Albert Camus'de "Uyumsuz ve İntihar"

S. Emre Özcan 04.10.2016

Albert Camus'nün intihar ve uyumsuzluk sınırında dolaşmak ve umutsuzlukları "leylak sesi"yle aşmak...

Albert Camus ve felsefi açıdan intihar

İçinde bulunduğumuz hayat gerçekten yaşamaya değer mi? İntiharın anlamı nedir ve uyumsuzluk intihar için nasıl bir etken taşır? İntihara dair bu gibi soruların cevaplarını Albert Camus ile birlikte bulmayı öneriyorum. Çünkü Sisifos Söyleni'nde yer alan ilk denemesine bile ("Uyumsuz ve İntihar") intihar sorunuyla başlıyor Albert Camus: “Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.”

Felsefenin temel sorunu: İntihar

Felsefenin temel sorunu “intihar”sa geri kalan tüm felsefe kavramları ve çalışmaları beyhude bir çabadan ibarettir. Böylece intihar hakkındaki sorun ve tartışma, sadece felsefenin değil, diğer bütün disiplinlerin temel sorunu haline gelmiştir. İntiharı temel hayat sorunu haline getirmek ise intiharı ana konu yapmaktan çok, yaşamın ve yaşamanın kendisini temel sorun yapmaktır. Albert Camus’ye göre de dünyadaki asıl sorun yaşamanın kendisi, yani yaşamın yaşanmaya değip değmediği sorunudur: “Gerisi, dünyanın üç boyutlu olup olmadığı, düşüncenin dokuz mu, yoksa on iki ulamı mı bulundu­ğu, sonra gelir. Oyundur bunlar, önce yanıt vermek gerekir. Nietzsche'nin istediği gibi, bir filozofun, saygımızı hak etmek için, başkalarına öğütlediğini önce kendisi yapması gerektiği düşünülürse, bu yanıtın önemi iyice anlaşılır, çünkü yanıt kesin davranıştan önce gelecektir. Gönlümüzle sezdiğimiz şeyler bunlar, ama aklımıza da aydınlık gelmeleri için derinleştirilmeleri gerekir.

Albert Camus'de

İntihar toplumsal bir olay mıdır?

Biz de intihar konusunu daha fazla derinleştirmeyi deneyelim ve intihar ile ilgili önemli bir soruyu ortaya atalım: İntihar toplumsal bir olay mıdır ve intihara toplumsal bir sıfat yüklemek ne kadar doğrudur? İntihar eden insanların çoğu ya kişisel problemlerden ya da ev içinde yaşanan şiddetli geçimsizlikten ötürü intihar etmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2014 yılında Türkiye’de intihar edenlerin %17,9’u hastalık, %9,0’u aile geçimsizliği ve %8,4’ü geçim zorluğu nedeniyle intihar etmiştir. Geçim zorluğunu toplumsal bir olay kategorisine koysak bile bu durum intiharın bireysel bir edim olduğu gerçeğini değiştirmez. Çünkü son kararı veren yine bireyin kendisidir, seçim tamamen intihar edenin kendisinin elindedir. Albert Camus’ye göre de intihar toplumsal bir olay olmaktan öte bireysel düşünceyle ilişki içinde olan bir eylemdir:

İntihar şimdiye kadar yalnızca toplumsal bir olay olarak ele alınmıştır… tam tersine, bireysel dü­şünceyle intihar arasındaki ilişki söz konusu. Böyle bir edim, yüreğin sessizliğinde, tıpkı büyük bir yapıt gibi hazırlanır. İnsan kendi de bilmez bunu. Bir akşam tetiğe basar ya da kendini sulara bırakır.

Albert Camus'de

Peki insanı bir akşam ansızın tetiğe bastıran ya da soğuk sulara hiç çekinmeden attıran duygu ve düşünce nedir? İnsanı intihara sürükleyen ilk tohum, ilk neden nasıl dallanıp budaklanır? İntihar etmek düşüncede başlayan bir etkiyle mi sonuca ulaşır yoksa sadece duygusal / acısal / ıstırapsal kökenleri mi vardır? Albert Camus’ye göre insanı intihara sürükleyen "kurt" insanın yüreğinde yer almaktadır:

Bir gün bana intihar etmiş bir emlak yöneticisinden söz ederken, beş yıl önce kızını yitirdiğini, o zamandan beri çok değiştiğini, bu olayın onu "için için yediğini" söylemişlerdi. Bundan daha uygun bir sözcük bulunamaz. Düşünmeye başlamak, için için yenmeye başlamaktır. Bu başlangıçlarda toplumun fazla bir etkisi yoktur. Kurt insanın yüreğindedir. Yürekte aramak gerekir onu. Yaşam karşısında uyanıklıktan ışık dışına kaçışa götüren bu ölümcül oyunu izlemek ve anlamak gerekir.”

