Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Yasin Abay 03.10.2016

Tribünlerde neden azalıyoruz? Etken sadece tuttuğumuz takımın performansı mı? Buyrun, feyizli sohbete...

Türkiye’de maçı stadyumdan izleyen seyirci sayısı gittikçe azalmakta. Bu konu ile ilgili birçok yorumcu farklı sebepler sunuyor. Aslında tek başına bir tez konusu olabilecek bu soruya verilen cevaplar, beni tatmin etmediğinden tüm sebepleri kendi açımdan okuyucuyla paylaşmak istiyorum.

Taraftar nedir?

Taraftar, fanatik ve seyirci kavramlarını tanımlayarak başlamak gerekiyor zira ülkemizde herkes sporu bildiği için bazen bilinmeyen kelime anlamları ile anlatılmak istenen ve anlaşılan arasında çok fazla fark oluyor. Taraftar, kısaca tarafı olan, futbolda ise bir futbol takımını maddi ve/veya manevi destekleyen kişi ya da kişilerdir. Fanatik ise tasvip etmediğim bir durum, aşk gibi bir şey, takımı için ölen veya normal taraftarlıktan fazlasını yapan kişi. Örnek vermek gerekirse, bir fanatik şayet bir sandviç ve bir maç bileti arasında seçim yapacaksa kesinlikle maç biletini alır ve aç kalır! Seyirci, taraftar ve fanatik olması gerekli olmayan ama sporu sevip maçları izleyen kişidir.

Türkiye’de maçı stadyumdan izleyen seyirci sayısı gittikçe azalmakta. Bu konu ile ilgili birçok yorumcu farklı sebepler sunuyor. Aslında tek başına bir tez konusu olabilecek bu soruya verilen cevaplar, beni tatmin etmediğinden tüm sebepleri kendi açımdan okuyucuyla paylaşmak istiyorum.

Taraftar nedir?

Taraftar, fanatik ve seyirci kavramlarını tanımlayarak başlamak gerekiyor zira ülkemizde herkes sporu bildiği için bazen bilinmeyen kelime anlamları ile anlatılmak istenen ve anlaşılan arasında çok fazla fark oluyor. Taraftar, kısaca tarafı olan, futbolda ise bir futbol takımını maddi ve/veya manevi destekleyen kişi ya da kişilerdir. Fanatik ise tasvip etmediğim bir durum, aşk gibi bir şey, takımı için ölen veya normal taraftarlıktan fazlasını yapan kişi. Örnek vermek gerekirse, bir fanatik şayet bir sandviç ve bir maç bileti arasında seçim yapacaksa kesinlikle maç biletini alır ve aç kalır! Seyirci, taraftar ve fanatik olması gerekli olmayan ama sporu sevip maçları izleyen kişidir.

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Ben holigan mıyım?

Holigan ve müşteri tanımları ile birkaç şey çok daha iyi anlaşılacaktır. Müşteri, alacağı bir zevk, eşya vs. karşılığında para öder ve ona sahip olur. Holigan ise fanatiklik ve müşteri karışımı bir durum bence. Maçı izlemek için parasını öder, fanatik olduğu için de genelde bu parayı ödemek için başka bir şeyden feragat etmiştir. Bu şartlar altında maça giden bir holigan, feragat ettiği şeyler adına o futbol kulübünden/takımdan, oyunculardan ve diğer seyircilerden olması gerekenden fazlasını isteme hakkına sahip olduğunu düşünür. ‘’Biz bu takım için neler yaptık?’’ misali bir anlayış.

Ben holigan mıyım?

Holigan ve müşteri tanımları ile birkaç şey çok daha iyi anlaşılacaktır. Müşteri, alacağı bir zevk, eşya vs. karşılığında para öder ve ona sahip olur. Holigan ise fanatiklik ve müşteri karışımı bir durum bence. Maçı izlemek için parasını öder, fanatik olduğu için de genelde bu parayı ödemek için başka bir şeyden feragat etmiştir. Bu şartlar altında maça giden bir holigan, feragat ettiği şeyler adına o futbol kulübünden/takımdan, oyunculardan ve diğer seyircilerden olması gerekenden fazlasını isteme hakkına sahip olduğunu düşünür. ‘’Biz bu takım için neler yaptık?’’ misali bir anlayış.

