Başıma Bir Şey Gelmeyecekse, Apocalypse’i Sevmedim.

İnci Vardar 31.05.2016

Son zamanlarda buralarda hep oyun ve teknoloji konuştuk. Biraz çizgi roman ve sinemaya dalmak istiyorum, zira derdim büyük.

Baştan belirteyim, ben X-Men’i seviyorum. Çizgi romanlarını ayrı, filmlerini ayrı seviyorum. Hatta pek çok kişi The Last Stand’i sevmez, ben onu bile bir hayli beğenmiş, "Ay ne güzel Phoeniiiiix!" diye izlemiştim. Apocalypse fragmanını görüp "X-Men değil, Mystique filmi olmuş bu" diyenlere göğüs geren, işte bendim Zeki Müren. Anlayacağınız, Days of the Future Past’in sonundan itibaren beklentim aşırı yüksekti. Dolayısıyla çakılmam da acı oldu.

X-Men neydi? X-Men alttan alta "insanları öbürsüleştirmeyin" demekti. CG’den çok hikayeye emek vermekti. Olayları ve karakterleri ısıtıp ısıtıp tekrar karşımıza çıkarmak veya şöyle bir değinip geçmek yerine etkileyici, yer yer iç parçalayıcı detaylar vermek demekti.

Bu çocukta sıkıntı büyük ama o sahneyi yine güzel yapmışlar.

Hah, bu filmde onlar yoktu işte. Varsa yoksa etrafta bir şeyler uçuşsun, bir yerlerden parıltılı ışıklar çıksın, sırf izleyici ilk filmde çok beğendi diye uzun bir slow motion sahne çekilsin, sanki "Elllaaaaam ne gadan da etkileyici!" diyecekmişiz gibi demir çubuklardan X oluşsun... Ayıptır Bryan Singer. En azından Magneto’nun güçlerini keşfettiği zamanları o kadar tüyler ürpertici bir şekilde anlattıktan sonra, yeniden kötü adam oluşunu bu kadar üstünkörü detaylarla vermek; Storm’a bu kadar sahne ayırıp sadece endişeli endişeli baktırmak; Psylocke’a mor ışık çıkarttırıp araba kestirmek dışında bir şey yaptırmamak da nedir? Karakterlerin motivasyonları neden Batman v Superman ayarında? X-Men gibi her karakterin ayrı ayrı şahane işlenebileceği bir seriye / çizgi romana yakışır mı bu?

Bu eleman evde yok mesela.


Zamanında biri "Hiçbir film, fragmanından daha iyi değildir" demişti. Apocalypse’te buna hak verdim. Civil War öyle değildi mesela. Onun da sevmeyeni çok ama bence mis gibi, neredeyse bütün taşların yerli yerine oturduğu bir filmdi, hatta dünyanın en tırt karakteri olarak gördüğüm Captain America’ya bakışımı bile biraz değiştirdi. Ama ona başka yazıda değinirim artık.

Belki haksızlık olacak ama gözüm yine Famke Janssen'i aradı.


Okuldaki tiplerden çok fazla bahsetmeye gerek duymuyorum şimdilik; hem onlara gözüm alışmadı hem de yine oldukça gelişigüzel işlenmişler. Örneğin, yine tüm zamanların en tırt karakterlerinden saydığım Cyclops bir parça sempatimi kazandı ama düzgün bir senaryoyla o da çok daha iyi işlenebilir, benim gibi bir anti-Scott’ı şaşırtabilirdi.


Sonuç olarak, bu filmde bir şeyler gereksiz fazla, başka şeyler de feci şekilde yetersizdi. Demek istediğim, o kadar yetersizdi ki, asıl karakter olan Apocalypse’e bunca paragrafta değinmedim bile. Çünkü neden? Çünkü o kendi çapında takılıyordu, evlatlarına yeni ciciler tasarlıyordu, mor baloncuğun içinden çıkıp tuhaf bir sesle artistlik yapıyordu, o kadar. Bir de sonunda "It’s all revealed" mı ne diyordu, neyin ortaya çıktığını anlamadım şahsen.


Son isyanım da son sahneye (en son sahne değil, filmin sonu) olsun o halde. Bryan Singer, adeta pasaport fotoğraflarını çeker gibi karakterlere poz verdirmiş. Böyle bir diş göstermeler, teker teker karizmatik bakmaya çalışmalar falan... Amiyane tabirle buna "racon kesmek" diyoruz; ve bu tanımla bir yandan da filmin özetini vermiş oluyoruz.

