Biz Bu İşi Erkekler Gibi Yapamaz Mıyız?

İnci Vardar 22.09.2016

Kadınlar neden cinsellik konusunda erkekler kadar fütursuz değiller? Birlikte olunan kişiye romantik duygular beslememek mümkün mü? Hiç toplumsal çözümleme yapmayacağım, hormonlarla geldim!

Şu yaşıma kadar hiç Sex and the City izlememiştim. Serde metalcilik ve asilik de var, ''O ne be kız şeyi!'' diyerek büyük bir reddediş içine de girmiştim. Oysa arkadaşlarım arasında bol bol muhabbeti dönüyor, bazı durumlar bizzat bu dizi üzerinden tanımlanıyordu. Yaş 35 olunca ve yolun yarısına gelince yelkenleri suya indirdim, birkaç bölüm izledim. Bütün bölümleri yalayıp yutmuş, üstüne bir de cila olarak filmleri yapıştırmış değilim ama aklımda kalan bazı konu ve sahneler var. Mesela bir bölümde merak konusu, neden kadınların cinselliği erkekler gibi yaşayamadığı, bir gecelik ilişkinin ardından ''Hadi bana eyvallah'' diyemediğiydi.

Aslında gördüğüm kadarıyla Samantha bu işi herhangi bir erkekten daha iyi yapabiliyordu ama soru onun da duygusal olduğu bir bölümde gelmişti işte. İnsan bazen gerçekten hayret ediyor...

Biz Bu İşi Erkekler Gibi Yapamaz Mıyız?

Seksten sonra bize neler oluyor?

Diyelim ki biriyle ''takılmaya'' karar verdiniz, ciddi bir şey düşünmüyorsunuz. Artık birlikte mum ışığında yemek mi yiyorsunuz, piste çıkıp kıvrak danslar mı yapıyorsunuz, sizde işler nasıl yürüyor bilmiyorum; sonunda birbirinize hallenmeye karar verdiniz ve yatak odasına geçtiniz, orada çeşitli aksiyonlar yaşadınız. Bu aşamadan sonra iki şey oluyor:

- Hormonlarınız coşuyor, delicesine oksitosin salgılamaya başlıyorsunuz, içinizdeki minik kedi uyanıp tek gecelik partnerinize sırnaşmak istiyor ve 'sabah olunca birlikte kahvaltı eder miyiz?' diye düşünmeye başlıyorsunuz.

- Adam sırtını dönüp horul horul uyumaya başlıyor. Bazen de önce tuvalete gidip sonra sabah erkenden toplantısı olduğunu söylüyor ve sıvışıyor. Hayret bir şey!

Ama hayır, aslında ortada hayret edilecek bir şey yok, son derece normal çalışan hormonlar var.

Biz Bu İşi Erkekler Gibi Yapamaz Mıyız?

Çayır faresi olaydım, yar dizine konaydım...

Bilim insanları kadınların neden genellikle romantik ilişkilere meyilli olduklarını, erkeklerin de en basit açıklamayla fazlasıyla unutkan olup telefon rehberlerini 'hatun', 'x', 'konserdeki', 'sarışın' gibi isimlerle doldurduklarını araştırmaya karar vermişler. Diğer memelileri inceledikleri zaman, çayır faresinin son derece romantik ve neredeyse ölüm onları ayırana kadar tek eşli olduklarını görmüşler. Bilim insanları ''Ayyy, ne romantiiiiik!'' diyerek çayır farelerini kesip biçerken, memelilerin %97'lik bir kısmı da ''Galiba biz tek eşliliğe bu kadar takmadığımız için doğru yoldayız'' diye düşünüp ortamı terk etmişler.

Çayır fareleri, tek eşliliği tercih etmelerinin nedeni olarak iki hormonun ismini vermişler: Kız olursa oksitosin, erkek olursa vazopressin. Çayır farelerinde bu iki hormon da seks sırasında salgılanıyor. Eğer bu hayvancıklara bahsi geçen hormonlar enjekte edilirse, henüz herhangi bir ilişki kurmalarına bile gerek kalmadan, ilk görüşte aşık oluyorlar ve birbirlerine tam anlamıyla bağlanıyorlar.

Biz Bu İşi Erkekler Gibi Yapamaz Mıyız?

Oksitosin ve vazopressin ne işe yarar?

Emory Üniversitesi araştırmacılarından Larry Young, çayır farelerinde vazopressin hormonunun sahiplenme dürtüsünü harekete geçirdiğini söylemiş. Wikipedia'ya göre insanda vazopressin'in birincil görevi su geri emilimini artırmak. Yani bir şekilde susuz kalırsanız vazopressin böbreklere vücuttaki suyu tutmasını söylüyor, siz de tuvalete gittiğinizde karamel macchiato rengine yakın bir sıvı bırakıyorsunuz. Ayrıca, mekanizmaları tam bilinmese de vazopressin, hafıza oluşumunda da pay sahibiymiş. Erkek çayır fareleri muhtemelen ilişkinin ardından tuvalete gitmiyor ve nazlı yarin ismini hatırlamakta sorun yaşamıyor.

