Azerbaycan Müziğine Ufak Bir Yolculuk - 1

Barlas Sicimoğlu 30.08.2016

Kardeş ülkenin müzik kültürü hakkında nelere vakıfız? Serinin ilk yazısında "muğam" kültüründen, Alim Kasımov'dan, Polad Bülbüloğlu'ndan bahsettik.

Azerbaycan Müziğine Ufak Bir Yolculuk - 1
Alim Kasımov, Azerbaycan'ın dünya çapında tanınan en önemli sanatçılarından. (Görsel kaynağı: dw.com)

Azerbaycan’ı ve Azerileri tanımlarken, samimiyetimizi komşuluktan çok daha öteye taşırız her zaman. Kardeşlik, yoldaşlık, özdeşlik gibi duygularla betimleriz ilişkilerimizi. Yıllardır iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin ana mottosunu “bir millet iki devlet” cümlesi oluşturuyorsa, ötesinde çok fazla söze gerek kalmıyor. Peki ya bu kadar candan duygular beslediğimiz, her şeyimizi ortak saydığımız bir ülkenin müzik kültürü hakkında bildiğimiz, hissettiğimiz duygular ne kadar ortaklık barındıyor? Tamamen aynı tınılardan, aynı ezgilerden beslendiğimiz ve bütünüyle aynı melodilere iştirak ettiğimiz düşünülebilir ilk bakışta, ama biraz özüne inerseniz, Azerbaycan müziğinde bizim ezgilerimizden bağımsız derin tınıların olduğunu keşfediyorsunuz. Tabii özümüzde bir olmamızla birlikte, çevre ülkeler ve topluluklarla girilen pozitif veya negatif etkileşimler, ayrışan bu derin tınılarda önemli rol oynuyor. Uzun müddet Sovyet modelinin bir parçası olarak Azeri kardeşlerimizin Rus kültüründen ve Rus tanziminden etkilenmediklerini söylemek çok zor. Zira Azerbaycan - İran sınırının öte tarafında yaşayan Azerilerin de, kendi öz kültürlerini korumakla beraber Fars kültüründen kazanımlar yaptığını ve bu kültür kazanımlarını Azerbaycan tarafındaki soydaşlarına aktardıklarını söylesek yeridir. Hatta çok uzun süredir negatif elektrik voltajının bir hayli yüksek olduğu Azeri - Ermeni ilişkilerinde bile, iki tarafın karşılıklı bir kültür alışverişinde az çok bulunduğunu söyleyebiliriz. (Günümüzde balaban ve tar gibi enstrümanları iki taraf da sahipleniyor.) Öte yandan, bizim sanatçılarımızın oralarda yıllardır popüler bir şekilde dinleniyor olduğu bir gerçek. Ama Azerbaycan’ın müzik kültürü de bir zamanlar İbrahim Tatlıses’in ülkemizde bir hayli meşhur ettiği Günel kızımızdan ibaret değil. Bu arada Günel’in sesinin Türkiye’de ses sanatçısıyım diye geçinen çoğu kimseyi sollayacağını düşünüyorum, orası ayrı. (Günel’in ağabeyi de eski İbo Show’ların birinde, bir anda kenarda uzun havasıyla belirmiş ve bir anda kendisine hayran bırakmıştı.) Hatta Günel’i, Azeri müziğinin ülkemize ihraç ettiği bir sanatçı olarak bile değerlendirebiliriz. Şimdi, çok derinleme olmasa da, kâh bize benzeyen, kâh bizden ayrılan Azerbaycan müziğini tanıma zamanı.

Azerbaycan Müziğine Ufak Bir Yolculuk - 1
Alim Qasimov ile kızı Fargana, muğam konseri sırasında. (Görsel kaynağı: nytimes.com)

