Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi

Barlas Sicimoğlu 08.09.2016

Bu sene Kupa 2'de de, en az Şampiyonlar Ligi kadar heyecanlı maçlar izlemeye hazır olun. UEFA Avrupa Ligi yazı serimizin ikincisinde E, F, G, H gruplarını ele aldık.

Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi
Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi

UEFA Avrupa Ligi gruplarını değerlendirdiğimiz ilk yazıda A, B, C, D gruplarını ele almıştık. Manchester United ve Zenit gibi dev ekiplerden, Mircea Lucescu ve Şota Arveladze gibi eski dostlardan, Astana’nın rakiplerinin “jetlag” kabusundan bahsetmiştik. Şimdi ele alacağımız dört grup ise E, F, G, H grupları. Roma ve Shakhtar Donetsk gibi kupanın favorisi sayılabilecek diğer takımlar bu değerlendirme yazımızda süzgecimizden geçmiş olacak. Tabii temsilcimiz Konyaspor da yazımızın konuklarından. O zaman lafı çok uzatmadan, buyrun grup analizlerine.

UEFA Avrupa Ligi gruplarını değerlendirdiğimiz ilk yazıda A, B, C, D gruplarını ele almıştık. Manchester United ve Zenit gibi dev ekiplerden, Mircea Lucescu ve Şota Arveladze gibi eski dostlardan, Astana’nın rakiplerinin “jetlag” kabusundan bahsetmiştik. Şimdi ele alacağımız dört grup ise E, F, G, H grupları. Roma ve Shakhtar Donetsk gibi kupanın favorisi sayılabilecek diğer takımlar bu değerlendirme yazımızda süzgecimizden geçmiş olacak. Tabii temsilcimiz Konyaspor da yazımızın konuklarından. O zaman lafı çok uzatmadan, buyrun grup analizlerine.

Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi
Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi

E Grubu: Totti ve saz arkadaşları

E Grubu: Totti ve saz arkadaşları

Futbol tarihi boyunca nice takımlarda, nice efsanevi oyuncular boy gösterdi. Bütün bu efsanevi oyuncular aktif kariyerleri boyunca taraftarlarını mest ettiği gibi, emekli olunca da kulüplerinin baş köşelerindeki yerlerini aldılar. İtalya’nın beşiğinin iki “baba” temsilcisinden birinin, Associazione Sportiva Roma’nın efsanesi de herkesin malumudur ki, Francesco Totti. 1992 yılından beri süregelen Roma kariyerinde, sarı kırmızılı o formayla 602 maçta toplam 248 gol kaydetmiş bir “destan”ın aktif futbolculuk kariyerindeki son sezonuna şahit oluyoruz bu sene. Totti’ye yapılacak bir veda aslında Kupa 1 sahnesinde çok daha anlamlı olurdu ama play-off turunda Porto maalesef bu zevki Totti’ye ve Roma’ya tattırmadı. Efsanesi olduğu takımda sezon sonunda sportif direktör olarak görev almaya başlayacak olan Francesco Totti, hiç şüphesiz son sezonunu Avrupa’da bir kupayla taçlandırmak istiyordur. Luciano Spalletti’nin teknik direktörlüğünde, kadrosunu ileride El Shaarawy, geride Vermaelen gibi oyuncularla güçlendiren, kaleci Szczezny’yi tekrardan kiralayan ve Mohammed Salah’ı tam olarak kadrosuna katan Roma takımı, rakipleriyle aralarında kalibre ölçümü yaparsak bu grupta ardına bile bakmayacaktır. Francesco Totti’nin orkestra şefliğinde, böylesine güçlü sazlara sahip bir Roma’yı izlemek çok büyük keyif olacak.

Futbol tarihi boyunca nice takımlarda, nice efsanevi oyuncular boy gösterdi. Bütün bu efsanevi oyuncular aktif kariyerleri boyunca taraftarlarını mest ettiği gibi, emekli olunca da kulüplerinin baş köşelerindeki yerlerini aldılar. İtalya’nın beşiğinin iki “baba” temsilcisinden birinin, Associazione Sportiva Roma’nın efsanesi de herkesin malumudur ki, Francesco Totti. 1992 yılından beri süregelen Roma kariyerinde, sarı kırmızılı o formayla 602 maçta toplam 248 gol kaydetmiş bir “destan”ın aktif futbolculuk kariyerindeki son sezonuna şahit oluyoruz bu sene. Totti’ye yapılacak bir veda aslında Kupa 1 sahnesinde çok daha anlamlı olurdu ama play-off turunda Porto maalesef bu zevki Totti’ye ve Roma’ya tattırmadı. Efsanesi olduğu takımda sezon sonunda sportif direktör olarak görev almaya başlayacak olan Francesco Totti, hiç şüphesiz son sezonunu Avrupa’da bir kupayla taçlandırmak istiyordur. Luciano Spalletti’nin teknik direktörlüğünde, kadrosunu ileride El Shaarawy, geride Vermaelen gibi oyuncularla güçlendiren, kaleci Szczezny’yi tekrardan kiralayan ve Mohammed Salah’ı tam olarak kadrosuna katan Roma takımı, rakipleriyle aralarında kalibre ölçümü yaparsak bu grupta ardına bile bakmayacaktır. Francesco Totti’nin orkestra şefliğinde, böylesine güçlü sazlara sahip bir Roma’yı izlemek çok büyük keyif olacak.

