Bir Bayram Trajedisi

Sercan Sarıkaya 09.09.2016

Çok çileler çektim eşi bulunmaz. Hep içime attım sesim duyulmaz.

Bir Bayram Trajedisi

Kurban Bayramı geldi nihayet. Kavurmalar, tatlılar yenecek, ziyaretler yapılacak. Eski güzel bayramlar anılacak. Kimileriniz bayram tatiline çıkacak... Kusura bakmayın ama ben bayramları pek güzel anamayacağım. Bayramlar benim için birer travma.

Hediye Travması

Hedef göstermek gibi olmasın ama travmamdan annem sorumlu. Bayramdan önce hediye bir giyecek gelince hemen “şimdi giyme bayramda giyersin” derdi. Teorik olarak yılın bütün dönemleri ‘bayram öncesi’ olduğu için yeni şeyleri asla bayram dışında giyemezdim. Bir keresinde Kurban Bayramı’ndan sonra bir tanıdığımız gömlek hediye etti bana. İçimden “oh bayram da bitti hemen giyerim” dedim ama nafile. Annem yine “bayramda giyersin” dedi. Bayram dediği 8 ay sonraki Ramazan Bayramı. Büyüme çağında olduğum için 8 ay sonra o gömlek olmadı bana. Hâlâ saklarım o gömleği, her baktığımda bir damla gözyaşı süzülür gözümden. Sırf bu yüzden, şimdi bile yeni bir şey aldığımda, içgüdüsel olarak hemen giyemiyorum.

Dede Travması

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, dedem benim bedenimi hiç tutturamazdı. Zaten tam bir “1 numara büyük alalım seneye de giysin” insanıydı. Gözüm 2 derece miyop çıktığında gözlükçüye “sen 3 numara ver seneye de giysin” demişliği vardır. Bana aldığı şeyler genelde 2-3 yıl sonra olurdu üstüme. Ortaokuldayken aldığı bir pantolonsa aradan 15 yıl geçmesine rağmen olmuyor. Onu da gömleğin yanında saklıyorum bir gün olur umuduyla. Bi’ 20 kilo alsam, 10 santim de uzasam olacak sanırım.

Ortanca Travması

Ben bu acıları yaşarken kardeşim de daha farklı acılar yaşıyordu tabii. Ortanca çocuk olmanın dramını bilirsiniz. İlk göz ağrı değilsin, evin ufağı değilsin. Büyük, büyük olduğu için, küçük de küçük olduğu için bakkala gönderilmez. İhale ortancaya kalır. Ortancaların pek yeni giysisi de olmaz. Mesela benim kardeşime hiç yeni bir şey alınmadı. Hep bana küçülenleri giydi. Hâlâ da alınmaz. Bir şeye ihtiyacı olduğunda beni arar “abi giymediğin bir gömlek var mı?” der. Bende yoksa son çare yeni alınır. Ben abiyim diye onun acılarını görmezden gelecek değilim. Hep koşturulur, çalıştırılır ortanca çocuk. Bu yazıyı bile yorgun olduğum için ben yazmıyorum. Ben söylüyorum kardeşim yazıyor.

Süper Babaanne Travması

Bayram gelenekleri aşağı yukarı aynı olsa da her şehrin kendine has ufak ritüelleri olur. Bazıları arife gününde mezar ziyareti yapar, bazıları bayram namazı sonrasında. Biz Mardin’deydik ve Mardin’de namazdan sonra gidilirdi genellikle. Dedem ve ninemi ziyarete giderdik. Ninemin mezarını çocukken ilk gördüğümde şoke olmuştum. Mezar taşında doğum yılı 1333, ölüm yılı 1992 yazıyordu. Ninemi süper kahraman sanmıştım. Yaklaşık 600 yıl yaşamış bir süper kahraman. Süper gücü, uzun yaşamakmış. İşin aslını çok sonra anladım. Her niyeyse mezarcı, doğum tarihini Hicri takvime göre, ölüm tarihini ise Miladi takvime göre yazmış. Nedenini hâlâ kimse bilmiyor.

Bisküvi Travması

Mezar ziyaretlerinden sonra yemek yenir ve günün gerisi bize kalırdı. Harçlıklarımızla alabileceğimiz ne varsa alırdık. Seçeneklerimiz biraz kısıtlıydı tabii. Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele filminde belediye başkanı televizyon açılışı için bir konuşma yapar ve “Buraya gazeteler iki gün sonra geliyor. Biz duyduğumuz bir havadise şaşırdığımız zaman, büyük şehirdeki insanlar çoktan unutmuş oluyor” der. Bu durum sadece gazeteler için geçerli değildi, hayatımızın özetiydi adeta. Mesela televizyonda reklamını gördüğümüz yeni çıkan bir bisküvi ya da çikolata aylar sonra geliyordu Mardin’e. Büyük şehirdeki çocuklar yeni çikolatadan çoktan sıkılmışken, biz anca tadına bakıyorduk. Reklamlar da birkaç ay sonra gelse böyle bir sorun olmayacaktı ama bizi düşünen kim...

Bir Bayram Trajedisi

Harçlık Travması

Yeme içme faslı bitince “biraz da eğlence” deyip atari salonuna atardık kendimizi. Oyunumuz da efsane Sensible Soccer. Tek tuşla şut çekip, pas verip orta yapabildiğin o muhteşem oyun. Şimdilerde joystick’lerdeki 8-10 tuş yetmiyor. İlerleme, gelişme, AR-GE bu mu yani? Her neyse, harçlıkları atariye gömdükten sonra eve dönüp misafir beklerdik. El öpüp harçlık alalım diye. Harçlık vermek yerine, yanaktan makas alan misafirlerden hiç hoşlanmazdım. Zaten tespiti yaptıktan sonra bir sonraki bayramda öpmezdim ellerini. Tutarlı bir insan olduğum için hâlâ gördüğümde selam vermem o hainlere. Bayram ruhuna ihanet eden insanlar onlar.

Bende bayramlar böyle işte. Acılarımla içinizi burktum ama yaşandı bunlar. Başta ortanca çocuklar olmak üzere, hepinizin bayramı kutlu ve mutlu olsun.

NOT: Bu yazıda anlatılan kişi ve olaylar tamamen HAYAT ürünüdür.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.