"Devler Ligi"nde Yeni Sezon: E, F, G, H Gruplarının Analizi

Barlas Sicimoğlu 02.09.2016

Kupa 1'de yeni sezon perdesi çok yakında açılıyor. Grup değerlendirmeleri yazılarımızın ikincisinde E, F, G, H gruplarını ele aldık.

Şampiyonlar Ligi grup analizleri temalı ilk yazımızda A, B, C, D gruplarını ele almıştık. Bu dört gruptan Beşiktaş’ın dahil olduğu B Grubu haricinde kalan diğer üçünde, favorilerin net olarak kendilerini gösterdiklerinden bahsetmiştik. Yalnız bu yazının mevzubahis gruplarında işler ilk yazıdaki kadar net değil. Kupa 1 gruplarının bu tarafında, son 16 yolunda daha çetin mücadeleler izleyebiliriz. Tabii yayıncı kuruluşların maç seçimleri açısından E, F, G, H gruplarının bloğu, “baba takım sayısına göre” diğerine göre daha az zorlayıcı olacak. (Mesela Real Madrid bu grupların gününde bütün açık kanal maçlarına ambargo koyabilir.) Şuna şüphe yok ki, diğer dört grupta olduğu gibi bu dört grupta da kıyasıya bir mücadele ve bol kalite izleyeceğiz. Çünkü burası “Devler Arenası”. Burada her şey gerçek. (Yazının sonunda yine fikstürleri bulabilirsiniz.)

Şampiyonlar Ligi grup analizleri temalı ilk yazımızda A, B, C, D gruplarını ele almıştık. Bu dört gruptan Beşiktaş’ın dahil olduğu B Grubu haricinde kalan diğer üçünde, favorilerin net olarak kendilerini gösterdiklerinden bahsetmiştik. Yalnız bu yazının mevzubahis gruplarında işler ilk yazıdaki kadar net değil. Kupa 1 gruplarının bu tarafında, son 16 yolunda daha çetin mücadeleler izleyebiliriz. Tabii yayıncı kuruluşların maç seçimleri açısından E, F, G, H gruplarının bloğu, “baba takım sayısına göre” diğerine göre daha az zorlayıcı olacak. (Mesela Real Madrid bu grupların gününde bütün açık kanal maçlarına ambargo koyabilir.) Şuna şüphe yok ki, diğer dört grupta olduğu gibi bu dört grupta da kıyasıya bir mücadele ve bol kalite izleyeceğiz. Çünkü burası “Devler Arenası”. Burada her şey gerçek. (Yazının sonunda yine fikstürleri bulabilirsiniz.)

Biraz önce bahsettiğimiz “yayıncı kuruluşların öncelikli tercihi” olmaya en uzak grup belki de E grubu. Zira bu grup, belki de Şampiyonlar Ligi gruplarının en “Avrupa Ligi” görünümlü grubu olabilir. Leverkusen, Tottenham, CSKA Moskova ve Monaco’nun yer aldığı bu grupta dört takım da son 16 turuna aday olabilecekleri şanslı bir gruba düşmüş durumdalar. Tabii bunda UEFA’nın yeni tip kura çekimi formatıyla Rusya Ligi şampiyonu olan CSKA Moskova’nın, seri başı olarak kuraya katılmış olması büyük etken. Ve enteresan bir şekilde gruba seri başı olarak giren takımın en zayıf halka olarak değerlendirildiği tek grup da E grubu.

Biraz önce bahsettiğimiz “yayıncı kuruluşların öncelikli tercihi” olmaya en uzak grup belki de E grubu. Zira bu grup, belki de Şampiyonlar Ligi gruplarının en “Avrupa Ligi” görünümlü grubu olabilir. Leverkusen, Tottenham, CSKA Moskova ve Monaco’nun yer aldığı bu grupta dört takım da son 16 turuna aday olabilecekleri şanslı bir gruba düşmüş durumdalar. Tabii bunda UEFA’nın yeni tip kura çekimi formatıyla Rusya Ligi şampiyonu olan CSKA Moskova’nın, seri başı olarak kuraya katılmış olması büyük etken. Ve enteresan bir şekilde gruba seri başı olarak giren takımın en zayıf halka olarak değerlendirildiği tek grup da E grubu.

CSKA Moskova

CSKA Moskova

CSKA geçen sene Leonard Slutsky’nin kendisini milli takıma kabul ettiren koçluk performansıyla (her ne kadar turnuva bitimi görevine son verilse de), Rusya Ligi’ni Rostov’un önünde kıl payı şampiyon bitirdi. Yalnız birkaç senedir kadro kalitesi olarak düşük bir profil ortaya koyuyor. Kaldı ki geçen sezonu sürpriz biçimde ilk iki dışında bitiren Zenit’ten çok geride bir kadro kalitesi var. Bu sene eski takımlarına karşı gruplarda mücadele verecek olan oyunculardan birisi, Monaco’nun CSKA’ya kiraladığı Lacina Traore. Etkili bir forvet olan ve geçen sene Monaco’nun gol yükünü çeken Traore, Alan Dzagoev’le uyumuna göre CSKA’ya grupta keyifli anlar yaşatabilir. Tabii CSKA Moskova takımının uzun yıllardır aralıksız katılım göstererek artık bir Şampiyonlar Ligi takımı olduğunu net biçimde söyleyebiliriz. (Geçen sene Manchester City deplasmanında alınan galibiyet bunun bir göstergesi.) Slutsky’nin çok uzun senelerdir takımın başında bulunması, CSKA’nın Kupa 1’e son derece alışık olması (grubun Şampiyonlar Ligi’nde en fazla yer alan takımı) ve sertlik, saha şartları, oyun içinde gösterilen reaksiyon gibi özellikleriyle tipik bir Rus takımı olması avantajları.

CSKA geçen sene Leonard Slutsky’nin kendisini milli takıma kabul ettiren koçluk performansıyla (her ne kadar turnuva bitimi görevine son verilse de), Rusya Ligi’ni Rostov’un önünde kıl payı şampiyon bitirdi. Yalnız birkaç senedir kadro kalitesi olarak düşük bir profil ortaya koyuyor. Kaldı ki geçen sezonu sürpriz biçimde ilk iki dışında bitiren Zenit’ten çok geride bir kadro kalitesi var. Bu sene eski takımlarına karşı gruplarda mücadele verecek olan oyunculardan birisi, Monaco’nun CSKA’ya kiraladığı Lacina Traore. Etkili bir forvet olan ve geçen sene Monaco’nun gol yükünü çeken Traore, Alan Dzagoev’le uyumuna göre CSKA’ya grupta keyifli anlar yaşatabilir. Tabii CSKA Moskova takımının uzun yıllardır aralıksız katılım göstererek artık bir Şampiyonlar Ligi takımı olduğunu net biçimde söyleyebiliriz. (Geçen sene Manchester City deplasmanında alınan galibiyet bunun bir göstergesi.) Slutsky’nin çok uzun senelerdir takımın başında bulunması, CSKA’nın Kupa 1’e son derece alışık olması (grubun Şampiyonlar Ligi’nde en fazla yer alan takımı) ve sertlik, saha şartları, oyun içinde gösterilen reaksiyon gibi özellikleriyle tipik bir Rus takımı olması avantajları.