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Her şey amatörken çok daha içten olur ya, tarihsel gelişim içinde de işler profesyonelleştikçe, alınan zevk de ruhsal olarak azaldı. Sporu çok sevdiğimizden(!) parasını verdiğimiz bir etkinlikten beklentilerimiz de çoğaldı. Evet, tiyatro izlemek için öderiz, konser izlemek için öderiz ve beğenmediğimiz bir performans görürsek sahneyi yuhalayabiliriz. Müşteri olarak düşündüğümüzde bu, çok doğru bir davranış olur. Diğer yandan, bir futbol takımı taraftarı olarak bu durum geçerli olmaz çünkü taraftar olarak geldiğimiz bir maçta tarafımızı desteklemek ve yenilgide de yanında olmak taraftarlığın altın kuralıdır.

Yerimizi bilelim

Anlıyorum ki, önce maça giden, gitmiş ve gidecek kişiler olarak önce kendimizin ne olduğunu tanımlamalıyız. Bir müşteri ve fanatik isek kesinlikle maçlara gitmemeliyiz. Evde, işte, yolda maçları izleyip sağa sola çatıp, bardak kıralım daha iyi. Bahsetmiş olduğum gibi müşteri ve fanatikliğin ürettiği saçma kokteyl, holiganlığı yaratıyor. Yalnızca fanatik isek de maça gelinmemesini tavsiye ediyorum zira fanatiklik, yaşantımıza zarar verir. Maazallah çoluğumuzun çocuğumuzu rızkıyla futbolcu maaşı ödemeyelim. Özellikle asgari ücret miktarı çok düşük olan bir ülke olarak Türkiye’de fanatizm hayat söndürebilir. Seyirci miyiz? Saydıklarımızdan en masum ve rahat olan tanım. Sadece sporu sevdiğimiz veya etkinlik olsun diye stada maç izlemeye gideriz ve taraf olmadığımız için sonuca göre üzüntü veya sevinme olmaz. Gollerden, kurtarışlardan, ambiyanstan, müziklerden, yanımızdaki kişilerden, maç öncesi ve sonrası etkinliklerden çok iyi zevk alırız.

Avro-TL ilişkisi

Her şey amatörken çok daha içten olur ya, tarihsel gelişim içinde de işler profesyonelleştikçe, alınan zevk de ruhsal olarak azaldı. Sporu çok sevdiğimizden(!) parasını verdiğimiz bir etkinlikten beklentilerimiz de çoğaldı. Evet, tiyatro izlemek için öderiz, konser izlemek için öderiz ve beğenmediğimiz bir performans görürsek sahneyi yuhalayabiliriz. Müşteri olarak düşündüğümüzde bu, çok doğru bir davranış olur. Diğer yandan, bir futbol takımı taraftarı olarak bu durum geçerli olmaz çünkü taraftar olarak geldiğimiz bir maçta tarafımızı desteklemek ve yenilgide de yanında olmak taraftarlığın altın kuralıdır.

Yerimizi bilelim

Anlıyorum ki, önce maça giden, gitmiş ve gidecek kişiler olarak önce kendimizin ne olduğunu tanımlamalıyız. Bir müşteri ve fanatik isek kesinlikle maçlara gitmemeliyiz. Evde, işte, yolda maçları izleyip sağa sola çatıp, bardak kıralım daha iyi. Bahsetmiş olduğum gibi müşteri ve fanatikliğin ürettiği saçma kokteyl, holiganlığı yaratıyor. Yalnızca fanatik isek de maça gelinmemesini tavsiye ediyorum zira fanatiklik, yaşantımıza zarar verir. Maazallah çoluğumuzun çocuğumuzu rızkıyla futbolcu maaşı ödemeyelim. Özellikle asgari ücret miktarı çok düşük olan bir ülke olarak Türkiye’de fanatizm hayat söndürebilir. Seyirci miyiz? Saydıklarımızdan en masum ve rahat olan tanım. Sadece sporu sevdiğimiz veya etkinlik olsun diye stada maç izlemeye gideriz ve taraf olmadığımız için sonuca göre üzüntü veya sevinme olmaz. Gollerden, kurtarışlardan, ambiyanstan, müziklerden, yanımızdaki kişilerden, maç öncesi ve sonrası etkinliklerden çok iyi zevk alırız.

