Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı

Barlas Sicimoğlu 27.09.2016

Avrupa, futbolun en büyük pazarıysa, Avrupa'daki stadyumlar da bu pazarın can bulduğu mabetlerdir. Daha sonra bir yazı dizisine dönüşecek olan bu izlenimlerin ilki Berlin Olimpiyat Stadı!

Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı
Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı

Medeniyetin beşiği, yaşlı kıta Avrupa, futbol denen temaşayı dünyaya armağan etmiş, hatta armağan etmekle kalmayıp yarattığı futbol kültürüyle kitlelere sevdirmiş bir kıta. Günümüzde dünyanın hemen her yerinde profesyonel futbol, çok çeşitli stadyumlarda geniş kitleler tarafından ilgiyle takip edilse de, bu güzel oyunun baştan sona bir seyirlik olarak hissedildiği en yoğun yer yine Avrupa stadyumları. Geçmişten günümüze Avrupa’daki futbol kompleksleri, en önemli maçlara, en unutulmaz geri dönüşlere, en büyük sevinçlere, en içli hüzünlere ev sahipliği yapmışlar. Bu yazımızdan başlayarak, sizlerle şimdiye kadar bizzat maç izlemiş ve atmosferinde dahil olmuş olduğum Avrupa stadyumlarındaki izlenimleri paylaşacağım bir yazı silsilesine girmiş bulunuyoruz. İlk yazımızdaki durak ise, en büyük futbol ülkelerinden biri olan Almanya’nın kalbindeki mabed, yani Berlin Olimpiyat Stadyumu olacak.

Henüz yeni oynanmış olan, daha dumanı üstünde tüten Bundesliga 3. haftasındaki Hertha Berlin – Schalke maçının oynandığı gün Berlin’deydim ve bir futbolsever olarak tabii ki ayağıma kadar gelen fırsatı geri çevirmeyip, çok merak ettiğim Bundesliga ortamını Berlin Olimpiyat Stadı’nda, orijinal ismiyle Olympiastadion’da yaşamaya karar verdim. Halihazırda önceden planlanmış bir gezi olduğu için, maç biletini internetten satın alma şansım vardı. Eğer önceden planlamışsanız, basit bir sistemle Hertha Berlin’in iç saha maç biletlerini kulübün resmi sitesi aracılığıyla alabiliyorsunuz. (Meraklıları için yazının sonunda link mevcuttur.) Şahsım adına seçtiğim 40. blok, kale arkasının üst tribünündeydi ve Hertha’nın alt bloktaki ateşli taraftar grubuna yakındı. 40. bloktaki biletlerin tutarı yaklaşık 25 euro civarında ve “will-call” seçeneğiyle internetten satın aldığınız bileti, pasaport göstererek stadyum girişindeki “will-call” gişesinden rahatlıkla alabiliyorsunuz. Alman yetkilileri stadyuma gelebilmeniz için her türlü kolaylığı sağlamış durumda yani. (Ah, insan imrenmiyor değil, bizdeki passo pusso muhabbetlerine bakarak…)

Medeniyetin beşiği, yaşlı kıta Avrupa, futbol denen temaşayı dünyaya armağan etmiş, hatta armağan etmekle kalmayıp yarattığı futbol kültürüyle kitlelere sevdirmiş bir kıta. Günümüzde dünyanın hemen her yerinde profesyonel futbol, çok çeşitli stadyumlarda geniş kitleler tarafından ilgiyle takip edilse de, bu güzel oyunun baştan sona bir seyirlik olarak hissedildiği en yoğun yer yine Avrupa stadyumları. Geçmişten günümüze Avrupa’daki futbol kompleksleri, en önemli maçlara, en unutulmaz geri dönüşlere, en büyük sevinçlere, en içli hüzünlere ev sahipliği yapmışlar. Bu yazımızdan başlayarak, sizlerle şimdiye kadar bizzat maç izlemiş ve atmosferinde dahil olmuş olduğum Avrupa stadyumlarındaki izlenimleri paylaşacağım bir yazı silsilesine girmiş bulunuyoruz. İlk yazımızdaki durak ise, en büyük futbol ülkelerinden biri olan Almanya’nın kalbindeki mabed, yani Berlin Olimpiyat Stadyumu olacak.