Monaco

Monaco

Monaco, yakından şahit olduğumuz bir eleme sürecinden geçerek Şampiyonlar Ligi gruplarına adını yazdırdı. Fenerbahçe ile oynadığı (ve maalesef bizi üzdüğü) iki eleme maçında bu takımı yakından izlemiş ve Fenerbahçe’yi hakem hatalarının çok tartışıldığı iki maç sonucunda kıl payı elediğine şahit olmuştuk. Ama takım ilerleyen günlerde biraz havasını bulur oldu ve sürpriz sayılabilecek şekilde play-off’ta Villareal’i eledi ve ligde Paris SG’i 3-1’le mağlup etti. Şu bir gerçek ki Monaco kadrosunda bulunan Radamel Falcao, eski korkutuculuğundan çok uzakta. Geçen sene kiralandığı Nice’ten dönen Valere Germain, şu anda takımın hücum yükünü çekmekte. (Fenerbahçe’yi ikinci maçta yıkan adam olmuştu.) Monaco, transfer döneminde gelen, giden, gelip de hemen kiraya verilen oyuncularla tam bir “çarşamba pazarı” görüntüsü vermişti. Germain’in dışında sağ bek Fabinho da hücumcu bir sağ bek olarak Monaco’nun etkili silahlarından.

Monaco, yakından şahit olduğumuz bir eleme sürecinden geçerek Şampiyonlar Ligi gruplarına adını yazdırdı. Fenerbahçe ile oynadığı (ve maalesef bizi üzdüğü) iki eleme maçında bu takımı yakından izlemiş ve Fenerbahçe’yi hakem hatalarının çok tartışıldığı iki maç sonucunda kıl payı elediğine şahit olmuştuk. Ama takım ilerleyen günlerde biraz havasını bulur oldu ve sürpriz sayılabilecek şekilde play-off’ta Villareal’i eledi ve ligde Paris SG’i 3-1’le mağlup etti. Şu bir gerçek ki Monaco kadrosunda bulunan Radamel Falcao, eski korkutuculuğundan çok uzakta. Geçen sene kiralandığı Nice’ten dönen Valere Germain, şu anda takımın hücum yükünü çekmekte. (Fenerbahçe’yi ikinci maçta yıkan adam olmuştu.) Monaco, transfer döneminde gelen, giden, gelip de hemen kiraya verilen oyuncularla tam bir “çarşamba pazarı” görüntüsü vermişti. Germain’in dışında sağ bek Fabinho da hücumcu bir sağ bek olarak Monaco’nun etkili silahlarından.

Tottenham

Tottenham

Geçen sene ligi üçüncü bitiren Monaco, UEFA Avrupa Ligi gruplarında yine Tottenham ile karşılaşmış ve iki maçtan 1 puanla ayrılmıştı. Bu iki takım, geçen seneden sonra “level” atlayarak Kupa 1 gruplarında rakip oldular. Mauricio Pochettino’nun Tottenham’ı, geçen sene geride Belçikalıların (Alderweireld, Verthongen, Dembele, Chadli) önderliğinde, ileride de Harry Kane’in muazzam performansıyla Premier Lig şampiyonluğu kovalayan bir ekip olmuştu. En büyük şanssızlıkları, bu takım bütünlüklerinin Leicester’in olağanüstünün de üstü bir performansla peri masalını yaşadığı seneye denk gelmiş olmasıydı. Bu sene oturmuş kadrolarını çok bozmadıkları gibi (Chadli’yi WBA’e gönderseler de), AZ Alkmaar’dan gelecek vadeden forvet Vincent Janssen’i kadrolarına kattılar. Walker-Alderweireld-Verthongen-Rose dörtlüsü geride, Kane ve Son’a Janssen’in eklendiği üçlü ileride Tottenham taraftarlarına güven veriyor. (Galler Milli Takımı ile Euro 2016’da yıldızlaşan savunmacı Ben Davies’in genelde yedek kaldığını belirtelim.) Ama onların da dezavantajı, gruptaki diğer takımların aksine Kupa 1 deneyimlerinin çok az olması. (Tek deneyimleri Gareth Bale önderliğinde çeyrek finale çıktıkları 2010-11 sezonu.) Bu arada Tottenham’ın Koreli oyuncusu Heung Min Son’un da tıpkı Traore gibi eski takımına, yani Leverkusen’e karşı mücadele edeceğini belirtelim. Artık sormadan edemeyeceğim, ey Devler Ligi oyuncuları, anlaşma falan mı yaptınız hepiniz eskilere karşı oynayalım diye?

Geçen sene ligi üçüncü bitiren Monaco, UEFA Avrupa Ligi gruplarında yine Tottenham ile karşılaşmış ve iki maçtan 1 puanla ayrılmıştı. Bu iki takım, geçen seneden sonra “level” atlayarak Kupa 1 gruplarında rakip oldular. Mauricio Pochettino’nun Tottenham’ı, geçen sene geride Belçikalıların (Alderweireld, Verthongen, Dembele, Chadli) önderliğinde, ileride de Harry Kane’in muazzam performansıyla Premier Lig şampiyonluğu kovalayan bir ekip olmuştu. En büyük şanssızlıkları, bu takım bütünlüklerinin Leicester’in olağanüstünün de üstü bir performansla peri masalını yaşadığı seneye denk gelmiş olmasıydı. Bu sene oturmuş kadrolarını çok bozmadıkları gibi (Chadli’yi WBA’e gönderseler de), AZ Alkmaar’dan gelecek vadeden forvet Vincent Janssen’i kadrolarına kattılar. Walker-Alderweireld-Verthongen-Rose dörtlüsü geride, Kane ve Son’a Janssen’in eklendiği üçlü ileride Tottenham taraftarlarına güven veriyor. (Galler Milli Takımı ile Euro 2016’da yıldızlaşan savunmacı Ben Davies’in genelde yedek kaldığını belirtelim.) Ama onların da dezavantajı, gruptaki diğer takımların aksine Kupa 1 deneyimlerinin çok az olması. (Tek deneyimleri Gareth Bale önderliğinde çeyrek finale çıktıkları 2010-11 sezonu.) Bu arada Tottenham’ın Koreli oyuncusu Heung Min Son’un da tıpkı Traore gibi eski takımına, yani Leverkusen’e karşı mücadele edeceğini belirtelim. Artık sormadan edemeyeceğim, ey Devler Ligi oyuncuları, anlaşma falan mı yaptınız hepiniz eskilere karşı oynayalım diye?

Leverkusen

Leverkusen

Grubun Alman ekibi Leverkusen, bu kez son 16 mücadelesini daha rahat verebileceği bir grupta yer alıyor. Roger Schmidt koçluğundaki takım geçen sene Barcelona ve Roma ile mücadele vermiş ve ikili averaj farkıyla Roma’nın gerisinde kalıp Kupa 2’ye yol almıştı. (Almanya’daki 4-4 biten maç şimdiden Devler Ligi unutulmazları arasında girmiş olabilir.) Geçen sene genel olarak “idare eder” bir performans görüntüsü veren Roger Schmidt ve ekibi bu sene kadrolarından kayıp vermediler. Hoffenheim’den transfer ettikleri forvet Volland ve Mainz’dan alınan orta saha Baumgartlinger ise kadroya eklenen yeni isimler. Milli yıldızımız Hakan Çalhanoğlu ve milli takımımıza yar olamasa da bizim yıldızımız olan Ömer Toprak bu sene yine gözümüzün Leverkusen’de olmasını sağlayacak. Chicarito’nun yürek burkan sakatlığı Leverkusen takımının moral motivasyonunu biraz aşağı çekmiş olabilir ama kadro kalitesi olarak bu gruptan çıkabilecek kapasitedeler.