Şnitzel biraya karşı

Şnitzel biraya karşı

Grubun görünüşte seri başı, ama “de facto” olarak ikinci güçlü takımı Çek temsilcisi Viktoria Plzen. Biz Plzen’i önceleri sadece birasıyla tanısak da Viktoria futbol takımının sayesinde Plzen önce Çek futbol kamuoyuna, sonra da Avrupa geneline kendisini kabul ettiren bir futbol şehri oldu. Öyle ki, yıllarca düşman kardeşler Sparta ile Slavia'nın sürüklediği Çek futbolunun öncülü haline gelmekle beraber, uzun zamandır Çek Milli Takımı’nın da omurgasını oluşturuyor. En son Euro 2016’da milli takımımızın rakibi olan Çek Milli Takımı kadrosunda da önemli sayıda Viktoria Plzen oyuncusu bulunmuştu. (Hatta teknik direktör bile Viktoria patentliydi ama Pavel Vrba şimdi Anzhi Mahaçkale’yi çalıştırıyor.) Ama Çek futbolunun temel problemi olan “yenilenememe” sıkıntısı Viktoria Plzen’de de mevcut. Takımın uzun süredir beraber oynayan kadrosunun yaş ortalamasını yükseldi. Bu durumu ortaya çıkaran en büyük gösterge ise Ludogorets Razgrad’a Şampiyonlar Ligi play-off’unda elenmeleri oldu. Fenerbahçe ile oynadıkları sezonki Viktoria Plzen’in gruptan çıkacağına kalıbımızı basardık ama bu grupta boğazlarına “şnitzel” takılabilir.

Buram buram ticari gazete başlığı kokan bu cümleden anlayacağınız üzere, analizimizde grubun diğer takımı Austria Wien’e geçtik. Viktoria Plzen’in yaşlı kadrosunun aksine Austria Wien yaş ortalaması genç bir ekibe sahip. UEFA Avrupa Ligi 2. ön elemesinde Trnava’ya karşı çok zorlanarak turu geçse de, 3. ön elemede Rosenborg’u nispeten rahat geçip gruplara kaldılar. Grünwald ve Kayode’li kadrosu, Viktoria Plzen’i geride bırakabilecek bir potansiyele sahip. Türk asıllı Avusturyalı oyuncu Tarkan Serbest ise bu sene Austria Wien takımında büyük bir yükselişe geçebilir. Grubun zayıf halkası Astra Giurgi ise bir Rumen temsilcisi. Astra takımı, play-off’da West Ham’ı eleyerek çok büyük bir sürprize imza atmıştı ama uzun vadeli grup maçlarında şansları zayıf olacaktır.

Grubun görünüşte seri başı, ama “de facto” olarak ikinci güçlü takımı Çek temsilcisi Viktoria Plzen. Biz Plzen’i önceleri sadece birasıyla tanısak da Viktoria futbol takımının sayesinde Plzen önce Çek futbol kamuoyuna, sonra da Avrupa geneline kendisini kabul ettiren bir futbol şehri oldu. Öyle ki, yıllarca düşman kardeşler Sparta ile Slavia'nın sürüklediği Çek futbolunun öncülü haline gelmekle beraber, uzun zamandır Çek Milli Takımı’nın da omurgasını oluşturuyor. En son Euro 2016’da milli takımımızın rakibi olan Çek Milli Takımı kadrosunda da önemli sayıda Viktoria Plzen oyuncusu bulunmuştu. (Hatta teknik direktör bile Viktoria patentliydi ama Pavel Vrba şimdi Anzhi Mahaçkale’yi çalıştırıyor.) Ama Çek futbolunun temel problemi olan “yenilenememe” sıkıntısı Viktoria Plzen’de de mevcut. Takımın uzun süredir beraber oynayan kadrosunun yaş ortalamasını yükseldi. Bu durumu ortaya çıkaran en büyük gösterge ise Ludogorets Razgrad’a Şampiyonlar Ligi play-off’unda elenmeleri oldu. Fenerbahçe ile oynadıkları sezonki Viktoria Plzen’in gruptan çıkacağına kalıbımızı basardık ama bu grupta boğazlarına “şnitzel” takılabilir.

