Aşkın Nöropsikolojisi

Asaf Vodvil 12.09.2016

Biz aşık olduğumuzu düşünüyorken, beynimiz nelerle meşgul oluyor?

Aşk, üzerine söylenen herhangi bir şeyin yanlışlanamadığı nadir kavramlardan biri. Aşk üzerine ne söylenirse bir şekilde doğrudur. ‘Sevdim, oldu’ diyerek açıklanıp bırakılabileceği gibi, nedenleri, nasılları da sorgulanabilecek bir kavram. Bu yazıda aşkın nedenlerini, nasıllarını beyindeki tezahürleriyle açıklamaya çalışacağım.


Annelerin çocuklarına olan sevgisiyle, romantik bir aşkın (karşılıklı olarak hissedilen aşk) karşılaştırmalı olarak araştırması yapılmış:

  • Her ikisinde de aktif olan beyin bölgeleri tespit ediliyor.
  • Her ikisinde de sevdiği kişiyi görünce çalışmayı durduran beyin bölgeleri tespit ediliyor.
  • Aşık olan kişiye bakıldığında, ‘duygusal beyin’ aktifleşip, ödül sistemi devreye giriyor.
  • Bol miktarda dopamin ve norepinefrin salgılanıyor. Bu da kalp atışını ve kan basıncını hızlandıran, heyecanlı bir hale, mutluluktan uçmaya kadar sebebiyet veren davranışlara neden oluyor. (Kokain kullanımından sonra da bol miktarda dopamin ve norepinefrin salgılanıyor.)
  • Romantik aşkın haricinde olgunlaşmış aşklarda da görülen oksitosin ve vazopressin hormonları artıyor. Bunlar bağlılık, hafıza ve sadakati tetikleyen hormonlar.
  • Romantik aşk ile anne sevgisi arasındaki farkın en belirgin olduğu noktalardan biri hipotalamus. Cinsellikle ilgili uyaran görevi üstlenen hipotalamus, annenin çocuğuna olan sevgisinde aktifleşmiyor. Aynı zamanda dopamin de salgılanmıyor bu noktada.
  • Her iki grupta da çalışmayan beyin bölgeleri amigdala, frontal korteks ve temporal korteks. Bu bölgeler eleştiri yapabilmek, duygusal öğrenim geliştirmek, anlamak, hatalardan ders çıkarmak gibi görevleri uygulamakta. Lakin sevgi ve aşk içindeki iki grup da eleştirel düşünmeyi askıya alıyor. Bu sayede sevilen kişide kusur görülememeye başlanıyor.


  • Romantik aşk dışında, annenin çocuğa olan sevgisinde devreye giren bir başka durum ise, yüzleri değerlendiren bölümün aktifleşmesi. Çocuğu konuşamadığı için, bakışlarından ve mimiklerinden duygusal çıkarımlar yapmak zorunda kalan anne, bu yönünü çok sık kullanmak zorunda olduğundan da ustalaşıyor. İyi bir yalan makinesi olacak duruma geliyor.
  • Ortalama 2 yıl, maksimum 4–5 yıl süren romantik aşk, bu süreçten sonra ‘olgun aşk’a evriliyor. Kusur görememe, yanlışlarını yakalayamama gibi durumlara olgun aşkta rastlanmıyor. Fakat aşk devam ediyor. Sadakati, bağlılığı sağlayan oksitosin ve vazopressin yüksek miktarda bulunmaya da devam ediyor olgun aşkta.
  • Olgun aşkta kişiler olduğu gibi kabul edilmeye başlanıyor ve birbirlerini değiştirmeye çalışmıyorlar.


Bunlarla birlikte, monogamik ve poligamik ilişkiyi anlamak adına çayır fareleri ve dağ fareleriyle yapılan bir çalışmaya da göz atalım:

  • Basitçe, monogami tek eşlilik, poligami çok eşlilik olarak açıklanabilir.
  • Çayır fareleri monogamik ilişki sürerken, dağ farelerinde poligamik ilişki gözleniyor.
  • Çayır faresi incelendiğinde, oksitosin ve vazopressin hormonlarının yüksek miktarda olduğu fark ediliyor. (Artık bu hormonların ne işe yaradığını biliyoruz.)
  • Dağ farelerinde ise bu hormanlar yok. Bununla birlikte dağ farelerine bu hormonlar enjekte edilmesine rağmen poligamik ilişkiyi sürdürmeye devam ediyorlar. Çünkü dağ farelerinde bu hormonların etkileşime gireceği reseptörler de yok.
  • Çayır farelerindeki oksitosin ve vazopressin salgısı durdurulduğundaysa, çayır fareleri de poligamik ilişkiye geçiş yapıyor. Yani poligamik olan monogamiye döndürülemese de monogamik ilişki götüren bozulup poligamiye döndürülebiliyor.

(Öget Öktem ve Semir Zeki’nin araştırmalarından ve yazılarından yararlanılmıştır.)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.