Henüz yeni oynanmış olan, daha dumanı üstünde tüten Bundesliga 3. haftasındaki Hertha Berlin – Schalke maçının oynandığı gün Berlin’deydim ve bir futbolsever olarak tabii ki ayağıma kadar gelen fırsatı geri çevirmeyip, çok merak ettiğim Bundesliga ortamını Berlin Olimpiyat Stadı’nda, orijinal ismiyle Olympiastadion’da yaşamaya karar verdim. Halihazırda önceden planlanmış bir gezi olduğu için, maç biletini internetten satın alma şansım vardı. Eğer önceden planlamışsanız, basit bir sistemle Hertha Berlin’in iç saha maç biletlerini kulübün resmi sitesi aracılığıyla alabiliyorsunuz. (Meraklıları için yazının sonunda link mevcuttur.) Şahsım adına seçtiğim 40. blok, kale arkasının üst tribünündeydi ve Hertha’nın alt bloktaki ateşli taraftar grubuna yakındı. 40. bloktaki biletlerin tutarı yaklaşık 25 euro civarında ve “will-call” seçeneğiyle internetten satın aldığınız bileti, pasaport göstererek stadyum girişindeki “will-call” gişesinden rahatlıkla alabiliyorsunuz. Alman yetkilileri stadyuma gelebilmeniz için her türlü kolaylığı sağlamış durumda yani. (Ah, insan imrenmiyor değil, bizdeki passo pusso muhabbetlerine bakarak…)

Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı
Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı

Bir futbol maçından öte...

Bir futbol maçından öte...

Almanya’daki maçları şimdiye kadar televizyondan izleme şansı bulmuş birisi olarak, herkesin malumu olan Almanların o taraftarlık kültürüne ben de hayran vaziyetteydim. Berlin’deki maçta bizatihi şahit olduğum olay şu ki, futbol maçları Almanlar için gece aktivitesine, bara, kulübe, tiyatroya veya sinemaya gitmekten farksız. Yani ölüm kalımdan uzak, tamamen eğlencelik bir seyirlik olarak bakıyorlar ve maçları ona göre yaşıyorlar. Gün boyunca Berlin sokaklarında, deplasman takımı Schalke’nin taraftarlarını görme fırsatı yakaladım. Bir tane bile olay çıkmadığı gibi, iki takım taraftarları şehrin ana sembolü Brandenburg Kapısı'nda beraber, fotoğraf bile çektirdiler. Stadyum çevresinde ise yığılmış polisler veya özel güvenlik görevlileri yerine, kendilerine ayrılan tarafta usulca ve sessizce bekleyen, hatta bir kısmı maçtan önce dolaşmak için stadyumu turlayan Schalke taraftarlarına şahit oldum. (Gerçekten sahalarımızda görmek istediğimiz hareketler bunlar, daha az miktarda polis ve daha fazla miktarda, sükunet halindeki deplasman taraftarı.) Maç günü Berlin sokaklarında formalarıyla veya lisanslı montlarıyla, tişörtleriyle dolaşan Hertha Berlin ve Schalke taraftarları, şahsen maçın havasına erkenden girmemi sağladı. Serde tarihi Olympiastadion’u merak duygusu da olunca, erkenden stadyumun yolunu tuttum. U-2 metro hattıyla şehir merkezinden rahatça Olympiastadion’a ulaşıyorsunuz. İstasyondan çıkınca tabelalar sizi stadyum yoluna doğru yönlendiriyor. Parkın içinden yürüyerek bir anda Berlin Olimpiyat Stadı’nın tabiri caizse “aslanlı yoluna” çıkıveriyorsunuz.