Buram buram ticari gazete başlığı kokan bu cümleden anlayacağınız üzere, analizimizde grubun diğer takımı Austria Wien’e geçtik. Viktoria Plzen’in yaşlı kadrosunun aksine Austria Wien yaş ortalaması genç bir ekibe sahip. UEFA Avrupa Ligi 2. ön elemesinde Trnava’ya karşı çok zorlanarak turu geçse de, 3. ön elemede Rosenborg’u nispeten rahat geçip gruplara kaldılar. Grünwald ve Kayode’li kadrosu, Viktoria Plzen’i geride bırakabilecek bir potansiyele sahip. Türk asıllı Avusturyalı oyuncu Tarkan Serbest ise bu sene Austria Wien takımında büyük bir yükselişe geçebilir. Grubun zayıf halkası Astra Giurgi ise bir Rumen temsilcisi. Astra takımı, play-off’da West Ham’ı eleyerek çok büyük bir sürprize imza atmıştı ama uzun vadeli grup maçlarında şansları zayıf olacaktır.

Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi
Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi

F Grubu: Kupa 2'nin gediklisi Athletic Bilbao

F Grubu: Kupa 2'nin gediklisi Athletic Bilbao

F Grubu’na şöyle bir baktığımızda birbirinden farklı ekollerin buluştuğu bir grup olduğunu görüyoruz. İspanya, İtalya, Belçika ve Avusturya, oyuna bakışları ve liglerinin özellikleri birbiriyle pek de örtüşmeyen dört farklı futbol ülkesi. Ama kulüp olarak değerlendirdiğimizde Athletic Bilbao’nun bu grupta öne çıktığı aşikar. Athletic Bilbao takımı, geçen sene bu kupanın çeyrek final rövanş maçında penaltılar sonucu Sevilla’ya elenmiş ve Bask taraftarlar rakiplerinin kupaya uzanmasını evlerinde ağlayarak takip etmişlerdi. Avrupa Ligi’nin finaline kadar yükseldikleri 2011-12 sezonundan itibaren neredeyse her sene (1 sezon hariç) bu turnuvada yer alarak artık UEFA Avrupa Ligi’nin gediklisi oldular. Kadro kalitesi itibariyle grubun en üst düzey takımı olduğunu da söyleyelim. Athletic takımındaki yabancı oyuncu yasağını tarihte delen ikinci oyuncu Laporte, 35 yaşına gelse de hala tabiri caizse “aslan gibi” oynayan forvet Aduriz, Atletico Madrid patentli orta saha Raul Garcia takımın önemli kozları. Her şeyden önemlisi bir La Liga takımı olmasıyla Athletic grubun doğal favorisi olarak öne çıkıyor. Ama bu favoriyi zorlayacak gizli bir favori daha var. İtalya temsilcisi Sassuolo, geçen sene Serie A’da kendisinden beklenmeyecek bir performans göstererek UEFA Avrupa Ligi biletini cebine koydu. Sassuolo için aslında “İtalya’nın Akhisar’ı” dersek, tabir yerine tam oturmuş olur. İtalyan yerel yönetim sistemine göre ilçe sayılabilecek Sassuolo kentinin futbol takımının de doğal olarak bir “ilçe takımı” olması, yeşil siyahlı renkleri ve defansf özelliğiyle öne çıkan Serie A’da göze hoş gelen bir futbol ortaya koyarak yukarıda bir dereceyle geçen sezonu bitirmesi, ligimizin sevimli temsilcilerinden Akhisar’ı çok andırıyor aslına bakarsanız. (Darısı Akhisar’a diyelim.)

F Grubu’na şöyle bir baktığımızda birbirinden farklı ekollerin buluştuğu bir grup olduğunu görüyoruz. İspanya, İtalya, Belçika ve Avusturya, oyuna bakışları ve liglerinin özellikleri birbiriyle pek de örtüşmeyen dört farklı futbol ülkesi. Ama kulüp olarak değerlendirdiğimizde Athletic Bilbao’nun bu grupta öne çıktığı aşikar. Athletic Bilbao takımı, geçen sene bu kupanın çeyrek final rövanş maçında penaltılar sonucu Sevilla’ya elenmiş ve Bask taraftarlar rakiplerinin kupaya uzanmasını evlerinde ağlayarak takip etmişlerdi. Avrupa Ligi’nin finaline kadar yükseldikleri 2011-12 sezonundan itibaren neredeyse her sene (1 sezon hariç) bu turnuvada yer alarak artık UEFA Avrupa Ligi’nin gediklisi oldular. Kadro kalitesi itibariyle grubun en üst düzey takımı olduğunu da söyleyelim. Athletic takımındaki yabancı oyuncu yasağını tarihte delen ikinci oyuncu Laporte, 35 yaşına gelse de hala tabiri caizse “aslan gibi” oynayan forvet Aduriz, Atletico Madrid patentli orta saha Raul Garcia takımın önemli kozları. Her şeyden önemlisi bir La Liga takımı olmasıyla Athletic grubun doğal favorisi olarak öne çıkıyor. Ama bu favoriyi zorlayacak gizli bir favori daha var. İtalya temsilcisi Sassuolo, geçen sene Serie A’da kendisinden beklenmeyecek bir performans göstererek UEFA Avrupa Ligi biletini cebine koydu. Sassuolo için aslında “İtalya’nın Akhisar’ı” dersek, tabir yerine tam oturmuş olur. İtalyan yerel yönetim sistemine göre ilçe sayılabilecek Sassuolo kentinin futbol takımının de doğal olarak bir “ilçe takımı” olması, yeşil siyahlı renkleri ve defansf özelliğiyle öne çıkan Serie A’da göze hoş gelen bir futbol ortaya koyarak yukarıda bir dereceyle geçen sezonu bitirmesi, ligimizin sevimli temsilcilerinden Akhisar’ı çok andırıyor aslına bakarsanız. (Darısı Akhisar’a diyelim.)