Dört takımın da son 16 için iddialı olabileceği E Grubu’nda maçlar mücadele olarak bize iyi bir seyirlik vadediyor. “İlla ki son 16 için tahminde bulun” derseniz, Tottenham ve Leverkusen çok hafif bana önde geliyor ama çok dengeli bir grup olduğu için bence B Grubu’nda olduğu gibi sıralamayı maç günü konsantrasyonları belirleyecektir.

Grubun Alman ekibi Leverkusen, bu kez son 16 mücadelesini daha rahat verebileceği bir grupta yer alıyor. Roger Schmidt koçluğundaki takım geçen sene Barcelona ve Roma ile mücadele vermiş ve ikili averaj farkıyla Roma’nın gerisinde kalıp Kupa 2’ye yol almıştı. (Almanya’daki 4-4 biten maç şimdiden Devler Ligi unutulmazları arasında girmiş olabilir.) Geçen sene genel olarak “idare eder” bir performans görüntüsü veren Roger Schmidt ve ekibi bu sene kadrolarından kayıp vermediler. Hoffenheim’den transfer ettikleri forvet Volland ve Mainz’dan alınan orta saha Baumgartlinger ise kadroya eklenen yeni isimler. Milli yıldızımız Hakan Çalhanoğlu ve milli takımımıza yar olamasa da bizim yıldızımız olan Ömer Toprak bu sene yine gözümüzün Leverkusen’de olmasını sağlayacak. Chicarito’nun yürek burkan sakatlığı Leverkusen takımının moral motivasyonunu biraz aşağı çekmiş olabilir ama kadro kalitesi olarak bu gruptan çıkabilecek kapasitedeler.

Dört takımın da son 16 için iddialı olabileceği E Grubu’nda maçlar mücadele olarak bize iyi bir seyirlik vadediyor. “İlla ki son 16 için tahminde bulun” derseniz, Tottenham ve Leverkusen çok hafif bana önde geliyor ama çok dengeli bir grup olduğu için bence B Grubu’nda olduğu gibi sıralamayı maç günü konsantrasyonları belirleyecektir.

Sıradaki grubumuz F Grubu, Devler Ligi'nin son şampiyonunun grubu. Real Madrid, Borussia Dortmund, Sporting Lizbon ve Legia Varşova’nın olduğu bu grup şimdiden bize keyifli, bol gollü, aksiyonlu ve heyecanlı maçlar vadediyor. Her ne kadar bu grupta şimdiden kendimizi keyifli maçlar izlemeye hazırlasak da henüz maçlar başlamadan grubun ilk ikisini çoğumuz tahmin ediyoruzdur, kaldı ki Real Madrid’in Kupa 1’e grup aşamasında veda etmesi görülmüş şey değil. (Tıpkı Barcelona, Bayern Münih ve Arsenal gibi.)

Sıradaki grubumuz F Grubu, Devler Ligi'nin son şampiyonunun grubu. Real Madrid, Borussia Dortmund, Sporting Lizbon ve Legia Varşova’nın olduğu bu grup şimdiden bize keyifli, bol gollü, aksiyonlu ve heyecanlı maçlar vadediyor. Her ne kadar bu grupta şimdiden kendimizi keyifli maçlar izlemeye hazırlasak da henüz maçlar başlamadan grubun ilk ikisini çoğumuz tahmin ediyoruzdur, kaldı ki Real Madrid’in Kupa 1’e grup aşamasında veda etmesi görülmüş şey değil. (Tıpkı Barcelona, Bayern Münih ve Arsenal gibi.)

Real Madrid

Real Madrid

Son şampiyon unvanlı İspanyol devi, Barcelona'nın MSN’iyle yarışabilecek tek üçlü olan öndeki üçlüsüyle grup liderliğinin açık ara favorisi. Gareth Bale, Cristiano Ronaldo ve Karim Benzema, kariyerlerinin zirvelerinde dolaştıkları bu form grafikleriyle Real Madrid’i bir sürpriz olmazsa grup liderliğine taşıyacaklardır. Bu üçlüye ilave olarak, Alvaro Morata’nın da Juventus’dan 30 milyon € karşılığında takıma yeniden katıldığını belirtelim. (Yuvaya döndü klişesini Morata için kullanabiliriz.) James Rodriguez’in yarattığı hayal kırıklığının aksine Morata formunu devam ettirirse, Benzema’yı yedekte bile bırakabilir. Kalede Keylor Navas, Real Madrid kalesinde geçen seneki çaylak sezonunda dahi büyük işler yapmışken, bu sezon rakip forvetlere daha fazla korku salacaktır. Zinedine Zidane’ın da Kupa 1 şampiyonluğunun ardından artık gerçek manada bir teknik direktör olarak Real’i yöneteceğini ve takımın La Liga’ya da 2’de 2 moraliyle girdiğini belirtmemiz gerekiyor. (Zidane’ın teknik direktörlük evrimiyle ilgili düşüncelerimin çok benzerini Riekerink yazımda bulabilirsiniz.)

Son şampiyon unvanlı İspanyol devi, Barcelona'nın MSN’iyle yarışabilecek tek üçlü olan öndeki üçlüsüyle grup liderliğinin açık ara favorisi. Gareth Bale, Cristiano Ronaldo ve Karim Benzema, kariyerlerinin zirvelerinde dolaştıkları bu form grafikleriyle Real Madrid’i bir sürpriz olmazsa grup liderliğine taşıyacaklardır. Bu üçlüye ilave olarak, Alvaro Morata’nın da Juventus’dan 30 milyon € karşılığında takıma yeniden katıldığını belirtelim. (Yuvaya döndü klişesini Morata için kullanabiliriz.) James Rodriguez’in yarattığı hayal kırıklığının aksine Morata formunu devam ettirirse, Benzema’yı yedekte bile bırakabilir. Kalede Keylor Navas, Real Madrid kalesinde geçen seneki çaylak sezonunda dahi büyük işler yapmışken, bu sezon rakip forvetlere daha fazla korku salacaktır. Zinedine Zidane’ın da Kupa 1 şampiyonluğunun ardından artık gerçek manada bir teknik direktör olarak Real’i yöneteceğini ve takımın La Liga’ya da 2’de 2 moraliyle girdiğini belirtmemiz gerekiyor. (Zidane’ın teknik direktörlük evrimiyle ilgili düşüncelerimin çok benzerini Riekerink yazımda bulabilirsiniz.)

Borussia Dortmund

Borussia Dortmund

Tabii Real Madrid’i bu grupta en çok düşündürecek olan şey, belalısı Dortmund’la aynı grupta bulunacak olmasıdır. Futbolseverlerin hatırlayacağı üzere, Mourinho’nun son sezonunda (2012-13) Kupa 1 yarı finali, Real’in Dortmund’dan yediği tarihi hezimetle kayıtlara geçmişti. Bir sonraki sezon Ancelotti koçluğundaki Real Madrid o hezimetin intikamını aldı. Ama sarı siyahlılar çeyrek final rövanş maçında Signal Iduna Park’ta, yine neredeyse rakibini eleyecek skoru yakalamış ve rakibine soğuk terler döktürmüştü. Şu bir gerçek ki, Dortmund deplasmanları Real Madrid’in zorlandığı deplasmanlar. Üstüne üstlük, Dortmund’un bu sezon fena transferler yapmadığını da belirtelim. Özellikle defansta Barcelona’dan aldıkları Marc Bartra ile Portekizli sol bek Guerreiro, ofansta ise milli umudumuz Emre Mor ve Wolfsburg’dan Andre Schürrle, yapılan önemli kazançlar. Öte yandan Dortmund, yıllardır takımın omurgasını oluşturan Hummels - İlkay Gündoğan - Mkhitaryan üçlüsünü bu sezon elinde tutamadı. Thomas Tuchel, yaşadığı “tükenmişlik sendromunu” (ya da Galatasaray’a gelmemek için bahanesiydi artık bilemiyoruz) geçen sezon Dortmund’u yeniden dirilterek atmış gözüküyor. Bu sezon da büyük bir form düşüklüğü yaşamazlarsa ileri turları göreceklerdir.

