Çalışan Anne Olmak

Çalışmak “yeterince iyi anne” olmaya engel mi?

Günümüzde kadının iş yaşamında aktif olarak yer aldığını görmekteyiz. Dolayısıyla “anne” kimliği ile kadının çalışma hayatında yer alması, açıklanması gereken meseleleri de beraberinde getirmektedir. Evin sorumlulukları, çocukların bakımı gibi domestik faaliyetlere daha az zaman ayırıyor olmak ve bunları karşılaması için başka birilerinden / birinden yardım almak, aynı zamanda iş hayatının zorlukları ile baş etmek ve bu iki tarafı dengelemeye çalışmak gibi birçok konu kadının gündeminde yer alır. Çalışma sistemimizde farklı bir uygulama olmadığı takdirde iş kanunu olarak 16 haftalık bir ücretli doğum izni mevcuttur. Yani bunun tamamının doğumdan sonra kullanıldığını varsaydığımızda ki yaygın şekil de budur, bebek yaklaşık 4 aylıkken annenin çalışmaya başlaması gerekmektedir. Annenin bebeğin yanında daha fazla kalması, işin kaybedilmesi, para kazanılamaması, kariyer yolunun bir şekilde tıkanması gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple annenin başka bir alternatifi yoksa, çalışmaya devam etmek zorundadır. Bu en somut örnek bile bize kadınların annelik ve çalışma hayatı arasında yaşadıkları çatışmayı göstermektedir.

İyi anne olmak, hediye almak mı?

Annenin hayatı algılayışı ve bu bağlamda hayata yaklaşımı çocuğu ile ilişkisini ve çocuğunun kişilik gelişimini büyük ölçüde belirler. Dolayısıyla “işe gitmek” gibi bir zorunluluğun ya da tercihin olduğu durumlarda farklılığı yaratacak şey, annenin algısı ve yaşantısıdır. Bu konu üzerinde yapılan çalışmalar, esas yaşanan zorluğun annenin çalışmasının çocuk üzerindeki yansımaları değil, annenin bunu bir sorun olarak görmesinin çocuk üzerindeki yansımaları olduğunu göstermektedir. Annelerin bir kısmı, “Çocuğuma ben bakamıyorum, ona yeterince zaman ayıramıyorum” gibi düşüncelerden ötürü, çoğunlukla suçluluk hisleriyle karışık bir şekilde “Ben iyi bir anne değilim” düşüncesinde olabilirler ya da işlerinin maddi ve manevi olarak tatmin etmemesinden ötürü yaşadıkları olumsuz duyguları eve taşıyabilirler. Bütün bu ağır yükler, çocuklarının yanında geçiremedikleri zamanın telafisi adına maddiyat içeren telafilere yönelmelerine sebep olabilir. Yani çocuklarını hediyelere boğmak, onlardan “çaldıklarına” inandıkları zamanı maddi değerlerle kapatmaya çalışmak, çocukları ne isterse, ne söylerse yapmak gibi sınır koymakta zorlanmak ya da tam tersi çalışma hayatının getirdiği zorluklarla baş edemedikleri durumlarda, daha kaygılı ve agresif davranışlara bürünmek, devamlı bir yorgunluk hali ile çocuklarına kaliteli zaman ayıramamak, en sık görülen davranış şekilleri olabilir.

Çalışan Anne Olmak

Gerçekten “çalışan anne” olmak, “yeterince iyi anne” olmaya engel mi dersiniz? Yapılan birçok bilimsel çalışma bunun hiç de böyle olmadığını söylemektedir. Birçok kişinin sandığının aksine, hem çalışıp hem de yeterince iyi anne olmak aslında birbirleriyle çok da ilişkili değildir. Çalışan annelerin çocuklarının daha sosyal, kendini daha rahat ifade edebilen, daha güvenli çocuklar olduğunu söyleyen birçok araştırma mevcuttur. Ayrıca çocuğun bakımı için güvenli bir okul öncesi kurum tercih edildiğinde çocukların daha bağımsız ve daha sosyal yetiştikleri de görülmektedir.

Güven duygusu önemli

Çocuklar için en önemli unsur güvende hissetmektir ve bunun için de belirli bir rutine sahip olmaları en temel şartlardan bir tanesidir. Dolayısıyla eğer işe yeni başlayacaksanız çocuğunuzla bunu birkaç ay öncesinden konuşup yeni rutine birlikte hazırlanmanız hem sizin için hem de ailenin geri kalanı için en iyi çözümlerden bir tanesi olacaktır. Örneğin, eğer acil bir durum yoksa, siz işe başlamadan birkaç hafta öncesinden, çocuğunuzla siz işteyken kim ilgilenecekse o rutinin hayata geçmesi çok faydalı olacaktır.

Bu süreçte belki de akıldan hiç çıkarılmaması gereken en önemli nokta çocuğunuzla geçirdiğiniz zamanın süresi değil, niteliğidir. Çalışmıyor olmak çocuğunuzla kaliteli zaman geçirdiğinize işaret etmediği gibi çalışıyor olmak da onu ihmal ettiğiniz anlamına gelmez. Çocuğunuzla oluşturduğunuz göbek bağı, o doğduğunda kesilir ve o zaman kalpten kalbe görünmez bir bağ haline dönüşür. Onun yanında 24 saat fiziksel olarak var olmasanız da bu bağ ile ona hissettiklerinizi aktarabilirsiniz. Kıymetli olan da budur…

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.