Eskiden Olsa Fenerbahçe Çoktan Crespo’yu Bitirmişti

Alican Arıcan 26.05.2016

Lig bitti, hangi takımın nerede durduğu ve ne sebeple nereye gideceği çoktan belli. Bizim “futbol medyası” yine transfer haberlerinin peşinde koşuyor.

Bu ülkede herkes futbol adamı ehliyetine sahip olduğu için transfer geyiği bitmek bilmez. Transfer konusunun, sezon başı transferleri, devre arası transferleri, yeni hocanın uyum süreci, KAP’a bildirilen sözleşme maddeleri gibi ara başlıkları mevcuttur. İrili ufaklı gazetelerin spor müdürü olup da ortamlara adamını göndermeyen, kulüp yöneticileriyle kurulan yakın ilişkilerini “transfer haberi” alabilmek için kullanmayan yoktur.

Kötü fotomontajla forma giydirmeceler, futbolcu eşinin ikna edilme sürecini hikaye olarak sunmacalar, transferde adı geçen futbolcu yerli ise geçmişte tuttuğu takımdan dem vurup dedikodu kazanı kaynatmacalar, futbolcu tarafından seçilme ihtimali olan forma numarası üzerinden memleket tahmini yürütmeceler gibi (bizde kullanılan anlamı ile) daha magazinsel tarafından da geyiği döner transferin.

Söz konusu yabancı futbolcu transferi olunca, devreye transferden sorumlu yönetici giriyor. Son zamanlarda transferden sorumlu yönetici içerikli haberler yapılmaya başlandı mesela. Elbette bu işi para konuşmayı, heyecan yaratmayı, memleketi ve kulübü iyi pazarlamayı, masada menajerlere kök söktürmeyi bilen yöneticiler yapıyor. Bu yöneticiler, kabiliyetlerini genelde yabancı futbolcu transferlerinde sergileme fırsatı buluyor.

Eskiden futbol medyası her yaz başı Crespo’yu Fenerbahçe’ye getirirdi. Crespo defalarca fotomontajla Fenerbahçe forması giydi. O dönem muhtemelen transferden sorumlu olan bir yönetici de yoktu ortada. Belki her kulüpte, herkes transferden sorumluydu ve bizim bundan haberimiz yoktu. Kaka’nın Gaziantepspor’da denenip beğenilmemesi ise bambaşka bir boyutta dram barındırıyordu. Oktay Derelioğlu hangi kaynaktan, nasıl bir bilgi edinmişse Eto’o’yu bitiriyordu. Marcelo Gallardo defalarca Galatasaray’a gelip gidiyor, neredeyse her sezon başı yeni formaların tanıtımında bizzat bulunuyordu. Diego Forlan Beşiktaş’ta hiç oynamadı ama çok özlendi, özlendiğini ne kadar bildi, orasını bilemiyorum.

Bazı gazeteler inatla balon haber yapmaya devam etse de, artık futbolcular da menajerleri de olaya daha hakim. Dolayısıyla kulüpler de daha profesyonel davranıyor. Eskisi gibi, şans eseri kulübün önünden geçen fit bir kardeşimize imza attırılıp forma verilmiyor. Futbol medyası da işini eskiye göre daha ciddi yapıyor. Bu durum da futbolu takip edenlerin geyik muhabbeti alanını daraltsa bile, kimse boşu boşuna yıldız futbolcu hayali kurmuyor.

Uzun lafın kısası; bilgiye tek tıkla ulaşabildiğimiz dünyada, artık herkes işini daha ciddi yapmak zorunda kalıyor.

Hiçbir futbolcunun formayı sırtına fotomontajla geçirmediği transfer dönemlerinde görüşmek üzere.

Hoşça kalın.


Alican Arıcan


Bu ülkede herkes futbol adamı ehliyetine sahip olduğu için transfer geyiği bitmek bilmez. Transfer konusunun, sezon başı transferleri, devre arası transferleri, yeni hocanın uyum süreci, KAP’a bildirilen sözleşme maddeleri gibi ara başlıkları mevcuttur. İrili ufaklı gazetelerin spor müdürü olup da ortamlara adamını göndermeyen, kulüp yöneticileriyle kurulan yakın ilişkilerini “transfer haberi” alabilmek için kullanmayan yoktur.

Kötü fotomontajla forma giydirmeceler, futbolcu eşinin ikna edilme sürecini hikaye olarak sunmacalar, transferde adı geçen futbolcu yerli ise geçmişte tuttuğu takımdan dem vurup dedikodu kazanı kaynatmacalar, futbolcu tarafından seçilme ihtimali olan forma numarası üzerinden memleket tahmini yürütmeceler gibi (bizde kullanılan anlamı ile) daha magazinsel tarafından da geyiği döner transferin.

