Baba, Ben Şampiyon Oldum.

Emre Aydın 18.05.2016

“Bir keresinde babamla yemek yerken bazı insanlar gelip babama ‘Sen efsanesin, senin oğlun da iyi ama hiçbir zaman senin gibi olamayacak' dedi.”

2 Mayıs 1993’te Danimarka’da bir telefon çaldı. Efsane olmak için yola çıkan 29 yaşındaki genç, kucağında çocuğu ile telefonun açılmasını sabırsızlıkla bekliyordu. Telefon nicedir çalmasına rağmen bir türlü açılmıyor, ancak genç, umudunu kesmiyordu. Bu zamana kadar belki de başına gelmiş en önemli olayı muhakkak babası ile paylaşmalıydı. 1991 yılında İngiltere topraklarına giriş yaptığında beklediği şeye sadece 2 sene sonra ulaşmıştı. Bu olayın kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu adı gibi biliyordu. Fiziğindeki çevikliğin zaman geçtikçe kaybolacağını biliyordu ama bu, şu an için o kadar da önemli değildi. Hem zaten böyle bir günde böyle kötü düşünceleri aklına getirmeye de gerek yoktu. Bu düşünceler yüzündeki gülümsemeyi silmeyi başaramamıştı. Uzaklara dalacak vakit yok diye düşünürken, oğlunun “Hey dedem telefonda!” diye çekiştirdiğini fark etti. Kısa bir merhabalaşma safhasından sonra telefonun diğer ucunda bulunan babasına nicedir beklediği cümleyi kurdu:

“Baba ben şampiyon oldum.”


Peter Schmeichel ilk Premier League şampiyonluğunun haberini bu şekilde vermişti. 29 yaşındaydı ve Manchester United’ın birinci kalecisi olmayı başarmıştı. Kendisini efsane yapacak kalecilik mesleğinin en önemli başarısını elde etmişti. Kucağındaki Kasper Schmeichel ise sadece 6 yaşındaydı ve babasının hediye ettiği kaleci eldivenleri ile oradan oraya zıplıyor, Old Trafford’un koridorlarında babasının şampiyon olduğundan habersiz oyunlar oynuyordu.

Yıllar geçtikçe o da babası gibi kaleci olmayı tercih etti. Bir efsanenin oğlu olmak, gölgede yaşamak, hayatını ve zaten zor olan kaleciliği daha zorlaştırıyordu. Bu durumu da verdiği röportajlarda sürekli dile getiriyordu. Aklından geçen “Neden herkes babam gibi başarılı olamayacağımı düşünüyor?” cümlesini kafasından atamıyordu. Bu düşüncelerle boğuşmak Kasper için çok güçtü ve açıkçası kariyerinin ilk yıllarında Premier League’de tutunamadı. Manchester City’de başladığı kariyeri sürekli sürgün bir hayat olarak nitelendirebileceğimiz şekilde geçti. Alt lig takımlarına kiralandı ve en sonunda 2014’te Leicester City ile yolları keşişti. Kasper babasının gölgesinde oynamasının kendisi için nasıl bir baskı oluşturduğunu ise bir röportajında babası ile birlikte yaşadığı bir olayı anlatarak aktarıyordu:

“Bir keresinde babamla yemek yerken bazı insanlar gelip babama ‘Sen efsanesin, senin oğlun da iyi ama hiçbir zaman senin gibi olamayacak' dedi.”


2 Mayıs 1993 tarihinin üzerinden tam 23 yıl geçti. O gün 6 yaşında olan Kasper Schmeichel, Leicester City ile önce alt ligden Premier League’e çıktı. Sonrasında ise tam o gün, yani 2 Mayıs 2016 günü, babası ile aynı gün ve aynı yaşta muhteşem bir zafere imza attı. Kasper’in, Peter gibi babasını aramasına gerek yoktu. Tüm dünya onları konuşuyordu. Premier League’de bir destan, bir devrim yapan Leicester City’nin kalesini koruyan Kasper Schmeichel, gösterdiği harika performans ile bütün dünya önünde babasına adeta “Baba ben şampiyon oldum!” diye haykırıyordu. Peter Schmeichel ise oğlunun yaşattığı bu gururu Twitter profilini güncelleyerek herkese gösterdi. O artık sadece bir efsane değil aynı zamanda “Premier League şampiyonunun babası.”


