“Blue” Çocuğun Belgeseli Geliyor

Ece Tuğran 18.05.2016

Erkenden aramızdan ayrılmış olsa da onu hayatta tutan şarkıları, sesi var. Şimdi bunlara bir de “Blue” belgeseli eklenecek.

Müziğinde hayatını bulan, bulduğu hayatı yine müzikle anlatan, Türkiye’yi blues tarzı müzikle tanıştıran Yavuz Çetin’in belgeselinin çekileceği haberini aldık. Erkenden aramızdan ayrılmış olsa da onu hayatta tutan şarkıları, sesi var. Şimdi bunlara bir de “Blue” belgeseli eklenecek.


Tanımayanlar için bu yetenekli insanı anlatalım. Yavuz Çetin’in müziğe ilgisi henüz çocukken başlamış. Farklı enstürmanlar ile müziği tanımış, öğrenmiş. Daha sonra tabiatının elektro gitarda saklı olduğunu görmüş olacak ki, kariyerini bu enstürman ile devam ettirmiş. Hayatını yansıtırken, söylemek istediklerini söylerken, ona araç olan gitarını ve müziği yaşamının sonuna kadar hiç bırakmamış.

Daha 17 yaşında profesyonel müzik yaşamına ilk adımlarını atmış. İstanbul’un çeşitli mekanlarında çalışarak geçimini sağlamaya başlamış ve vefatına kadar bu şekilde çalışmaya devam etmiş. Müziğe ve iş hayatına normalden küçük yaşlarda başlayan Yavuz Çetin, hayatını hızlandırılmış bir versiyonda yaşamış.

Yavuz Çetin kendi çalışmalarının dışında birçok sanatçının albüm çalışmalarına da katkıda bulunmuş. (Kıraç, İzel ve Göksel bunlardan birkaçı.) Göksel’in Sabır şarkısında gösterdiği Talkbox performansı ile Türkiye’de ilk kez Talkbox’u kullanan müzisyen olmuş. (Talkbox: Çoğunlukla elektro gitaristlerin kullandığı bir efekt. Gitarist, gitarın sesini insan sesine benzetmeyi sağlayan bir hortum kullanarak gitarı kendi ağzıyla konuşturuyormuş gibi yapar.)

Yavuz Çetin’in bir unvanı olsaydı, sanıyorum ki “ilklerin adamı” olurdu. 1992 yılında arkadaşları ile birlikte Türkiye’nin ilk blues grubu olan “Blue Blues Band”i kurdu. 1997 yılında ise “İlk” adını verdiği ilk göz ağrısı albümünü çıkardı.


Yavuz Çetin’in hayatı, eşi Didem Çetin’den boşandıktan sonra seyrini değiştirdi. Karamsarlaşmaya başladı, depresyon teşhisi konuldu.

“Benimle yaşamak seni hasta ediyor.
Her gün söylüyorsun.
Her şey eskisi gibi pırıl pırıl olsun istiyorsun.
Yorgun aşkımız ayakta duracak hali yok.
Neler oluyor anlamıyorum.
Ama bittiğine hiç şüphe yok.
Bir gün gelir herkes kendi yoluna gider.
Her şey nasıl başladıysa öyle biter.
Benimle paylaştığın günler için
Harcanmış zaman diyorsun.
Güzel olan anıları hatırlamak
Artık çok zor diyorsun.
Yorgun aşkımız ayakta duracak hali yok.
Neler oluyor anlamıyorum.
Ama bittiğine hiç şüphe yok.”

Yavuz Çetin - Her Şey Biter


Yavuz Çetin eşinden boşandıktan sonraki yıllarında Kadıköy’de bir mekanda sahne almaktaydı. Gündüzlerini ise “Satılık” adını vereceği ikinci albümünün çalışmalarına ayırmıştı. İş hayatında aktif bir dönem geçiriyor olsa da ruhsal sağlığı bozuktu ve psikolojik sorunları vardı. İşte bu dönemde, artık Yavuz Çetin’e ağır depresyon teşhisi konmuştu. Hastaneye yatırılmıştı fakat “En iyi ilaç müziktir” diyerek hastaneden ayrılmak istemiş ve taburcu edilmişti.

