Film Önerileri: Filmekimi'nde Kaçırılmamalı - 2. Bölüm

İnci Vardar 06.10.2016

Filmekimi'nin kaçırılmaması gereken filmlerinde ikinci beşli karşınızda.

Filmekimi yarın başlıyor. Hâlâ bilet almamış olan ve film seçmeye çalışanlar için listenin ilk beş filmini dün paylaşmıştık. Şimdi bir tane daha beşli geliyor.

Canavarın Çağrısı / A Monster Calls

Film Önerileri: Filmekimi'nde Kaçırılmamalı - 2. Bölüm

Yetimhane ve Kıyamet Günü filmlerini sevdiyseniz, bir de bu filmlerin yönetmeninin Penny Dreadful'da iki bölüme imza attığını biliyorsanız, muhtemelen "Juan Antonio Bayona'nın yeni filmi olsa da izlesek" diyen güruha dahilsiniz. Sabırsızlıkla beklenen o film, Toronto'da prömiyerini yapan Canavarın Çağrısı olarak karşımıza çıkıyor. Sanıyorum Yetimhane'de olduğu gibi çocuk psikolojisine dair öğeler, göz yaşartıcı şekilde kucağımıza bırakılacak, "Alın bu bilgiyle ne yaparsanız yapın, isterseniz ağırlığı altında ezilin" denilecek. Canavarın Çağrısı'nda, annesinin son evredeki hastalığını kabullenmekte zorlanan, yaşadığı sorunlar sert mizaçlı anneanne Sigourney Weaver ve çoook uzaklardaki bir baba ile katmerlenen Connor isimli bir çocuğu izleyeceğiz. Connor, çok sıkıntılı olduğu gecelerden birinde Liam Neeson sesli ağaç canavar tarafından ziyaret ediliyor. Canavar ona 3 hikaye anlatacağını, karşılığında da kendisinden bir hikaye beklediğini söylüyor. Herhangi bir ödül almamış ama böyle bir filmi merak etmemek, kanımca çok zor.

Bir Ulusun Doğuşu / The Birth of a Nation

Film Önerileri: Filmekimi'nde Kaçırılmamalı - 2. Bölüm

İsmin verdiği gaza bakar mısınız? Bir Ulusun Doğuşu'nda konumuz kölelik. Hem de 1831'de, Virginia'da, nigga dostlarımızın (Amerikalı olmadığımız ve siyahi insanları sevdiğimiz için bizde "n word" olarak geçmiyor, gerilmeyin) en fazla zulüm gördüğü dönemde geçiyor. Nate Parker'ın yönetmenliğini üstlendiği filmde Nat Turner isimli, çocuğuna İncil okumayı öğretmiş ve sahibinin "kölemi bir de böyle sömüreyim, bütün ülkeyi dolaştırıp biraz daha para kazanayım" dediği bir vaizin oldukça sert hikayesini izleyeceğiz. 2016 Sundance Jüri Büyük Ödülü ve İzleyici Ödülü kazandı, ülkede de büyük infial yarattı. Bence mutlaka görülmeli.

Korkunun Gölgesi / Under The Shadow

Film Önerileri: Filmekimi'nde Kaçırılmamalı - 2. Bölüm

Son yıllarda izlediğim tek iyi korku / gerilim filmi The Witch oldu. Şöyle güzelinden, tüylerimi diken diken edebilen başka gerilim de yaşamadım, bir de bunun üstüne "ne biçim filmler yapıyorlar" diye kızdım. Şimdi bahsedeceğim Korkunun Gölgesi de bir gerilim filmi ama kendi adıma, bunu gerilim filmi olarak izleyeceğimi pek sanmıyorum. Sundance’teki prömiyerinin ardından IndieWire Korkunun Gölgesi için "Yılın ilk müthiş korku filmi" demiş, ayrıca film 2016 Neuchatel Fantastic En İyi Film ödülünü ve başrol oyuncusu Narges Rashidi 2016 Fantaspoa En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmış. Film İran-Irak savaşı sırasında Tahran’da geçiyor. Bu bakımdan tarihi bir değer de taşıyor ve sanıyorum bu yönü, korku filmi olmasından daha çok öne çıkacak. Shideh isimli anne, sürekli bombaların yağmasına rağmen evini terk etmiyor ve kızıyla birlikte koskoca apartmanda yalnız kalıyor. Sonra, onları en az savaş uçakları kadar tehdit eden hayalet ortaya çıkıyor, gerçeklik ve fantastik öğeler birbirinin içine geçiyor.

Mezuniyet / Graduation / Bacalaureat

Film Önerileri: Filmekimi'nde Kaçırılmamalı - 2. Bölüm

4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’le Altın Palmiye kazanmış Romen yönetmen Cristian Mungiu, 2016 Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü aldığı filmiyle karşımızda. Yılın en çok takdir toplayan filmlerinden biri olduğu söylenen Mezuniyet'te bir doktor baba, kızının İngiltere'deki bursunu kaybetmemesi için "yozlaşmış toplumun yozlaşmış üyesi" olmayı göze alıyor ve lise bitirme sınavlarında hile yapmaya karar veriyor. Elveda ahlak. Konusuyla bana 2011'in İran filmi Bir Ayrılık'ı anımsatan Mezuniyet, muhtemelen bir o kadar vurucu da olacak.

Üç Nesil / Three Generations

Film Önerileri: Filmekimi'nde Kaçırılmamalı - 2. Bölüm

Son filmimiz bir "kadın filmi". Ama bu kadınlar pek de bildiğimiz kadın profiline uymuyorlar. Susan Sarandon lezbiyen büyükanneyi canlandırıyor. Onun kızı rolünde, 17 yaşında bir kız evlat annesi Naomi Watts'ı izliyoruz. Yalnız "kız evlat" konusunda peşin fikirlere varmayın. Maleficient ve Neon Demon'dan hatırlayacağınız, son yılların en büyük atılım yapan oyuncuları arasında gösterilen Elle Fanning, cinsiyet değiştirip "Ray" olmaya karar veriyor. Tabii üç nesli de derinden sarsan zorluklar başgösteriyor. Ancak bu filmin klişeler ve duygu sömürüsünden uzak, gücünü şahane performanslarından alan samimi ve eğlenceli bir film olduğu belirtilmiş. Trans bireylerin yaşadıkları sorunlara farklı bir yaklaşım için bence izlenmesi gereken bir yapım.

Şimdiden herkese iyi seyirler dilerim!

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.