"Anne N'olur Beş Dakika Daha!"

Ece Tuğran 25.07.2016

Siz de alarm çaldığında ya da annenizin uyandırma servisiyle karşılaştığınızda “beş dakika daha uyumak için neler vermezdim” diye düşünenlerden misiniz? O zaman bu yazı tam sizlik.

Yeterli uykuyu alsak, beş dakikanın hesabını yapar mıyız hiç? Peki neden yeterli uyku alamıyoruz? Çünkü geceler bizim, geceler uzun, upuzun. İşte bunun farkında olan bazı insanlar, (halk arasında “gece kuşu” olarak adlandırılırlar) gecelerini uyumaktan daha verimli, daha aktif işler yaparak geçirmeyi tercih ederler. (Bu tipler yazının devamında “gece tipi” olarak anılacaktır.)

Gece tipleri hayat mesaisine gereken adaptasyonu sağlamakta zorlanır. Çünkü, bilirsiniz; işe, okula “Ya ben geceleri çok seviyorum, sabahlardan da hiç hazetmiyorum” denilmiyor. Geceleri bir hayli aktif olan tiplerimiz sabah olduğunda alarmı en az 5 kez ertelemeden uyanamaz. Zorlu uyanma evresini atlattıktan sonraki saatler de pek kolay değildir. Yeterli kafein alınmadan bu zor saatler geçmez, vücut uyandığını kabul etmez. Sabah tipleri etrafa enerji kıvılcımlarını saçarken, gece tipleri hayattan bezmiş bir ruh halindedir. Öğlene doğru gececilerimiz uyanmaya başlar, yaşam fonksiyonları düzelir. Akşam saatlerinde ise tam performanslarına ulaşırlar.

Görsel kaynağı: shutterstock.com

Şahsen ben de gece vakitlerinde dimağımı daha açık, kendimi daha aktif hissederim. Bu yüzden sabah uyanmam gereken saatin bilincine varamayıp bir türlü yatmak bilmeyenlerdenim. Sabahına da kahveyi kavanozla içme isteği...

Görsel kaynağı: shutterstock.com

Aslına bakarsanız, uyku düzenimiz tamamen kişisel tercihimiz değil. Araştırmalara göre genetik yapının da uyku düzeni üzerinde etkisi varmış. Bu etki şöyle işliyormuş: Biyoritmimizi düzenleyen melatonin adında bir hormonumuz var. Bu hormonun ne zaman, ne kadar salgılanacağı ise genetik şifremizde gizli. Melatonin salgılandığında uykumuz geliyor, uykuya dalıyoruz. Melatonin seviyesi düştüğünde ise beynimiz uyku modundan çıkıyor ve uyanıyoruz. Siz de benim gibi “İnsan kendi kendine uyanabiliyor muymuş? En son ne zaman alarmsız uyandığımı hatırlamıyorum” diye düşündünüz mü? Evet, ilginç olsa da insanlar kendi kendine uyanabiliyor. Çünkü insan vücudunda melatonin hormonu genel olarak 23.00 - 05.00 saatleri arasında salgılanıyor. 05.00’ten sonra seviye düştükçe uyanma gerçekleşiyor. Gece tiplerinde böyle bir uyanma gözlemleyemediğimize göre, melatonin salgılanma zamanının da 23.00 - 05.00 olmadığından emin olabiliriz.

Peki ne yapacağız biz? Ne tercih ne de genetik dinleyen bu hayata nasıl uyum sağlayacağız?

Görsel kaynağı: shutterstock.com

İlk olarak sabahların verimsizliğine bir çare bulmak gerek. Bunun için zorlu sabaha geceden hazırlık yapmalıyız. Bu hazırlıklar bizi ekstra uykuya kavuşturacak her türlü ayrıntıyı içermeli. Evden çıkarken size gerekli olacak iş veya okul çantasını hazırlamakla başlayabilirsiniz. Bunun dışında giyeceklerinizi hazırlamak, duş almak gibi sabah uykunuzdan çalan işleri geceden halledebilirsiniz. Son olarak, muhtemelen pek canınız istemeyecek ama evden çıkarken birkaç lokma atıştırırım diyorsanız, ne yiyeceğinizi de geceden düşünün, hatta imkanınız varsa hazırlayın. Sadece birkaç dakika bile olsa, ekstra uyku ekstra uykudur.

Evden çıkmayı başardık diyelim, gittiğimiz yerde verimli miyiz sanki? İşte veya okulda da sabah saatlerinde verimimizi artırmak için bir şeyler yapmamız şart. Uykusuzluk sebebiyle performansımızı düşüren en büyük sorun, kanımca, unutkanlık oluyor. Bunun çözümünü bizim için değiştirdiğim atasözünde sakladım: “Beyin uçar, yazı kalır.” Yazalım. Bu küçük bir not kağıdı olur, çizelge olur, günlük olur, uçmayacak bir şeyler olsun yeter. Sabah yapmanız gerekenleri geceden düşünüp not almak, unutkanlığı büyük ölçüde elimine edecektir.

Görsel kaynağı: shutterstock.com

Mesai veya ders saatleri bizim opsiyonumuz dışında ayarlansa da gün içindeki işlerimizi planlamak bizim elimizde. Planlama yaparken iş yükü fazla olan, konsantrasyon gerektirecek işleri sonraya atmak; sabahın erken saatlerinde güne daha kolay işlerle başlamak gerek. Nefes almayı da unutmayalım, molalar hakkımız. Ve işlerimizi planladığımız gibi, molalarımızı da planlayabiliriz. Örneğin sabahları mola yoğunluğunu artırıp akşam saatlerine yaklaştıkça daha uzun periyotlarda çalışmak gece tipi insanlar için iyi bir seçenek olacaktır.

Son olarak, şunu da belirtmeden yazıyı bitiremeyeceğim. Madem biyoritmimiz bizi gece ayakta tutuyor, o zaman bu geceleri değerlendirmek zamanıdır. Her sabah yataktan kalkarken hayatı sorguladığımız düşünülürse, geceleri buna değecek şeyler yapmak mantıklı bir fikir değil mi sizce de?

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.