Kasper’in bundan sonraki kariyeri merak konusu. Ancak hayatında değişmeyecek tek şey, kazandığı bu başarıya rağmen babasının gölgesinde oynamaya devam edeceği gerçeği.


Emre Aydın


2 Mayıs 1993’te Danimarka’da bir telefon çaldı. Efsane olmak için yola çıkan 29 yaşındaki genç, kucağında çocuğu ile telefonun açılmasını sabırsızlıkla bekliyordu. Telefon nicedir çalmasına rağmen bir türlü açılmıyor, ancak genç, umudunu kesmiyordu. Bu zamana kadar belki de başına gelmiş en önemli olayı muhakkak babası ile paylaşmalıydı. 1991 yılında İngiltere topraklarına giriş yaptığında beklediği şeye sadece 2 sene sonra ulaşmıştı. Bu olayın kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu adı gibi biliyordu. Fiziğindeki çevikliğin zaman geçtikçe kaybolacağını biliyordu ama bu, şu an için o kadar da önemli değildi. Hem zaten böyle bir günde böyle kötü düşünceleri aklına getirmeye de gerek yoktu. Bu düşünceler yüzündeki gülümsemeyi silmeyi başaramamıştı. Uzaklara dalacak vakit yok diye düşünürken, oğlunun “Hey dedem telefonda!” diye çekiştirdiğini fark etti. Kısa bir merhabalaşma safhasından sonra telefonun diğer ucunda bulunan babasına nicedir beklediği cümleyi kurdu:

“Baba ben şampiyon oldum.”


Peter Schmeichel ilk Premier League şampiyonluğunun haberini bu şekilde vermişti. 29 yaşındaydı ve Manchester United’ın birinci kalecisi olmayı başarmıştı. Kendisini efsane yapacak kalecilik mesleğinin en önemli başarısını elde etmişti. Kucağındaki Kasper Schmeichel ise sadece 6 yaşındaydı ve babasının hediye ettiği kaleci eldivenleri ile oradan oraya zıplıyor, Old Trafford’un koridorlarında babasının şampiyon olduğundan habersiz oyunlar oynuyordu.

Yıllar geçtikçe o da babası gibi kaleci olmayı tercih etti. Bir efsanenin oğlu olmak, gölgede yaşamak, hayatını ve zaten zor olan kaleciliği daha zorlaştırıyordu. Bu durumu da verdiği röportajlarda sürekli dile getiriyordu. Aklından geçen “Neden herkes babam gibi başarılı olamayacağımı düşünüyor?” cümlesini kafasından atamıyordu. Bu düşüncelerle boğuşmak Kasper için çok güçtü ve açıkçası kariyerinin ilk yıllarında Premier League’de tutunamadı. Manchester City’de başladığı kariyeri sürekli sürgün bir hayat olarak nitelendirebileceğimiz şekilde geçti. Alt lig takımlarına kiralandı ve en sonunda 2014’te Leicester City ile yolları keşişti. Kasper babasının gölgesinde oynamasının kendisi için nasıl bir baskı oluşturduğunu ise bir röportajında babası ile birlikte yaşadığı bir olayı anlatarak aktarıyordu:

“Bir keresinde babamla yemek yerken bazı insanlar gelip babama ‘Sen efsanesin, senin oğlun da iyi ama hiçbir zaman senin gibi olamayacak' dedi.”


2 Mayıs 1993 tarihinin üzerinden tam 23 yıl geçti. O gün 6 yaşında olan Kasper Schmeichel, Leicester City ile önce alt ligden Premier League’e çıktı. Sonrasında ise tam o gün, yani 2 Mayıs 2016 günü, babası ile aynı gün ve aynı yaşta muhteşem bir zafere imza attı. Kasper’in, Peter gibi babasını aramasına gerek yoktu. Tüm dünya onları konuşuyordu. Premier League’de bir destan, bir devrim yapan Leicester City’nin kalesini koruyan Kasper Schmeichel, gösterdiği harika performans ile bütün dünya önünde babasına adeta “Baba ben şampiyon oldum!” diye haykırıyordu. Peter Schmeichel ise oğlunun yaşattığı bu gururu Twitter profilini güncelleyerek herkese gösterdi. O artık sadece bir efsane değil aynı zamanda “Premier League şampiyonunun babası.”