Diğer yandan, dişi çayır fareleri (ve benzer bir şekilde insan dişileri) ilişkinin ardından dopamin ve oksitosin hormonları salgılıyorlar. Oksitosin bir kadın hormonu ve cinsel ilişki, doğum ve emzirme sırasında salgılanıyor. Bağlanmayı, hatta bağımlı olmayı sağlıyor. Dopamin de insanı mutlu eden hormon oluyor. Bu ikisi birleşip bir kokteyl oluşturunca kadın tam bir aşk sarhoşuna dönüşüyor. Zaten kadınların hormonları erkeklere göre çok daha kaotik bir çalışma sistemine sahip, hayatları çok daha zor. Zamanında Ece Temelkuran ''Bütün Kadınların Kafası Karışıktır'' kitabını boşuna yazmadı.

Biz Bu İşi Erkekler Gibi Yapamaz Mıyız?

Saçma sapan birine aşık olduğunuzu sanmamak için ne yapacaksınız peki?

Hormonları kolayca kontrol altına alamadığımız için işin çetrefilli kısmına geldik. Cinselliğe biraz daha erkeksi bir yaklaşım göstermek ve ertesi gün ''Neden aramadı? Ben arasam mı?'' sorularıyla boğuşmamak için uygulayabileceğiniz birkaç yöntem bulunuyor.

1. Uzun göz temaslarından kaçının.

Partnerinizin gözlerine dizilerdeki gibi uzun uzun bakmak, ruhunun derinlerine inmek, beyin kıvrımları arasında tutkulu bir aşk ihtimali aramak oksitosin salımını artırıp sizi zor sokar. Hayatın bir Türkan Şoray filmi olmadığını bilip hedefe odaklanmanız, tek gecelik ilişkiyi tadında bırakmak için atmanız gereken ilk adım.

2. Alkol, uyuşturucu ve rock & roll'la mutluluğu yakalayın.

Alkol, bildiğiniz gibi, bütün kötülüklerin anası. Alakasız biriyle birlikte olduktan sonra "N'aptım ben lan? Niye yaptım ki bunu?" pişmanlığı yaşayanların da kayda değer bir bölümü olaylardan alkolü sorumlu tutuyor. Haksız değiller. Alkol insanı anlık ve bir o kadar da saçma kararlar almaya sürükleyebiliyor. Aynı zamanda, bağlanmayı da engelleyebiliyor. En azından erkek çayır farelerinde durum bu. Bilim insanları, alkolle yaptıkları deneyde sadakat timsali hayvancığın o kız senin, bu kız benim şeklinde takılmaya başladığını görmüşler ve sanıyorum hayal kırıklığı içinde bir miktar gözyaşı da dökmüş olmalılar. Bir ihtimal, "Siz erkekler, hepiniz aynısınız!" demiş ve kendilerine de bir kadeh doldurmuş olabilirler.

Yalnız kadında durum farklı. Alkol daha olaylar gelişmeden bağlılık geliştirme gibi istenmeyen bir duruma neden olabiliyormuş. Kullanın demiyorum ama bazı uyuşturucu maddeler romantizmi öldürebiliyormuş. Daha önce bahsettiğim gibi, ilişki oksitosinin yanı sıra dopamin salgılanmasına da neden oluyor. Eğer dopamini olaylar gelişmeden önce gani gani salgılamışsanız, kalpsiz bir kadın, adeta bir kara vicdanlı olabiliyormuşsunuz.

3. Gözlerinizi kapatın ve Johnny Depp'in gençliğini düşünün.

İlk maddede uzun göz temaslarının oksitosin salımını artırdığından bahsetmiştim. Çevrenizde (ve çeşitli vücut parçalarınızda) olan bitene kayıtsız kalmak, yani gözlerinizi kapatıp başka biriyle birlikte olduğunuzu hayal etmek, kulağa dünyanın en saçma şeyi gibi gelse de o sırada birlikte olduğunuz kişiyle duygusal bir bağ kurmanızı engelliyormuş. Beyninizin ilgisi başka birine yöneldiği zaman, en azından bir sonraki gün unutmayı planladığınız partnerinizi de peşin peşin unutmuş olacaksınız. Ahlaki olarak çok tartışmalı bir durum olsa da tartışmayalım, burada sadece okuduğumu aktarıp gereksiz duygusal acıları engellemeye çalışıyorum.

Hissizleşmeyi başaramıyorsanız...

Tüm maddeleri uyguladıysanız ama karnınızda kelebekler uçuşmasını engelleyemediyseniz üzülmeyin. Kadın vücudundaki tüm hormon karmaşasını düşündüğünüz zaman her şeyin aslında normal olduğunu göreceksiniz. En azından normal tepkiler veren, sıradan, sağlıklı bir memeli olduğunuza şükredebilirsiniz.

Hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan, duygularınızı hiç devreye sokmadan seks yapabiliyorsanız da ayrıca mutluluklar dilerim. Yalnız hayatınızın bir döneminde "Yahu ben neden kimseye bağlanamıyorum, psikolojim mi müsait değil?" diye düşünmeye başlarsanız, önce bir doktora gidip hormonlarınızı kontrol ettirmenizi öneririm.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.