Sassuolo etkili olabilir

Sassuolo etkili olabilir

Geçen sene kendi evinde Juventus’u, Napoli’yi ve Inter’i mağlup etmiş, deplasmanda Roma’yla berabere kalmayı başarmıştı Sassuolo takımı. Takımı Serie B’den alıp UEFA Avrupa Ligi’ne kadar taşıyan Eusebio Di Francesco, “Eusebio” ismiyle müsemma olsa gerek savunma futbolu yerine hücumu tercih eden bir anlayışa sahip. Bu sene de Serie A’ya çok iyi başladılar (2 maçta 2 galibiyet). Bu grupta iş yapacaklarının kesin gözüktüğü gibi, San Mames deplasmanında Athletic Bilbao’yu zorlama ihtimalleri de yüksek. Genk ise grubun Belçika temsilcisi. Malumunuz Belçika Ligi değişik bir sisteme sahip. Geçen sene normal sezondan Şampiyonluk Grubu’na zıplamaya hak kazanan Genk burayı dördüncü sırada bitirdi ve Şampiyonluk Grubu’na yükselenlerin ayıklandığı, devam eden normal sezonu Avrupa hakkı elde edebileceği bir konumda bitiren Charleroi ile Kupa 2 bileti almak için final maçı oynadı. (Bin şükür ki biz bu karmaşık sistemlerden kendimizi bir sezonda sıyırdık.) UEFA Avrupa Ligi biletini kazanan Genk, elemeleri de kazasız atlatarak kendini gruplarda bulduk. Peter Maes’in öğrencilerinin arasında Thomas Buffel, gole dönük orta saha olarak dikkat çekiyor. Bu grubun “şnitzelcisi” ise Rapid Wien. Sturm Graz’ın fırtına gibi estiği Avusturya Ligi’nde, bu sezon başı Austria ve Rapid takımları biraz geride kaldı. Vatandaşı Austria Wien’in daha kolay son 32 mücadelesi verebileceği bir grupta olmasına karşın, Rapid takımı bu grupta Athletic Bilbao ve Sassuolo’ya karşı bir hayli zorlanacaktır. Ben bu grupta Athletic ve Sassuolo takımlarını bir adım önde görüyorum.

Geçen sene kendi evinde Juventus’u, Napoli’yi ve Inter’i mağlup etmiş, deplasmanda Roma’yla berabere kalmayı başarmıştı Sassuolo takımı. Takımı Serie B’den alıp UEFA Avrupa Ligi’ne kadar taşıyan Eusebio Di Francesco, “Eusebio” ismiyle müsemma olsa gerek savunma futbolu yerine hücumu tercih eden bir anlayışa sahip. Bu sene de Serie A’ya çok iyi başladılar (2 maçta 2 galibiyet). Bu grupta iş yapacaklarının kesin gözüktüğü gibi, San Mames deplasmanında Athletic Bilbao’yu zorlama ihtimalleri de yüksek. Genk ise grubun Belçika temsilcisi. Malumunuz Belçika Ligi değişik bir sisteme sahip. Geçen sene normal sezondan Şampiyonluk Grubu’na zıplamaya hak kazanan Genk burayı dördüncü sırada bitirdi ve Şampiyonluk Grubu’na yükselenlerin ayıklandığı, devam eden normal sezonu Avrupa hakkı elde edebileceği bir konumda bitiren Charleroi ile Kupa 2 bileti almak için final maçı oynadı. (Bin şükür ki biz bu karmaşık sistemlerden kendimizi bir sezonda sıyırdık.) UEFA Avrupa Ligi biletini kazanan Genk, elemeleri de kazasız atlatarak kendini gruplarda bulduk. Peter Maes’in öğrencilerinin arasında Thomas Buffel, gole dönük orta saha olarak dikkat çekiyor. Bu grubun “şnitzelcisi” ise Rapid Wien. Sturm Graz’ın fırtına gibi estiği Avusturya Ligi’nde, bu sezon başı Austria ve Rapid takımları biraz geride kaldı. Vatandaşı Austria Wien’in daha kolay son 32 mücadelesi verebileceği bir grupta olmasına karşın, Rapid takımı bu grupta Athletic Bilbao ve Sassuolo’ya karşı bir hayli zorlanacaktır. Ben bu grupta Athletic ve Sassuolo takımlarını bir adım önde görüyorum.

Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi
Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi

G Grubu: İsmi olan, cismi olmayan bir Ajax

G Grubu: İsmi olan, cismi olmayan bir Ajax

G Grubu, eski günlerini arayan bir Avrupa devine ev sahipliği yapıyor. Ajax takımı, bir zamanlar Hollanda’yı kulüp düzeyinde başarıdan başarıya koşturan takımların başında geliyordu. Son yıllarda başarıdan başarıya koşma olayı gerçekleşemese de en azından Şampiyonlar Ligi gruplarında boy göstermeyi başarmışlardı. Lakin iki senedir o platformdan da uzakta kaldılar. Hatırlayacağınız üzere Ajax, geçen sene Fenerbahçe’ye Avrupa Ligi’nde rakip olmuş ve iki maçta da temsilcimizi mağlup edememişti. Bu sene de geçen seneki kadrolarının üzerine güç olarak pek koyamadılar. (Ajax’ın bu transfer dönemini bir hayli hareketli geçirdiğini belirtelim.) Üstüne üstlük takımda bir istikrar yakalamış olan teknik direktör Frank De Boer ve Polonyalı Arkadiusz Milik’in de artık takımda olmadığını söyleyelim. Birkaç senedir “ismi var cismi yok” konumundaki Ajax’ın bu grupta zorlanacaktır. Standard Liege ise Belçika’dan turnuvaya dahil oluyor. Bir önceki grupta Genk’inkine çok benzer bir şekilde UEFA Avrupa Ligi biletini aldılar ve turnuvaya dahil oldular. (“Nasıl katıldı” diye detay soracak olursanız lütfen beni mazur görün, çünkü gerçekten Belçika ligi insanı delirten karmaşıklıkta bir lig sistemi!) Bu sene Standard Liege’in normal sezona pek de iyi başlamadığını belirtelim. Birkaç sezondur ligimizde boy gösteren Alparslan Öztürk, bu sene Standard Liege forması terletecek. Kadro olarak grupta “kesin ağırlığını koyar” diyemiyoruz ama, Avrupa tecrübesi olan bir takım olarak iş yapmaları ihtimal dahilinde.

G Grubu, eski günlerini arayan bir Avrupa devine ev sahipliği yapıyor. Ajax takımı, bir zamanlar Hollanda’yı kulüp düzeyinde başarıdan başarıya koşturan takımların başında geliyordu. Son yıllarda başarıdan başarıya koşma olayı gerçekleşemese de en azından Şampiyonlar Ligi gruplarında boy göstermeyi başarmışlardı. Lakin iki senedir o platformdan da uzakta kaldılar. Hatırlayacağınız üzere Ajax, geçen sene Fenerbahçe’ye Avrupa Ligi’nde rakip olmuş ve iki maçta da temsilcimizi mağlup edememişti. Bu sene de geçen seneki kadrolarının üzerine güç olarak pek koyamadılar. (Ajax’ın bu transfer dönemini bir hayli hareketli geçirdiğini belirtelim.) Üstüne üstlük takımda bir istikrar yakalamış olan teknik direktör Frank De Boer ve Polonyalı Arkadiusz Milik’in de artık takımda olmadığını söyleyelim. Birkaç senedir “ismi var cismi yok” konumundaki Ajax’ın bu grupta zorlanacaktır. Standard Liege ise Belçika’dan turnuvaya dahil oluyor. Bir önceki grupta Genk’inkine çok benzer bir şekilde UEFA Avrupa Ligi biletini aldılar ve turnuvaya dahil oldular. (“Nasıl katıldı” diye detay soracak olursanız lütfen beni mazur görün, çünkü gerçekten Belçika ligi insanı delirten karmaşıklıkta bir lig sistemi!) Bu sene Standard Liege’in normal sezona pek de iyi başlamadığını belirtelim. Birkaç sezondur ligimizde boy gösteren Alparslan Öztürk, bu sene Standard Liege forması terletecek. Kadro olarak grupta “kesin ağırlığını koyar” diyemiyoruz ama, Avrupa tecrübesi olan bir takım olarak iş yapmaları ihtimal dahilinde.