Kasper’in bundan sonraki kariyeri merak konusu. Ancak hayatında değişmeyecek tek şey, kazandığı bu başarıya rağmen babasının gölgesinde oynamaya devam edeceği gerçeği.


Emre Aydın


2 Mayıs 1993’te Danimarka’da bir telefon çaldı. Efsane olmak için yola çıkan 29 yaşındaki genç, kucağında çocuğu ile telefonun açılmasını sabırsızlıkla bekliyordu. Telefon nicedir çalmasına rağmen bir türlü açılmıyor, ancak genç, umudunu kesmiyordu. Bu zamana kadar belki de başına gelmiş en önemli olayı muhakkak babası ile paylaşmalıydı. 1991 yılında İngiltere topraklarına giriş yaptığında beklediği şeye sadece 2 sene sonra ulaşmıştı. Bu olayın kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu adı gibi biliyordu. Fiziğindeki çevikliğin zaman geçtikçe kaybolacağını biliyordu ama bu, şu an için o kadar da önemli değildi. Hem zaten böyle bir günde böyle kötü düşünceleri aklına getirmeye de gerek yoktu. Bu düşünceler yüzündeki gülümsemeyi silmeyi başaramamıştı. Uzaklara dalacak vakit yok diye düşünürken, oğlunun “Hey dedem telefonda!” diye çekiştirdiğini fark etti. Kısa bir merhabalaşma safhasından sonra telefonun diğer ucunda bulunan babasına nicedir beklediği cümleyi kurdu:

“Baba ben şampiyon oldum.”


Peter Schmeichel ilk Premier League şampiyonluğunun haberini bu şekilde vermişti. 29 yaşındaydı ve Manchester United’ın birinci kalecisi olmayı başarmıştı. Kendisini efsane yapacak kalecilik mesleğinin en önemli başarısını elde etmişti. Kucağındaki Kasper Schmeichel ise sadece 6 yaşındaydı ve babasının hediye ettiği kaleci eldivenleri ile oradan oraya zıplıyor, Old Trafford’un koridorlarında babasının şampiyon olduğundan habersiz oyunlar oynuyordu.

Yıllar geçtikçe o da babası gibi kaleci olmayı tercih etti. Bir efsanenin oğlu olmak, gölgede yaşamak, hayatını ve zaten zor olan kaleciliği daha zorlaştırıyordu. Bu durumu da verdiği röportajlarda sürekli dile getiriyordu. Aklından geçen “Neden herkes babam gibi başarılı olamayacağımı düşünüyor?” cümlesini kafasından atamıyordu. Bu düşüncelerle boğuşmak Kasper için çok güçtü ve açıkçası kariyerinin ilk yıllarında Premier League’de tutunamadı. Manchester City’de başladığı kariyeri sürekli sürgün bir hayat olarak nitelendirebileceğimiz şekilde geçti. Alt lig takımlarına kiralandı ve en sonunda 2014’te Leicester City ile yolları keşişti. Kasper babasının gölgesinde oynamasının kendisi için nasıl bir baskı oluşturduğunu ise bir röportajında babası ile birlikte yaşadığı bir olayı anlatarak aktarıyordu:

“Bir keresinde babamla yemek yerken bazı insanlar gelip babama ‘Sen efsanesin, senin oğlun da iyi ama hiçbir zaman senin gibi olamayacak' dedi.”


2 Mayıs 1993 tarihinin üzerinden tam 23 yıl geçti. O gün 6 yaşında olan Kasper Schmeichel, Leicester City ile önce alt ligden Premier League’e çıktı. Sonrasında ise tam o gün, yani 2 Mayıs 2016 günü, babası ile aynı gün ve aynı yaşta muhteşem bir zafere imza attı. Kasper’in, Peter gibi babasını aramasına gerek yoktu. Tüm dünya onları konuşuyordu. Premier League’de bir destan, bir devrim yapan Leicester City’nin kalesini koruyan Kasper Schmeichel, gösterdiği harika performans ile bütün dünya önünde babasına adeta “Baba ben şampiyon oldum!” diye haykırıyordu. Peter Schmeichel ise oğlunun yaşattığı bu gururu Twitter profilini güncelleyerek herkese gösterdi. O artık sadece bir efsane değil aynı zamanda “Premier League şampiyonunun babası.”


Kasper’in bundan sonraki kariyeri merak konusu. Ancak hayatında değişmeyecek tek şey, kazandığı bu başarıya rağmen babasının gölgesinde oynamaya devam edeceği gerçeği.


