Farklılıklarımızla Güzeliz

Zafer Babal 23.08.2016

İnsanları kendimizden uzaklaştırmak için kullandığımız eller, onları kucaklamaya da yarar.

Öğrencilerime zıt anlamlı kelimeleri öğretirken, bir kelimenin olumsuzunun onun zıttı olmadığını özellikle vurgulardım. Çünkü sorular bu çeldiriciyi oldukça fazla kullanıyor. Gitmek kelimesinin zıttı gelmek kelimesidir. Gitmemek bir eylemsizlik halidir. Bu durumu yaşamımıza uygularsak, “benim gibi düşünmüyorsa benim karşımdadır” anlayışı ortaya çıkıyor. Halbuki bir kimse bizim düşündüklerimizden birçok şekilde farklı düşünebilir. Bir insan pizza yemeyi seviyordur, başkası mantıyı, bir başkası ise dolmayı. Bütün yemek çeşitlerini bu denklemin içerisine katıp listeyi uzatabiliriz. Bütüncül olarak bu denkleme baktığımızda, herkesin farklı bir yemeği seçebileceğini, fakat birinin sevdiğini diğerinin de az ya da çok sevebileceğini gösterir. Bazısı ''Olmasa da olur, pek aramam'' diyebilir arkadaşının sevdiği yemek için.

Farklılıklarımızla Güzeliz
Görsel: Pinterest

Yukarıda saydığım örnekleri, yazıyı kaleme aldığım esnada acıktığım için değil; yemek unsurunun insanları bir araya getirme gücüne hep hayran kaldığım için verdim. Bizim gibi düşünen ya da bizden farklı düşünen insanlarla bazen bir ömür geçiriyoruz. Bizim gibi düşünmeyen insanların, yukarıda sıraladığım örnekleri de göz önüne aldığımızda, bizden farklı düşünmek zorunda olmadığını anlamamız gerekiyor. Üstelik bizim düşündüklerimizin tam tersini düşünseler, uğruna hayatımızı adadığımız bütün doğruların tam tersi istikamette de yürüseler bile, inanç ve fikir hürriyeti gereği bize düşen saygı göstermektir.

Düşünsenize, insanlık ötekileştirmekten ne kadar çok çekti. Ne kadar enerji harcadık bu uğurda. İnsanlar sadece derilerinin rengine bağlı olarak başka insanları küçümsedi, dini inanışları yüzünden işkencelerin bin bir türlüsü icat edildi. Bu tarz kitlesel meseleleri bir kenara bırakın, gencecik çocuklar sadece farklı takımın formasıyla sokaklarda gezdiği için tartaklandı, hayati tehlikeler atlattı. Evlenme arifesindekiler, gelinliğin rengi konusunda mutabakata varamayıp henüz parmaklarında iz yapmasına fırsat vermeden yüzüklerini birbirlerine iade etti.

Farklılıklarımızla Güzeliz

Ötekileştirme hastalığı bir kez nüfuz etti mi insana, insanlığa; ortada ne insan ne de insanlık kalıyor maalesef. Halbuki şöyle bir kafamızı kaldırıp bakabilirsek etrafa, dikkatimizi öncelikle çeken, doğanın o eşsiz renkleri oluyor. Bu renkleri bu kadar güzel kılan ise bir arada ve çok olmalarından kaynaklanıyor. Gökyüzünün mavisi ile denizin mavisi aynı olsaydı, güneşin batışı tek bir renge mahkum kalsaydı, sizce de eksilmez miydik biraz? İnsandan insanlığı çıkardığımızda geriye renkleri seçemeyeceğimiz karanlık kalmaz mıydı?

Farklılıklarımızla Güzeliz

Aynı gökyüzünün altında, aynı güneş üzerimize doğarken, aynı rüzgar saçlarımızı uçuştururken ve aynıların sayısı bütün insanlığa paylaştırılsa bile yine de bitmeyecekken farklılıklara takılmaya hiç gerek yok. Farklılıklarımızı zenginlik bilip birbirimizi kucakladığımızda dünyada daha az gözyaşı, daha az acı olacak ve bizler gerçekten “biz” olduğumuz o mutlu tabloda hak ettiğimiz yeri alacağız.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.