Tabii Real Madrid’i bu grupta en çok düşündürecek olan şey, belalısı Dortmund’la aynı grupta bulunacak olmasıdır. Futbolseverlerin hatırlayacağı üzere, Mourinho’nun son sezonunda (2012-13) Kupa 1 yarı finali, Real’in Dortmund’dan yediği tarihi hezimetle kayıtlara geçmişti. Bir sonraki sezon Ancelotti koçluğundaki Real Madrid o hezimetin intikamını aldı. Ama sarı siyahlılar çeyrek final rövanş maçında Signal Iduna Park’ta, yine neredeyse rakibini eleyecek skoru yakalamış ve rakibine soğuk terler döktürmüştü. Şu bir gerçek ki, Dortmund deplasmanları Real Madrid’in zorlandığı deplasmanlar. Üstüne üstlük, Dortmund’un bu sezon fena transferler yapmadığını da belirtelim. Özellikle defansta Barcelona’dan aldıkları Marc Bartra ile Portekizli sol bek Guerreiro, ofansta ise milli umudumuz Emre Mor ve Wolfsburg’dan Andre Schürrle, yapılan önemli kazançlar. Öte yandan Dortmund, yıllardır takımın omurgasını oluşturan Hummels - İlkay Gündoğan - Mkhitaryan üçlüsünü bu sezon elinde tutamadı. Thomas Tuchel, yaşadığı “tükenmişlik sendromunu” (ya da Galatasaray’a gelmemek için bahanesiydi artık bilemiyoruz) geçen sezon Dortmund’u yeniden dirilterek atmış gözüküyor. Bu sezon da büyük bir form düşüklüğü yaşamazlarsa ileri turları göreceklerdir.

Legia Varşova

Legia Varşova

Tabii bu grupta takımların kuvveti kadar, taraftarların ateşli olması da biz futbolseverleri heyecanlandıran bir başka unsur. Dortmund taraftarlarını zaten hepimiz biliyoruz. Grubun bir diğer takımı Legia Varşova da en az Dortmund kadar etkileyici ve ateşli bir taraftar grubuna sahip. (YouTube’a “Legia Warsaw fans” yazdığınız anda, en az yarım saat o taraftar videolarından başınızı çeviremiyorsunuz.) Bu taraftar grubu Avrupa takımları arasında, belki de UEFA’ya karşı en muhalif taraftar grubu. İki sene önce Şampiyonlar Ligi play-off’unda, Celtic karşısında Legia’nın UEFA tarafından hükmen mağlup sayılmasına verdikleri koreografi cevabı, UEFA tarafından kulübe 2 maçlık seyircisiz oynama cezası olarak iade edilmişti. Tabii muhteşem seyirci topluluğunun yanı sıra Legia takımı Polonya’da 4 senedir takım performansı olarak da önlenemez bir yükseliş sergiliyor. 2014-15 sezonunda Lech Poznan şampiyonluğunu dışarıda bırakırsak, Polonya Ligi Ekstraklasa’da son 4 sezonda 3 kez mutlu sona ulaştılar. Geçen sezonki koçluk performansıyla Slutsky’nin ardından Rusya Milli Takımı teknik patronluğuna getirilen Rus teknik adam Stanislav Chercesov’un yarattığı boşluğu Anderlecht’ten tanıdığımız Arnavut Besnik Hasi ile doldurdular. Geçen sezon 34 golle muazzam bir sezon geçiren Macar forvet Nemanja Nikolic bu sene formuna yine kaldığı yerden devam ediyor. Geçen sene 15 gollük bir katkı yapan Sloven orta saha Miroslav Radovic’in de yine önemli bir oyuncu olduğunu belirtelim. E Grubu gibi bir grupta yer alsalar kesinlikle son 16’yı zorlayabilirlerdi ama, bu grupta bu şanslarının zayıf olduğu bir gerçek.

Tabii bu grupta takımların kuvveti kadar, taraftarların ateşli olması da biz futbolseverleri heyecanlandıran bir başka unsur. Dortmund taraftarlarını zaten hepimiz biliyoruz. Grubun bir diğer takımı Legia Varşova da en az Dortmund kadar etkileyici ve ateşli bir taraftar grubuna sahip. (YouTube’a “Legia Warsaw fans” yazdığınız anda, en az yarım saat o taraftar videolarından başınızı çeviremiyorsunuz.) Bu taraftar grubu Avrupa takımları arasında, belki de UEFA’ya karşı en muhalif taraftar grubu. İki sene önce Şampiyonlar Ligi play-off’unda, Celtic karşısında Legia’nın UEFA tarafından hükmen mağlup sayılmasına verdikleri koreografi cevabı, UEFA tarafından kulübe 2 maçlık seyircisiz oynama cezası olarak iade edilmişti. Tabii muhteşem seyirci topluluğunun yanı sıra Legia takımı Polonya’da 4 senedir takım performansı olarak da önlenemez bir yükseliş sergiliyor. 2014-15 sezonunda Lech Poznan şampiyonluğunu dışarıda bırakırsak, Polonya Ligi Ekstraklasa’da son 4 sezonda 3 kez mutlu sona ulaştılar. Geçen sezonki koçluk performansıyla Slutsky’nin ardından Rusya Milli Takımı teknik patronluğuna getirilen Rus teknik adam Stanislav Chercesov’un yarattığı boşluğu Anderlecht’ten tanıdığımız Arnavut Besnik Hasi ile doldurdular. Geçen sezon 34 golle muazzam bir sezon geçiren Macar forvet Nemanja Nikolic bu sene formuna yine kaldığı yerden devam ediyor. Geçen sene 15 gollük bir katkı yapan Sloven orta saha Miroslav Radovic’in de yine önemli bir oyuncu olduğunu belirtelim. E Grubu gibi bir grupta yer alsalar kesinlikle son 16’yı zorlayabilirlerdi ama, bu grupta bu şanslarının zayıf olduğu bir gerçek.

Sporting Lizbon

Sporting Lizbon

Sporting Lizbon bu grubun Portekiz ayağı. Sporting, geçen sezon ligde 2 puan farkla Benfica’nın ardından ikinci sırayı almıştı. Geçen sezon takımın ritmini yükselten en önemli üç oyuncu Joao Mario, Islam Slimani ve Teofilo’nun takımdan ayrılması hiç şüphesiz Sporting’de bir zayıflamaya yol açtı. (Slimani ve Mario transferlerinden Sporting’in 70 milyon € kazandığını söyleyelim.) Ama ofanstaki zayıflamaya rağmen Sevilla’dan Beto’nun transferi, Sporting kalesini baya müstahkem hale getirdi ki, Rui Patricio’nun da Portekiz Milli Takım kalecisi olarak bir hayli formda olduğunu belirtelim. Geçtiğimiz sezonlara göre biraz daha zayıf bir kadrosu olan Sporting’in, Jorge Jesus gibi kurt bir hocaya sahip olması hanesine artı olarak yazılsa da Sporting takımının Real Madrid ve Dortmund’u geride bırakabilecek düzeye çıkabileceğine şahsen pek ihtimal vermiyorum. Real ve Dortmund, bu grupta çok büyük bir sürpriz olmazsa son 16’ya kalacaklardır.