Avro-TL ilişkisi

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Değişen dünyamız, son 20 yılda kişi başına düşen ve gerekli görülen gider miktarını yükseltti. Akıllı telefonlar, internet faturası, giyim, araba ihtiyacı, eğitim ihtiyacı… Daha fazla da sıralayabiliriz. Artan kişi başı giderlerin yanında başlıca Avrupa ülkeleri pek etkilenmemiş görünüyor çünkü stadyumlara gidebiliyorlar. Bu durumda ülke ekonomisinin stadyuma maç izlemeye gitme etkinliğine kötü bir etkisi olduğunu söyleyebiliyoruz. Karşı çıkanlar elbette olacaktır hemen sorularını cevaplayayım. Prestiji üstümüzde olan liglerin takımlarına baktığımızda istedikleri bilet fiyatları bizimkilerle sadece değer olarak yaklaşık olabilir. Ancak unuttuğumuz bir şey var ki şu anda 1 Avro=3.3 Türk Lirası. Maaşları Avro olarak ödenen oyuncuları besleyebilmek adına biçilen bilet fiyatları elbette taraftarların cebini yakıyor.

Nedir bu üç büyükler?

Değişen dünyamız, son 20 yılda kişi başına düşen ve gerekli görülen gider miktarını yükseltti. Akıllı telefonlar, internet faturası, giyim, araba ihtiyacı, eğitim ihtiyacı… Daha fazla da sıralayabiliriz. Artan kişi başı giderlerin yanında başlıca Avrupa ülkeleri pek etkilenmemiş görünüyor çünkü stadyumlara gidebiliyorlar. Bu durumda ülke ekonomisinin stadyuma maç izlemeye gitme etkinliğine kötü bir etkisi olduğunu söyleyebiliyoruz. Karşı çıkanlar elbette olacaktır hemen sorularını cevaplayayım. Prestiji üstümüzde olan liglerin takımlarına baktığımızda istedikleri bilet fiyatları bizimkilerle sadece değer olarak yaklaşık olabilir. Ancak unuttuğumuz bir şey var ki şu anda 1 Avro=3.3 Türk Lirası. Maaşları Avro olarak ödenen oyuncuları besleyebilmek adına biçilen bilet fiyatları elbette taraftarların cebini yakıyor.

Nedir bu üç büyükler?

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Üç büyükler diye bir kavram var ülkemizde. Nedense bu üç büyüğün hepsi de ‘25 milyon’ taraftara sahip olduklarını iddia ediyor ve kimse de demiyor, ‘ülke nüfusu bu iddia için yeterli değil’! Tabii bu durumun tarihsel gelişimine bakarsak ilk köklü kulüplerin İstanbul çıkışlı olmasının yanında ana akım medyanın da kendilerini izleyenlere fazla tercih hakkı bıraktığını söyleyemeyiz. Her akşam evinizde Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş haberleri var ve okula gittiğinizde arkadaşlarınız soruyor "Ya sen hangi takımlısın? Fenerbahçe? Galatasaray? Beşiktaş?". Sanki başka takım yokmuşçasına davranış, çocuk yaşlarda bizi sunulanlar arasında bir seçim yapmaya itiyor. Sadece üç takım varmış gibi gelişen bir futbol kültürü elbette diğer takımların taraftar sayısını etkiliyor. Belki de üç büyüklerle en ufak bağlantısı olmayan, İstanbul’a adım atmamış kişiler bu takımların fanatiği olabiliyorlar. Kendi memleketlerinin takımları? Duruma sadece seyirciler. Büyük şehirlerimiz var ama bu şehirlerin takımları üç büyüklerin altında kişilerin ikinci takımları olarak kalıyor. Her ne kadar son yıl Konyaspor ile olumlu yöne girse de bu yolda gerekli değişim çok daha büyük.