Söz konusu yabancı futbolcu transferi olunca, devreye transferden sorumlu yönetici giriyor. Son zamanlarda transferden sorumlu yönetici içerikli haberler yapılmaya başlandı mesela. Elbette bu işi para konuşmayı, heyecan yaratmayı, memleketi ve kulübü iyi pazarlamayı, masada menajerlere kök söktürmeyi bilen yöneticiler yapıyor. Bu yöneticiler, kabiliyetlerini genelde yabancı futbolcu transferlerinde sergileme fırsatı buluyor.

Eskiden futbol medyası her yaz başı Crespo’yu Fenerbahçe’ye getirirdi. Crespo defalarca fotomontajla Fenerbahçe forması giydi. O dönem muhtemelen transferden sorumlu olan bir yönetici de yoktu ortada. Belki her kulüpte, herkes transferden sorumluydu ve bizim bundan haberimiz yoktu. Kaka’nın Gaziantepspor’da denenip beğenilmemesi ise bambaşka bir boyutta dram barındırıyordu. Oktay Derelioğlu hangi kaynaktan, nasıl bir bilgi edinmişse Eto’o’yu bitiriyordu. Marcelo Gallardo defalarca Galatasaray’a gelip gidiyor, neredeyse her sezon başı yeni formaların tanıtımında bizzat bulunuyordu. Diego Forlan Beşiktaş’ta hiç oynamadı ama çok özlendi, özlendiğini ne kadar bildi, orasını bilemiyorum.

Bazı gazeteler inatla balon haber yapmaya devam etse de, artık futbolcular da menajerleri de olaya daha hakim. Dolayısıyla kulüpler de daha profesyonel davranıyor. Eskisi gibi, şans eseri kulübün önünden geçen fit bir kardeşimize imza attırılıp forma verilmiyor. Futbol medyası da işini eskiye göre daha ciddi yapıyor. Bu durum da futbolu takip edenlerin geyik muhabbeti alanını daraltsa bile, kimse boşu boşuna yıldız futbolcu hayali kurmuyor.

Uzun lafın kısası; bilgiye tek tıkla ulaşabildiğimiz dünyada, artık herkes işini daha ciddi yapmak zorunda kalıyor.

Hiçbir futbolcunun formayı sırtına fotomontajla geçirmediği transfer dönemlerinde görüşmek üzere.

Hoşça kalın.


Alican Arıcan


Bu ülkede herkes futbol adamı ehliyetine sahip olduğu için transfer geyiği bitmek bilmez. Transfer konusunun, sezon başı transferleri, devre arası transferleri, yeni hocanın uyum süreci, KAP’a bildirilen sözleşme maddeleri gibi ara başlıkları mevcuttur. İrili ufaklı gazetelerin spor müdürü olup da ortamlara adamını göndermeyen, kulüp yöneticileriyle kurulan yakın ilişkilerini “transfer haberi” alabilmek için kullanmayan yoktur.

Kötü fotomontajla forma giydirmeceler, futbolcu eşinin ikna edilme sürecini hikaye olarak sunmacalar, transferde adı geçen futbolcu yerli ise geçmişte tuttuğu takımdan dem vurup dedikodu kazanı kaynatmacalar, futbolcu tarafından seçilme ihtimali olan forma numarası üzerinden memleket tahmini yürütmeceler gibi (bizde kullanılan anlamı ile) daha magazinsel tarafından da geyiği döner transferin.

Söz konusu yabancı futbolcu transferi olunca, devreye transferden sorumlu yönetici giriyor. Son zamanlarda transferden sorumlu yönetici içerikli haberler yapılmaya başlandı mesela. Elbette bu işi para konuşmayı, heyecan yaratmayı, memleketi ve kulübü iyi pazarlamayı, masada menajerlere kök söktürmeyi bilen yöneticiler yapıyor. Bu yöneticiler, kabiliyetlerini genelde yabancı futbolcu transferlerinde sergileme fırsatı buluyor.

Eskiden futbol medyası her yaz başı Crespo’yu Fenerbahçe’ye getirirdi. Crespo defalarca fotomontajla Fenerbahçe forması giydi. O dönem muhtemelen transferden sorumlu olan bir yönetici de yoktu ortada. Belki her kulüpte, herkes transferden sorumluydu ve bizim bundan haberimiz yoktu. Kaka’nın Gaziantepspor’da denenip beğenilmemesi ise bambaşka bir boyutta dram barındırıyordu. Oktay Derelioğlu hangi kaynaktan, nasıl bir bilgi edinmişse Eto’o’yu bitiriyordu. Marcelo Gallardo defalarca Galatasaray’a gelip gidiyor, neredeyse her sezon başı yeni formaların tanıtımında bizzat bulunuyordu. Diego Forlan Beşiktaş’ta hiç oynamadı ama çok özlendi, özlendiğini ne kadar bildi, orasını bilemiyorum.

