Eli Kitaba Gitmeyenler Schopenhauer'a Sığınacak

Oğuz Taktak 20.10.2016

Alman filozofun sıra dışı teorisi inkar edilecek türden değil: "Her boş vakitte okumak insanı ahmaklaştırır!"

Arthur Schopenhauer felsefesi gerçekçidir. Onun için acı gerçekleri görmek temel olmuştur. Onun felsefesi, yaşamdaki ve insanın içindeki kötülükten sıyrılmaya yönelik bir çaba olarak da görülebilir. Başlığımızın konusu olan "Kitap okumak insanı ahmaklaştırır" yazısında da bizlere ilginç bir öneride bulunuyor.

Eli Kitaba Gitmeyenler Schopenhauer'a Sığınacak

Schopenhauer'in kitap okumakla ilgili görüşleri

Okurken bir başka kimse bizim için düşünür: Biz sadece onun zihin sürecini takip etmekle yetiniriz. Nasıl ki, yazmayı öğrenirken talebe, öğretmen tarafından kalemle çizilmiş çizgileri takip eder, okumak da tıpkı bunun gibidir; düşünme işinin büyük bölümü zaten bizim için bitirilmiştir.

Bunun içindir ki, kendi düşüncelerimizle meşgul olduktan sonra elimize bir kitap almak her zaman bizi bir parça rahatlatır, fakat okurken zihnimiz aslında başka birisinin düşüncelerinin oyun alanından başka bir şey değildir ve sonunda onlar bizden ayrılır. Geriye kalan nedir? Dolayısıyla çok fazla, yani neredeyse bütün gün okuyan ve arada düşünmeksizin, eğlence yahut meşgale ile kendisini eğlendiren kimse, yavaş yavaş kendi kendine düşünme yeteneğini kaybeder. Tıpkı at üstünden inmeyen bir adamın sonunda yürümeyi unutması gibi. Birçok eğitimli insanın durumu bundan pek farklı değildir.

Okumak insanı ahmaklaştırır.

Çünkü her boş vakitte okumanın, sürekli olarak sadece okumanın zihni felç edici etkisi, mütemadiyen elle çalışmaktan daha büyüktür. Zira bu ikinci durumda uğraş, kişiye kendi düşüncelerini takip edebilme imkanı sunar. Nasıl ki, yabancı bir cismin ağırlığı üzerinden hiç eksik olmayan bir çelik yay sonunda esnekliğini kaybeder, başka bir kimsenin düşünceleri sürekli olarak üzerinde bir baskı yahut tazyik unsuru olarak varlığını koruyan bir zihin de körelir, keskinliğini kaybeder. Sürekli yiyerek bir kimse midesini bozar ve böylelikle bütün bedenine zarar verirse, zihin de düşünce malzemesiyle lüzumundan fazla beslenerek boğulabilir. Çünkü bir kimse ne kadar fazla okursa, okuduklarından kalan izler de kaçınılmaz olarak o kadar az olacaktır: Zihin, üzerine tekrar tekrar yazı yazılan bir tablete benzer. Derin derin düşünmeye zaman yoktur ve okunan şeyler ancak derin düşünmeyle hazmedilebilir, nasıl ki, aldığımız gıdalar bizi yemekle değil sindirimle beslerse...

Eğer bir kimse daha sonra üzerinde durup düşünmeksizin sürekli okursa, okudukları kök salmaz. Büyük bölümü itibariyle kaybolur. Gerçekten de bedensel gıdalarımızla zihinsel gıdalarımız arasında durum hemen hemen aynıdır: İnsanın yediklerinin beşte biri ancak hazmedilir, geri kalan buharlaşmayla, terlemeyle ve benzeri şekilde kaybolup gider.

Bütün bunlardan kağıt üzerine dökülen düşüncelerin kumsaldaki ayak izlerinden farklı olmadığı sonucuna varılabilir:

Doğru, adamın yürüdüğü yolu görürsünüz, fakat yolda ne gördüğünü bilmek için onun gözlerine ihtiyaç duyarsınız.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.