Stadyuma doğru yürürken sağ tarafınızdaki yolda aralıksız olarak hot dogcılar, biracılar, kuruyemişçiler ve ihtiyacınız için bir de tuvalet bulunuyor. Yolun sonunda ise, bir önceki fotoğrafta gördüğünüz iki kaide üzerinde olimpiyat ambleminin bulunduğu ana giriş kapısı mevcut. “Will-call” gişesi maçtan iki saat önce açıldığı için mecbur onu bekleyip, gişedeki ufak kuyruktan sonra biletimi alarak ana giriş kapısından stadyum alanına giriş yaptım. Alana girdikten sonra haliyle bir daha çıkamıyorsunuz, biletiniz yanıyor, o nedenle ana girişten içeri girerken “ah keşke hot-dog, bira, Hertha Berlin çakmağı falan bir şeyler alsaydım” diye hayıflanabilirsiniz. Buna hiç gerek yok. Stadyumu saran bir tam tur boyunca da aynı satıcıları bulmanız mümkün. Hot-dog, şekerleme, bira, alkolsüz içecek, Hertha ürünleri ile Almanlar size zorla alışveriş yaptırıyor. Deplasman tarafı girişinde Schalke ürünleri satan tezgah bile gördüm. (Bizim ülkemizde olması gerçekten şimdilik hayal gibi.)

Almanya’daki maçları şimdiye kadar televizyondan izleme şansı bulmuş birisi olarak, herkesin malumu olan Almanların o taraftarlık kültürüne ben de hayran vaziyetteydim. Berlin’deki maçta bizatihi şahit olduğum olay şu ki, futbol maçları Almanlar için gece aktivitesine, bara, kulübe, tiyatroya veya sinemaya gitmekten farksız. Yani ölüm kalımdan uzak, tamamen eğlencelik bir seyirlik olarak bakıyorlar ve maçları ona göre yaşıyorlar. Gün boyunca Berlin sokaklarında, deplasman takımı Schalke’nin taraftarlarını görme fırsatı yakaladım. Bir tane bile olay çıkmadığı gibi, iki takım taraftarları şehrin ana sembolü Brandenburg Kapısı'nda beraber, fotoğraf bile çektirdiler. Stadyum çevresinde ise yığılmış polisler veya özel güvenlik görevlileri yerine, kendilerine ayrılan tarafta usulca ve sessizce bekleyen, hatta bir kısmı maçtan önce dolaşmak için stadyumu turlayan Schalke taraftarlarına şahit oldum. (Gerçekten sahalarımızda görmek istediğimiz hareketler bunlar, daha az miktarda polis ve daha fazla miktarda, sükunet halindeki deplasman taraftarı.) Maç günü Berlin sokaklarında formalarıyla veya lisanslı montlarıyla, tişörtleriyle dolaşan Hertha Berlin ve Schalke taraftarları, şahsen maçın havasına erkenden girmemi sağladı. Serde tarihi Olympiastadion’u merak duygusu da olunca, erkenden stadyumun yolunu tuttum. U-2 metro hattıyla şehir merkezinden rahatça Olympiastadion’a ulaşıyorsunuz. İstasyondan çıkınca tabelalar sizi stadyum yoluna doğru yönlendiriyor. Parkın içinden yürüyerek bir anda Berlin Olimpiyat Stadı’nın tabiri caizse “aslanlı yoluna” çıkıveriyorsunuz.

Stadyuma doğru yürürken sağ tarafınızdaki yolda aralıksız olarak hot dogcılar, biracılar, kuruyemişçiler ve ihtiyacınız için bir de tuvalet bulunuyor. Yolun sonunda ise, bir önceki fotoğrafta gördüğünüz iki kaide üzerinde olimpiyat ambleminin bulunduğu ana giriş kapısı mevcut. “Will-call” gişesi maçtan iki saat önce açıldığı için mecbur onu bekleyip, gişedeki ufak kuyruktan sonra biletimi alarak ana giriş kapısından stadyum alanına giriş yaptım. Alana girdikten sonra haliyle bir daha çıkamıyorsunuz, biletiniz yanıyor, o nedenle ana girişten içeri girerken “ah keşke hot-dog, bira, Hertha Berlin çakmağı falan bir şeyler alsaydım” diye hayıflanabilirsiniz. Buna hiç gerek yok. Stadyumu saran bir tam tur boyunca da aynı satıcıları bulmanız mümkün. Hot-dog, şekerleme, bira, alkolsüz içecek, Hertha ürünleri ile Almanlar size zorla alışveriş yaptırıyor. Deplasman tarafı girişinde Schalke ürünleri satan tezgah bile gördüm. (Bizim ülkemizde olması gerçekten şimdilik hayal gibi.)

Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı
Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı

Hem stadyum, hem tarihi eser

Hem stadyum, hem tarihi eser

Stadyuma giriş yapmadan önce biraz da bu tarihi stadyumun çevresinden bahsetmek isterim. Hitler’in ve Nazilerin en büyük propagandasına şahit olan 1936 Berlin Olimpiyatları’nın ana merkezi bu stadyum olmuş. Bir üstteki fotoğrafta yer alan stadyum aralığının sol ve sağ taraflarında, 1936 Olimpiyatları’na dair hatıralar yer almakta. (Stadyum restore edilirken, bu tarihi yapı aynen muhafaza edilmiş.) Bu aralığın ters tarafa bakan kısmında, o dönem atletizm yarışlarına çıkacak atletlerin kullanmış olduğu antrenman pisti mevcut. Stadyumun hemen yanında ise 1936 Olimpiyatları yüzme yarışlarında kullanılan ve günümüzde hala halka açık bir spor kompleksi olarak varlığını sürdüren havuz bulunuyor. Yani anlayacağınız oraya gittiğiniz andan itibaren, gerçek bir spor kompleksinin içinde olduğunuzu anlıyorsunuz. Bir de bunun yanında, 1936 yılından bu yana bu kompleksin ayakta kaldığını düşünürseniz, gerçekten takdir etmemek elde değil. Bu kadar dolaşmadan sonra, nihayet maç saati yaklaşıyor ve içeri giriyorum.

Bulunduğum tribün, yazının başında bahsettiğim üzere 'ultras'lara yakın bir yer. Ben biraz erken girdiğim için ilk başta stadyum boş gözükse de, maç saati yaklaştıkça tribünlerde mavi-beyaz renkler git gide çoğalıyor. (Yanlış hatırlamıyorsam maç sonunda biletli seyirci sayısının 60 bin civarında olduğu anons edildi, bana göre 80 bin kapasiteli bir stadyum için hiç fena değil. Tabi orası Almanya olduğu için biletsiz seyirci sayısını sıfır olarak alıyoruz.) İşin enteresan tarafı rakip takım Schalke’nin renkleri de mavi beyaz olduğu için, bütün tribünlerde aynı renk hakim. Ve nihayet maç saati geliyor ve takımlar sahaya çıkıyor.

Takımlar sahaya çıktığı anda, bulunduğum tribünün aşağısında Bundesliga takımlarının alıştığımız o maç önü koreografilerinden birini Hertha Berlin taraftarları sergiliyorlar. Benimle tarafta olduğu için koreografiyi tam göremedim ama pankartta yazan cümleyi daha sonra araştırıp buldum. (“Die Farben Blau Weiß, die Trikots gestreift / Renklerimiz mavi beyaz, formamız çubuklu”.) Bundesliga maçlarında bizdeki gibi milli marş seremonisi yok, onun yerine taraftarlar kulübün şarkısını “Nur nach Hause, geh`n wir nicht”i söylediler. (Türkçe manası “burası bizim evimiz, ayrılmaya niyetimiz yok”.) Akabinde de maç başladı.

Stadyuma giriş yapmadan önce biraz da bu tarihi stadyumun çevresinden bahsetmek isterim. Hitler’in ve Nazilerin en büyük propagandasına şahit olan 1936 Berlin Olimpiyatları’nın ana merkezi bu stadyum olmuş. Bir üstteki fotoğrafta yer alan stadyum aralığının sol ve sağ taraflarında, 1936 Olimpiyatları’na dair hatıralar yer almakta. (Stadyum restore edilirken, bu tarihi yapı aynen muhafaza edilmiş.) Bu aralığın ters tarafa bakan kısmında, o dönem atletizm yarışlarına çıkacak atletlerin kullanmış olduğu antrenman pisti mevcut. Stadyumun hemen yanında ise 1936 Olimpiyatları yüzme yarışlarında kullanılan ve günümüzde hala halka açık bir spor kompleksi olarak varlığını sürdüren havuz bulunuyor. Yani anlayacağınız oraya gittiğiniz andan itibaren, gerçek bir spor kompleksinin içinde olduğunuzu anlıyorsunuz. Bir de bunun yanında, 1936 yılından bu yana bu kompleksin ayakta kaldığını düşünürseniz, gerçekten takdir etmemek elde değil. Bu kadar dolaşmadan sonra, nihayet maç saati yaklaşıyor ve içeri giriyorum.