Bazı gazeteler inatla balon haber yapmaya devam etse de, artık futbolcular da menajerleri de olaya daha hakim. Dolayısıyla kulüpler de daha profesyonel davranıyor. Eskisi gibi, şans eseri kulübün önünden geçen fit bir kardeşimize imza attırılıp forma verilmiyor. Futbol medyası da işini eskiye göre daha ciddi yapıyor. Bu durum da futbolu takip edenlerin geyik muhabbeti alanını daraltsa bile, kimse boşu boşuna yıldız futbolcu hayali kurmuyor.

Uzun lafın kısası; bilgiye tek tıkla ulaşabildiğimiz dünyada, artık herkes işini daha ciddi yapmak zorunda kalıyor.

Hiçbir futbolcunun formayı sırtına fotomontajla geçirmediği transfer dönemlerinde görüşmek üzere.

Hoşça kalın.


Alican Arıcan


Bu ülkede herkes futbol adamı ehliyetine sahip olduğu için transfer geyiği bitmek bilmez. Transfer konusunun, sezon başı transferleri, devre arası transferleri, yeni hocanın uyum süreci, KAP’a bildirilen sözleşme maddeleri gibi ara başlıkları mevcuttur. İrili ufaklı gazetelerin spor müdürü olup da ortamlara adamını göndermeyen, kulüp yöneticileriyle kurulan yakın ilişkilerini “transfer haberi” alabilmek için kullanmayan yoktur.

Kötü fotomontajla forma giydirmeceler, futbolcu eşinin ikna edilme sürecini hikaye olarak sunmacalar, transferde adı geçen futbolcu yerli ise geçmişte tuttuğu takımdan dem vurup dedikodu kazanı kaynatmacalar, futbolcu tarafından seçilme ihtimali olan forma numarası üzerinden memleket tahmini yürütmeceler gibi (bizde kullanılan anlamı ile) daha magazinsel tarafından da geyiği döner transferin.

Söz konusu yabancı futbolcu transferi olunca, devreye transferden sorumlu yönetici giriyor. Son zamanlarda transferden sorumlu yönetici içerikli haberler yapılmaya başlandı mesela. Elbette bu işi para konuşmayı, heyecan yaratmayı, memleketi ve kulübü iyi pazarlamayı, masada menajerlere kök söktürmeyi bilen yöneticiler yapıyor. Bu yöneticiler, kabiliyetlerini genelde yabancı futbolcu transferlerinde sergileme fırsatı buluyor.

Eskiden futbol medyası her yaz başı Crespo’yu Fenerbahçe’ye getirirdi. Crespo defalarca fotomontajla Fenerbahçe forması giydi. O dönem muhtemelen transferden sorumlu olan bir yönetici de yoktu ortada. Belki her kulüpte, herkes transferden sorumluydu ve bizim bundan haberimiz yoktu. Kaka’nın Gaziantepspor’da denenip beğenilmemesi ise bambaşka bir boyutta dram barındırıyordu. Oktay Derelioğlu hangi kaynaktan, nasıl bir bilgi edinmişse Eto’o’yu bitiriyordu. Marcelo Gallardo defalarca Galatasaray’a gelip gidiyor, neredeyse her sezon başı yeni formaların tanıtımında bizzat bulunuyordu. Diego Forlan Beşiktaş’ta hiç oynamadı ama çok özlendi, özlendiğini ne kadar bildi, orasını bilemiyorum.

Bazı gazeteler inatla balon haber yapmaya devam etse de, artık futbolcular da menajerleri de olaya daha hakim. Dolayısıyla kulüpler de daha profesyonel davranıyor. Eskisi gibi, şans eseri kulübün önünden geçen fit bir kardeşimize imza attırılıp forma verilmiyor. Futbol medyası da işini eskiye göre daha ciddi yapıyor. Bu durum da futbolu takip edenlerin geyik muhabbeti alanını daraltsa bile, kimse boşu boşuna yıldız futbolcu hayali kurmuyor.

Uzun lafın kısası; bilgiye tek tıkla ulaşabildiğimiz dünyada, artık herkes işini daha ciddi yapmak zorunda kalıyor.

Hiçbir futbolcunun formayı sırtına fotomontajla geçirmediği transfer dönemlerinde görüşmek üzere.

Hoşça kalın.


Alican Arıcan


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.