8 Kişiye Tutuklama Talebi

İnci Vardar 10.08.2016

Hrant Dink cinayetine ilişkin soruşturma kapsamında, o dönem jandarmada görevli 8 şüpheli, tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi.

19 Ocak 2007 tarihini hatırlıyor musunuz? Bir adam öldürüldü o gün. Sırtından vuruldu. Gazetesinin ofisinin önünde, gün ortasında, üç kurşunla yere serildi koca adam. Ermeni’ydi. Beyaz bereli bir maşa onun Ermeniliğini, Türk düşmanı olmamasını, özgürlüğünü kaldıramamıştı, gözünü kırpmadan üç kurşunu saydırmıştı. Güvercinler havalanmıştı, ayakkabısının altı delik adam yerde kalmıştı. İşin kötüsü, adamın kanı da yerdeydi. Kaldırılmadı. 17 yaşında olduğu söylenen beyaz bereli “çocuk”, babası ihbar ettiği için tutuklanmıştı ama fikirlerini savunan bir adamı öldürdüğü için alkışlanmıştı da.

Onun ölümü bir anda milyonları Ermeni, bazılarını ise “afedersiniz Ermeni” yapmıştı, hatırlar mısınız? 23 Ocak’taki cenazenin kalabalıklığını, ondan sonra her yıl Agos Gazetesi’nin önünde toplananları, bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulayan Rakel Dink’in sevgiliye mektubunu hatırlarsınız, değil mi? O yara kabuk bağlamasın, bu cinayetin arkasındakiler ortaya çıksın diye verilen uğraşı takip etmişsinizdir mutlaka.

8 Kişiye Tutuklama Talebi

İşte bugün, AA’nın haberine göre neredeyse 10 yıl önce işlenen bu cinayetle ilgili 8 kişi, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aralarında o dönemin jandarma istihbarat yetkilileri de varmış. Suçları “terör örgütüne üye olma" ve "kasten öldürmeye iştirak" olarak belirlenmiş.

Yine habere göre daha önce İstanbul İl Jandarma İstihbarat Şubesinde görevli astsubay Abdullah Dinç, eski uzman çavuş Yavuz Bozca ve Trabzon İl Jandarma İstihbarat Şubesinde görevli Ergün Yorulmaz ile jandarma astsubay Emre Cingöz, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "FETÖ/ PDY'ye üye olma" ve "kasten adam öldürme suçuna iştirak etme" suçlarından tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan diğer 4 şüpheli Mustafa Küçük, Mikdat Özbek, Rahmi Özer ve Musa Yıldırım ise, "yurt dışına çıkış yasağı" ve "evine en yakın güvenlik birimine haftada bir imza verme" zorunluluğundan oluşan adli kontrol tedbirleri uygulanması şartıyla serbest bırakılmıştı. Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan, aralarında gazeteci Ercan Gün'ün de bulunduğu 14 şüphelinin ise emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Merak ediyorum, o kanın yerde kalmaması için mutlaka bir darbe teşebbüsü mü olması gerekiyordu? Bir hukuk devletine yakışan tavır bu mudur? Kandırılmış olmak, suçun bunca zaman cezasız kalmasını haklı çıkarır mı? Bir hukuk devletinde katile “Aferin evladım, iyi ki temizledin Ermeni dölünü” diyenler hiç bedel ödemez mi? Peki bu paralel yapıyı hâlâ açık açık ya da içten içe savunabilenler, “öldürtüyor ama hizmet ediyor” diye mi düşünürler?

İşte bunlar da günün haberinden sonra akıllara takılan sorulardan birkaçı.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.