Passolig etkisi

Üç büyükler diye bir kavram var ülkemizde. Nedense bu üç büyüğün hepsi de ‘25 milyon’ taraftara sahip olduklarını iddia ediyor ve kimse de demiyor, ‘ülke nüfusu bu iddia için yeterli değil’! Tabii bu durumun tarihsel gelişimine bakarsak ilk köklü kulüplerin İstanbul çıkışlı olmasının yanında ana akım medyanın da kendilerini izleyenlere fazla tercih hakkı bıraktığını söyleyemeyiz. Her akşam evinizde Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş haberleri var ve okula gittiğinizde arkadaşlarınız soruyor "Ya sen hangi takımlısın? Fenerbahçe? Galatasaray? Beşiktaş?". Sanki başka takım yokmuşçasına davranış, çocuk yaşlarda bizi sunulanlar arasında bir seçim yapmaya itiyor. Sadece üç takım varmış gibi gelişen bir futbol kültürü elbette diğer takımların taraftar sayısını etkiliyor. Belki de üç büyüklerle en ufak bağlantısı olmayan, İstanbul’a adım atmamış kişiler bu takımların fanatiği olabiliyorlar. Kendi memleketlerinin takımları? Duruma sadece seyirciler. Büyük şehirlerimiz var ama bu şehirlerin takımları üç büyüklerin altında kişilerin ikinci takımları olarak kalıyor. Her ne kadar son yıl Konyaspor ile olumlu yöne girse de bu yolda gerekli değişim çok daha büyük.

Passolig etkisi

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Passolig gerekliliği çok ayrı bir sorun teşkil etmekte. Bu kartı getirirken bize vadettiklerini uygulayamayan bir sistem mevcut. Bu sistemle zaman zaman maça giden taraftarlar ezilmiş durumda. Bazı önemli maçlara şehir dışında gelen taraftarlar üç-beş maç için bu kartı sunan bankayı beslemek istemiyorlar. Stadyumlarda şiddeti önleme, suçluları teker tekere tespit edip spor ortamından uzaklaştırma söylemleri tam bir fiyasko oldu. Öyle görünüyor ki bu kartı taraftarlara aldırıldıktan sonra cezayı uygulayacak mercilerin çok daha önemli işleri var. Zaten yasama konusunda çok iyi olup yürütmesi kötü olan bir ülkede yaşadığımız için hala birkaç holiganın yaptıklarını stadın ya bir kısmı ya da tamamı çekiyor. Sessiz maçlar izlemeye devam ediyoruz.

Küfür ve alkol yasağı

Öncelikle belirtmeliyim ki bu konuda birçok ülke bizim durumumuzda ama işler değişmeye başlıyor. Futbol maçlarında alkol alma yasakları örneğin İngiltere için 30 yıla kadar dayanan bir kural. Ne var ki, Almanya bu konuda biraz daha rahat. İngilizleri anlamak gayet mümkün çünkü holiganizmden en çok yara alan ülkelerden biri geçmişe bakarak konuştuğumuzda İngiltere. Türk taraftarlar olarak bizler de maç sonrası saha dışında birçok bıçaklı yaralama ve ölümlü kavgalara şahit olduk. Hafızamı biraz daha yokladığımda ise bir Galatasaray maçında densizin biri rakı şişesini ,oturduğu bölümden aşağı atmış ve bir çocuğun başını ciddi derecede yaralamıştı. Elbette bu tür olaylar alkolün yeşil sahalara kötü etki ettiği yönünde izlenim bıraktı ve biz de İngilizlerin izlediği yolu izledik.

Passolig gerekliliği çok ayrı bir sorun teşkil etmekte. Bu kartı getirirken bize vadettiklerini uygulayamayan bir sistem mevcut. Bu sistemle zaman zaman maça giden taraftarlar ezilmiş durumda. Bazı önemli maçlara şehir dışında gelen taraftarlar üç-beş maç için bu kartı sunan bankayı beslemek istemiyorlar. Stadyumlarda şiddeti önleme, suçluları teker tekere tespit edip spor ortamından uzaklaştırma söylemleri tam bir fiyasko oldu. Öyle görünüyor ki bu kartı taraftarlara aldırıldıktan sonra cezayı uygulayacak mercilerin çok daha önemli işleri var. Zaten yasama konusunda çok iyi olup yürütmesi kötü olan bir ülkede yaşadığımız için hala birkaç holiganın yaptıklarını stadın ya bir kısmı ya da tamamı çekiyor. Sessiz maçlar izlemeye devam ediyoruz.

