Duygular Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?

Olgu Alibeygil 27.07.2016

Neşeli ol ki genç kalasın şarkısı, aslında hem çocuklara hem de büyüklere oldukça önemli dersler veriyor.

Duyguların hormonal sistem üzerindeki etkileri tıbben kanıtlanmış durumda. Sevgi, mutluluk gibi olumlu duygular iyi hissettiren dopamin, serotonin gibi hormonları tetiklerken; negatif duygular, stres yaratan kortizol ve adrenalin salgısının artmasına yol açıyor. Hormonların beden sağlığı üzerindeki etkileri de malum. Örneğin fazla kortizol salgısı bedende iltihabı artırıyor, pek çok hastalığın yolu açılıyor. Ya da serotonin hormonu ağrı eşiğini yükseltiyor. Mutsuz ve depresif olduğumuzda ağrı ve acıların artması da bu yüzden...


Görsel: Flickr

Ohio State Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçları, kavga eden çiftlerin fiziksel yaralarındaki iyileşmenin yavaşladığını kanıtlamış! Çalışma için gönüllü çiftlerin kollarında küçük yaralar açılarak, önce ortak fikirlere sahip oldukları bir konuda birbirlerini destekleyerek konuşmaları istenmiş. 30 dakikalık konuşmanın sonrasında kolları incelenerek, yaraların ortalama beş günde iyileştiği gözlenmiş. Aynı çiftler, bir ay kadar sonra aynı deneye tâbi tutulmuş ve bu sefer para, kayınvalideler gibi anlaşamadıkları bir konuda tartışmaları istenmiş. Stresli geçen 30 dakikalık tartışmanın, yaraların iyileşmesini bir gün uzattığı ortaya çıkmış. Tartışmaları daha şiddetli geçen çiftlerin yaralarının iyileşmesi ise daha uzun bir süre almış. Şiddet ve stres arttıkça, bedenin kendini iyileştirme kapasitesinin azaldığını aynı üniversitenin başka araştırmaları da kanıtlıyor. Örneğin, ağız yaraları olan öğrencilerle hormon ve kan değerleri sürekli ölçülerek ve yaraları izlenerek yapılan çalışma, stresli sınav dönemlerindeki iyileşme oranının stressiz zamanlara göre %60 daha az olduğunu kanıtlamış.

Yine Stanford Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre çok kısa süreli hafif endişe kanser hücreleriyle savaşan bağışıklığı güçlendirirken, endişe halinin uzaması ve güçlenmesi bedenin iyileştirme kapasitesini düşürüyor, kalp hastalıkları ve diyabet riskini çoğaltıyor.


Olumsuz duygular sağlığı kötü etkilerken, pozitif duygular da boş durmuyor tabii. İtalya Pavia Üniversitesi, aşık olmanın ve aşık olunan kişiyle birlikteliğin sinir sistemini koruduğunu ve yeni beyin hücreleri oluşumunu etkilediğini savunuyor.

Gülmeyi çok seven teyzem uzun bir kahkahanın ardından “bir kilo pirzola yemiş gibi oldum,” derdi. Pirzolanın ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır ama California Loma Linda Üniversitesi bulgularına göre, neşeli bir film ile kıkırdamak bile uyku düzeni ve hücre yenilenmesini sağlayan beta-endorfinleri %27 oranında çoğaltıyor.



Wisconsin Üniversitesi psikiyatri profesörlerinden Richard Davidson, mutlu bireylerle yapılan testlerle, bu kişilerin kanlarındaki antikor oranının, herhangi bir grip aşısının sağlayabileceğinden %50 oranında daha fazla olduğunu belirlemiş.

Şükran duygusunun ise bağışıklığı güçlendirdiği, kan basıncını düşürdüğü, oksitosin salımını artırarak iyileşmeyi hızlandırdığı da Dr. Rollin McCraty tarafından kanıtlanmış.

2007’de yayımlanan bir araştırma kapsamında katılımcılara beş hafta boyunca her gün sevdikleri kişilere sevgilerini ifade eden mektuplar yazdırılmış ve bu kişilerin kanlarındaki kolesterol seviyesinin ciddi oranda düştüğü gözlenmiş. Yani sevgiyi hissetmek kadar bunu ifade etmek de oldukça şifalı!


Öfke, üzüntü gibi duyguları da içe atmadan ifade etmenin önemli olduğunu vurgulayan çalışmalar var. Örneğin Michigan’da yapılan uzun süreli bir çalışma, öfkelerini içine atan kadınların ani ölüm ve kalp krizi risklerinin oldukça yüksek olduğunu, buna rağmen fazla ileri gitmeyen öfke ifadelerinin (kapı çarpmak, öfkelendiğini söylemek, belki hafiften ses yükseltmek gibi) bu riskleri ciddi derecede azalttığını gösteriyor. Yine gözyaşlarını içe atmak da pek doğru değilmiş. Biyokimyacı William Frey’e göre ağlarken strese yol açan kimyasallar gözyaşlarıyla birlikte bedenden atılıyor.

Etrafımızda olan biten, stresli hayat, toksik ilişkiler ve iletişimsizlik, sadece zihnimizi değil fiziğimizi de etkiliyorken, Polyanna olmak elbette ki kolay değil. Fakat “–mış gibi yapmak” ve gün içinde ara ara pozitif düşünmeye çalışarak beynin kimyasını etkilemek de mümkün. Zihin-beden bağlantısı uzmanları olumsuz duyguların farkında olmanın, onları yaratan etmenlerden mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışmanın, zihni sakinleştirmenin ve sağlıklı iletişim ile duyguları ifade etmenin de fiziksel sağlığı korumaya yardımcı olacağını vurguluyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.