Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Defne Taktak 21.08.2016

Tek kelime Türkçe bilmeyen, Yunan milliyetçisi Veli Dayı’ya buradan selam ederim.

Rodos’tayız.

Airbnb üzerinden evini kiraladığımız hanım lokum gibi bir insan. İsmi Toula. Sorsan annem yaşında ve ben ona tam bir Türk gibi, tabii ki “Toula Abla” diyorum. Saygımdan. Toula “abla” kelimesinin anlamını soruyor, “saygı duyduğumuz insanlara söylediğimiz samimi bir söz” diyorum. Gülümsüyor Toula ama tatmin olmadığı çok belli. Uzatmak istemiyor. Zaten uzatmasın. Nasıl anlatayım “abla” kelimesinin, benim kullandığım şekliyle olan anlamını. “Sister” desen değil, “madam” desen, o da değil. Kimsenin sanmıyorum anlatabileceğini. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu arkadaşıma sordum, o bile yapamadı. Ben hiç uğraşmam.

Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Toula Abla, evin salonundaki sehpanın üzerine bir dosya bırakmış bizim için. İçini açıyoruz bazı kartvizitler, haritalar, şehir rehberi gibi şeyler var. Ben zaten hazırlıklıydım nereleri gezeceğimiz konusunda ama yine de bakmak istedim. Haritayı biraz incelediğimde, üzerinde işaretlenmiş bazı noktalar ve yanlarına alınmış Türkçe notlar olduğunu gördüm.

Ben izlediğim yabancı filmlerde “Türkiye” denince ya da yabancı filmin bir bölümü Türkiye’de geçiyorsa aşırı coşan bir insanım. “AAAA TÜRKÜYE DEDİ EHEREHEHREH” diyerek mutluluktan Golden cinsi köpek gibi kuyruk sallıyorum resmen evde.

Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Toula’nın Türkçe yazdığı notları görünce de aynen böyle aşırı coşma durumu oldu bende. Elime haritayı kaptığım gibi o sırada terasta oturan (evet, evin dev gibi terası vardı) kocamın ve birlikte tatile geldiğimiz iki arkadaşımın yanlarına çıktım. (Evet, teras evin 3. katındaydı) Onlar beni böyle aşırı mutlu, aşırı coşkulu görünce çok meraklandılar. Kocam “yoksa freelance’in parasını mı yatırmışlar?” diyerek kendi halinde ayrıca coşmaya başladı. Bizim coştuğumuzu gören arkadaşlarımız zaten coşmaya yer aradıkları için herhangi bir sorgulama yapmadan direk coştular. Terasta adeta mutluluk dansı yapıyoruz. Derken ben dansı yarıda bıraktım ve masaya haritayı bırakarak elimle “şuna bakın” işareti yaptım. Arkadaşlarım ve eşim mutluluk danslarını yarıda keserek haritaya bakmaya başladılar.

Haritaya bir süre baktıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi “bizde de harita var yav” dedi içlerinden biri. Aşırı endorfinden kimin dediğini hatırlamıyorum. Cevaben gözlerimden kalp emojileri saçarak “YAA TÜRKÇE YAZMIŞ ABİ BAKSANIZAAA” diyorum.

Onlar çok normal karşılıyorlar bunu. Ben biraz üzülüyorum.

Oturuyoruz, hep birlikte notlara bakıyoruz. Gittiğimiz yerleri es geçip, Toula Abla’nın “kesin gidin” dercesine işaretlediği ve henüz gitmediğimiz yerlerden bir rota çıkartıyoruz. Notların bir tanesinde “Valley Restaurant” yazıyor büyük harflerle. Altında “12 euro'ya muhteşem yemekler" gibi bir not var.

Ben biraz şişman bir insan olduğum için (iç dünyam aşağı yukarı karikatürdeki gibi) 12 euro’ya dünyaları yemek fikri gözlerimi ışıldatıyor ve bütün koyları, plajları, kilisleri, şövalye bilmem nelerini arkaya alıp Valley Restorant’ı ilk sıraya almak konusunda savaşa başlıyorum arkadaşlarımla.

Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Olurdu olmazdı derken bir şişmanla yemek münakaşasına girmemeleri gerektiğini onlara anlatıyorum ve benim dediğim oluyor.

NEREDE OLM BU VALLEY RESTORANT?

Toula Abla’nın haritasını yanımıza alarak Rodos merkezden sabahın köründe Lindos’a gidiyoruz çünkü hava inanılmaz sıcak ve Lindos zaten çok kalabalık oluyor. “En azından oturacak bir yer buluruz plajda” diyerek erkenden gidiyoruz. Dönüşte de bana söz verdiler, Valley Restorant’a gidiyoruz. Ben sevinçten çıldırıyorum. 12 euro’ya sınırsız yemenin hakkını tam olarak verebileyim diye bir gece önce akşam yemeği bile yememişim. Yani hazırlıklarım tam.

Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Lindos’tan dönüşte kocamdan arabayı onun kullanmasını rica ediyorum ve co-pilot olarak şoför koltuğunun yanına geçiyorum. Tam bir görev adamıyımdır ben. Gözlüklerimi takıyorum, güneşlikleri ayarlıyorum, haritam, navigasyon aletim, her şeyim tam! Yola çıkıyoruz.

Lindos’tan Maritsa’ya geçeceğiz çünkü Valley Restorant Maritsa’da.

Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Uzun, çoook uzun bir yolculuktan sonra (herkes içinden bana saydırıyordu, eminim) Maritsa’ya geliyoruz. Küçük, dar mahalleleri olan, Rodos’tan çoook uzak bir yer. Yolda gördüğümüz herkese Valley Restoran’ı soruyoruz, kimse bilmiyor. Ben asla moral bozmuyorum, çünkü ucunda ölüm de olsa ben o restoranı bulacak ve 12 euro’ya dünyayı yiyeceğim, kafaya koydum.

3 kişi, 5 kişi, 10 kişi derken yolda gördüğümüz 13. kişiye de tüm sabrımla sorumu soruyorum: “Valley Restorant nerede?”

Adam biraz düşünüyor ve gülmeye başlıyor. “Valley değil o,” diyor yarım yamalak İngilizcesiyle, “VELİ”.

Veli? Diyorum tekrar adama. “Yes, Veli Veli” diyor. Adam Türk bir isim söyledi diye ben yine aşırı coşuyorum ve adamla selfie çekiyorum. Tam dayaklığım.

13. kişi bizi Valley Restoran’a ulaştıran kutsal insan oluyor ve biz nihayet aradığımız yeri buluyoruz. VELİ RESTORANT tam karşımızda duruyor.

Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Giriyoruz.
Bildiğin esnaf lokantası. Ama restoranın Türk olması, beni Türkçe kelimeler kadar heyecanlandırmıyor. “Abi, burada da mı Türk yea” diye triplere giriyorum, hatta mutsuzum bile denebilir.

Veli Restorant’ın her yerinde Yunanistan bayrakları var. Dışarıya masa atmış, bir de TV koymuş. Yunanistan’ın basketbol maçı var. İçeride hiç kimse yok ve dükkan sahibi olduğu anlaşılan, arkasından gördüğümüz kişi maça odaklanmış bakıyor.

ADAMSIN VELİ DAYI!

Derken aynı adam bir an bizim oturduğumuzu görüp hızla yanımıza geliyor. İngilizcesi yok. Ama yarım yamalak da olsa “nerelisiniz?” diyor. Türk’üz diyoruz. Adam bir hışımla cep telefonunu çıkartıyor ve birini arıyor. Yunanca bir şeyler söyleyip telefonu bana uzatıyor.

Veli abimizin bonservisini aldık
Oguz Taktak (@oguztaktak) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Ben telefonu şaşkınlıkla alıyorum. Karşıdan bir ses bana “Alo, merhaba!” diyor. TÜRKÇE. “Merhabaaa” diye karşılık veriyorum teatral bir sesle. “Veli abinin dükkana gitmişsiniz, Türkmüşsünüz galiba, nerden bulmuş bunlar beni?” diye soruyor diyor. Adama Toula Abla’nın bize tavsiye ettiğini söylüyoruz ama Toula Abla’yı da tanımıyor. Sonra “Ben kaptanım, az Türkçem var. Veli abi de Türktür ama Türkçe bilmez. Onu nereden duyup geldiğinizi merak etmiş” diyor.

Sohbetin sonunda telefonu Veli Dayı’ya veriyorum. Çünkü o bizim artık Veli Dayı. Çok sevinmiş geldiğimiz için. “NE YAPCAKSIN BİZE VELİ DAYI?” diyorum, “mix” diyor ve “karışma, bende o iş, raad ol” bakışı atıyor.

Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Veli Dayı musakkadan cacığa, ev yapımı şaraptan uzoya, pork’tan kuzu pirzolaya, yerel yunan yemeklerine kadar getiriyor da getiriyor. “Patlıycaz dayı” diyoruz, getirmeye devam ediyor. Rodos’ta yediğimiz en güzel yemekler Veli Dayı’nın yemekleri oluyor.

Ben Rodos’a Gittim, 12 Euro’ya Dünyayı Yedim #3

Oradan ayrılırken birlikte selfie yapıyoruz. Veli dayı mutlu, biz mutlu. Hesap geliyor, kişi başı 12 Euro. Ben daha da çok mutlu oluyorum. Ödeyip çıkıyoruz.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.