Küfür ve alkol yasağı

Öncelikle belirtmeliyim ki bu konuda birçok ülke bizim durumumuzda ama işler değişmeye başlıyor. Futbol maçlarında alkol alma yasakları örneğin İngiltere için 30 yıla kadar dayanan bir kural. Ne var ki, Almanya bu konuda biraz daha rahat. İngilizleri anlamak gayet mümkün çünkü holiganizmden en çok yara alan ülkelerden biri geçmişe bakarak konuştuğumuzda İngiltere. Türk taraftarlar olarak bizler de maç sonrası saha dışında birçok bıçaklı yaralama ve ölümlü kavgalara şahit olduk. Hafızamı biraz daha yokladığımda ise bir Galatasaray maçında densizin biri rakı şişesini ,oturduğu bölümden aşağı atmış ve bir çocuğun başını ciddi derecede yaralamıştı. Elbette bu tür olaylar alkolün yeşil sahalara kötü etki ettiği yönünde izlenim bıraktı ve biz de İngilizlerin izlediği yolu izledik.

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Küfür ve kötü tezahürat kavramları ise çok muğlak ifadeler. Biraz da karakterimizden olsa gerek yasak bir şey oldu mu üstüne gidiyoruz, toplu küfür ve kötü tezahürat akımları geliyor. Kişisel olarak ağızdan çıkan herhangi bir sözün ceza gerektirecek bir şey olmadığını düşünsem de ülkemizin kültürel yapısı ve psikolojik karakterini göz önüne aldığımda konuyla ilgili getirilen yasaklara hak verebiliyorum. Ne var ki mantık bazında düşündüğümüzde ise ileri seviyelerde bu konuyu da aşmalıyız.

Alkol konusuna geri dönecek olursak, İngiltere’de son zamanlarda bu yasağın kaldırılmasıyla ilgili ciddi tartışmalar başlamış durumda. Genel olarak sorulan soru "bir kriket veya rugby maçında alkol tüketilebiliyor ama futbol maçında tüketilmiyor. Bu mantıklı mı?". Ve bir diğeri "alkol tüketim izni, topun şekliyle mi alakalı? Top eliptik olunca evet ama küre olunca hayır mı?’". Tarihsel tecrübeyi hesaba katmadığımızda, bu sorular gayet mantıklı ama yaşanılanlardan dolayı alkol ile ilgili düşünceleri hep endişe ile karşılıyoruz. Ne var ki, alkol birçok etkinliğin parçası ve İngiltere’de bazı pilot liglerde yasak kaldırıldı ve taraftarların buna hazır olup olmadığı görülmeye çalışılıyor. Konuyla ilgili The Telegraph’ın yaptığı oylamaya katılan okuyucuların %64’ü yasağın kaldırılmasından yana oy kullanmış. Eğer İngiltere konuyla ilgili referanduma giderse yasak tamamen kalkacak gibi. İskoçya da bu yolda ilerliyor.

Küfür ve kötü tezahürat kavramları ise çok muğlak ifadeler. Biraz da karakterimizden olsa gerek yasak bir şey oldu mu üstüne gidiyoruz, toplu küfür ve kötü tezahürat akımları geliyor. Kişisel olarak ağızdan çıkan herhangi bir sözün ceza gerektirecek bir şey olmadığını düşünsem de ülkemizin kültürel yapısı ve psikolojik karakterini göz önüne aldığımda konuyla ilgili getirilen yasaklara hak verebiliyorum. Ne var ki mantık bazında düşündüğümüzde ise ileri seviyelerde bu konuyu da aşmalıyız.