Bulunduğum tribün, yazının başında bahsettiğim üzere 'ultras'lara yakın bir yer. Ben biraz erken girdiğim için ilk başta stadyum boş gözükse de, maç saati yaklaştıkça tribünlerde mavi-beyaz renkler git gide çoğalıyor. (Yanlış hatırlamıyorsam maç sonunda biletli seyirci sayısının 60 bin civarında olduğu anons edildi, bana göre 80 bin kapasiteli bir stadyum için hiç fena değil. Tabi orası Almanya olduğu için biletsiz seyirci sayısını sıfır olarak alıyoruz.) İşin enteresan tarafı rakip takım Schalke’nin renkleri de mavi beyaz olduğu için, bütün tribünlerde aynı renk hakim. Ve nihayet maç saati geliyor ve takımlar sahaya çıkıyor.

Takımlar sahaya çıktığı anda, bulunduğum tribünün aşağısında Bundesliga takımlarının alıştığımız o maç önü koreografilerinden birini Hertha Berlin taraftarları sergiliyorlar. Benimle tarafta olduğu için koreografiyi tam göremedim ama pankartta yazan cümleyi daha sonra araştırıp buldum. (“Die Farben Blau Weiß, die Trikots gestreift / Renklerimiz mavi beyaz, formamız çubuklu”.) Bundesliga maçlarında bizdeki gibi milli marş seremonisi yok, onun yerine taraftarlar kulübün şarkısını “Nur nach Hause, geh`n wir nicht”i söylediler. (Türkçe manası “burası bizim evimiz, ayrılmaya niyetimiz yok”.) Akabinde de maç başladı.

Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı
Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı

Goller geldi, taraftar coştu

Goller geldi, taraftar coştu

Biraz da maç değerlendirmesi yapalım. İlk yarıda takımlar çok fazla birbirlerine üstünlük sağlayamadılar ama Schalke takımında Chupo-Moting’in bizim bulunduğumuz kaleye doğru etkili akınları yok değildi. Açıkça söylemek gerekirse bir Bundesliga karşılaşmasından daha üst düzey bir tempo bekliyordum ve maçın ritmi beklediğimin altındaydı. İkinci yarıdaki gidişat da ilk yarıdan pek farklı değildi, ta ki Hertha’nın golü gelene kadar. Sağ bek Pekarik’in asistinde Weiser, 64. dakikada çaprazdan düzgün bir plaseyle Olympiastadion tribünlerini sevince boğdu. Haliyle ev sahibi takım taraftarları arasında olunca biz de sevindik. (“Almanlar yenik sayılınca bizde yenildik”in tam zıt versiyonu.) Golden sonra oyun üstünlüğünü ele alan Hertha, yaklaşık 10 dakika sonra oyuna sonradan giren Stocker’in golüyle durumu 2-0’a getirince, tribünler iyice bayram havası estirmeye başladı. Zaten sonrasında Schalke takımı oyundan düştü ve maç Hertha takımının 2-0 üstünlüğüyle kapanmış oldu. Maç sonu şahit olduğum en önemli durum ise ev sahibi takım taraftarlarının maçtan çıkmayıp, galip gelmiş oyuncularla birlikte 10 dakikaya yakın galibiyeti kutlamaları oldu. (Bizim tribünlerimizde, çok büyük zaferler dışında böyle manzaralara pek alışık değiliz.) Kulübün marşı “Nur nach Hause” eşliğinde 3 puanı kutlayan Berlinerler, yavaş yavaş stadyumdan ayrılırken, ben de “iyi ki bu keyifli deneyimi yaşamışım” düşünceleri eşliğinde onlarla birlikte metroya doğru yürümeye başladım.

