Emanet Şehir

Volkan Levent Soylu 06.09.2016

Levent Cantek ile Berat Pekmezci'nin harika çalışması ile Ankara'nın sadece 1940'lardaki yaşamına değil, o dönemin politik, sosyal, toplumsal tüm değişikliklerine de tanık oluyoruz.



Baştan söyleyeyim, bu bir çizgi roman yazısı değil. Olmamalı yani. Zira konu olan eser anlatımı, derinliği, tarihselliğiyle, herhangi bir şekilde aşina olduğumuz türde bir çizgi roman değil, çoğumuzun (o da belki) en son çocukken okuduğu, gördüğü, eline alıp şöyle bir baktığı bir grafik (ya da resimli) roman.
Levent Cantek’in kaleminden ve Berat Pekmezci'nin çizgilerinden çıkan Emanet Şehir’i en özgün yapan şey, her bir sayfasında, karesinde taşıdığı işte bu, sadece romanlardan alabileceğiniz türden tat. Sadece başarısız olmakla kalmayan, aynı zamanda yalancı, Cantek’in deyimiyle ‘vasat’ yazar bozması Şefik’in hayatı verilirken Ankara’nın o dönemki havasını da bize ufak ufak sunuluyor. Basit çizimlerinin ardında 40’ların sonunda, alevlenmiş DP-CHP kavgasının dumanı altında, o dönem henüz filizlenen Soğuk Savaş’ın yarattığı ve ileride daha da artacak solcu avının giderek hakim olduğu yer yer ıssız, yer yer gergin Ankara’yı görüyoruz. Karelerdeki tüm sokaklar, binalar hikayenin düşünüldüğü yerlere gidilip fotoğraf olarak çekildikten sonra Berat Pekmezci tarafından çizgilere dökülecek kadar özenle seçilmiş, hazırlanmış. Her biri dönemi anlatan bir fotoğraf sergisinin birer parçası adeta.




Şefik’in entelektüel çevrenin içinde var olma, bir yandan da hayata tutunma çabasına tanık olurken, Türk edebiyat tarihinde yerini almış kişiler ya da onlardan esinlenmiş karakterler de Şefik’le birlikte bize eşlik ediyor. Emanet Şehir’i bir belgesel ciddiyetinde okumanızı sağlayan şey, sadece o dönemki siyasetin değil, edebiyatın ve sosyal hayatın (hatta toplumdaki kadının) içinde savrulduğu değişim akımlarına da değinmesi. Kitabın sonunda Levent Cantek’in nelerden yola çıkarak öyküyü yazdığını anlatan harika bir bölüm var. Buraları okurken hikaye içinde tam kestiremediğiniz yerler anlam kazanıyor.




Bakmayın böyle uzun uzun yazdığıma, öykü başladı mı birden bitiveriyor. Çizimler eşliğinde hikaye sizi alıp götürüyor. Her bir sayfada Şefik’in daha da batmasına ya da buna önayak oluşuna tanık olurken, bir yandan o dönem Ankara’sı da Şefik’le birlikte yavaşça gözden düşüyor, ıssızlaşıyor. Zaten Cantek’in de vurguladığı gibi, aslında Ankara’nın İstanbul’a yenilip gözden düşmeden önceki son dönemine tanıklık ediyoruz. Garip bir şekilde Ankara’yla aynı kadere mahkum Şefik de bizimle birlikte şehrin gözden düşüşünü izliyor.
Yukarıda da demiştim, Emanet Şehir sadece bir resimli roman öyküsü barındırmıyor, aynı zamanda belgesel değeri taşıyacak dolulukta. Türkiye toplumunun derin değişimi, sessiz sonlar ve başlangıçlar gölgesinde ufak nüanslarla bize sunuluyor. Sadece Şefik ya da Ankara değil, Türkiye de değişiyor, farklılaşıyor, eski haline yabancılaşıyor.


Yakın zamanda çıkmış yerli yayınlarımız arasında nadide bir eser. Mutlaka edinin, okuyun, kitaplığınızda saklayın.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.