Elin Ayağın Tutuyor, Niye Kıskanıyorsun?

Ezgi Özkurt 27.08.2016

Biraz da şöyle soluna doğru kıskanayım...

i'm beautiful but jealous gif ile ilgili görsel sonucu

Öncelikle, güzel veya yakışıklı olmak, eşsiz ve benzersiz olmak anlamına mı geliyor? Herkesin hep bir ağızdan "Haaaaayııır!" diyeceği bir soruyken bu, neden hepimiz güzel insanların kıskanmaması gerektiğine dair bir yargıya sahibiz?

Çünkü en sevdiğimiz şey ‘genellemecilik’.

Genellemeler 1:

Mesela Hakan abimizin bir manitası var ve kadın inanılmaz güzel. Anlatmak istesem kelimeler yanında anlamını yitiriyor. Kadın, Hakan abiyi hiç kıskanmıyor. Neden? Çünkü kendine ne biçim güveniyor, salıyor adamı meydanlara, uzatıyor ayaklarını, gönlü efil efil rahat, sonra da diyor ki "Benden iyisini bulacaksa bulsun bakalım. Ne kıskanacağım ayol!"

Kusura bakmayın arkadaşlar ama Hakan abinin manitası Hakan abiyi değil, kendini seviyor. Bir diğer ihtimalle ise oscarlık bir oyunculuk sergiliyor. Her iki ihtimalde de Hakan abinin manitasını at çöpe. Bu kadın üzerinden bütün güzel kadınlara genelleme yapmak biraz ayıp olmuyor mu?

Genellemeler 2:

Güzel olmayan kadın, güzel kadının beynine nifak tohumları sokar...

- Soner Derya’yı aldatıyormuş kızım! Hem de sosyal medyadan bulmuş o ucuuuuz, pisliiik kadını. Bana bak, seninki de öyle çok takılıyor mu sosyal medyaya? Dikkat et he!

Güzel kadın, daha önce hiç takılmadığı ayrıntılara takılmaya başlar. Mutlaka onun da sevgilisi sosyal medyada zaman geçiyordur, çünkü kim geçirmiyor ki artık? Bir de yakın zamanlarda olur olmadık bir saatte sevgilisinin telefonuna mesaj geldiyse... Kesin aldatıyordur. Sonuçta Soner aldatmış, Derya da güzel kızdı. "Demek Aşık Veysel’in de dediği gibi, güzelliğim on para etmezmiş, ühühühü!" diye düşünür güzel kadın.

Güzel kadınların da işi zor. Çünkü çevreleri kötü...

i'm beautiful woman gif ile ilgili görsel sonucu

Güzel kadınların çevrelerinin kötü olması bir yana, aynı şey erkekler için de geçerli. Milletçe birbirini gazlayan, kendisinin asla yapamayacağı şeyleri başkalarına yaptırmaya çalışan insanlarız. Mesela kendisi karısına en ufak bir konuda söz söyleyemeyen ve sessiz sakin bir beyefendi olan Kerim abimiz, yakın arkadaşlarından yakışıklı mı yakışıklı Ahmet’i gazlıyor.

- Ahmet, yanlış anlama kardeşimsin! Ama bizim yenge biraz açık giymiyor mu sence de? Yani benim bacımdır ama kötü niyetlisi var, pis gözlüsü çok abi biliyorsun...

Ahmet abimiz şu zamana kadar hiç böyle düşüncelere kapılmadıysa bile şu dakikadan itibaren ister istemez beyne sinyaller gönderildi. Ve düşündü kendi kendine: "Ulan hakkaten bizimkine bakıp hayal kuruyor mudur bu itler şimdi? Bak canım sıkıldı böyle düşününce..."

i think i'm jealous man gif ile ilgili görsel sonucu

Madalyonun diğer yüzü

Güzel olsun, olmasın her kıskançlık yapana gelen, "Özgüvensiz misin sen?" sorusu var bir de. Bakın, bunun özgüvenle bir ilgisi yok. Adriana Lima’nın, Angelina Jolie’nin, Victoria Beckham’ın falan aldatıldığı haberlerini görüyoruz. Yiyorsa de bakayım onlara da, "Özgüvensiz misin sen yeaa?!!" diye.