Biraz da maç değerlendirmesi yapalım. İlk yarıda takımlar çok fazla birbirlerine üstünlük sağlayamadılar ama Schalke takımında Chupo-Moting’in bizim bulunduğumuz kaleye doğru etkili akınları yok değildi. Açıkça söylemek gerekirse bir Bundesliga karşılaşmasından daha üst düzey bir tempo bekliyordum ve maçın ritmi beklediğimin altındaydı. İkinci yarıdaki gidişat da ilk yarıdan pek farklı değildi, ta ki Hertha’nın golü gelene kadar. Sağ bek Pekarik’in asistinde Weiser, 64. dakikada çaprazdan düzgün bir plaseyle Olympiastadion tribünlerini sevince boğdu. Haliyle ev sahibi takım taraftarları arasında olunca biz de sevindik. (“Almanlar yenik sayılınca bizde yenildik”in tam zıt versiyonu.) Golden sonra oyun üstünlüğünü ele alan Hertha, yaklaşık 10 dakika sonra oyuna sonradan giren Stocker’in golüyle durumu 2-0’a getirince, tribünler iyice bayram havası estirmeye başladı. Zaten sonrasında Schalke takımı oyundan düştü ve maç Hertha takımının 2-0 üstünlüğüyle kapanmış oldu. Maç sonu şahit olduğum en önemli durum ise ev sahibi takım taraftarlarının maçtan çıkmayıp, galip gelmiş oyuncularla birlikte 10 dakikaya yakın galibiyeti kutlamaları oldu. (Bizim tribünlerimizde, çok büyük zaferler dışında böyle manzaralara pek alışık değiliz.) Kulübün marşı “Nur nach Hause” eşliğinde 3 puanı kutlayan Berlinerler, yavaş yavaş stadyumdan ayrılırken, ben de “iyi ki bu keyifli deneyimi yaşamışım” düşünceleri eşliğinde onlarla birlikte metroya doğru yürümeye başladım.

Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı
Avrupa'da Maç İzlemek: Berlin Olimpiyat Stadı

Hertha Berlin, yazının mevzu bahsi Schalke maçını kazanarak, ilk 3 maçta 3 galibiyet ile Bundesliga’ya fırtına misali bir giriş yaptı. Ama bir sonraki hafta Bayern Münih deplasmanında 3-0’lık yenilgiden kurtulamadılar. Schalke maçında göbekte görev yapan Lustenberger – Skjelbred ikilisini şahsen beğendim. Maçta bir gol, bir asistle oynayan Weiser de bu sezon Hertha’nın önemli silahlarından olacaktır. Ama benim için en önemlisi, tarihi nitelikteki Berlin Olimpiyat Stadı’nda maç izlemekti. 1936 Olimpiyatları’na, 2006 Dünya Kupası Finali’ne ev sahipliği yapmış, Avrupa’nın en önemli stadyumlarından biri olan Olympiastadion’daki bu maç deneyimimi sizlerle elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım. Sırada bakalım hangi Avrupa stadyumu var? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Hertha Berlin biletleri için: https://www.eventimsports.de/ols/hbsctk/en



(Yazıdaki görsellerin tamamı yazara aittir.)

Hertha Berlin, yazının mevzu bahsi Schalke maçını kazanarak, ilk 3 maçta 3 galibiyet ile Bundesliga’ya fırtına misali bir giriş yaptı. Ama bir sonraki hafta Bayern Münih deplasmanında 3-0’lık yenilgiden kurtulamadılar. Schalke maçında göbekte görev yapan Lustenberger – Skjelbred ikilisini şahsen beğendim. Maçta bir gol, bir asistle oynayan Weiser de bu sezon Hertha’nın önemli silahlarından olacaktır. Ama benim için en önemlisi, tarihi nitelikteki Berlin Olimpiyat Stadı’nda maç izlemekti. 1936 Olimpiyatları’na, 2006 Dünya Kupası Finali’ne ev sahipliği yapmış, Avrupa’nın en önemli stadyumlarından biri olan Olympiastadion’daki bu maç deneyimimi sizlerle elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım. Sırada bakalım hangi Avrupa stadyumu var? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Hertha Berlin biletleri için: https://www.eventimsports.de/ols/hbsctk/en



(Yazıdaki görsellerin tamamı yazara aittir.)

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.