Azerbaycan müziğinin, daha doğrusu Azerbaycan geleneksel müziğinin temelini, muğam adı verilen müzik türü oluşturuyor. Muğam, isim olarak Arapça makam sözcüğünden türemiş ve günümüzde UNESCO’nun koruma altına aldığı Azerbaycan’ın temel müzik türü. Bizde Türk Sanat Müziği adı altında icra edilen eserlerdeki makamlarla, Azeriler tarafından icra edilen Klasik Doğu Muğamı kapsamındaki bazı muğam (yani makam) türleri birbirleriyle örtüşüyor. Rast, uşşak, segah, buselik gibi birçok makam, her iki müzik türünde de mevcut. Ama günümüzde Klasik Doğu Muğamı eserlerinden biraz farklılaşmış, daha çok bizim halk müziğimizin Azerbaycan versiyonu olarak nitelendirebileceğimiz, muğam kapsamında klasik kalıplardan biraz uzaklaşmış başka eserler de bulunuyor. Alim Kasımov ise bu müzik türünün hiç şüphesiz en önemli temsilcisi. "Muğam"ın dünya çapında tanınmasında çok önemli bir rol oynayan Alim Kasımov, Azerbaycan’da büyük saygı görüyor. New York Times’tan Jon Parales’e göre Alim Kasımov, “tutku, sadakat, iyi niyet ve sihirle sizi efsunlayan yakıcı bir doğallığa sahip, yaşayan en önemli şarkıcılardan biri”. Alim Kasımov, geçen sene Bakü’deki Avrupa Oyunları’nın açılış töreninde ve Azerbaycan’ın ev sahipliğinde düzenlenen 2012 Eurovision Şarkı Yarışması’nın açılışında boy göstermişti. Bu törenlere rast gelmeyen ve henüz Kasımov’u dinlememiş okurlarımız, “bu kadar güzellemeyi hak diyor mu bu beyefendi” şeklinde bir soru yöneltecek olurlarsa, Alim Kasımov’un ses renginin gerçekten de zor rastlanılacak bir doğallığa sahip olduğunu belirtelim. Bizde de sıkça bilinen “Eziz Dostum Menden Küsüp İncidi” parçasını Alim Kasımov’dan dinleyecek olursanız, aslında tam olarak bir muğam örneği dinlemiş oluyorsunuz, şiddetle tavsiye edilir. Biraz önce Alim Kasımov için örnekleme verdiğimiz yazıda, muğamın genel hatlarıyla nasıl bir müzik türü olduğu da değerlendirilmiş. Jon Parales’in değerlendirmesini aynen aktarıyoruz: “Muğam; ritmik ve ölçülemez, vokalize ve enstrümantal, tek bir notanın etrafında süregelen ya da bunu dans ritminde bir nakaratın tamamladığı birbirinden zıt kısımlara sahip senfonik uzunlukta bir müzik türü. Genelde pes bir sesin ve ritmin eşlik ettiği tek bir melodinin olduğu, aralıklara sahip bir müzik. Kasımov’ların söylediği Şur makamı ise ses perdesinin sürekli yükseldiği, yükseldikçe diğer sesleri arka plana attığı için aynı zamanda stratejik.” Buradan anlayacağımız şu ki, galiba New York Times yazarı, Alim Kasımov’u muğam türünde göre daha fazla sevmiş. Ama bu Alim Kasımov’un Azerbaycan müziğini dünyaca ünlü yapmasına engel değil. Öte yandan Alim Kasımov’un bazı zamanlar kızı Fargana ile sahne aldığını da belirtelim.

Azerbaycan Müziğine Ufak Bir Yolculuk - 1
Polad Bülbüloğlu hem müzisyen, hem de politikacı yönüyle dikkat çekiyor. (Görsel kaynağı: interaztv.com)

Alim Kasımov kadar dünyaca ünlü olmasa da “küçük dünya” olarak nitelendirebileceğimiz eski Sovyet coğrafyasında hatırı sayılır bir popülariteye sahip olan Polad Bülbüloğlu’ndan bahsetmezsek olmaz. “Gel Ey Seher” parçasını bilmeyenimiz yoktur herhalde. Ülkemiz sanatçıları arasında ağızdan ağıza sakız olmuş ve bu esnada orijinalliğini -bana göre- yitirmiş olan bu parçanın “babası” olarak tanıtabileceğimiz bir sanatçı Polad Bülbüloğlu. Bülbüloğlu’nun babası Murtaza Mammadov, tüm Sovyet dünyasında “Bülbül” olarak tanınmış bir opera sanatçısı ve Azerbaycan Operası’nın kurucu üyelerinden biri. Alim Kasımov’un günümüzde “world music” alanında edindiği haklı başarının bir benzerini Murtaza Mammadov, namıdiğer “Bülbül”, 1920’li ve 30’lu yıllarda tenor olarak Sovyet dünyasında yakalamış. Ölümüne kadar çok saygı duyulan bir müzisyen olan, adına müzeler ve müzik ortaokulları açılan, çok çeşitli Sovyet nişanlarına sahip böylesine efsaneleşmiş bir babanın oğlu olarak, Polad Bülbüloğlu’nun da başarılı bir kariyere sahip olduğunu söyleyebiliriz. (Bülbüloğlu olan soyadında dahi direkt olarak baba etkisi bulunuyor.) “Gel Ey Seher”i Polad Bülbüloğlu’ndan dinleyenler zaten onun sesinin gücünün farkına çoktan varmıştır. Lirik tenör olan Bülbüloğlu, sesinde olduğu gibi başarılı kariyerinde de babasını örnek almış. Bu başarıları biraz açarsak, Rusya’daki kapalı gişe konserlerinden ve Rusların Grammy’si sayılan “Pesnya Goda”da elde ettiği üç birincilikten bahsedebiliriz. Bir müddet Azerbaycan’ın Kültür Bakanlığı görevini de üstlenen Polad Bülbüloğlu, halihazırda Azerbaycan’ın Moskova Büyükelçiliği görevine devam ediyor. Oğlu Teymur ise, armut dibine düşer misali, Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası’nda müzisyenliğini icra ediyor.

Azerbaycan müziğini tek bir yazıya sığdırmamız mümkün değil. Alihan Samedov, Azerin, Aygün Kazımova, Eldar Mansurov gibi müzisyenlerden, Azerbaycan’ın Eurovision deneyimlerinden bahsetmezsek bu konuyu eksik olarak kapatmış oluruz. Azerbaycan müziğini incelemeye devam edeceğimiz ikinci yazıda görüşmek üzere.

Alim Kasımov'dan ve "muğam"dan bahseden New York Times makalesinin tamamına ulaşmak isteyenleri buraya alalım.

(Kapak görseli dw.com'dan alınmıştır.)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.