Albert Camus'de

Albert Camus’de intiharın anlamı

İntihar etmek, böyle ölümcül bir oyuna sürüklenmek insana ne yarar sağlar peki? HİÇ. Hiçten, hiçliğe ulaşmaktan başka hiçbir şey sağlamaz. Öyleyse insanlar neden intihar eder ya da intihar etmeye kalkışır? Bence cevap açık: Kişisel ve ruhsal çıkmazlara girdikleri için, yaşamaya cesaretleri kalmadıkları için. Karanlık çıkmazlar ve devam etmeye dair korkaklık, insanın içinde bir "bulantı" yaratır ve insan kendi yarattığı "bulantı"ya yenik düşerek hayattaki son kozunu kendi üzerinde kullanır. Arkasında sadece sessizlik ve boşluk bırakır. İntihar suskunluğun konuşması, hiçliğin de dile gelmesidir. Albert Camus’nün dediği gibi intihar, melodramatik bir şekilde içindekini söylemektir:

Kendini öldürmek, bir anlamda, melodramlarda olduğu gibi içindekini söylemektir. Yaşamın bizi aştığını ya da yaşamı anlamadığımızı söylemektir. Ama örneklemeleri fazla ileri götürmeyelim de bilinen sözcüklere dö­nelim. Yalnızca "çabalamaya değmez" demektir kendini öldürmek.”

Albert Camus'de

Albert Camus ve uyumsuzluk duygusu

Albert Camus'ye göre insanla yaşamı arasındaki kopukluk uyumsuzluk duygusunun kendisini oluşturmaktadır. Uyumsuzluk duygusunu, kendisiyle yaşamı arasındaki kopukluğu, her insan ömründe az da olsa yaşamıştır. Uyumsuzluk bir diğer yanıyla uyum kuramamayı, yalnızlığı, yalnızlık da bunalımı beraberinde getirir. Bunalım da yukarıda bahsettiğimiz gibi zamanla "bulantı"ya evrilir. "Bulantı"nın verdiği "tiksinme" sonucu insan günlük hayattan kopup kendine realiteden bağımsız bir dünya kurmaya başlar: Umutsuzlukla, karamsarlıkla, yalnızlık ve acıyla dolu bir dünya. İşte bu ikinci dünyanın batağı insanı intihara sürükleyecektir. İntiharsa, sonu olmayan bir hiçliğe ve sessizliğe…

İnsanla yaşamı, oyuncuyla dekoru arasındaki kopma, uyumsuzluk duygusunun ta kendisidir. Sağlam insanlar arasında bile kendi intiharını düşünmemiş bir kimseye rastlanamayacağına göre, bu duyguyla hiçliği istemek arasında dolaysız bir bağ bulunduğu fazla açıklama yapılmadan da benimsenebilir.”

Albert Camus'de

Ölüm korkusunu aşmak

İntihar, üzerinde durulması ve araştırılması gereken felsefi, sosyolojik ve psikolojik bir sorundur. Albert Camus’nün yaptığı gibi intihara felsefi açıdan yaklaşıldığında ise intiharın aslında dünyanın yaşamaya değip değmeyeceği sorunuyla bire bir ilgili bir konu olduğu görülür. Peki intihar, insan için bir çıkış yolu sunar mı? İntihar bir kurtuluş ya da bir zafer midir? Bu soruya katiyen "Hayır!" cevabını veriyorum. Önemli olan dünyada "her şeye rağmen" yaşamaya devam etmek ve kapalı sandığımız tüm çıkış yollarını sonuna kadar açmaya çalışmaktır. İşte asıl kurtuluş ve zafer budur. İnsan ancak sabır ve mücadele sonucu hakiki özgürlüğe kavuşur:

Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırakmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.

Albert Camus'de

Leylak sesi...

Sonuç olarak diyebiliriz ki koşullar ne olursa olsun, yaşamaya inatla ve mutlulukla devam etmeli, asla pes etmemeliyiz. Unutmamalıyız ki kendimizi en umutsuz ve dibe vurmuş hissettiğimiz zamanda bile önümüzde milyonlarca çıkış yolu vardır. Aslında çıkmaz gördüğümüz sokaklar karşımıza çiçekler, en olmadı bir leylak sesi çıkartır:


Sen tam tabancayı

Şakağına dayamışsın;

Kapı açılıveriyor

Ve üstündekileri

Bir bir fırlatıp atan

Bir leylak sesi...


(Cemal Süreya, İntihar)

Albert Camus'de

İşte daima kendi leylak sesimizi bulmaya çalışmalı ve şartlar ne olursa olsun, her zaman sevgi ve neşeyle gülebilmeli...


Kaynak:

Albert Camus, Sisifos Söyleni, Çev: Tahsin Yücel, Can Yayınları, (Uyumsuz ve İntihar).

Cemal Süreya, Sevda Sözleri, YKY, (İntihar).

Türkiye İstatistik Kurumu, İntihar İstatistikleri 2014

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.