Sporting Lizbon bu grubun Portekiz ayağı. Sporting, geçen sezon ligde 2 puan farkla Benfica’nın ardından ikinci sırayı almıştı. Geçen sezon takımın ritmini yükselten en önemli üç oyuncu Joao Mario, Islam Slimani ve Teofilo’nun takımdan ayrılması hiç şüphesiz Sporting’de bir zayıflamaya yol açtı. (Slimani ve Mario transferlerinden Sporting’in 70 milyon € kazandığını söyleyelim.) Ama ofanstaki zayıflamaya rağmen Sevilla’dan Beto’nun transferi, Sporting kalesini baya müstahkem hale getirdi ki, Rui Patricio’nun da Portekiz Milli Takım kalecisi olarak bir hayli formda olduğunu belirtelim. Geçtiğimiz sezonlara göre biraz daha zayıf bir kadrosu olan Sporting’in, Jorge Jesus gibi kurt bir hocaya sahip olması hanesine artı olarak yazılsa da Sporting takımının Real Madrid ve Dortmund’u geride bırakabilecek düzeye çıkabileceğine şahsen pek ihtimal vermiyorum. Real ve Dortmund, bu grupta çok büyük bir sürpriz olmazsa son 16’ya kalacaklardır.

Gelelim bu aşamının yine dengeli gruplarından G Grubu’na. Bu grupta Porto dışında yer alan takımlar Şampiyonlar Ligi’nde nadir olarak rastladığımız ekipler. Hele bir ekip var ki, bütün dünyayı şaşırtarak “Devler Sahnesi”ndeki yerini almış durumda.

Gelelim bu aşamının yine dengeli gruplarından G Grubu’na. Bu grupta Porto dışında yer alan takımlar Şampiyonlar Ligi’nde nadir olarak rastladığımız ekipler. Hele bir ekip var ki, bütün dünyayı şaşırtarak “Devler Sahnesi”ndeki yerini almış durumda.

Leicester City

Leicester City

Rüya gibi bir sezonun ardından kendisini bir anda “ağabeylerin arasında” bulan Leicester City, Kupa 1 sahnesinde bu sezon performansı en merak edilen takımların başında geliyor. Hiç şüphesiz, menajer Claudio Ranieri grup kuraları öncesinde, takımını son 16’ya kalmak için favori olarak görme hissiyatından uzak kalmıştır. Ama Leicester, tabir-i caizse “acemi şansı” olarak söyleyebileceğimiz bir şekilde, son 16 biletini alma konusunda kendisini son haftaya kadar motive edebileceği bir gruba düştü. Geçen seneki takım oyunu, oluşturulan muhteşem birliktelik ve sinerjinin üstüne, Vardy, Mahrez, Kante, Okazaki, Morgan gibi oyuncuların kendilerini aşmalarıyla sezon sonunda Leicester City taraftarlarına bir “olağanüstülük” armağan etmişti. Bu olağanüstülüğün devam etmesi için oyuncuların ve Ranieri'nin aynı düzeyde, yani kendilerini aştığı düzeyde performans göstermeleri gerekiyor ki, bu sezon içerisinde ne kadar sağlanabilir hep birlikte göreceğiz. Zaten bundan yola çıkarak da Premier Lig tahminlerinde Leicester’in şampiyonluk ihtimali, normal bir "son şampiyona" göre daha düşüklerde. Ama takımın kaldırdığı kupanın verdiği hissiyat ve geçen sezonki performanstan sonra takımın adeta “büyümesi”, bu grupta Leicester’a iş yaptırabilir. Üstüne üstlük Vardy’li forvet hattına Islam Slimani ve Ahmed Musa gibi hem çabuk, hem de yüksek skorlara çıkabilen Kupa 1 standardında forvetler transfer edildi. (İki transfere ödenen 46 milyon £’luk bedeli de “karne hediyesi” olarak değerlendirelim.) Sporting’deki son maçında ezeli rakip Porto’ya golünü atarak Leicester’a gelen Cezayirli Islam Slimani eğer ileri bölgede vatandaşı Mahrez ile koordinasyonu tutturursa, Leicester rakiplerine karşı skor bulmakta pek de güçlük çekmez. (Grup maçlarında da Porto’nun canını yakarsa Slimani herhalde Porto şehrinde istenmeyen adam ilan edilecektir.)

Rüya gibi bir sezonun ardından kendisini bir anda “ağabeylerin arasında” bulan Leicester City, Kupa 1 sahnesinde bu sezon performansı en merak edilen takımların başında geliyor. Hiç şüphesiz, menajer Claudio Ranieri grup kuraları öncesinde, takımını son 16’ya kalmak için favori olarak görme hissiyatından uzak kalmıştır. Ama Leicester, tabir-i caizse “acemi şansı” olarak söyleyebileceğimiz bir şekilde, son 16 biletini alma konusunda kendisini son haftaya kadar motive edebileceği bir gruba düştü. Geçen seneki takım oyunu, oluşturulan muhteşem birliktelik ve sinerjinin üstüne, Vardy, Mahrez, Kante, Okazaki, Morgan gibi oyuncuların kendilerini aşmalarıyla sezon sonunda Leicester City taraftarlarına bir “olağanüstülük” armağan etmişti. Bu olağanüstülüğün devam etmesi için oyuncuların ve Ranieri'nin aynı düzeyde, yani kendilerini aştığı düzeyde performans göstermeleri gerekiyor ki, bu sezon içerisinde ne kadar sağlanabilir hep birlikte göreceğiz. Zaten bundan yola çıkarak da Premier Lig tahminlerinde Leicester’in şampiyonluk ihtimali, normal bir "son şampiyona" göre daha düşüklerde. Ama takımın kaldırdığı kupanın verdiği hissiyat ve geçen sezonki performanstan sonra takımın adeta “büyümesi”, bu grupta Leicester’a iş yaptırabilir. Üstüne üstlük Vardy’li forvet hattına Islam Slimani ve Ahmed Musa gibi hem çabuk, hem de yüksek skorlara çıkabilen Kupa 1 standardında forvetler transfer edildi. (İki transfere ödenen 46 milyon £’luk bedeli de “karne hediyesi” olarak değerlendirelim.) Sporting’deki son maçında ezeli rakip Porto’ya golünü atarak Leicester’a gelen Cezayirli Islam Slimani eğer ileri bölgede vatandaşı Mahrez ile koordinasyonu tutturursa, Leicester rakiplerine karşı skor bulmakta pek de güçlük çekmez. (Grup maçlarında da Porto’nun canını yakarsa Slimani herhalde Porto şehrinde istenmeyen adam ilan edilecektir.)

