Bir Survivor Sporu: Zıpkınla Balık Avı

Ali İhsan Kaya 06.05.2016

En büyük içgüdülerimizden olan avcılık içgüdüsünü hala taşıdığımızın kanıtı: Zıpkınla avlanmak. Dev orkinosların, akyaların avlandığı bu sporu, bir balık adamın kaleminden öğrenelim.

Bu sporla 3 yıldır ilgileniyorum ve hala kat etmem gereken uzun bir mesafe var. Yani öyle ha deyince öğrenebileceğiniz, trofe balıklar avlayabileceğiniz bir spor değil. Eğitim almak, bu sporu icra edebilmenin birinci kuralı. Ayrıntılara girmeden önce, yazdığım makalenin bu spora başlayacaklar için bir kaynak oluşturmaması gerektiğini, hatta internetten edindiğiniz bilgilerle de bu işe soyunmamanız gerektiğini belirtmek isterim.


Yılda birkaç kez dalış yapan insanları ‘aktif dalgıç’ diye nitelendirecek olursak, Türkiye’de 18 bin civarında amatör aktif dalgıç olduğunu söyleyebiliriz. Bu sayının içerisindeki kadın sayısı ise iki elin parmağını geçmeyecek kadar az. ‘’Hiç mi yok?’’ diye soracak olursanız; birkaç kadın zıpkınla balık avcısı olduğunu biliyoruz. Bu sporu amatör olarak yapanları iki gruba ayıracak olsaydım; sadece yazları sığ sularda avlananlar ve yaz-kış hem sığ hem de derin su avı yapanlar olarak ayırırdım sanırım.


Kondisyon, dayanıklılık, sabır, strateji ve şans bu sporda kendine yer edinen faktörlerden sadece bazıları. Evet "şans" en önemlilerinden bir tanesi. Avcıların birbirlerine "Rastgele" dediklerini duymuşsunuzdur. Bu dilek, şansın avdaki önemini yeterince anlatmakta. Doğru zamanda doğru yerde olabilmek, denizde balıkla karşılaşabilmek için şansın yanınızda olmasına ihtiyacınız var.


Zıpkınla vurulan balıklar, birçoğunuzun tahmin bile edemeyeceği boyutlara ulaşabiliyor. Yani yazlığınızın çevresinde yaz aylarında porsiyonluk balıklar vuran dayılardan ibaret değil bu spor. 100 kilogramın üzerinde orkinoslar, 50 kilogramın üzerinde akyalar, 10 kilogramın üzerinde levrekler ve daha niceleri…


Bu sporu yaparken kullandığımız malzemeler: Zıpkın, palet, elbise, çorap, eldiven, gözlük, ağırlık kemeri, ağırlıklar, bıçak, balık teli, fener, aksiyon kamerası, bot, dalış saati ve şamandıra… Malzemeleri seçerken oldukça titiz davrandığımızı ve bireysel özelliklerimize uygun malzemeler seçtiğimizi belirtmek isterim. Tabii bu malzemelere eklemeler yapılabilir. Hepsini farklı kalitelerde edinmeniz mümkün. Bu sporu yapacaklara, bu malzemelerin hiç de ucuz olmadığını söylemekte fayda var.

Bilinçsiz yapılan dalışın oldukça tehlikeli olduğunu ve eğitimsiz dalınmaması gerektiğini tekrar hatırlattıktan sonra içeriği, bu işin üstatlarından (kendisi benim de hocamdır) olan bir balık adamın videosuyla sonlandırıyorum. Haydi RASTGELE!

Ali İhsan Kaya


Bu sporla 3 yıldır ilgileniyorum ve hala kat etmem gereken uzun bir mesafe var. Yani öyle ha deyince öğrenebileceğiniz, trofe balıklar avlayabileceğiniz bir spor değil. Eğitim almak, bu sporu icra edebilmenin birinci kuralı. Ayrıntılara girmeden önce, yazdığım makalenin bu spora başlayacaklar için bir kaynak oluşturmaması gerektiğini, hatta internetten edindiğiniz bilgilerle de bu işe soyunmamanız gerektiğini belirtmek isterim.