Alkol konusuna geri dönecek olursak, İngiltere’de son zamanlarda bu yasağın kaldırılmasıyla ilgili ciddi tartışmalar başlamış durumda. Genel olarak sorulan soru "bir kriket veya rugby maçında alkol tüketilebiliyor ama futbol maçında tüketilmiyor. Bu mantıklı mı?". Ve bir diğeri "alkol tüketim izni, topun şekliyle mi alakalı? Top eliptik olunca evet ama küre olunca hayır mı?’". Tarihsel tecrübeyi hesaba katmadığımızda, bu sorular gayet mantıklı ama yaşanılanlardan dolayı alkol ile ilgili düşünceleri hep endişe ile karşılıyoruz. Ne var ki, alkol birçok etkinliğin parçası ve İngiltere’de bazı pilot liglerde yasak kaldırıldı ve taraftarların buna hazır olup olmadığı görülmeye çalışılıyor. Konuyla ilgili The Telegraph’ın yaptığı oylamaya katılan okuyucuların %64’ü yasağın kaldırılmasından yana oy kullanmış. Eğer İngiltere konuyla ilgili referanduma giderse yasak tamamen kalkacak gibi. İskoçya da bu yolda ilerliyor.

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Fotoğraf: Ian Rutherford

Fotoğraf: Ian Rutherford

Ülkemizde ise bu konuyla ilgili, farklı kurallar söz konusu. Bırakın alkolün yasaklanması konusunu, alkol reklamları medyada yer alamıyor. Alkol reklamları alamayan statlarımız ile yerel ligimizde bu duruma şahit olmasak da, son zamanlarda Avrupa maçlarında yeşil bir çizginin buzlandığına izleyen herkes şahit olmuştur. Hal böyle iken bir eğlence sektörü olan futbol için, taraftar için, sorumluluk sahibi olarak eğlenen vatandaşlar için gittikçe kısıtlanan bir futbolla karşılaşıyoruz. Dünya örneklerini ve topluluk karakterlerinin iyi analiz edilmesiyle bu soruna kesinlikle bir çözüm üretilmelidir.

TFF de sorumlu

Ülkemizde ise bu konuyla ilgili, farklı kurallar söz konusu. Bırakın alkolün yasaklanması konusunu, alkol reklamları medyada yer alamıyor. Alkol reklamları alamayan statlarımız ile yerel ligimizde bu duruma şahit olmasak da, son zamanlarda Avrupa maçlarında yeşil bir çizginin buzlandığına izleyen herkes şahit olmuştur. Hal böyle iken bir eğlence sektörü olan futbol için, taraftar için, sorumluluk sahibi olarak eğlenen vatandaşlar için gittikçe kısıtlanan bir futbolla karşılaşıyoruz. Dünya örneklerini ve topluluk karakterlerinin iyi analiz edilmesiyle bu soruna kesinlikle bir çözüm üretilmelidir.

TFF de sorumlu

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Futbolu yönetenlerin, stadyuma gelen taraftar sayısını etkileme sebeplerinden biri de, lig kurallarının sürekli değişimi ile futbol kulübü yönetimlerinin bir türlü istikrar sağlayamaması. Bahsettiğim bu durum, Süper Final ve yabancı kuralları değişimi kısımlarında oldu. Lig devam ederken alınan bir karar olan Süper Final, o yıl ligin gidişatı adına birçok şeyi değiştirdi. Başa oynayan takımlar biraz daha rahat oynayabildiler çünkü bir üstteki takımlarla puan farkı Süper Final’e girince yarıya inecekti. Yabancı kurallarının kısa zamanda çok kez değişimi ise oyuncu sözleşmeleri ve takım planlama konusunda kulüplerin başını ağrıttı. Ligde yabancı sayısı artınca birkaç ek yabancı futbolcuyla uzun süreli sözleşme imzalayan kulüpler bir sonraki yıl bu kuralın değişip, yabancı sınırının kısıtlanmasıyla pahalı pahalı aldıkları oyuncuları ya kiralamak ya da ucuza satmak zorunda kaldılar. Galatasaraylı Eboue’nin bir yıl kadar bu kuraldan dolayı kadro dışı kalıp yatarak maaş aldığını hatırlıyorum. Antrenman yapıp 2 milyon Avro almayı kim istemez?