Fakat en iyi ilacı, dostu, sırdaşı müzik bile onu bu hayatta tutamamıştı. İçine çok şey sığdırdığı hayatını 30 yaşında, Boğaz Köprüsü’nden atlayarak sonlandırdı.


Hayatını müziğe adayan bu insanın şarkılarında, dinlediği sanatçılardan ve hayatından parçalar görürüz. Yaşamına son vereceğini bile “Yaşamak İstemem” şarkısı ile söylemiştir aslında.

“Bana dayatılan bu yaşantı,
İşe yaramaz bir çöplük.”

Yavuz Çetin sadece aşk şarkıları yazan, suskun bir adam olmak istemiyordu. Çoğu şarkısının sözleriyle toplumsal sorunlara dikkat çekti. Özellikle çıkarmak istediği ikinci albümü “Satılık” ile insan hakları, gelir dağılımının eşitsizliği, yokluk ve haksızlığa karşı söylemlerini duyurmak istiyordu. Duyurdu da. “Satılık” albümü, Yavuz Çetin’in vefatından sonra, 2001 yılında çıkarıldı.


“Bak yine geliyor ayın sonu.
Yok mu yardım fonu?
Kimisi beş kuruşun
Derdine düşmüş.
Kimisinin keyfi yerinde.”

Yavuz Çetin - Cherokee

Yavuz Çetin bu hayattan ayrıldığında, arkasında ilkokula yeni başlayan oğlunu bırakmıştı. Oğlu Yavuzcan Çetin, iki senedir babası adına müzik festivali düzenliyor. Birçok ünlü isim, Yavuz Çetin anısına çalıyor, söylüyor.


Aramızdan erken ayrılan bu kafası dolu, kalbi dolu adamın belki söyleyecek çok şeyi vardı. Fakat arkasında hiçbir not ya da mektup bırakmadı. İçindekileri, söylemek istediklerini şarkılarında yeterince anlatmıştı. Şimdi aramızda olmasa da, biz onu şarkılarını dinleyerek aramızda var ediyoruz. Bu özel insanı tekrar aramıza getirecek “Blue” adlı belgeseli de umuyoruz ki en kısa sürede sevenleriyle buluşur.

O Türkiye’nin görüp görebileceği en özel müzisyenlerden biri. Umarım gittiği yerde gökyüzünü daha da mavi yapıyordur…


Ece Tuğran


Müziğinde hayatını bulan, bulduğu hayatı yine müzikle anlatan, Türkiye’yi blues tarzı müzikle tanıştıran Yavuz Çetin’in belgeselinin çekileceği haberini aldık. Erkenden aramızdan ayrılmış olsa da onu hayatta tutan şarkıları, sesi var. Şimdi bunlara bir de “Blue” belgeseli eklenecek.


Tanımayanlar için bu yetenekli insanı anlatalım. Yavuz Çetin’in müziğe ilgisi henüz çocukken başlamış. Farklı enstürmanlar ile müziği tanımış, öğrenmiş. Daha sonra tabiatının elektro gitarda saklı olduğunu görmüş olacak ki, kariyerini bu enstürman ile devam ettirmiş. Hayatını yansıtırken, söylemek istediklerini söylerken, ona araç olan gitarını ve müziği yaşamının sonuna kadar hiç bırakmamış.

Daha 17 yaşında profesyonel müzik yaşamına ilk adımlarını atmış. İstanbul’un çeşitli mekanlarında çalışarak geçimini sağlamaya başlamış ve vefatına kadar bu şekilde çalışmaya devam etmiş. Müziğe ve iş hayatına normalden küçük yaşlarda başlayan Yavuz Çetin, hayatını hızlandırılmış bir versiyonda yaşamış.

Yavuz Çetin kendi çalışmalarının dışında birçok sanatçının albüm çalışmalarına da katkıda bulunmuş. (Kıraç, İzel ve Göksel bunlardan birkaçı.) Göksel’in Sabır şarkısında gösterdiği Talkbox performansı ile Türkiye’de ilk kez Talkbox’u kullanan müzisyen olmuş. (Talkbox: Çoğunlukla elektro gitaristlerin kullandığı bir efekt. Gitarist, gitarın sesini insan sesine benzetmeyi sağlayan bir hortum kullanarak gitarı kendi ağzıyla konuşturuyormuş gibi yapar.)