Yılda birkaç kez dalış yapan insanları ‘aktif dalgıç’ diye nitelendirecek olursak, Türkiye’de 18 bin civarında amatör aktif dalgıç olduğunu söyleyebiliriz. Bu sayının içerisindeki kadın sayısı ise iki elin parmağını geçmeyecek kadar az. ‘’Hiç mi yok?’’ diye soracak olursanız; birkaç kadın zıpkınla balık avcısı olduğunu biliyoruz. Bu sporu amatör olarak yapanları iki gruba ayıracak olsaydım; sadece yazları sığ sularda avlananlar ve yaz-kış hem sığ hem de derin su avı yapanlar olarak ayırırdım sanırım.


Kondisyon, dayanıklılık, sabır, strateji ve şans bu sporda kendine yer edinen faktörlerden sadece bazıları. Evet "şans" en önemlilerinden bir tanesi. Avcıların birbirlerine "Rastgele" dediklerini duymuşsunuzdur. Bu dilek, şansın avdaki önemini yeterince anlatmakta. Doğru zamanda doğru yerde olabilmek, denizde balıkla karşılaşabilmek için şansın yanınızda olmasına ihtiyacınız var.


Zıpkınla vurulan balıklar, birçoğunuzun tahmin bile edemeyeceği boyutlara ulaşabiliyor. Yani yazlığınızın çevresinde yaz aylarında porsiyonluk balıklar vuran dayılardan ibaret değil bu spor. 100 kilogramın üzerinde orkinoslar, 50 kilogramın üzerinde akyalar, 10 kilogramın üzerinde levrekler ve daha niceleri…


Bu sporu yaparken kullandığımız malzemeler: Zıpkın, palet, elbise, çorap, eldiven, gözlük, ağırlık kemeri, ağırlıklar, bıçak, balık teli, fener, aksiyon kamerası, bot, dalış saati ve şamandıra… Malzemeleri seçerken oldukça titiz davrandığımızı ve bireysel özelliklerimize uygun malzemeler seçtiğimizi belirtmek isterim. Tabii bu malzemelere eklemeler yapılabilir. Hepsini farklı kalitelerde edinmeniz mümkün. Bu sporu yapacaklara, bu malzemelerin hiç de ucuz olmadığını söylemekte fayda var.

Bilinçsiz yapılan dalışın oldukça tehlikeli olduğunu ve eğitimsiz dalınmaması gerektiğini tekrar hatırlattıktan sonra içeriği, bu işin üstatlarından (kendisi benim de hocamdır) olan bir balık adamın videosuyla sonlandırıyorum. Haydi RASTGELE!

Ali İhsan Kaya


Bu sporla 3 yıldır ilgileniyorum ve hala kat etmem gereken uzun bir mesafe var. Yani öyle ha deyince öğrenebileceğiniz, trofe balıklar avlayabileceğiniz bir spor değil. Eğitim almak, bu sporu icra edebilmenin birinci kuralı. Ayrıntılara girmeden önce, yazdığım makalenin bu spora başlayacaklar için bir kaynak oluşturmaması gerektiğini, hatta internetten edindiğiniz bilgilerle de bu işe soyunmamanız gerektiğini belirtmek isterim.


Yılda birkaç kez dalış yapan insanları ‘aktif dalgıç’ diye nitelendirecek olursak, Türkiye’de 18 bin civarında amatör aktif dalgıç olduğunu söyleyebiliriz. Bu sayının içerisindeki kadın sayısı ise iki elin parmağını geçmeyecek kadar az. ‘’Hiç mi yok?’’ diye soracak olursanız; birkaç kadın zıpkınla balık avcısı olduğunu biliyoruz. Bu sporu amatör olarak yapanları iki gruba ayıracak olsaydım; sadece yazları sığ sularda avlananlar ve yaz-kış hem sığ hem de derin su avı yapanlar olarak ayırırdım sanırım.


Kondisyon, dayanıklılık, sabır, strateji ve şans bu sporda kendine yer edinen faktörlerden sadece bazıları. Evet "şans" en önemlilerinden bir tanesi. Avcıların birbirlerine "Rastgele" dediklerini duymuşsunuzdur. Bu dilek, şansın avdaki önemini yeterince anlatmakta. Doğru zamanda doğru yerde olabilmek, denizde balıkla karşılaşabilmek için şansın yanınızda olmasına ihtiyacınız var.