Porto

Porto

Slimani’den pası alıp Portekizlilere atalım. Maçlar başlamadan bu grupta en favori olan takım, şimdiden belli gibi. Lige 3 maçta 2 galibiyet ile başlayan ve play-off’da Roma’yı deplasmanda sürklase ederek adını gruplara yazdıran Porto, gerek artık gedikliliğin ötesinde “ağır müdavimi” olduğu Şampiyonlar Ligi’ndeki tecrübesi, gerekse o her zaman bildiğimiz, defanstan ofansa bir anda çıkabilen yüksek volümlü oyun kabiliyetiyle, şimdiden grup birinciliği koltuğunun en büyük adayı gibi gözüküyor. Aslına bakarsanız takımın geçen sezonki performansına bakarak bu sezon için fazla ümitvar konuşmak biraz tezat oluşturuyor. Şampiyonlar Ligi gruplarında (ilginçtir Porto geçen sezon da G Grubu’ndaydı) aşırı formsuz Chelsea’nin ve düşük profilli Dinamo Kiev’in gerisinde kalarak edinilen grup üçüncülüğü, UEFA Avrupa Ligi’nde son 32’de Dortmund’a elenmek ve ulusal lig üçüncülüğü, Porto standartlarında bir takım için başarısız bir sezon demek. Ama bu sezon Julen Lopetegui’nin İspanya Milli Takımı patronluğuna getirilmesi ve yerine gelen Nuno Espirito’nun yeni transferlerle takımda yarattığı ivme, bu grupta Porto’yu öne çıkarıyor. Geçen sene en skorer oyuncuları olan Aboubakar’ı Beşiktaş’a yolladılar. Ama yakından tanıdığımız Alex Telles ve Corinthians’dan dan gelen Felipe, yeni transferler olarak sezona fena başlamadılar. Ama Porto’yu her daim favori yapan asıl olay, yıllardan beri biriktirdiği muazzam Şampiyonlar Ligi tecrübesi. “Ucuza alıp pahalıya satma” olayını da var tabii ama orası ayrı.

Slimani’den pası alıp Portekizlilere atalım. Maçlar başlamadan bu grupta en favori olan takım, şimdiden belli gibi. Lige 3 maçta 2 galibiyet ile başlayan ve play-off’da Roma’yı deplasmanda sürklase ederek adını gruplara yazdıran Porto, gerek artık gedikliliğin ötesinde “ağır müdavimi” olduğu Şampiyonlar Ligi’ndeki tecrübesi, gerekse o her zaman bildiğimiz, defanstan ofansa bir anda çıkabilen yüksek volümlü oyun kabiliyetiyle, şimdiden grup birinciliği koltuğunun en büyük adayı gibi gözüküyor. Aslına bakarsanız takımın geçen sezonki performansına bakarak bu sezon için fazla ümitvar konuşmak biraz tezat oluşturuyor. Şampiyonlar Ligi gruplarında (ilginçtir Porto geçen sezon da G Grubu’ndaydı) aşırı formsuz Chelsea’nin ve düşük profilli Dinamo Kiev’in gerisinde kalarak edinilen grup üçüncülüğü, UEFA Avrupa Ligi’nde son 32’de Dortmund’a elenmek ve ulusal lig üçüncülüğü, Porto standartlarında bir takım için başarısız bir sezon demek. Ama bu sezon Julen Lopetegui’nin İspanya Milli Takımı patronluğuna getirilmesi ve yerine gelen Nuno Espirito’nun yeni transferlerle takımda yarattığı ivme, bu grupta Porto’yu öne çıkarıyor. Geçen sene en skorer oyuncuları olan Aboubakar’ı Beşiktaş’a yolladılar. Ama yakından tanıdığımız Alex Telles ve Corinthians’dan dan gelen Felipe, yeni transferler olarak sezona fena başlamadılar. Ama Porto’yu her daim favori yapan asıl olay, yıllardan beri biriktirdiği muazzam Şampiyonlar Ligi tecrübesi. “Ucuza alıp pahalıya satma” olayını da var tabii ama orası ayrı.

Club Brugge

Club Brugge

Club Brugge, geçen sezon Belçika Ligi şampiyonu olarak adını “Şampiyonlar Ligi”ne gerçek manasını vererek yazdıran ekiplerden. Brugge takımını iki sezon önce Beşiktaş ile oynadığı maçlarda yakından tanımıştık. Beşiktaş ile oynayıp, iki maç sonunda temsilcimizi saf dışı bırakan takımda var olan Bolingoli, Mechele, De Bock, Gedoz gibi oyuncular halihazırda yine Club Brugge kadrosunda yer alıyorlar. Bildiğimiz o Brugge takımından bize yabancı gelecek olan Brezilyalı Klaudemir’i ise, ondan bir sezon önce Galatasaray - Kopenhag maçlarından hatırlıyoruz. Velhasıl çok yüksek profil taşımayan, tipik bir Avrupa Ligi takımı görüntüsü veren bir ekip Club Brugge. Kopenhag’dan geçen sezon transfer olan Klaudemir (çok enteresandır ki o da eski takımına karşı mücadele verecek) ve İsrailli forvetleri Refaelov iş yapabilirler. Teknik direktör Preudhomme ise yıllardır takımın başında ve istikrarlı performansıyla Club Brugge’ü çok uzun senelerden sonra Devler Ligi’ne taşımayı bildi.

Club Brugge, geçen sezon Belçika Ligi şampiyonu olarak adını “Şampiyonlar Ligi”ne gerçek manasını vererek yazdıran ekiplerden. Brugge takımını iki sezon önce Beşiktaş ile oynadığı maçlarda yakından tanımıştık. Beşiktaş ile oynayıp, iki maç sonunda temsilcimizi saf dışı bırakan takımda var olan Bolingoli, Mechele, De Bock, Gedoz gibi oyuncular halihazırda yine Club Brugge kadrosunda yer alıyorlar. Bildiğimiz o Brugge takımından bize yabancı gelecek olan Brezilyalı Klaudemir’i ise, ondan bir sezon önce Galatasaray - Kopenhag maçlarından hatırlıyoruz. Velhasıl çok yüksek profil taşımayan, tipik bir Avrupa Ligi takımı görüntüsü veren bir ekip Club Brugge. Kopenhag’dan geçen sezon transfer olan Klaudemir (çok enteresandır ki o da eski takımına karşı mücadele verecek) ve İsrailli forvetleri Refaelov iş yapabilirler. Teknik direktör Preudhomme ise yıllardır takımın başında ve istikrarlı performansıyla Club Brugge’ü çok uzun senelerden sonra Devler Ligi’ne taşımayı bildi.

Kopenhag

Kopenhag

Kopenhag play-off’da APOEL deplasmanında son saniyelerde bulduğu golle 1-0 galibiyetin rövanşını 1-1’e getirmeyi ve maç sonunda adını Devler Ligi gruplarına yazdırmayı bildi. Geçen sezonun iki etkili forvetinden Nicolai Jörgensen’i Feyenoord’a gönderdiler ama Paraguaylı Federico Santander kadroda kaldı. Santander’le beraber orta saha Cornelius da dikkat çekebilecek oyunculardan. Danimarka ekibinin teknik direktörü Solbakken’in de Preudhomme’a benzer bir istikrarı var. Üç sene önce Galatasaray ile oynanan maç öncesi “Galatasaray taraftarının yaratacağı atmosfer bizi etkilemez” diyen Solbakken, maç sonrasında sahadan 3-1 mağlubiyetle ayrılmıştı. (Benim de hazır bulunduğum o tribünlerdeki atmosfer hakkında yorumlarını maç sonunda duyamamıştık kendisinden.) Benzer bir atmosferi Club Brugge karşısında da bulabilir.

Dengeli gibi gözüken bir grup olmakla birlikte Porto’nun aradan sıyrıldığı, Leicester’in de bırakın Kupa 1’i, Avrupa deneyimi olarak ilki yaşadığı bu sezonda, bu durumun sıkıntısını çekmezse kadrosuyla ikinci olarak son 16’ya kalacağı bir grup olacaktır G grubu, benim düşüncem.