Celta Vigo aradan sıyrılabilir

Celta Vigo aradan sıyrılabilir

Celta Vigo ise “La Liga”nın Avrupa Ligi’nde boy gösteren ekiplerinden. Geçen sezon elde ettikleri altıncılıkla çok uzun bir aradan sonra onlara da Avrupa kapıları açılmış oldu. Geçen sene La Liga’da 6. olmak kayda değer bir başarı. (UEFA Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla’ya sıralamada 8 puan fark attılar.) Arjantinli Eduardo Berizzo, teknik patron olarak komşu ülkeleri Şili menşeli 3 oyuncusuyla (Hernandez, Orellana, Diaz) geçen sene fark yaratmıştı. Nolito - Guidetti - Aspas ileri üçlüsünden Nolito Manchester City’ye gitse de, kadrosu geçen seneye göre genel anlamda çok bozulmayan bir Celta Vigo izleyeceğiz G Grubu’nda. Yunan temsilcisi Panathinaikos ise Ajax ile benzer bir kaderi paylaşıyor. Panathinakos’un bir zamanlar Barcelona’yı Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde saf dışı bırakmanın eşiğinden döndüğünü bizati olarak hatırlıyorum (2001-02 sezonu). Ama son yıllarda gerek kendi liginde, gerek Avrupa’da korkulmayan ve rahatça baş edilebilecek bir takım halini aldılar. Geçtiğimiz sezonu Olympiakos’un 30 puan gerisinde ikinci olarak tamamladılar. Yunanistan Alpha Ethnika Ligi sistemi gereği sıralamada peşine dizilen AEK, PAOK ve Panionios ile yaptıkları play-off grubu maçlarında da PAOK’un gerisinde kaldılar ve Şampiyonlar Ligi elemelerine de gidemediler. İsveçli forvet oyuncusu Marcus Berg dışında pek etkili oyuncuları yok. Yunanistan’ı vuran ekonomik buhranın futboldaki en önemli yansımalarından birini yaşayan Pana, kadrosunun zayıflığına rağmen son derece ateşli taraftar kitlesiyle her daim zor deplasman olmuştur. Ben bu grupta Celta Vigo’yu önde, diğer üç takımı da son 32 mücadelesinin içinde görüyorum.

Celta Vigo ise “La Liga”nın Avrupa Ligi’nde boy gösteren ekiplerinden. Geçen sezon elde ettikleri altıncılıkla çok uzun bir aradan sonra onlara da Avrupa kapıları açılmış oldu. Geçen sene La Liga’da 6. olmak kayda değer bir başarı. (UEFA Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla’ya sıralamada 8 puan fark attılar.) Arjantinli Eduardo Berizzo, teknik patron olarak komşu ülkeleri Şili menşeli 3 oyuncusuyla (Hernandez, Orellana, Diaz) geçen sene fark yaratmıştı. Nolito - Guidetti - Aspas ileri üçlüsünden Nolito Manchester City’ye gitse de, kadrosu geçen seneye göre genel anlamda çok bozulmayan bir Celta Vigo izleyeceğiz G Grubu’nda. Yunan temsilcisi Panathinaikos ise Ajax ile benzer bir kaderi paylaşıyor. Panathinakos’un bir zamanlar Barcelona’yı Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde saf dışı bırakmanın eşiğinden döndüğünü bizati olarak hatırlıyorum (2001-02 sezonu). Ama son yıllarda gerek kendi liginde, gerek Avrupa’da korkulmayan ve rahatça baş edilebilecek bir takım halini aldılar. Geçtiğimiz sezonu Olympiakos’un 30 puan gerisinde ikinci olarak tamamladılar. Yunanistan Alpha Ethnika Ligi sistemi gereği sıralamada peşine dizilen AEK, PAOK ve Panionios ile yaptıkları play-off grubu maçlarında da PAOK’un gerisinde kaldılar ve Şampiyonlar Ligi elemelerine de gidemediler. İsveçli forvet oyuncusu Marcus Berg dışında pek etkili oyuncuları yok. Yunanistan’ı vuran ekonomik buhranın futboldaki en önemli yansımalarından birini yaşayan Pana, kadrosunun zayıflığına rağmen son derece ateşli taraftar kitlesiyle her daim zor deplasman olmuştur. Ben bu grupta Celta Vigo’yu önde, diğer üç takımı da son 32 mücadelesinin içinde görüyorum.

Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi
Avrupa Ligi'nde Heyecan Başlıyor: E, F, G, H Gruplarının Analizi

H Grubu: Shakhtar’ın adı, etli ekmeğin tadı

H Grubu: Shakhtar’ın adı, etli ekmeğin tadı

Nihayet geldik temsilcilerimizden birinin daha grubuna. Bu sene ilk defa Avrupa heyecanını yaşayacak takımlarımızdan biri olan Konyaspor, H Grubu’nda Ukrayna devi Shakhtar Donetsk, Portekiz’den Braga ve Belçika’dan Gent ile eşleşti. Şimdiden söylememiz gerekiyor ki kura şansı UEFA Avrupa Ligi eşleşmelerinde temsilcimize pek uğramamış. Özellikle Shakhtar Donetsk, bu turnuvada genellikle her sezon üst turları gören bir ekip. Geçtiğimiz sezonlara göre ciddi güç kaybı yaşasa da Shakhtar Donetsk’in sırf formasının tecrübesinin bile UEFA Avrupa Ligi maçlarında öne geçebildiğini, temsilcimiz Başakşehir’e karşı oynadıkları play-off maçlarında gördük. Tabi Shakhtar’ın en önemli kaybı, eski dost Mircea Lucescu. Donetsk’te iç savaşın etkilerinin yoğun olarak devam etmesi ve takımın evinden uzakta gurbet hayatı yaşaması ise hem takımın konsantrasyonunu düşürüyor, hem de transfer hareketlerinde kulübün elini baya zayıflatıyor. Bu sene yeni transfer olarak, sadece Kuban’dan Selezynov’u alabildiler. Lucescu’nun yerine teknik patronluğa gelen Paulo Fonseca, ilginçtir ki geçen sene Braga teknik direktörü olarak Shakhtar’a karşı çeyrek final sınavı vermiş ve tutunamamıştı. Bu sene her şeye rağmen Shevcuk, Rakitsky, Srna gibi oyuncuların varlığı ve en önemlisi tecrübesi, Shakhtar’ın hala korkulacak bir takım olduğunun göstergesi. Shakhtar’ın Konya Arena stadyumuna çıkacak olması dahi Konyalı taraftarlar için son derece önemli bir olay olacaktır.

