Aklımızın Bize Oynadığı Oyunlar: Sahte Anılar

Oğuz Taktak 06.09.2016

Bir şeyi hatırladığınızdan kesinlikle emin misiniz? O hatıranızın tamamıyla doğru olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sahip olduğunuz her anı, aslında yanlışlarla dolu olabilir.

Eski Türkiye'de, sık sık arkadaşlarla toplanıp meyhaneye gittiğimiz zamanlarda, yan masada tek başına oturan abimiz mutlaka bizim masaya salça olurdu. Bizim de hoşumuza giderdi bu durum çünkü yaşamak istediği hayatı yaşar ya da olmak istediği adam olurdu karşımızda. Emekli savcı mı dersiniz, yoksa eski milli futbolcu mu? Ne olmak isterse bizlere karşı oluverirdi. Yalan söylediğini tahmin etmemize rağmen çok eğlenceli olurdu onunla sohbet etmek. Bu abilerden birine "hatıra hırsızı" adını bile takmıştık. Çünkü yan masada duyduğu başkasının hatıralarını kendininmiş gibi, belki de o anı yaşayandan daha iyi anlatabiliyordu.

Tabii ki Amerikalı bilim insanları bu konuyu da araştırmışlar. Dr. Julia Shaw yazdığı makalesinde "Sadece tanıklık ettiğimiz olayları saptırmakla kalmayarak, hiç gerçekleşmemiş olaylarla ilgili de sahte anılara sahip olabiliriz. Bu tip sahte anılar özellikle belli durumlar altında gerçekleşir, örneğin; (kasıtsız olarak) bazı şüpheli psikoterapik tekniklerin uygulanması sırasında ya da (kasıtlı olarak) psikolojik deneylerde" diyor.

Daha anlaşılabilir olması adına, Ziya'nın aslan avı hatırasında olduğu gibi.

Şener Şen'in bu unutulmaz repliğinde Ziya'nın anlattığı absürt anısını bir yana bırakıp Dr. Shaw'ın bilimsel makalesine dönelim. Dr. Shaw özellikle bu yazı için, alanlarıyla ilgili herkesin haberdar olmasını istedikleri konu üzerine yorumlarını alabilmek amacıyla, alanında öne çıkan birkaç hafıza araştırmacısını davet etmiş. Onlarca yıl boyunca düzensiz ve anormal anılarla ilgili çalışma yürütmüş ve bunlardan bazılarının sahte anıların sebebi olabileceğine inanan Goldsmiths University of London'dan Chris French’in söylediklerine bakalım. Chris French hafızaya ilişkin yaygın masallara inanmayı bırakmanızı istiyor.

“Anılar ile ilgili en önemli 5 nokta"

1) Anılar bir video kamera gibi tanıklık edilen tüm olayları doğru olarak kaydederek çalışmaz. Hafıza, algı gibi yapıcı bir süreçtir. Genelde kesin detaylardan ziyade olayların özünü hatırlarız.

2) Biz bir anıyı yapılandırırken hatalar meydana gelir. Genellikle anılarımızdaki boşlukları kesin olarak deneyimlediklerimizle değil, deneyimlemiş olduğumuzu düşündüğümüz şeylerle doldururuz. Ayrıca olaydan sonra karşılaştığımız yanlış bilgiyi de dahil edebiliriz. Bilinçli bir şekilde, bunun gerçekleştiğinin farkında bile olmayız.

3) Sadece tanıklık ettiğimiz olayları saptırmakla kalmayarak, hiç gerçekleşmemiş olaylarla ilgili de sahte anılara sahip olabiliriz. Bu tip sahte anılar özellikle belli durumlar altında gerçekleşir; örneğin, (kasıtsız olarak) bazı şüpheli psikoterapik tekniklerin uygulanması sırasında ya da (kasıtlı olarak) psikolojik deneylerde.

4) Yaygın olarak kabul gören bir kavram olmasına karşın, psikanalitik bir kavram olarak "baskılama" varlığına ilişkin ikna edici bir kanıt bulunmamakta.

5) Bağımsız delillerin yokluğunda, belli bir anının sahte mi yoksa gerçek mi olduğunu ayırt etmek için günümüzde henüz bir yöntem bulunmuyor. Doğruluğundan yüzde 100 emin olunan detaylı ve canlı anılar bile tamamıyla sahte olabilir.”

Varılan önemli mesaj şu şekilde: Hafızanız her yöne gidebilecek vaziyettedir. Bir kere gerçekleştiğinde sahte anıyı saptayamazsınız, bu sebeple sahte anıyı önlemenin en iyi yolu bu kavramın varlığını kabul etmek ve buna sebebiyet veren koşullardan kaçınmak.

İngilizce makale için buraya tıklayınız.

Ayrıca sahte anılarla ilgili çok ilginç bir video da bulunuyor, Türkçe altyazıyla izleyebilirsiniz.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.