3 Temmuz

Elbette en büyük etkenlerden biri 3 Temmuz olayı. Fenerbahçe’nin başına gelenler, düşman başına demek istiyorum. Öyle ki, bu kulüp vicdanı olan herkesin anladığı üzere, halen kanıtlanmayan bir olaydan dolayı Avrupa kupalarına tam üç yıl katılamadı. Adalet duygusunun fanatizm ve holiganlık yüzünden yok edildiği bu dönemde, dimdik ayakta duran Fenerbahçe, elbette çok ama çok zarar gördü. Her ne kadar açılacak tazminat davaları kulübün geleceği adına büyük umutlar getirse de, dava sürecinde yaşamını yitirenler, adaletin sağlandığını asla göremeyecekler. Hem Fenerbahçelilerin hem de diğer takım taraftarlarının futbolu yönetenlere karşı inancı kalmadı. Yarışın adil olduğuna inanmayan bir taraftar da, haliyle ilgisini kaybeder ve stadyuma uğramaz.

Futbolu yönetenlerin, stadyuma gelen taraftar sayısını etkileme sebeplerinden biri de, lig kurallarının sürekli değişimi ile futbol kulübü yönetimlerinin bir türlü istikrar sağlayamaması. Bahsettiğim bu durum, Süper Final ve yabancı kuralları değişimi kısımlarında oldu. Lig devam ederken alınan bir karar olan Süper Final, o yıl ligin gidişatı adına birçok şeyi değiştirdi. Başa oynayan takımlar biraz daha rahat oynayabildiler çünkü bir üstteki takımlarla puan farkı Süper Final’e girince yarıya inecekti. Yabancı kurallarının kısa zamanda çok kez değişimi ise oyuncu sözleşmeleri ve takım planlama konusunda kulüplerin başını ağrıttı. Ligde yabancı sayısı artınca birkaç ek yabancı futbolcuyla uzun süreli sözleşme imzalayan kulüpler bir sonraki yıl bu kuralın değişip, yabancı sınırının kısıtlanmasıyla pahalı pahalı aldıkları oyuncuları ya kiralamak ya da ucuza satmak zorunda kaldılar. Galatasaraylı Eboue’nin bir yıl kadar bu kuraldan dolayı kadro dışı kalıp yatarak maaş aldığını hatırlıyorum. Antrenman yapıp 2 milyon Avro almayı kim istemez?

3 Temmuz

Elbette en büyük etkenlerden biri 3 Temmuz olayı. Fenerbahçe’nin başına gelenler, düşman başına demek istiyorum. Öyle ki, bu kulüp vicdanı olan herkesin anladığı üzere, halen kanıtlanmayan bir olaydan dolayı Avrupa kupalarına tam üç yıl katılamadı. Adalet duygusunun fanatizm ve holiganlık yüzünden yok edildiği bu dönemde, dimdik ayakta duran Fenerbahçe, elbette çok ama çok zarar gördü. Her ne kadar açılacak tazminat davaları kulübün geleceği adına büyük umutlar getirse de, dava sürecinde yaşamını yitirenler, adaletin sağlandığını asla göremeyecekler. Hem Fenerbahçelilerin hem de diğer takım taraftarlarının futbolu yönetenlere karşı inancı kalmadı. Yarışın adil olduğuna inanmayan bir taraftar da, haliyle ilgisini kaybeder ve stadyuma uğramaz.

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Siyasetin futbola girmesi olayını yeni bir şeymiş gibi anlatan ana akım medya mensupları da, sanıyorum hafızalarını kaybetmişler. Futbol da siyaset gibi birçok insanın hayatının bir parçası ve stadyumda siyasi paylaşımlar, protestolar yapmak neden hor görülen bir şey olarak algılanıyor anlamıyorum. En nihayetinde kişi kimseyi fiziki olarak rahatsız etmeden ıslık, pankart, söylem yapabilir ve duygularını paylaşabilir. Bu yer herhangi bir stadyum da olabilir elbette. Konuya itiraz edeceklere önerim, bir zahmet internette eskiden oynanan maçların fotoğraflarına göz atın. Ayrıca hatırlatmalıyım ki, birçok kulüp takımının savaş dönemlerinde futbolcu-askerleri vardı.