Kopenhag play-off’da APOEL deplasmanında son saniyelerde bulduğu golle 1-0 galibiyetin rövanşını 1-1’e getirmeyi ve maç sonunda adını Devler Ligi gruplarına yazdırmayı bildi. Geçen sezonun iki etkili forvetinden Nicolai Jörgensen’i Feyenoord’a gönderdiler ama Paraguaylı Federico Santander kadroda kaldı. Santander’le beraber orta saha Cornelius da dikkat çekebilecek oyunculardan. Danimarka ekibinin teknik direktörü Solbakken’in de Preudhomme’a benzer bir istikrarı var. Üç sene önce Galatasaray ile oynanan maç öncesi “Galatasaray taraftarının yaratacağı atmosfer bizi etkilemez” diyen Solbakken, maç sonrasında sahadan 3-1 mağlubiyetle ayrılmıştı. (Benim de hazır bulunduğum o tribünlerdeki atmosfer hakkında yorumlarını maç sonunda duyamamıştık kendisinden.) Benzer bir atmosferi Club Brugge karşısında da bulabilir.

Dengeli gibi gözüken bir grup olmakla birlikte Porto’nun aradan sıyrıldığı, Leicester’in de bırakın Kupa 1’i, Avrupa deneyimi olarak ilki yaşadığı bu sezonda, bu durumun sıkıntısını çekmezse kadrosuyla ikinci olarak son 16’ya kalacağı bir grup olacaktır G grubu, benim düşüncem.

Geldik grup analizlerimizin sonuncusu olan H Grubu’na. Serie A şampiyonu Juventus, UEFA Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla, Fransa temsilcisi Lyon ve Hırvat Dinamo Zagreb bu grubun tarafları.

Geldik grup analizlerimizin sonuncusu olan H Grubu’na. Serie A şampiyonu Juventus, UEFA Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla, Fransa temsilcisi Lyon ve Hırvat Dinamo Zagreb bu grubun tarafları.

Juventus

Juventus

Juventus takımı birkaç senedir olduğu gibi, geçen sezon da kendi ligini domine edip açık ara farkla şampiyonluğa ulaşarak adını bir kez daha Devler Ligi’ne yazdırdı. “Temiz Eller”den sonra Inter’e devrettiği İtalya futbolunun bayraktarlığını birkaç sezondur geri almış durumdalar, eskiden olduğu gibi. Aslına bakarsanız Juve’nin, artık Avrupa’daki o büyüklüğünü tekrardan net olarak kazandığını sırf bu seneki transfer aksiyonlarından bile anlayabiliriz. Yaklaşık 1 ay arayla tüm zamanların en pahalı birinci ve üçüncü transfer hamlelerini yaparak adlarından bir hayli söz ettirdiler. Pogba’nın Manchester United’a satılışı (105 milyon €) ve Higuain’in Napoli’den alınışı (90 milyon €) transfer borsasında uzun seneler konuşulacaktır. Tabii Pogba’nın satışının arkasındaki en önemli faktörlerden biri bu sezon Juventus’un transfere toplam 158 milyon € harcaması. Daha da ilginci, Juventus bu sezon oyuncu satışlarından toplam 156 milyon € gelir elde etti. Yani bu kadar büyük paraların döndüğü transferlerin merkezindeki bir takımın, toplam bakiyesi eksi 2 milyon €. Bu artık İtalyanların başarısı olarak mı, savurganlığı olarak mı değerlendirilir, takdir futbol kamuoyunun. Ama Juventus, transfer politikasını kaybettiği oyuncuların yerlerini doldurma üzerine yaptığı için, kadro derinliği olarak sezon içerisinde bir sıkıntı yaşamayacak gibi gözüküyor. Pogba - Cuadrado, Mauricio Isla - Dani Alves, Zaza - Pjeca, Morata - Higuain değişikliklerinin yaratacağı etkiyi sezon içerisinde daha net anlayacağız. Ama orta saha ve forvetteki bu hareketliliğe rağmen, efsane kaleci Buffon ve son derece başarılı defans üçlüsünün (Chiellini - Bonucci - Barzagli) bozulmamış olması çok önemli. Hiç şüphe yok ki Massimiliano Allegri’nin öğrencileri, bu grupta liderliğe en yakın takım.

Juventus takımı birkaç senedir olduğu gibi, geçen sezon da kendi ligini domine edip açık ara farkla şampiyonluğa ulaşarak adını bir kez daha Devler Ligi’ne yazdırdı. “Temiz Eller”den sonra Inter’e devrettiği İtalya futbolunun bayraktarlığını birkaç sezondur geri almış durumdalar, eskiden olduğu gibi. Aslına bakarsanız Juve’nin, artık Avrupa’daki o büyüklüğünü tekrardan net olarak kazandığını sırf bu seneki transfer aksiyonlarından bile anlayabiliriz. Yaklaşık 1 ay arayla tüm zamanların en pahalı birinci ve üçüncü transfer hamlelerini yaparak adlarından bir hayli söz ettirdiler. Pogba’nın Manchester United’a satılışı (105 milyon €) ve Higuain’in Napoli’den alınışı (90 milyon €) transfer borsasında uzun seneler konuşulacaktır. Tabii Pogba’nın satışının arkasındaki en önemli faktörlerden biri bu sezon Juventus’un transfere toplam 158 milyon € harcaması. Daha da ilginci, Juventus bu sezon oyuncu satışlarından toplam 156 milyon € gelir elde etti. Yani bu kadar büyük paraların döndüğü transferlerin merkezindeki bir takımın, toplam bakiyesi eksi 2 milyon €. Bu artık İtalyanların başarısı olarak mı, savurganlığı olarak mı değerlendirilir, takdir futbol kamuoyunun. Ama Juventus, transfer politikasını kaybettiği oyuncuların yerlerini doldurma üzerine yaptığı için, kadro derinliği olarak sezon içerisinde bir sıkıntı yaşamayacak gibi gözüküyor. Pogba - Cuadrado, Mauricio Isla - Dani Alves, Zaza - Pjeca, Morata - Higuain değişikliklerinin yaratacağı etkiyi sezon içerisinde daha net anlayacağız. Ama orta saha ve forvetteki bu hareketliliğe rağmen, efsane kaleci Buffon ve son derece başarılı defans üçlüsünün (Chiellini - Bonucci - Barzagli) bozulmamış olması çok önemli. Hiç şüphe yok ki Massimiliano Allegri’nin öğrencileri, bu grupta liderliğe en yakın takım.

Sevilla

Sevilla

Son Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla, bu unvanın getirdiği bir artı olarak, La Liga’da 7. basamakta sezonu tamamlamasına rağmen kendini Şampiyonlar Ligi’nde buldu. 3 sezondur UEFA Avrupa Ligi’nde mutlu sona ulaşan Sevilla takımında her sene olduğu gibi bu sezon da bir hayli hareketli bir transfer dönemine şahit olduk. Ama Sevilla belki de en önemli kaybını teknik direktörlük pozisyonunda, Unai Emery’yi yitirerek yaşadı. Yerine yine kendi kariyerinde başarılı olmuş, Şili’yi iki kez Copa America’da zafere taşımış Jorge Sampaoli getirilse de Sampaoli’nin ilk Avrupa tecrübesini 57 yaşında, Sevilla gibi zaferlere alışmış bir kulüpte yaşayacak olması takımda ivme kaybına yol açabilir. (Akıllara ilk yurt dışı koçluk tecrübesini 57 yaşında Galatasaray’da yaşayan Cesare Prandelli gelmedi değil bir an, evlerden ırak.) Öte yandan geçen sezonki Avrupa zaferinde önemli rol oynayan Eder Banega, Gameiro, Krychowiak gibi oyuncuların ayrılması da önemli. Geçen sene forvet hattında çok varlık gösteremeyen Fernando Llorente’nin yerine transfer edilen Luciano Vietto, Endülüs ekibinde kayda değer işler yapabilir.