Nihayet geldik temsilcilerimizden birinin daha grubuna. Bu sene ilk defa Avrupa heyecanını yaşayacak takımlarımızdan biri olan Konyaspor, H Grubu’nda Ukrayna devi Shakhtar Donetsk, Portekiz’den Braga ve Belçika’dan Gent ile eşleşti. Şimdiden söylememiz gerekiyor ki kura şansı UEFA Avrupa Ligi eşleşmelerinde temsilcimize pek uğramamış. Özellikle Shakhtar Donetsk, bu turnuvada genellikle her sezon üst turları gören bir ekip. Geçtiğimiz sezonlara göre ciddi güç kaybı yaşasa da Shakhtar Donetsk’in sırf formasının tecrübesinin bile UEFA Avrupa Ligi maçlarında öne geçebildiğini, temsilcimiz Başakşehir’e karşı oynadıkları play-off maçlarında gördük. Tabi Shakhtar’ın en önemli kaybı, eski dost Mircea Lucescu. Donetsk’te iç savaşın etkilerinin yoğun olarak devam etmesi ve takımın evinden uzakta gurbet hayatı yaşaması ise hem takımın konsantrasyonunu düşürüyor, hem de transfer hareketlerinde kulübün elini baya zayıflatıyor. Bu sene yeni transfer olarak, sadece Kuban’dan Selezynov’u alabildiler. Lucescu’nun yerine teknik patronluğa gelen Paulo Fonseca, ilginçtir ki geçen sene Braga teknik direktörü olarak Shakhtar’a karşı çeyrek final sınavı vermiş ve tutunamamıştı. Bu sene her şeye rağmen Shevcuk, Rakitsky, Srna gibi oyuncuların varlığı ve en önemlisi tecrübesi, Shakhtar’ın hala korkulacak bir takım olduğunun göstergesi. Shakhtar’ın Konya Arena stadyumuna çıkacak olması dahi Konyalı taraftarlar için son derece önemli bir olay olacaktır.

Braga'yı özledik mi?

Braga'yı özledik mi?

Belçika temsilcisi Gent, bu sezon UEFA Avrupa Ligi’ndeki dört Belçika temsilcisinden bir tanesi. Belçika futbolunun hem milli takım, hem kulüpler düzeyindeki yükselişine paralel olarak Gent geçtiğimiz sezon son derece başarılı bir Şampiyonlar Ligi serüveni yaşamış ve son yıllarda son 16’yı görebilen tek Belçika temsilcisi olmuştu. Geçen sezon Kupa 1’deki bu başarısına rağmen, kendi liginde Club Brugge’ün baya gerisinde kaldığını belirtelim. (Bu sene lige fena bir başlangıç yapmadılar.) Orta sahada Kums, Foket, Neto, ileride Moses gibi oyuncularıyla ben Gent takımının temsilcimiz Konyaspor’u Braga’ya nazaran daha fazla zorlayacağı kanaatindeyim. Portekiz ekibi Braga’yı ise geçen seneki Fenerbahçe maçlarından çok iyi hatırlıyoruz. Sarı lacivertlilere karşı Ivan Bebek’le son derece haksız şekilde turu geçen Braga, bir sonraki turda Shakhtar’a karşı dağılmıştı. Kaderin bir cilvesi olarak, geçen sezon elendiği Shakhtar Donetsk ile bu sene UEFA Avrupa Ligi gruplarında karşılaşıyorlar, üstelik geçen seneki teknik direktörleri Fonseca Shakhtar Donetsk’in yeni koçu. Fonseca’dan boşalan teknik direktörlük koltuğuna ise bu sene Braga’da Jose Peseiro oturdu. Jose Peseiro, 2012-13 sezonunda yine Braga teknik direktörlüğünü yapmış ve Galatasaray’ın Türk Telekom Arena’daki ilk Şampiyonlar Ligi maçında temsilcimizi 2-0 mağlup etmişti. (Ama nihayetinde grubu sonuncu bitirmekten kurtulamamıştı.) Geçtiğimiz sezon, kadrosu ortalama olan bir Braga takımı izlemiştik. O kadronun önemli parçalarından Josue, biliyorsunuz Galatasaray’a geldi. Braga her ne kadar UEFA Avrupa Ligi finaline yükseldiği 2010-11 sezonundaki Braga olmasa da tecrübesi ve yaptığı isimle her daim önemli bir takım olmuştur. Temsilcimiz Konyaspor bu grupta Avrupa’da deneyim sahibi olmuş üç rakiple boğuşacak. Konyaspor’un direkt katılım elde etmesi ve bu sezon elemelerde oynamaması, zihnimizde nasıl bir Avrupa performansı ortaya koyacağı konusunda soru işaretleri yaratıyor. Umarım temsilcimizin goller ve puanlar bulduğu bir H Grubu izleriz. Bu arada dipnot olarak bir şeyi belirteyim. Benzer isimli iki Belçika takımı olan Gent ve Genk’i karıştırıyorsanız eğer, hiç merak etmeyin, o sıkıntıyı ben de sık sık yaşıyorum. Ambleminde Kızılderili başı olan takım Konyaspor’un rakibi Gent, G harfi olan ise Genk. Bu bilgi de benden size “yazı sonu” kıyağı.