Emre Aydın


2 Mayıs 1993’te Danimarka’da bir telefon çaldı. Efsane olmak için yola çıkan 29 yaşındaki genç, kucağında çocuğu ile telefonun açılmasını sabırsızlıkla bekliyordu. Telefon nicedir çalmasına rağmen bir türlü açılmıyor, ancak genç, umudunu kesmiyordu. Bu zamana kadar belki de başına gelmiş en önemli olayı muhakkak babası ile paylaşmalıydı. 1991 yılında İngiltere topraklarına giriş yaptığında beklediği şeye sadece 2 sene sonra ulaşmıştı. Bu olayın kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu adı gibi biliyordu. Fiziğindeki çevikliğin zaman geçtikçe kaybolacağını biliyordu ama bu, şu an için o kadar da önemli değildi. Hem zaten böyle bir günde böyle kötü düşünceleri aklına getirmeye de gerek yoktu. Bu düşünceler yüzündeki gülümsemeyi silmeyi başaramamıştı. Uzaklara dalacak vakit yok diye düşünürken, oğlunun “Hey dedem telefonda!” diye çekiştirdiğini fark etti. Kısa bir merhabalaşma safhasından sonra telefonun diğer ucunda bulunan babasına nicedir beklediği cümleyi kurdu:

“Baba ben şampiyon oldum.”


Peter Schmeichel ilk Premier League şampiyonluğunun haberini bu şekilde vermişti. 29 yaşındaydı ve Manchester United’ın birinci kalecisi olmayı başarmıştı. Kendisini efsane yapacak kalecilik mesleğinin en önemli başarısını elde etmişti. Kucağındaki Kasper Schmeichel ise sadece 6 yaşındaydı ve babasının hediye ettiği kaleci eldivenleri ile oradan oraya zıplıyor, Old Trafford’un koridorlarında babasının şampiyon olduğundan habersiz oyunlar oynuyordu.

Yıllar geçtikçe o da babası gibi kaleci olmayı tercih etti. Bir efsanenin oğlu olmak, gölgede yaşamak, hayatını ve zaten zor olan kaleciliği daha zorlaştırıyordu. Bu durumu da verdiği röportajlarda sürekli dile getiriyordu. Aklından geçen “Neden herkes babam gibi başarılı olamayacağımı düşünüyor?” cümlesini kafasından atamıyordu. Bu düşüncelerle boğuşmak Kasper için çok güçtü ve açıkçası kariyerinin ilk yıllarında Premier League’de tutunamadı. Manchester City’de başladığı kariyeri sürekli sürgün bir hayat olarak nitelendirebileceğimiz şekilde geçti. Alt lig takımlarına kiralandı ve en sonunda 2014’te Leicester City ile yolları keşişti. Kasper babasının gölgesinde oynamasının kendisi için nasıl bir baskı oluşturduğunu ise bir röportajında babası ile birlikte yaşadığı bir olayı anlatarak aktarıyordu:

“Bir keresinde babamla yemek yerken bazı insanlar gelip babama ‘Sen efsanesin, senin oğlun da iyi ama hiçbir zaman senin gibi olamayacak' dedi.”


2 Mayıs 1993 tarihinin üzerinden tam 23 yıl geçti. O gün 6 yaşında olan Kasper Schmeichel, Leicester City ile önce alt ligden Premier League’e çıktı. Sonrasında ise tam o gün, yani 2 Mayıs 2016 günü, babası ile aynı gün ve aynı yaşta muhteşem bir zafere imza attı. Kasper’in, Peter gibi babasını aramasına gerek yoktu. Tüm dünya onları konuşuyordu. Premier League’de bir destan, bir devrim yapan Leicester City’nin kalesini koruyan Kasper Schmeichel, gösterdiği harika performans ile bütün dünya önünde babasına adeta “Baba ben şampiyon oldum!” diye haykırıyordu. Peter Schmeichel ise oğlunun yaşattığı bu gururu Twitter profilini güncelleyerek herkese gösterdi. O artık sadece bir efsane değil aynı zamanda “Premier League şampiyonunun babası.”


Kasper’in bundan sonraki kariyeri merak konusu. Ancak hayatında değişmeyecek tek şey, kazandığı bu başarıya rağmen babasının gölgesinde oynamaya devam edeceği gerçeği.


Emre Aydın


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.