Yavuz Çetin’in bir unvanı olsaydı, sanıyorum ki “ilklerin adamı” olurdu. 1992 yılında arkadaşları ile birlikte Türkiye’nin ilk blues grubu olan “Blue Blues Band”i kurdu. 1997 yılında ise “İlk” adını verdiği ilk göz ağrısı albümünü çıkardı.


Yavuz Çetin’in hayatı, eşi Didem Çetin’den boşandıktan sonra seyrini değiştirdi. Karamsarlaşmaya başladı, depresyon teşhisi konuldu.

“Benimle yaşamak seni hasta ediyor.
Her gün söylüyorsun.
Her şey eskisi gibi pırıl pırıl olsun istiyorsun.
Yorgun aşkımız ayakta duracak hali yok.
Neler oluyor anlamıyorum.
Ama bittiğine hiç şüphe yok.
Bir gün gelir herkes kendi yoluna gider.
Her şey nasıl başladıysa öyle biter.
Benimle paylaştığın günler için
Harcanmış zaman diyorsun.
Güzel olan anıları hatırlamak
Artık çok zor diyorsun.
Yorgun aşkımız ayakta duracak hali yok.
Neler oluyor anlamıyorum.
Ama bittiğine hiç şüphe yok.”

Yavuz Çetin - Her Şey Biter


Yavuz Çetin eşinden boşandıktan sonraki yıllarında Kadıköy’de bir mekanda sahne almaktaydı. Gündüzlerini ise “Satılık” adını vereceği ikinci albümünün çalışmalarına ayırmıştı. İş hayatında aktif bir dönem geçiriyor olsa da ruhsal sağlığı bozuktu ve psikolojik sorunları vardı. İşte bu dönemde, artık Yavuz Çetin’e ağır depresyon teşhisi konmuştu. Hastaneye yatırılmıştı fakat “En iyi ilaç müziktir” diyerek hastaneden ayrılmak istemiş ve taburcu edilmişti.

Fakat en iyi ilacı, dostu, sırdaşı müzik bile onu bu hayatta tutamamıştı. İçine çok şey sığdırdığı hayatını 30 yaşında, Boğaz Köprüsü’nden atlayarak sonlandırdı.


Hayatını müziğe adayan bu insanın şarkılarında, dinlediği sanatçılardan ve hayatından parçalar görürüz. Yaşamına son vereceğini bile “Yaşamak İstemem” şarkısı ile söylemiştir aslında.

“Bana dayatılan bu yaşantı,
İşe yaramaz bir çöplük.”

Yavuz Çetin sadece aşk şarkıları yazan, suskun bir adam olmak istemiyordu. Çoğu şarkısının sözleriyle toplumsal sorunlara dikkat çekti. Özellikle çıkarmak istediği ikinci albümü “Satılık” ile insan hakları, gelir dağılımının eşitsizliği, yokluk ve haksızlığa karşı söylemlerini duyurmak istiyordu. Duyurdu da. “Satılık” albümü, Yavuz Çetin’in vefatından sonra, 2001 yılında çıkarıldı.


“Bak yine geliyor ayın sonu.
Yok mu yardım fonu?
Kimisi beş kuruşun
Derdine düşmüş.
Kimisinin keyfi yerinde.”

Yavuz Çetin - Cherokee

Yavuz Çetin bu hayattan ayrıldığında, arkasında ilkokula yeni başlayan oğlunu bırakmıştı. Oğlu Yavuzcan Çetin, iki senedir babası adına müzik festivali düzenliyor. Birçok ünlü isim, Yavuz Çetin anısına çalıyor, söylüyor.


Aramızdan erken ayrılan bu kafası dolu, kalbi dolu adamın belki söyleyecek çok şeyi vardı. Fakat arkasında hiçbir not ya da mektup bırakmadı. İçindekileri, söylemek istediklerini şarkılarında yeterince anlatmıştı. Şimdi aramızda olmasa da, biz onu şarkılarını dinleyerek aramızda var ediyoruz. Bu özel insanı tekrar aramıza getirecek “Blue” adlı belgeseli de umuyoruz ki en kısa sürede sevenleriyle buluşur.

O Türkiye’nin görüp görebileceği en özel müzisyenlerden biri. Umarım gittiği yerde gökyüzünü daha da mavi yapıyordur…


Ece Tuğran


Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.