Belçika temsilcisi Gent, bu sezon UEFA Avrupa Ligi’ndeki dört Belçika temsilcisinden bir tanesi. Belçika futbolunun hem milli takım, hem kulüpler düzeyindeki yükselişine paralel olarak Gent geçtiğimiz sezon son derece başarılı bir Şampiyonlar Ligi serüveni yaşamış ve son yıllarda son 16’yı görebilen tek Belçika temsilcisi olmuştu. Geçen sezon Kupa 1’deki bu başarısına rağmen, kendi liginde Club Brugge’ün baya gerisinde kaldığını belirtelim. (Bu sene lige fena bir başlangıç yapmadılar.) Orta sahada Kums, Foket, Neto, ileride Moses gibi oyuncularıyla ben Gent takımının temsilcimiz Konyaspor’u Braga’ya nazaran daha fazla zorlayacağı kanaatindeyim. Portekiz ekibi Braga’yı ise geçen seneki Fenerbahçe maçlarından çok iyi hatırlıyoruz. Sarı lacivertlilere karşı Ivan Bebek’le son derece haksız şekilde turu geçen Braga, bir sonraki turda Shakhtar’a karşı dağılmıştı. Kaderin bir cilvesi olarak, geçen sezon elendiği Shakhtar Donetsk ile bu sene UEFA Avrupa Ligi gruplarında karşılaşıyorlar, üstelik geçen seneki teknik direktörleri Fonseca Shakhtar Donetsk’in yeni koçu. Fonseca’dan boşalan teknik direktörlük koltuğuna ise bu sene Braga’da Jose Peseiro oturdu. Jose Peseiro, 2012-13 sezonunda yine Braga teknik direktörlüğünü yapmış ve Galatasaray’ın Türk Telekom Arena’daki ilk Şampiyonlar Ligi maçında temsilcimizi 2-0 mağlup etmişti. (Ama nihayetinde grubu sonuncu bitirmekten kurtulamamıştı.) Geçtiğimiz sezon, kadrosu ortalama olan bir Braga takımı izlemiştik. O kadronun önemli parçalarından Josue, biliyorsunuz Galatasaray’a geldi. Braga her ne kadar UEFA Avrupa Ligi finaline yükseldiği 2010-11 sezonundaki Braga olmasa da tecrübesi ve yaptığı isimle her daim önemli bir takım olmuştur. Temsilcimiz Konyaspor bu grupta Avrupa’da deneyim sahibi olmuş üç rakiple boğuşacak. Konyaspor’un direkt katılım elde etmesi ve bu sezon elemelerde oynamaması, zihnimizde nasıl bir Avrupa performansı ortaya koyacağı konusunda soru işaretleri yaratıyor. Umarım temsilcimizin goller ve puanlar bulduğu bir H Grubu izleriz. Bu arada dipnot olarak bir şeyi belirteyim. Benzer isimli iki Belçika takımı olan Gent ve Genk’i karıştırıyorsanız eğer, hiç merak etmeyin, o sıkıntıyı ben de sık sık yaşıyorum. Ambleminde Kızılderili başı olan takım Konyaspor’un rakibi Gent, G harfi olan ise Genk. Bu bilgi de benden size “yazı sonu” kıyağı.

Kupa 2’deki 8 grubu irdeledik, geriye kaldı 4 grup. I, J, K, L gruplarını analiz edeceğimiz son Avrupa Ligi yazımızda görüşmek üzere.

(Yazıdaki tüm görseller, UEFA Avrupa Ligi resmi twitter hesabı @EuropaLeague'den alınmıştır.)

Kupa 2’deki 8 grubu irdeledik, geriye kaldı 4 grup. I, J, K, L gruplarını analiz edeceğimiz son Avrupa Ligi yazımızda görüşmek üzere.

(Yazıdaki tüm görseller, UEFA Avrupa Ligi resmi twitter hesabı @EuropaLeague'den alınmıştır.)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.