Zıpkınla vurulan balıklar, birçoğunuzun tahmin bile edemeyeceği boyutlara ulaşabiliyor. Yani yazlığınızın çevresinde yaz aylarında porsiyonluk balıklar vuran dayılardan ibaret değil bu spor. 100 kilogramın üzerinde orkinoslar, 50 kilogramın üzerinde akyalar, 10 kilogramın üzerinde levrekler ve daha niceleri…


Bu sporu yaparken kullandığımız malzemeler: Zıpkın, palet, elbise, çorap, eldiven, gözlük, ağırlık kemeri, ağırlıklar, bıçak, balık teli, fener, aksiyon kamerası, bot, dalış saati ve şamandıra… Malzemeleri seçerken oldukça titiz davrandığımızı ve bireysel özelliklerimize uygun malzemeler seçtiğimizi belirtmek isterim. Tabii bu malzemelere eklemeler yapılabilir. Hepsini farklı kalitelerde edinmeniz mümkün. Bu sporu yapacaklara, bu malzemelerin hiç de ucuz olmadığını söylemekte fayda var.

Bilinçsiz yapılan dalışın oldukça tehlikeli olduğunu ve eğitimsiz dalınmaması gerektiğini tekrar hatırlattıktan sonra içeriği, bu işin üstatlarından (kendisi benim de hocamdır) olan bir balık adamın videosuyla sonlandırıyorum. Haydi RASTGELE!

Ali İhsan Kaya


Bu sporla 3 yıldır ilgileniyorum ve hala kat etmem gereken uzun bir mesafe var. Yani öyle ha deyince öğrenebileceğiniz, trofe balıklar avlayabileceğiniz bir spor değil. Eğitim almak, bu sporu icra edebilmenin birinci kuralı. Ayrıntılara girmeden önce, yazdığım makalenin bu spora başlayacaklar için bir kaynak oluşturmaması gerektiğini, hatta internetten edindiğiniz bilgilerle de bu işe soyunmamanız gerektiğini belirtmek isterim.


Yılda birkaç kez dalış yapan insanları ‘aktif dalgıç’ diye nitelendirecek olursak, Türkiye’de 18 bin civarında amatör aktif dalgıç olduğunu söyleyebiliriz. Bu sayının içerisindeki kadın sayısı ise iki elin parmağını geçmeyecek kadar az. ‘’Hiç mi yok?’’ diye soracak olursanız; birkaç kadın zıpkınla balık avcısı olduğunu biliyoruz. Bu sporu amatör olarak yapanları iki gruba ayıracak olsaydım; sadece yazları sığ sularda avlananlar ve yaz-kış hem sığ hem de derin su avı yapanlar olarak ayırırdım sanırım.


Kondisyon, dayanıklılık, sabır, strateji ve şans bu sporda kendine yer edinen faktörlerden sadece bazıları. Evet "şans" en önemlilerinden bir tanesi. Avcıların birbirlerine "Rastgele" dediklerini duymuşsunuzdur. Bu dilek, şansın avdaki önemini yeterince anlatmakta. Doğru zamanda doğru yerde olabilmek, denizde balıkla karşılaşabilmek için şansın yanınızda olmasına ihtiyacınız var.


Zıpkınla vurulan balıklar, birçoğunuzun tahmin bile edemeyeceği boyutlara ulaşabiliyor. Yani yazlığınızın çevresinde yaz aylarında porsiyonluk balıklar vuran dayılardan ibaret değil bu spor. 100 kilogramın üzerinde orkinoslar, 50 kilogramın üzerinde akyalar, 10 kilogramın üzerinde levrekler ve daha niceleri…


Bu sporu yaparken kullandığımız malzemeler: Zıpkın, palet, elbise, çorap, eldiven, gözlük, ağırlık kemeri, ağırlıklar, bıçak, balık teli, fener, aksiyon kamerası, bot, dalış saati ve şamandıra… Malzemeleri seçerken oldukça titiz davrandığımızı ve bireysel özelliklerimize uygun malzemeler seçtiğimizi belirtmek isterim. Tabii bu malzemelere eklemeler yapılabilir. Hepsini farklı kalitelerde edinmeniz mümkün. Bu sporu yapacaklara, bu malzemelerin hiç de ucuz olmadığını söylemekte fayda var.

Bilinçsiz yapılan dalışın oldukça tehlikeli olduğunu ve eğitimsiz dalınmaması gerektiğini tekrar hatırlattıktan sonra içeriği, bu işin üstatlarından (kendisi benim de hocamdır) olan bir balık adamın videosuyla sonlandırıyorum. Haydi RASTGELE!

Ali İhsan Kaya


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.