Son Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla, bu unvanın getirdiği bir artı olarak, La Liga’da 7. basamakta sezonu tamamlamasına rağmen kendini Şampiyonlar Ligi’nde buldu. 3 sezondur UEFA Avrupa Ligi’nde mutlu sona ulaşan Sevilla takımında her sene olduğu gibi bu sezon da bir hayli hareketli bir transfer dönemine şahit olduk. Ama Sevilla belki de en önemli kaybını teknik direktörlük pozisyonunda, Unai Emery’yi yitirerek yaşadı. Yerine yine kendi kariyerinde başarılı olmuş, Şili’yi iki kez Copa America’da zafere taşımış Jorge Sampaoli getirilse de Sampaoli’nin ilk Avrupa tecrübesini 57 yaşında, Sevilla gibi zaferlere alışmış bir kulüpte yaşayacak olması takımda ivme kaybına yol açabilir. (Akıllara ilk yurt dışı koçluk tecrübesini 57 yaşında Galatasaray’da yaşayan Cesare Prandelli gelmedi değil bir an, evlerden ırak.) Öte yandan geçen sezonki Avrupa zaferinde önemli rol oynayan Eder Banega, Gameiro, Krychowiak gibi oyuncuların ayrılması da önemli. Geçen sene forvet hattında çok varlık gösteremeyen Fernando Llorente’nin yerine transfer edilen Luciano Vietto, Endülüs ekibinde kayda değer işler yapabilir.

Lyon

Lyon

Lyon, geçen sezon Fransa Ligue 1’i ikinci sırada kapayarak, çok uzun seneler Fransa’nın baş temsilcisi olarak boy gösterip sonra pek uğramaz olduğu Kupa 1 gruplarında, üst üste ikinci sezonunu yaşıyor. Tabii Lyon’un geçen sezon Fransa Ligi’nde gösterdiği başarıda büyük pay sahibi olan, akabinde Euro 2016’da Fransa Milli Takımı’nda harika bir performans gösteren defans Samuel Umtiti Barcelona’ya kaptırıldı. Umtiti’nin yokluğu Lyon defansında sıkıntı yaratacak olsa da, ofans bölgesinde Lacazette’nin geçen sezonki performansını devam ettirmesi Lyon için olumlu olacaktır. Bu sene Cezayir’in altın jenerasyonunun parçalarından Rachid Ghezzal’ın performansı da çok önemli. Yaşlansa ve eskisi kadar etkili olamasa da Valbuena’nın da varlığını unutmayalım. Geçen sene çok kötü sonuçlar alarak saf dışı kaldığı Kupa 1 gruplarında Lyon, bu sezon Sevilla ile son 16 mücadelesi verebilir. Bruno Genesio ve talebelerinin neler yapacağını göreceğiz.

Lyon, geçen sezon Fransa Ligue 1’i ikinci sırada kapayarak, çok uzun seneler Fransa’nın baş temsilcisi olarak boy gösterip sonra pek uğramaz olduğu Kupa 1 gruplarında, üst üste ikinci sezonunu yaşıyor. Tabii Lyon’un geçen sezon Fransa Ligi’nde gösterdiği başarıda büyük pay sahibi olan, akabinde Euro 2016’da Fransa Milli Takımı’nda harika bir performans gösteren defans Samuel Umtiti Barcelona’ya kaptırıldı. Umtiti’nin yokluğu Lyon defansında sıkıntı yaratacak olsa da, ofans bölgesinde Lacazette’nin geçen sezonki performansını devam ettirmesi Lyon için olumlu olacaktır. Bu sene Cezayir’in altın jenerasyonunun parçalarından Rachid Ghezzal’ın performansı da çok önemli. Yaşlansa ve eskisi kadar etkili olamasa da Valbuena’nın da varlığını unutmayalım. Geçen sene çok kötü sonuçlar alarak saf dışı kaldığı Kupa 1 gruplarında Lyon, bu sezon Sevilla ile son 16 mücadelesi verebilir. Bruno Genesio ve talebelerinin neler yapacağını göreceğiz.

Dinamo Zagreb

Dinamo Zagreb

Dinamo Zagreb ilk bakışta grubun zayıf halkası olarak dikkat çekiyor. Eleme yolunda adaşları Dinamo Tiflis’i ve Salzburg’u saf dışı bırakıp Hırvatistan’ı Devler Ligi’nde temsil etme şansı buldular. Geçen senenin yıldızı Marco Pjaca’yı hatırı sayılır bir bonservis ile Adriyatik’in karşı kıyısına, Juventus’a yolladılar. (Eski takımına karşı mücadele edecek bir oyuncu daha, delireceğim yahu bu tesadüf olamaz!) Ama Pjaca'nın haricinde, geçen senenin etkili oyuncularını takımda tuttular. Şilili forvet ikilisi Fernandes ve Henriquez, Bosnalı Armin Hodzic, Cezayirli Soudani dikkat edilmesi gereken oyuncular. Son 16 şansları zayıf olsa da, Avrupa Ligi biletini sonuna kadar kovalamaya gayret edeceklerdir.

Dinamo Zagreb ilk bakışta grubun zayıf halkası olarak dikkat çekiyor. Eleme yolunda adaşları Dinamo Tiflis’i ve Salzburg’u saf dışı bırakıp Hırvatistan’ı Devler Ligi’nde temsil etme şansı buldular. Geçen senenin yıldızı Marco Pjaca’yı hatırı sayılır bir bonservis ile Adriyatik’in karşı kıyısına, Juventus’a yolladılar. (Eski takımına karşı mücadele edecek bir oyuncu daha, delireceğim yahu bu tesadüf olamaz!) Ama Pjaca'nın haricinde, geçen senenin etkili oyuncularını takımda tuttular. Şilili forvet ikilisi Fernandes ve Henriquez, Bosnalı Armin Hodzic, Cezayirli Soudani dikkat edilmesi gereken oyuncular. Son 16 şansları zayıf olsa da, Avrupa Ligi biletini sonuna kadar kovalamaya gayret edeceklerdir.

8 grupta 32 takımı, elverdiği ölçüde detaylandırarak inceledik. Kusurlarımız olduysa affınıza sığınıyoruz. Umarız Kupa 1, bizlere her sezon olduğu gibi doyumsuz bir futbol zevki tattırır. Bu gruplarda oynanacak maçları ve tarihlerini aşağıdaki çizelgede görebilirsiniz. Hak edenin kazandığı bir “Devler Sahnesi” olması dileğiyle, UEFA Avrupa Ligi gruplarını analiz ettiğimiz yazılarda görüşmek üzere.

8 grupta 32 takımı, elverdiği ölçüde detaylandırarak inceledik. Kusurlarımız olduysa affınıza sığınıyoruz. Umarız Kupa 1, bizlere her sezon olduğu gibi doyumsuz bir futbol zevki tattırır. Bu gruplarda oynanacak maçları ve tarihlerini aşağıdaki çizelgede görebilirsiniz. Hak edenin kazandığı bir “Devler Sahnesi” olması dileğiyle, UEFA Avrupa Ligi gruplarını analiz ettiğimiz yazılarda görüşmek üzere.

(Yazıdaki tüm görseller, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin resmi twitter adresi @ChampionsLeague'den alınmıştır.)

(Yazıdaki tüm görseller, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin resmi twitter adresi @ChampionsLeague'den alınmıştır.)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.