İnci Vardar


Baştan belirteyim, ben X-Men’i seviyorum. Çizgi romanlarını ayrı, filmlerini ayrı seviyorum. Hatta pek çok kişi The Last Stand’i sevmez, ben onu bile bir hayli beğenmiş, "Ay ne güzel Phoeniiiiix!" diye izlemiştim. Apocalypse fragmanını görüp "X-Men değil, Mystique filmi olmuş bu" diyenlere göğüs geren, işte bendim Zeki Müren. Anlayacağınız, Days of the Future Past’in sonundan itibaren beklentim aşırı yüksekti. Dolayısıyla çakılmam da acı oldu.

X-Men neydi? X-Men alttan alta "insanları öbürsüleştirmeyin" demekti. CG’den çok hikayeye emek vermekti. Olayları ve karakterleri ısıtıp ısıtıp tekrar karşımıza çıkarmak veya şöyle bir değinip geçmek yerine etkileyici, yer yer iç parçalayıcı detaylar vermek demekti.

Bu çocukta sıkıntı büyük ama o sahneyi yine güzel yapmışlar.

Hah, bu filmde onlar yoktu işte. Varsa yoksa etrafta bir şeyler uçuşsun, bir yerlerden parıltılı ışıklar çıksın, sırf izleyici ilk filmde çok beğendi diye uzun bir slow motion sahne çekilsin, sanki "Elllaaaaam ne gadan da etkileyici!" diyecekmişiz gibi demir çubuklardan X oluşsun... Ayıptır Bryan Singer. En azından Magneto’nun güçlerini keşfettiği zamanları o kadar tüyler ürpertici bir şekilde anlattıktan sonra, yeniden kötü adam oluşunu bu kadar üstünkörü detaylarla vermek; Storm’a bu kadar sahne ayırıp sadece endişeli endişeli baktırmak; Psylocke’a mor ışık çıkarttırıp araba kestirmek dışında bir şey yaptırmamak da nedir? Karakterlerin motivasyonları neden Batman v Superman ayarında? X-Men gibi her karakterin ayrı ayrı şahane işlenebileceği bir seriye / çizgi romana yakışır mı bu?

Bu eleman evde yok mesela.


Zamanında biri "Hiçbir film, fragmanından daha iyi değildir" demişti. Apocalypse’te buna hak verdim. Civil War öyle değildi mesela. Onun da sevmeyeni çok ama bence mis gibi, neredeyse bütün taşların yerli yerine oturduğu bir filmdi, hatta dünyanın en tırt karakteri olarak gördüğüm Captain America’ya bakışımı bile biraz değiştirdi. Ama ona başka yazıda değinirim artık.

Belki haksızlık olacak ama gözüm yine Famke Janssen'i aradı.


Okuldaki tiplerden çok fazla bahsetmeye gerek duymuyorum şimdilik; hem onlara gözüm alışmadı hem de yine oldukça gelişigüzel işlenmişler. Örneğin, yine tüm zamanların en tırt karakterlerinden saydığım Cyclops bir parça sempatimi kazandı ama düzgün bir senaryoyla o da çok daha iyi işlenebilir, benim gibi bir anti-Scott’ı şaşırtabilirdi.


Sonuç olarak, bu filmde bir şeyler gereksiz fazla, başka şeyler de feci şekilde yetersizdi. Demek istediğim, o kadar yetersizdi ki, asıl karakter olan Apocalypse’e bunca paragrafta değinmedim bile. Çünkü neden? Çünkü o kendi çapında takılıyordu, evlatlarına yeni ciciler tasarlıyordu, mor baloncuğun içinden çıkıp tuhaf bir sesle artistlik yapıyordu, o kadar. Bir de sonunda "It’s all revealed" mı ne diyordu, neyin ortaya çıktığını anlamadım şahsen.


Son isyanım da son sahneye (en son sahne değil, filmin sonu) olsun o halde. Bryan Singer, adeta pasaport fotoğraflarını çeker gibi karakterlere poz verdirmiş. Böyle bir diş göstermeler, teker teker karizmatik bakmaya çalışmalar falan... Amiyane tabirle buna "racon kesmek" diyoruz; ve bu tanımla bir yandan da filmin özetini vermiş oluyoruz.

İnci Vardar


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.