Bilim Aromaterapiyi de Fazla Onaylamıyor

Olgu Alibeygil 17.08.2016

Bitki özleriyle yapılan bir tedavi biçimi olan aromaterapi de bilim insanlarının ağına takılmış. Araştırmalara göre aromaterapinin etkinliği de şüpheli...

Bitkilerden elde edilen yağlarla çeşitli hastalıkların tedavisinde alternatif bir yöntem olarak uygulanan aromaterapi 1930’larda Fransa’dan çıkmış. Tabii ismin verilişi ve piyasa sunuluşu bu zamanda gerçekleşmiş; yoksa bitkisel özlerle yapılan tedaviler yüzlerce yıldır dünyanın her yerinde uygulanıyor. Beden, ruh ve zihnin bütünsel tedavisinde kullanılan yöntemin sadece hastalığı iyileştirmekle kalmayıp bütün yaşamı etkilediği düşünülüyor.


Görsel: Flickr

Aromaterapinin özellikle kronik kas ağrıları, depresyon, uykusuzluk, migren ve romatizmaya iyi geldiği söyleniyor. Aromatik yağlar, bitki ve rahatsızlık cinsine göre masaj, banyo, koklama gibi çeşitli şekillerde kullanılıyor. Örneğin yorgun kasları rahatlatmak için adaçayı, kekik ve jojoba yağları belirli ölçülerde karıştırılıp ağrılı bölgeye masaj yapılıyor. Veya baş ağrısı için birkaç damla biberiye ve lavanta yağı boyna sürülüyor. Depresyon ve anksiyete için banyo suyuna damlatılan lavanta ve bergamot yağları kullanılıyor. Tabii bu kullanımlarda dikkatli olmak gerek. Her bitki özü herkes için iyi olmayabilir, faydadan çok zarar getirebilir. Alerji, cilt sorunları gibi risklerle karşılaşabilirsiniz. Bu yüzden konusunda uzman terapistler eşliğinde uygulanmasında fayda var.

Bilim insanları elbette bu konuya da el atmış ve aromaterapinin kimi rahatsızlıklar için etkili olduğu, fakat bazı kullanım şekillerinin pek işe yaramadığı sonucuna varmış. Bazı araştırmalara göre ağrı giderme, anksiyete ve iltihap azaltma özelliği olan bitkisel yağların masaj yardımıyla kullanımı biraz etkiliyken, yağları koklamanın bir süre iyi hissettirmek dışında bir etkisi yok. Daha doğrusu bu konuda yeterli çalışma yapılmamış.


İngiltere’de 2012’de yapılan bir araştırmada ise aromaterapinin tansiyon düzenleme, anksiyete, ağrı kesme ve unutkanlık üzerindeki etkileri çalışılmış ve maalesef bu hastalıklar üzerinde en ufak bir etkisi olmadığı açıklanmış. Yağların elde edilme şekilleri de şüphe doğurmuş. Her bitkinin yağının kendine özgü şekilde ve steril koşullarda üretildiğinden emin olmak önemli. Yani bilim bizi bu konuda da çelişkiye düşürüyor: Modern batı tıbbı ve reçeteli ilaç kullanımı dışında her şeyi kötüleyen bilimsel araştırmalara inanıp yüzlerce yıldır dünyanın değişik yerlerinde uygulanan, anneannelerimizden de duyduğumuz yöntemleri tamamen çöpe mi atacağız, yoksa alternatif tedavi metodlarını güvenilir şekilde uygulamaya ve gelecek nesillere aktarmaya devam mı edeceğiz?

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.