İç sualler

Sonuç olarak sebepleri incelediğimizde bir yere bağlandığını görüyorum, taraftar yok! Müşteri var, fanatik var, holigan var ama taraftar sayısı yeterli değil. Takımının tarihini bilmeyip taraftarlık taslayan milyonlar mevcut ülkemizde. Bu durum aynı ülke tarihini bilmeyip, ‘Türkiyem’ şarkısını telefonuna çağrı tonu olarak ekleyenlerin durumuna benziyor. Kısaca bir şeyler diyor ama ne dediğini kendi de bilmiyor. Velhasıl kelam ben de bir özeleştiri yaparak kendimi bir taraftar yapanlardanım. Üç büyüklerle alakam olmamasına rağmen bu takımlardan birini tutardım. Sonra kendime sordum, "Bu takımla benim ne bağlantım var? Ne biliyorum tarihi ile ilgili?". Sonra diğer bir soru, "Benim hangi kulüple bağım olabilir? Nereliyim ben?". Ben Karabüklüyüm. Karabük demek Kardemir demektir. Mavi ateş, bin altı yüz derece santigrat ısı demektir. Topraktan gelen mikro tanelerin sağlam bir yapı oluşturması demektir, Karabük. Emek ve işçi demektir, işçi kenti Karabük. Böylece üç büyüklerle kopan bağım, Karabük’e ve Kardemir Karabükspor’a bağlanmış oldu.

Siyasetin futbola girmesi olayını yeni bir şeymiş gibi anlatan ana akım medya mensupları da, sanıyorum hafızalarını kaybetmişler. Futbol da siyaset gibi birçok insanın hayatının bir parçası ve stadyumda siyasi paylaşımlar, protestolar yapmak neden hor görülen bir şey olarak algılanıyor anlamıyorum. En nihayetinde kişi kimseyi fiziki olarak rahatsız etmeden ıslık, pankart, söylem yapabilir ve duygularını paylaşabilir. Bu yer herhangi bir stadyum da olabilir elbette. Konuya itiraz edeceklere önerim, bir zahmet internette eskiden oynanan maçların fotoğraflarına göz atın. Ayrıca hatırlatmalıyım ki, birçok kulüp takımının savaş dönemlerinde futbolcu-askerleri vardı.

İç sualler

Sonuç olarak sebepleri incelediğimizde bir yere bağlandığını görüyorum, taraftar yok! Müşteri var, fanatik var, holigan var ama taraftar sayısı yeterli değil. Takımının tarihini bilmeyip taraftarlık taslayan milyonlar mevcut ülkemizde. Bu durum aynı ülke tarihini bilmeyip, ‘Türkiyem’ şarkısını telefonuna çağrı tonu olarak ekleyenlerin durumuna benziyor. Kısaca bir şeyler diyor ama ne dediğini kendi de bilmiyor. Velhasıl kelam ben de bir özeleştiri yaparak kendimi bir taraftar yapanlardanım. Üç büyüklerle alakam olmamasına rağmen bu takımlardan birini tutardım. Sonra kendime sordum, "Bu takımla benim ne bağlantım var? Ne biliyorum tarihi ile ilgili?". Sonra diğer bir soru, "Benim hangi kulüple bağım olabilir? Nereliyim ben?". Ben Karabüklüyüm. Karabük demek Kardemir demektir. Mavi ateş, bin altı yüz derece santigrat ısı demektir. Topraktan gelen mikro tanelerin sağlam bir yapı oluşturması demektir, Karabük. Emek ve işçi demektir, işçi kenti Karabük. Böylece üç büyüklerle kopan bağım, Karabük’e ve Kardemir Karabükspor’a bağlanmış oldu.

Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor
Futbol Seyircisi Sayı Ortalamaları Endişe Veriyor

Kendime bir taraftar diyebildiğim bu dönemde tüm futbolseverlere bu soruları samimi olarak cevaplamalarını ve kendi iç değişimlerini yaşamalarını tavsiye ediyorum. Zira bu güzel oyunun ülkemizde tekrar eğlenceli hale gelmesi bu değişime bağlı gözüküyor.

Kendime bir taraftar diyebildiğim bu dönemde tüm futbolseverlere bu soruları samimi olarak cevaplamalarını ve kendi iç değişimlerini yaşamalarını tavsiye ediyorum. Zira bu güzel oyunun ülkemizde tekrar eğlenceli hale gelmesi bu değişime bağlı gözüküyor.

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.