kırılamayan bu rekor, Leblebi Mehmet’in kariyerinin özeti gibidir.

Galatasaray Efsaneleri: Mehmet Leblebi
Galatasaray Efsaneleri: Mehmet Leblebi
Mehmet Leblebi, 1955 tarihli fotoğrafı. (Kaynak: earsiv.sehir.edu.tr)
Mehmet Leblebi, 1955 tarihli fotoğrafı. (Kaynak: earsiv.sehir.edu.tr)

Yöneticilik ve işletmecilik yılları

Yöneticilik ve işletmecilik yılları

Ceza sahasının sağ tarafına yakın oynayan bir oyuncu olan Mehmet, kıvraklığını ve çevikliğini ceza sahası içerisinde çok etkin kullanır ve rakip kalecileri sıkça kontrpiyede bırakırdı. Leblebi Mehmet’in elinde tuttuğu bir başka rekor ise “olimpiyatlarda forma giyen en genç futbolcu” oluşu. Teknik direktör Billy Hunter tarafından 1924 Paris Olimpiyatlarının kadrosuna çağrılan Leblebi Mehmet, o tarihte henüz 16 yaşındaydı. Toplamda 16 kez Türkiye Milli Takımı forması giyen efsane, 1935 yılında futbolu bırakana kadar Galatasaray ile toplamda 5 kez İstanbul Ligi şampiyonluğu yaşadı. Henüz 27 yaşında, günümüz için çok genç sayılabilecek bir yaşta futbolu bıraktıktan sonra Galatasaray yöneticiliğine gelen Leblebi Mehmet, uzun seneler yöneticilik yapacağı kulüpte futbolculuğunda olduğu gibi İstanbul Ligi şampiyonlukları yaşadı. Takımın 'Milli Küme'de şampiyon olduğu tek sezonda da idari ekibin başında yer alır.

Ceza sahasının sağ tarafına yakın oynayan bir oyuncu olan Mehmet, kıvraklığını ve çevikliğini ceza sahası içerisinde çok etkin kullanır ve rakip kalecileri sıkça kontrpiyede bırakırdı. Leblebi Mehmet’in elinde tuttuğu bir başka rekor ise “olimpiyatlarda forma giyen en genç futbolcu” oluşu. Teknik direktör Billy Hunter tarafından 1924 Paris Olimpiyatlarının kadrosuna çağrılan Leblebi Mehmet, o tarihte henüz 16 yaşındaydı. Toplamda 16 kez Türkiye Milli Takımı forması giyen efsane, 1935 yılında futbolu bırakana kadar Galatasaray ile toplamda 5 kez İstanbul Ligi şampiyonluğu yaşadı. Henüz 27 yaşında, günümüz için çok genç sayılabilecek bir yaşta futbolu bıraktıktan sonra Galatasaray yöneticiliğine gelen Leblebi Mehmet, uzun seneler yöneticilik yapacağı kulüpte futbolculuğunda olduğu gibi İstanbul Ligi şampiyonlukları yaşadı. Takımın 'Milli Küme'de şampiyon olduğu tek sezonda da idari ekibin başında yer alır.

Galatasaray'da yöneticilik yaparken, diğer yandan da işletmeciliğe soyunur. Taksim Gazinosunun, Mısır Çarşısı Lokantasının ve Karaköy’deki Liman Lokantasının işletmeciliğini yapan Leblebi Mehmet, bu mekanları dönemin popüler yerleri haline getirmeyi başarır. Gerçekte, işletmeciliğe futbolculuk yaparken başlamıştır. Bu hikayesini de kendi ağzından aktaralım: “Lokantacılık işine bir bakıma 1928'de başlamış sayılırım. Futbol yüzünden Galatasaray Lisesinin ticaret kısmını bitiremeyişime kızan babam, bana verdiği parayı tamamen kesmişti. Bu vaziyet karşısında hayatı kazanmak zorunda kaldım. Arkadaşların teşviki ile Ziraat Bankasının tabldot işini üzerime aldım ve yüksek ticarete devam ederken bir müddet bu tabldotu işlettim.”

Galatasaray'da yöneticilik yaparken, diğer yandan da işletmeciliğe soyunur. Taksim Gazinosunun, Mısır Çarşısı Lokantasının ve Karaköy’deki Liman Lokantasının işletmeciliğini yapan Leblebi Mehmet, bu mekanları dönemin popüler yerleri haline getirmeyi başarır. Gerçekte, işletmeciliğe futbolculuk yaparken başlamıştır. Bu hikayesini de kendi ağzından aktaralım: “Lokantacılık işine bir bakıma 1928'de başlamış sayılırım. Futbol yüzünden Galatasaray Lisesinin ticaret kısmını bitiremeyişime kızan babam, bana verdiği parayı tamamen kesmişti. Bu vaziyet karşısında hayatı kazanmak zorunda kaldım. Arkadaşların teşviki ile Ziraat Bankasının tabldot işini üzerime aldım ve yüksek ticarete devam ederken bir müddet bu tabldotu işlettim.”

Futbolculuğunda, yöneticiliğinde ve işletmeciliğinde her zaman saygı gören, nezaketini ve kibarlığını her daim koruyan Leblebi Mehmet, Yusuf Ziya’nın dolaylı olarak kendisine takmış olduğu “leblebi” lakabını çok benimser ve Soyadı Kanunu ile Leblebi soyadını alır. 1972 yılında kalp krizinden dolayı vefat eden Mehmet Leblebi, arkasında bir dolu rekor ve başarı bırakarak ebedi istirahatine çekilir.

“Leblebi Mehmet”i, saygıyla ve hürmetle analım. Bir sonraki Galatasaray efsanesi yazısında, görüşmek üzere diyelim.


Yazı içerisindeki alıntılarda kullandığımız, Mehmet Leblebi ile 1955 yılında Vatan gazetesinde yapılan röportajı okumak isteyen okurlarımız için: http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/ha...

Futbolculuğunda, yöneticiliğinde ve işletmeciliğinde her zaman saygı gören, nezaketini ve kibarlığını her daim koruyan Leblebi Mehmet, Yusuf Ziya’nın dolaylı olarak kendisine takmış olduğu “leblebi” lakabını çok benimser ve Soyadı Kanunu ile Leblebi soyadını alır. 1972 yılında kalp krizinden dolayı vefat eden Mehmet Leblebi, arkasında bir dolu rekor ve başarı bırakarak ebedi istirahatine çekilir.

“Leblebi Mehmet”i, saygıyla ve hürmetle analım. Bir sonraki Galatasaray efsanesi yazısında, görüşmek üzere diyelim.


Yazı içerisindeki alıntılarda kullandığımız, Mehmet Leblebi ile 1955 yılında Vatan gazetesinde yapılan röportajı okumak isteyen okurlarımız için: http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/ha...

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.