Özümüze güvenimiz var da şüpheciyiz be baba!

Geçenlerde bir erkek arkadaşım, "İki şeyi anlamıyorum abi. Biri, memesi olan bir canlının canının sıkılması. İkincisi, güzel bir kadının kıskanması" dedi. Anlam veremeyen bir ifadeyle bir süre öylece baktım. Hâlâ da verebilmiş değilim aslında.

İnsanlara zorla ‘misyon’ yüklemek

Çok çalışan mutlaka kazanır, bir kere yalan söyleyen ölümüne yalancıdır, memleketi bilmem neresiyse kesin oynaktır, güzelse/yakışıklıysa egoisttir, eli ayağı büyükse... neyse bu başka bir konuydu...

İnsanlara külçe külçe misyonlar yükleyerek, 3-5 örnek dolayısıyla ‘genelleme’ yapmak ayıptır bir kere. Güzel insanlar da kıskanır, çok kıskanırsa evi dağıtır, daha çok kıskanırsa evi ateşe verir ve üstüne bir sigara yakar, daha da çok kıskanırsa ve öfke problemi varsa karşısındaki insanın alnına bir tane şaplak atabilecek ve "Sen kimsin lan it?!?!?!" diyecek noktaya gelebilir.

man and woman are fight man gif ile ilgili görsel sonucu

Kaldı ki güzellik hiçbir şeyin teminatı olmadığı gibi, kalıcılığının da garantisi ne yazık ki yoktur. "Önemli olan iç güzelliğidir" meselesine girmeye gerek yok, çünkü ilk tanışmada hepimiz ambalajını görüyoruz ve evet estetik, ne kadar inkar edersek edelim önemli.

Tanıdıkça, başlarda gözümüze hiç estetik gelmemiş olan birini sevebiliriz, bu ayrı bir mesele. Onu sevdiğimiz zaman bizim için dünyanın en güzel insanı olur. Gözümüze inen pembe ve ışıltılı perdeden onu mitolojik bir karakter gibi görmeye başlayabiliriz. Bizim için çok güzeldir o, çok. Anan, baban sana "Bunun nesini beğendin?" derse ortalık savaş alanına döner. Sevilen ve güzelleşen kişi bunu belki biliyordur, belki de bilmiyordur. Ama artık o da güzeldir. Olaya bu açıdan bakınca, istisnasız her sevilen güzeldir ve hiçbir sevilen kıskanmamalıdır mı yani? Yok yea!

Kıskançlık aşkın şah damarı, okeyde dördüncüsü, rakının yanındaki beyaz peyniri ve en klişe biçimde gülün dikenidir. Hepimizin eline batar ve eline batması en iyi ihtimaldir. Ya başka bir yerine batsaydı?

Özetle, kıskançlığın güzeli, çirkini yoktur. Seven herkes kıskanabilir, dozu farklı olsa da mutlaka herkesin içinde bir yerlerde kıskançlık duygusu saklıdır. Kıskanan insanın iki türlüsü vardır, ‘akıllısı, mantıklısı, soğukkanlısı’ ile ‘duygusalı, kontrolsüzü, panik ataklısı’. Bazısı sakin sakin kıskanır, bazısı kıskanınca idam mangasına dönüşür. Ne çıkarsa bahtımıza artık.

Kıskançlığı en iyi sevenler bilir ve çok meşhur bir filozof, yüzyıllar sonra bile geçerliliğini koruyan şu sözleri söylemiştir: "Sevenler gece ölür ve bunu yalnız sevenler bilir..."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.